ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Wednesday, Aug 05th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Antik Şehirler Xanthos


Xanthos

e-Posta Yazdır

Reklamlar

XANTHOS ( …hayat bazen ölmektir sadece ölmek…)              

“…Evlerimizi mezar yaptık Mezarlarımızı ev. Yıkıldı evlerimiz .Yağmalandı mezarlarımız Dağların doruğuna çıktık Toprağın altına girdik Suların altında kaldık Gelip buldular bizi. Yakıp yıktılar Yağmaladılar bizi.Biz ki analarımızın, kadınlarımızın Ve ölülerimizin uğruna; Biz ki onurumuz ve özgürlüğümüz uğruna, toplu ölümleri yeğleyen bu toprağın insanları .Bir ateş bıraktık geride…”                

 

Xanthos Kitabesi {Xanthos kazılarnda bulunuş m.ö. dörtyüzlü yılara ait bir kalıntı)

"Pers ordusu, başında komutanları olduğu halde Xanthos Ovası'na indiği zaman, Xanthoslular bitmez tükenmez kuvvetlere karşı az sayı ile dövüştüler, yiğitlikte nam saldılar, ama yenildiler, kentlerine geri atıldılar, kadınları, çcukları, hazineleri ve köleleri kaleye doldurdular. Alttan, yandan ateşe verdiler. Öyle ki yangın kaleyi yerle bir etti. Bundan sonra birbirlerine korkunç yeminlerle bağlanarak düşmana saldırdılar ve Xanthos'ta oturanların tümü de savaşarak öldüler."        

 

Heredot M.Ö. 545 yılında Lykialıların Pers komutanı Harpagos'a karşı savaşını böyle anlatmaktadır. Bu ateşten yalnızca o sırada başka yerlerde bulunan Xanthoslular kurtulabilmişler, daha sonra şehirlerine gelerek şehri yeni baştan  kurmuşlardır.istilalara karşı xanthos duruşu tarihleri boyunca hiç değişmemiştir.Yine yaklaşık 500 yıl sonra m.ö. 42 yılında da ,Roma döneminde Romanın ağır vergilerine itiraz eden Xanthos, Brutus komutasındaki Roma ordusu tarafından kuşatılır. Brutus Xanthosu ağır yenilgiye uğratmış ve ordusuna Xanthosluları canlı ele geçirmelerini emretmiştir. Ancak roma ordusu sadece 16 Xanthosluyu canlı olarak yakalayabilir ve Brutus istilaya gittiği şehirlerde, savaşırsanız işte böyle yok olursunuz diye göstermek için bu 16 Xanthosluyu hep yanında taşır.         

 

Xanthos  tarihi M.Ö. 8.yy’lara dek dayanan tarihi ile Likya eyaletinin en büyük şehridir.Likyalıların, İ.Ö III. binyıl´in ikinci yarısında Anadolu´ya gelen ve II. binyıl boyunca Güney Anadolu bölgesinde yaşamış ve Anadolu´nun en eski Hint-Avrupa kökenli halkı olan Luviler´in dağılmasından sonra bir kısmının devamı olduğu da söylenir. Luvi dilinin Hititçeyle yakınlığı ve Luvilerin de Hititlilerle akraba olduğu göz önünde bulundurulursa Likyaca´nın da Hititçe bağlantısı anlaşılır. Hitit dilinde Likya´nın adı Lukka´dır. Tarihte bilinen ilk demokratik birliği kurmuş olmakla bilinen Likyalıların yayıldıkları bölgenin isimleri günümüzde Antalya ve Fethiye arasında kalan, Teke Yarımadası denen bölgedir.Tarihsel önemi; Jeopolitik durumu, eşsiz doğası ve farklı şehirlerden bir araya gelmiş olmalarına rağmen ortak bir kültür yaratmış ve var oldukları sürece bunu paylaşıp yaşatmış olmalarıdır. Bunu, arkalarında bırakmış oldukları, bugüne kadar ayakta kalabilen eserlerinin izlerinde rahatlıkla görebiliyorsunuz.Herodot da Likya ve Likyalılar hakkında  yazmıştır;

        “..Likyalılar'ın kökeni eski devirlerde Grek olmayan halkın yaşadığı Girit'ti. Europa'nın iki oğlu olan Sarpedon ve Minos tahtı ele geçirmek için mücadele etmişler ve galip gelen Minos, Sarpedon'u ve taraftarlarını ülkeden dışarı atmıştı. Sürülen grup, gemilere binip Asya'ya doğru hareket etmiş ve Milyaslar'ın topraklarına yerleşmişlerdi. Milyas, o zamanlar Solymler tarafından işgal edilen ve bugün Likyalılar'ın yaşadıkları ülkenin eski adıdır. Sarpedon'un krallığı zamanında isimleri Termiller diye bilinirdi. Şimdi bile komşuları Likyalılar için bu adı kullanırlar. Gelenekleri yönünden bazıları Giritliler'e, bazıları Karyalılar'a benzer. Fakat hiç kimseye benzemeyen bir töreleri vardır. O da babaları yerine analarının adını kullanmalarıdır. Bir Likyalı'ya kim olduğunu sorun, size adını annesinin, anneannesinin, büyük anneannesinin ve daha büyükanneannesinin ismini söyleyerek cevap verir. Hür bir kadının bir köleden çocuğu olursa yasal sayılır. Buna karşılık, toplum içinde ne kadar önemli bir yeri olursa olsun, hür bir erkekle bir yabancı kadının veya metresinin çocuğuna vatandaşlık hakkı tanınmaz…”    

  Xanthos'un perslere karşı bu direnişinden M.Ö. V. yüzyılda varolduğunu anlıyoruz. M.Ö. 1200 yılında yapılan Troya Savaşı sırasında başlarında Xanthoslu Sarpedon olduğu halde Lykialılar Troya Savaşı'na katılmışlardır. Bu da bize gösteriyor ki Xanthos M.Ö. 1200 yıllarında da vardır. Fakat, görkemli ama talihsiz bu şehir M.Ö. 475 - 450 sırasında bu kez bir yangınla  karşılaşmış, baştan başa yanmıştır. Kazılarda bu tarihlere ait kalın bir kül tabakası ortaya çıkarılmıştır. M.Ö. 429'da Melesandros isimli Atinalı bir komutan vergi toplamaya kalkınca tüm Lykialılar birleşerek yine ona karşı koyarlar. Bu savaşta Melesandros ölür ve Atina ile olan ilişkiler da sona erer. M.Ö. 333'de İskender'in eline geçen Xanthos, İskender'in ölümüyle M.Ö. 309'da Ptolemaiosların eline geçer. Daha sonra da Suriye Kralı III. Antiokhos'un eline geçen Xanthos'u bu dönemde büyük bir gelişme içinde görürüz.

 

M.Ö. II. yüzyılda Xanthos Likya Birliği'nin başkentidir. Bir ara Rodos yönetimine verilen Xanthos, Rodosluların yönetimine karşı gelerek özgürlüğüne kavuşmuştur. Tarihi boyunca büyük istilâlar ve felaketler geçiren Xanthos'u Roma döneminde M.Ö. 42 yılında Brutus işgal eder. Likya akropolünü yerle bir ederek Xanthosluları kılıçtan geçirir. Xanthoslular Brutus'a teslim olmamak için yine ölümü seçerler. Sonrasında, Roma, dönemsel politik çıkarlarına uygun olarak Likya Birliğini yeniden ayağa kaldırmak için, Xanthos’a ve bulunduğu bölgeye önem vermiştir;  Ancak, Likya, M.S. 2. ve 3. yüzyıllarda yaşadığı büyük depremlerin ardından bir daha kendisini toparlayamamıştır. M.S. 8. yy.da Arap akınları ve bu süreye kadar da korsan saldırıları sebebi ile terk edilen bölge, 13.yy.da Türk Beylikleri ile yeniden yerleşime açılmıştır.  

 

Xanthos'u ilk defa 1838 yılında Ch. Fellows keşfetmiş, bu kişi bütün rölyefleri ve büyük mimari parçaları sökerek, Patara'ya yanaşan savaş  gemisiyle Londra'ya taşımıştır. Bugün British Museum'un Lykia salonunda buradan götürülmüş olan birçok eser sergilenmektedir. 1950'den beri kazı Fransızlar tarafından yapılan Xanthos'u önce Dr. Pierre Demargne, sonra Prof. Dr. Henri Metzger kazmıştır.          

 

 Şimdi ise Fethiye-Kaş yolu üzerinde  tüm tarihleri boyunca yaşadıkları yağmadan arta kalan kalıntıları gezilebilmektedir.Tarihe bıraktıkları izse ,geleceğe;muazzam,görkemli bir mirastır kuşkusuz..

 

Xanthos, Fethiye - Kaş yolu üzerinde, Fethiye'ye 55 km uzaklıktadır. Kınık Köyü'nün yakınında Eşen Çayı'nın ayırdığı Muğla - Antalya il sınırı üzerindedir. Kınık Köyü'nün hemen yanından Xanthos harabelerine çıkılır. 

 

Kaynaklar:

İlhan AKŞİT'in "Işık Ülkesi LYKİA" kitabı. 

 

--Kültür bakanlığı tanıtımları


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy