ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Monday, Aug 19th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Yunan Mitolojisi Aphrodite Doğuyor


Aphrodite Doğuyor

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Aphrodite Doğuyor..

Aphrodite

Aphrodite’nin ününü hepimiz duymuşuzdur.. Aşkın, güzelliğin Tanrıçası, Hesiodos’a göre denizin köpüklü dalgalarından doğmuştur.. Hatta adı da oradan gelir: Aphros, Yunanca köpük demektir..

 

Bir ilkbahar günü, berrak bir gökyüzünün hakim olduğu bir günde denizdeki dalgalar Kıbrıs’ın kıyılarına hafif hafif çarpıyorlardı. Birden yüksekçe bir dalga sahile çarptı.. Dalga geri çekildiğinde yosundan bir döşek üzerinde dünyalar güzeli bir kızın varlığı göründü.. O, dalgaların köpüğünden yaratılan Aphrodite idi. Zephyros’un taze nefsi, hışıldayan dalgalar üzerinde, bir sedef kabuğu içinde onu uzun zaman denizde gezdirmiş; sahile gelince sedefin iki kabuğu açılmış, oradan güzel bir kız çıkarak sahildeki yosun döşeğe uzanmıştı. O, kumsalda yürüdükçe bastığı yerler çiçek açıyordu. Zaman Tanrıçaları Hora’lar onu karşılayıp, tuzlu deniz suyunu kurulayıp, giydirdiler, altından bir taç taktılar. Hora’lar tüm bu hazırlıklardan sonra Aphrodite’yi beyaz güvercinlerin eşliğinde ölümsüzlerin diyarına, Olympos’a uçurdular. Olympos’taki tüm Tanrılar, Aphrodite’nin ilahi tebessümü, güzelliği, gözlerinin parıltısı karşısında büyülendiler..

Şimdi en başa dönelim.. Uranos (gök’e ilk tanrı kuşağı arasında erkek ve baba tanrı olarak verilen ad), Gaia’dan doğan çocuklarını, toprağın bağrına soktuğu için Toprak Ana sancılar içinde kıvranır. Bu yüzden son oğlu Kronos’a bir tırpan verir, Kronos da o tırpanla babasının hayalarını keser ve denize atar.. İşte denize atılan bu uzuvdan çıkan köpükler, Aphrodite’nin oluşma nedeniydi..

Aphrodite-güvercin

 

 

Homeros’a göre ise, Aphrodite; Zeus ile Okeanos kızı Dione’den doğmuştur. İlyada’da Diomedes’le çarpışırken yaralanan Aphrodite’yi annesi Dione iyileştirir (İl. V.370).

 

 

Kaynakça

CAN, Şefik, Klasik Yunan Mitolojisi.

ERHAT, Azra, Mitoloji Sözlüğü, 2001.

HOMEROS, İlyada, çev. Azra ERHAT-A. KADİR, İstanbul, 2002.

Fotoğraflar; http://etc.usf.edu/


Cevaplar (1)Add Comment
PurpLeDream

Afrodit Euploia -Deniz Yolculuğunun Koruyucusu ve Onun Kutsal Yunusu


yazar PurpLeDream, Haziran 28, 2010
''Cyprine'e tap ve ben de sana hafifbir rüzgar göndereyim aşkın için ve parlayan gözlü deniz için ''
(Anonim )

Köpükten doğan ve deniz dalgalarıyla karaya taşınan tanrıçaya yaraşır biçimde Afrodit, okyanus dünyasına bağlı kaldı.Onunla daha sonra bir tutulan Mısır'lı Tanrıça İsis gibi deniz yolculuğunun sahibesi ve koruyucusu olarak saygı gördü.Tehlikeli ve denize uzanan yüksek dağlar ve platolar onun tercih ettiği tapınak yerleriydi.Bu tahtlardan Afrodit Pelagia-Deniz Tanrıçası- lakabı Euploia olarak iyi bir deniz yolculuğunu ve Galenaia olarak da sakin rüzgarları sağlıyordu. ''Yunanistan'daki tapınaklarının içindeki en eski ve kutsal olanı kayalık, oldukça verimsiz olan Kythera adasındaydı, Mora'nın doğu burnunun önünde.Dağ ve tepenin o kadar yükseğindeydi ki Libya Mısır yada Fenike sahilinden gelen onun altında duran Skandeia'nın limanına giren her ticari gemi onu görebiliyordu. '' (Grigson) Kıbrıs'ta denize doğru uzanan yerlerde birçok Afrodit tapınağı vardı.Her yerden bakışları üzerine çektiği için en etkileyici olan, Larnaka Ova'sının kenarında bulunan tapınak olup, bugün bir manastır tarafından taçlandırılması bir rastlantı değildir.Ayrıca İdalion'daki Kıbrıs'ın en dışta kalan doğu burnuna bakan daraltılmış bir kayalık yerde yapılmış ve tanrıçaya Akraia (Yunancada özdağ, zirve demek) unvanını veren, küçük tapınak da oldukça karakteristiktir.''Kayalıklara ve küçük adalara çıkan kuzey ve güneyden gelen fırtınalara açık olan Kıbrıs'ın en dışta kalan ucu oldukça tehlikeliydi.Afrodit, onun yüksek platosundan aşağıya, oradan geçen gemilere ve tehlikede olan gemilere bakardı; tam bir bekçi yada kırılan dalgaların hanımefendisi gibi''(Age) Tegea'dan Anyte'nin İÖ. 4.yy.'dan bir şiirinde anlatıldığı gibi:
''Bu yer Kypris'e ait.Çünkü onun herzaman karadan,
dışarıya parlayan denize bakmak hoşuna giderdi,
Gemicilere iyi yolculuklar hazırlasın diye
Ama çevrede,
Akan sular bu görüntünün görkemini görüyor ve ürperiyor.''
(Age)

Burada olduğu gibi başka yerdede ister Korininth'in Akropolis'inde olsun ister Sicilya'nın kuzeybatısında Eryx Dağı'nın tapınağında (Monte San Giuliano),tapınakların yer ve yapılışbiçimi aynı zamanda dini deniz fenelerinin ve yol gösterenlerin işlevinide gerçekleştiriyorlardı-bunlar, allegori olarak bakıldığında- aşkta engellerin aşılmasına yardım ederlerdi; öte yandan aralarında deniz bulunan sevenlerin yollarını da aydınlatırlardı:

''Bu tapınak içinde kendimi,
güçlü dalgada hükümdar olarak
buradaki nemli sahilin üzerinden
yükselttiğim,küçük ama benim sevdiğim.
Severek bakıyorum, ürperti yayarak o geniş deniz şaha kalktığında
ve gemiciler kurtulmaya çalıştıklarında
Buna dua et, bu Kypris'e!
O zaman sana aşk içinde
Ya da denizin mavisinde
Severek gönderirim yardım eden rüzgarı.''
(Sidonlu Antipatros İÖ 2.yy)

''Denizde kayalıkların önüne emin yere sana biraz tatlı bırakıyorum
ve sana olan saygımın bu sade armağanlarını da.
Yarın dalgalarından geçmek istiyorum İon Denizi'nin
Eidotheam beni çağırıyor yüreğine
Bana neşeli ışıltı gönder gemiye ve de aşkın üzerine
Gerdek odasının hanımefendisi Kypris ve denizin sahibesi''
(Gaetukicus İS 1.yy)

Bu deniz dalgalarını yumuşatıcı rolüne, Afrodit'in kutsal hayvanı olarak herzaman heykellerini süsleyen yunus, fevkalade uyuyor.

''O en sakin, en sessiz deniz üzüntüye kaıplıyor,yunuslar onu terkettiğinde ve mutluluğu ondan çaldıklarında.Ama o sevimliler tekrar dans ederek birbiri ile şakalaştıklarında, her dalga mutlu oluyor ve sular seviniyor''
(William Diaper Oppian'ın bir şiirine dayanarak)

Yunuslar uygun hava koşullarının sismograflarıydılar ve bugünde hala öyleler.Onlar Afrodit'in armağanı olarak durgun denizin sembolüydüler. ''Nil'e doğru ya da Herkül'ün sütunlarına doğru yolculuk yaparken yardıma ihtiyacı olan bir gemi, sembolik olarak söylenecek olursa, yardımcı yunusun gelmesini umuyorlardı.Çünkü yunuslar ortaya çıktıklarında dalgaların yatışma umudu vardı.'' (Age) Özellikle Yunanistan'da da, deniz memelisinin zor durumda kurtarıcı olarak ortaya çıktığını anlatan birçok öykü anlatılır. Onlar müzik sever, ''müzisyen'' hayvanlar olarak kabul ediliyordu, onları hiçe saymak ilham perilerini ve üç güzellik tanrıçasını gücendirmek gibiydi.O yüzden bir yunusu yaralamak ya da öldürmek, Aşk Tanrıçası'na karşı işlenmiş bir suç ve günah sayılıyordu.
Ayrıca yunus sembolik bir hayvan olarak zaten Baal kültünde Denizin Sahibesi Aşera unvanıyla ortaya çıkan, denizin bir tanrıçası olan Fenikeli Asterte ile aynen ilişkilendirilmişti.

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy