ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Tuesday, Sep 02nd

Son Guncelleme08:18:06 AM GMT

Nerdesin: Vatandaşlık Bilgisi Yargı Bağımsızlığı Nedir


Yargı Bağımsızlığı Nedir

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Yargı yetkisi, hukuk devletinin temel kurumlarından olduğu için, her türlü baskı ve etkiden uzak bir biçimde yürütülmelidir. Anayasa, yargı bağımsızlığını, iki ayrı maddede vurgulamıştır, 138. madde mahkemelerin bağımsızlığını düzenlerken; 139. maddede hakimlik ve savcılık teminatı kurallaştırılmıştır.

Aslında mahkemelerin bağımsızlığı ile yargıçların bağımsızlığı eş anlamlıdır. Mahkemelerin bağımsızlığının, yargı erkinin en önemli ögesi olan yargıçlardan ayrı düşünülmesi mümkün değildir. Mahkemelerin bağımsızlığı, yargının yasama ve yürütme organlarına karşı bağımsız yapısını, bu doğrultuda yetkilerini kullanmasını, görevlerini yerine getirmesini ifade etmektedir. Yargıçların bağımsızlığı ise yasama ve yürütme organlarına bağlı olmadan Anayasaya ve hukuka uygun olarak vicdani kanılarına göre hüküm vermelerini amaçlar.Anayasanın 138. maddesine göre, hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar;Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez;genelge gönderemez;tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisi'nde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiç bir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.Anayasa, hakimlik ve savcılık teminatını 139. maddede şu şekilde düzenlemektedir: Hakimler ve savcılar azlonulamaz, kendileri istemedikçe altmışbeş yaşını bitirinceye kadar emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.

Yargının, yasama ve yürütme organlarının etkisinde kalmasının önlenmesi amacıyla, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu oluşturulmuştur. Bu Kurul, hakim ve savcıları mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükseltme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar. Adalet Bakanlığı'nın, bir mahkemenin veya bir hakimin veya savcının kadrosunun kaldırılması veya mahkemenin yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar. Ayrıca yasalarla verilen diğer görevleri de yerine getirir.Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun başkanı Adalet Bakanı'dır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabii üyesidir. Kurulun üç asıl ve üç yedek üyesi Yargıtay Genel Kurulunun, iki asıl ve iki yedek üyesi Danıştay Genel Kurulu'nun kendi üyeleri arasından, her üyelik için gösterecekleri üçer aday içinden Cumhurbaşkanınca dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilir.

Kurul’un başkanının Adalet Bakanı olması ve Adalet Bakanlığı Müsteşarının Kurul’un üyesi olması, yargı bağımsızlığına aykırı bulunmakta ve eleştirilmektedir.Ayrıca, hakim ve savcılarla ilgili işlemlerin Bakanlık bünyesinde hazırlanarak Kurula son aşamada getirilmesi de Bakanlığın etkisini arttırmakta, yargıç güvencesini zedelemektedir. Örneğin, mesleğe alınmada adaylık döneminde Adalet Bakanlığı yetkilidir. Kurul Bakanlıkça atanan adaylar arasından mesleğe kabul işlemi yapabilmektedir.
Bu durum, son yıllarda yargının temel niteliği olan tarafsızlığa gölge düşürecek boyutlara ulaşmıştır. Adalet Bakanlarının kendi siyasal görüşüne yakın insanları göreve aldığı iddiaları ileri sürülebilmektedir. Unutulmamalıdır ki yargı bağımsızlığı aynı zamanda yargıcın tarafsız olmasıyla sağlanabilir.Yargı bağımsızlığı, Bakanlığı devreden çıkarmakla sağlanabilir mi, ya da Adalet Bakanının varlığı yargıyı gerçekten bağımlı kılmakta mıdır? Bu soruların üzerinde düşünmek gerekmektedir. Yargıçların yürütme organına bağımlı olmalarını gerektiren hukuki bir sebep yoktur. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun diğer üyelerinin oyu daha fazladır. Bu üyelerin siyasi baskıya boyun eğecekleri varsayımını bir tarafa bırakmak mümkündür. Yargıçlık gibi onurlu ve ahlaki sorumluluk gerektiren bir mesleğin mensubunun hukuka uygun vicdani kanaati doğrultusunda hüküm vereceğine inanmaktan başka çıkar yol bulunmamaktadır.
 
Üzerinde durulması gereken bir diğer konu ise savcılık ve hakimlik ayırımıdır. Savcılık, işlenen suçların araştırılması, sanıkların tespit edilmesi, delillerin toplanması ve mahkemeye sunulması görevidir. Bu nedenle Adalet Bakanlığının gerektiğinde savcılara dava açma emri verebilmesi yargıç güvencesini zedeler nitelikte görülmemiştir.Hakim ise önüne gelen davada, tarafların iddialarını, dellileri inceleyerek, uyuşmazlığı çözen hükmü verir. Anayasa, savcılık mesleğini de adaletin gerçekleşmesindeki önemi nedeniyle, teminat altına alarak savcıların görevlerinde vicdan rahatlığı içerisinde davranmalarını sağlamıştır.

Hakimlik ve savcılık teminatının eksik bir yönünü de vurgulamak gerekmektedir. Anayasa, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulması engellemektedir. Hakim ve savcıların mesleğe kabul, ilerleme, yükselme ve görevlerine son verilme gibi önemli kararlara karşı yargısal korunmadan mahrum bırakılmaları, Anayasayla tanınan diğer güvenceleri zedelemektedir.Ayrıca hukuk devletinin temel esası olan Devlet kaynaklı tüm işlemlerin yargı denetimine tabi olması ilkesine de aykırıdır. Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların açık olması, yargılamanın tarafsızlığının etkin bir teminatıdır. Bu açıklık kamuoyunda ve ilgililerin gönüllerinde huzur ve güven yaratır. Genel ahlakın ya da kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde kapalı duruşma yapılabilir. Bütün mahkeme kararları gerekçeli olmak zorundadır. Anayasa, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını emretmektedir.

Son olarak üzerinde durulması gereken bir diğer önemli nokta askeri mahkemelerdeki hakimlerin, aynı zamanda Silahlı Kuvvetler'in emir komuta düzeni içinde yer almalarının yargı bağımsızlığı ilkesine aykırı olup olmadığıdır. Anayasa Mahkemesi, askeri hakimlerin hakimlikle beraber subay kimliklerini de özenle korumak ve kollamak durumunda olduklarını belirterek, sicillerinin düzenlenmesinde askeri niteliklere verilecek notların da bulunmasını Anayasaya aykırı bulmamıştır. Esasen Anayasanın 145. maddesinde de askeri hakimlerin statülerinin, hakimlik teminatı ve askerlik hizmetinin gereklerinin gözönünde tutularak düzenlenmesi gerektiği belirtilmektedir.

Mahkemelerin bağımsızlığını zedeleyen veya zedeleyebileceğini düşündüğünüz halleri tartışınız.

Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy