ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Tuesday, Dec 10th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Bilgi Ustaların Gölgesindeki Sevgililer - Celal Üster


Ustaların Gölgesindeki Sevgililer - Celal Üster

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Üç kadının öyküsü

Ruth Butler, Yale University Press’ten çıkan Hidden in the Shadow of the Master: The Model-Wives of Cézanne, Monet, and Rodin (Ustanın Gölgesinde: Cézanne, Monet ve Rodin’in Model-Eşleri), hem bu üç büyük ustanın birçok yapıtına modellik yapan, hem de onlarla tüm bir yaşamı paylaşan üç kadının yaşamöyküsünü anlatıyor.

Geçen yıl The Great Man (Büyük İnsanlar) adlı kitabıyla PEN/Faulkner Roman Ödülü’nü alan Kate Christensen, Wilson Quarterly’de yayımlanan yazısında, “Sanat tarihi kitaplığı, genç, orta yaşlı, yaşlı ve ölümsüz bir adam olarak Sanatçı’nın yaşamöyküleriyle doludur,” diyor. “Ama sanatçının defalarca resmettiği kadına, sanatçının resimlerde ya da heykellerde yüzünü ölümsüzleştirdiği sıradan model-eşe öncelik veren kitaplara pek az rastlanır. Bu türden üç kadında odaklanan ve tümüyle onların yaşamöykülerinde yoğunlaşan kitaplar ise yok gibidir. Ruth Butler’ın ‘Ustanın Gölgesinde’ adlı kitabı, dönemlerinin üç büyük sanat dehası Paul Cézanne, Claude Monet ve Auguste Rodin’e modellik yapan, çocuk doğuran, onlarla yoksulluk içinde yaşayan ve en sonunda evlenen üç kadın, Hortense Fiquet, Camille Doncieux ve Rose Beuret üstüne derinlikli bir araştırma.”

Paul Cézanne ve Marie-Hortense Fiquet

Marie Hortense FiquetCézanne ile Fiquet’ye gelirsek, Butler’ın kitabından, Fiquet’nin ustanın yapıtlarını sık sık aşağıladığını, bu yüzden de Cézanne’ın birçok dostunun Fiquet’den hoşlanmadığını öğreniyoruz. Yine de, Butler, Fiquet’nin bu tutumunu aklama eğiliminde: “Onca portre için saatlerce kımıldamadan ve konuşmadan poz vermek hiç de yabana atılacak bir iş olmasa gerek. Bu resimlere kendinden bunca şey katan Hortense’ın onlar hakkında ne düşündüğü merak edilmeye değer bir konudur. Bu konuda pek az şey bilsek de, anlaşıldığı kadarıyla pek beğenmiyordu. Ama 19. yüzyılda Cézanne’ın yapıtlarının değerini zaten kaç kişi anlayabiliyordu ki?”

19. yüzyıldaki geleneksel resim değerlerinin nerdeyse tümüne meydan okuyan Cézanne, sonradan 20. yüzyılın birçok sanatçısı ve sanat akımını etkileyecek, “modern sanatın babası” olarak bilinecekti. Ne ki, yapıtları, yaşamının büyük bölümünde yanlış anlaşılmış, kuşkuyla karşılanmıştı. Kimilerine göre, onun yapıtlarını kuşkuyla karşılayanlar arasında karısı Marie-Hortense Fiquet de bulunuyordu. Aktarılanlar doğruysa, Fiquet, Cézanne’ın en azından 27 portresine saatlerce modellik etmesine karşın, kocasının sanatının değerini kavrayamayanlar arasında yer alıyordu.

Paul Cézanne: “Madame Cézanne’ın Portresi”


Paul Cézanne, 1869’da Marie-Hortense Fiquet’yle tanıştığında, resimleri hâlâ alıcı bulamadığından yaşamını sürdürmek için babasının yardımına gereksinim duymakta, zaman zaman babasının hakaretlerine katlanmak zorunda kalmaktaydı. Cézanne’ın kimi resimlerinde bazen güzel, bazen sıradan, iri siyah gözlü bir esmer olarak görünen Fiquet, yoksul bir aileden geliyordu ve Cézanne’dan 11 yaş küçüktü. Cézanne 30’unda, Fiquet 19’undaydı. Fiquet, bilindiği kadarıyla, geveze ve dik kafalı bir kadındı ve para harcamayı seviyordu. Ama genellikle kadınlardan çekinen Cézanne, genç Fiquet’den o kadar hoşlanmıştı ki, o güne dek yalnız yaşamasına neden olan kıt gelirini tehlikeye atmayı bile göze almış, yalnızca birlikteliğini değil, 1872’de Fiquet’den dünyaya gelen oğlunu da babasından gizli tutmuştu. Ne ki, babası çok geçmeden bu birlikteliği öğrenecek, oğluna verdiği parayı yarıya indirecekti.

1886’da babasının ölümünden sonra Cézanne malî yönden belli bir rahatlığa kavuştu. Bu tarihten altı ay önce evlendiği Fiquet’yle birlikte 1888’de bir yıl Paris’te oturacak, sonra karısıyla oğlunu buraya yerleştirip Aix-en-Provence’a yerleşecekti. İnsanlarla her zaman güç geçinen bir kişiydi; yavaş yavaş karısından ve gençlik arkadaşlarından da uzaklaşacak; tek başına ve içine dönük düşüncelere daldığı son yıllarını Aix’te geçirecekti.

 

Camille ile Claude

Camille DoncieuxCamille Doncieux ile Claude Monet, Paris’te, birçok genç sanatçının yaşadığı Batignolles’de tanıştıklarında Doncieux çok gençti. Siyah saçlı, incecik Camille’in Batignolles sokaklarında piyasa yaparken, her zamanki gibi café’ye gitmekte olan Monet’nin gözünden kaçmadığını kestirmek zor değil. Camille, Monet’nin resmine kadınsı bir zarafet getirecekti.

Burada, Paris sanatçı çevrelerinde kendini ilk kez şair olarak değil, Salon Sergileri hakkında yazdığı yazılarla resim eleştirmeni olarak kabul ettiren Baudelaire’i anımsamamak olanaksız. Baudelaire, 1859 Salon Sergisi için kaleme aldığı kışkırtıcı yazısında, “çağdaş kadın”ın giysileri, saç modelleri ve jestlerinin resim sanatında kendini açıkça ortaya koyan modern konular olduğunu söylüyordu. Monet, Edouard Manet’nin 1863’te Reddedilenler Salonu’nda sergilendiğinde skandal yaratan “Kırda Yemek” tablosundan esinlenerek yaptığı aynı adlı resimde, Baudelaire’in bu söylediğini yakalamaya çalışmıştı. Bu resimde, altı genç adam ve bir uşakla birlikte görülen güzel giyimli beş kadından üçüne Camille modellik etmişti.

Fiquet ile Cézanne’ın tersine, Camille ile Monet, para sıkıntısı içinde yaşamalarına karşın birlikte mutluydular. Camille, bir erkek çocuk dünyaya getirdiğinde 20, evlendiklerinde 23 yaşındaydı. Monet’nin Camille ile 12 bin franklık drahoması için evlendiği söylense de, Butler, eldeki tüm bilgilerin Monet’nin oğluna taptığını, Camille’i çok sevdiğini, Camille’in Monet’nin yakın dostlarının da gözdesi olduğunu gösterdiğini yazıyor. Camille’in gözünde evlilik en büyük vaatti, sık sık ortadan kaybolsa da Monet’nin kendisini terk etmeyeceğinden emindi.

Monet’nin resimleri artık alıcı bulmaya başlamıştı. 1874’te Paris’te bir ev aldılar. Ne var ki, Camille uzun süren bir hastalıktan sonra 1879’da öldü. Monet, karısının en güzel portrelerinden birini yaptı: “Camille Ölüm Döşeğinde”. Tabloda, uyuyan bir geline benziyordu Camille.

 

Rose ile Auguste

Rose BeuretAuguste Rodin’e modellik yapmaya başladığında, Rose Beuret, bir terzihanede dikişçi olarak çalışıyordu. Ufak tefek, ama sağlam yapılı, gamzeli, çok güzel bir kızdı. Rodin, ondaki canlılık ve içtenliğe, kadın vücudunu bir kat daha güzel kılan o erkeksi çekiciliğe hayran kalmıştı.

1862’de kız kardeşinin ölümünden etkilenerek din adamı olmaya karar veren Rodin, iki yıl sonra Rose’la tanışınca bundan vazgeçti. Montmartre’a taşınmalarından kısa bir süre Rose bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Hem Rodin’e poz veren, hem de Montmartre’daki atölyeyi çekip çeviren Rose’un iç dünyasına ilişkin hemen hiçbir şey bilinmiyor. Butler, kitabında, Rodin’in yaptığı bir portreye bakarak, Rose’un yirmilerinin sonlarında bir hayli yaşlı göründüğünü, nitekim bu portrenin hep “Sanatçının Annesi” olarak bilindiğini yazıyor. “Ustanın Gölgesinde”nin yazarı, bu portredeki modelin Rose olduğundan emin.

Rose Beuret, özel yaşamı hep çalkantılar içinde olan, 1880’lerde şair Paul Claudel’in kız kardeşi Camille Claudel’le fırtınalı bir ilişki yaşayan Rodin’e sonuna kadar sadık kalacaktı. 1917’de evlendiklerinde, Rose 72, Rodin 77 yaşındaydı. Rose hasta, Rodin yorgundu. Parasızdılar. Oturdukları konak dökülüyordu. Ülke savaştaydı. İkisi de vasiyetnamelerini yazdılar. Rodin, borç parayla Rose’a bir altın yüzük aldı. 29 Ocak’ta evlenmelerinden iki hafta sonra Rose zatürreeden ölecek, 1917’nin Kasımında ölen Rodin de konağın bahçesinde Rose’un yanına gömülecekti.

 

Devrimci bir değişim

Ruth Butler, yaşam öykülerini anlattığı bu üç kadının sanat tarihi açısından taşıdıkları önemin yalnızca yüzleri ve bedenleriyle sınırlı olmadığını vurguluyor: 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında, sanatın mitologya, Kutsal Kitap ve tarihten alınan geleneksel konuları yerlerini daha gündelik, toplumsal ve gerçekçi konulara bırakıyorlardı. Cézanne, Monet ve Rodin’in, kendilerine model olarak birlikte yaşadıkları kadınları seçmeleri devrimci bir değişimdi. “Bu kadınlar yalnızca model değildiler,” diyor Butler. “Bir duygu dünyasının, iç dünyanın tüm renklerini de birlikte getirmişlerdi; kocalarının sanatına coşkusal bir doku ve zenginlik katmışlardı.” Kuşkusuz, hem iç içe geçmiş, hem de eşit olmayan bir ilişkide, onların günlük yaşamdaki ruhsal dalgalanmalarını, sıkıntılarını, acılarını ve mutluluklarını paylaşarak.

Ustaların gölgesindeki sevgililer – Celal Üster


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy