ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Monday, Sep 23rd

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Diğer Gönülde Olmak


Gönülde Olmak

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Aşk mevlidi okunurken bir güneştin, bir sabahtın. Zevale yakın duruşun yoktu, zamanın koşum kayışlarını çıkarmamıştın. Mihrabım diyerek yüz sürülen de, mehtabım diyerek avutan da olmadın. Güle hasret yüreğimden, bende beni ihsas eden öz benlikten de azâde değildin. Kalbin taş kesilmesine, sözün unufak olmasına da rızan yoktu. Durduğun yer imkân beldelerinin şahı, varlık eyvanının başköşesiydi.
Mekân içinde var olanla şereflenir, zaman paylaşmanın hasretiyle yanıp tutuşur.
Kendi suskunluğu için mekanlar ihdas eder oldu insanlar…
Riyazet, iç güzellik, nefs terbiyesi için değil, farkında olmadan yalnızlaşmak için.
Muhabbetten hâsıl oldu Muhammet.
Şair sözüdür, muhabbetsiz Muhammet’ten de bir şey olmadı hâsıl.
Olmuyor zaten. Yokluğun hangi beldedeyse oraya güneş doğmuyor. Karanlık, sonrasında zifiriye kapı aralıyor. Yalnızlık kilimi serilince de daha bir hissedilmeye ve aranmaya başlıyor.
Göklere meydan okuyan binalar, gurbeti teknolojiyle evlere taşıyan imkânlar muhabbet şualarını istimlâk ediyor adeta. Yalnızlık libası giyiniyor insanlar ve muhabbetin yerini ihtiyaç değil, arzular alıyor.
İhtiyaç ve arzular birbirine karışıyor çoğu zaman.
İhtiyaç sohbet, arzular daha bir lüks yaşamak olunca örtüşmüyor, muhabbetsizliği çağırıyor.
Muhabbet kapısını kapayacak olan ne varsa, uzağında durmakla kalmamalı, yerine muhabbeti ihsas edecek şeyler koymalıyız. Arzuların peşinden koşarken ihtiyaç olan muhabbeti merkeze almalı, olmazsa olmazımız kılmalı, gözden ve gönülden kopmamalıyız.
Günümüzde insanın yakındığı, gelecekte de en çok yakınacağı şeydir yalnızlık. Ortak mekânlar muhabbet merkezli inşa edilmediği sürece bu yalnızlık devam edecektir. Ve yalnızlaşan insan kapıdan bakan, bekleyen, yalnızlaşmanın getirdiği hastalıklarla mücadele eden, çaresizliğine çare arayandan başkası olmayacaktır.
Eleştirdiğimiz, karşı durduğumuz ve değerlerimizi yok ettiğine inandığımız ne varsa, onlar yeni şeyler üreterek sosyal hayatımızı kuşatmaya devam ediyorlar. Farklı şekil ve malzemelerle, onlarsız olmuyor anlayışını zihinlerimize kazıyarak misafir olmuyor, yerli olarak kalıyorlar. Muhabbeti yok sayarak değil, bizi dinleyici kılarak. Bağlanmanın gönül değil, alışkanlık kanalından girerek.
Uzak durarak tavır almak yetmiyor ve kendimizi muhafazayla da sorun çözülmüyor. Uzak durmaya çalıştığımız ne ise, farklı şekillere bürünerek geliyor ve hayatın içinde meşru bir zemin oluşturabiliyor. Esas olan tavır almakla beraber, tanımlamaları doğru yapmak ve yerini doldurmaktır.
Teknolojinin yerini almak istediği ne varsa, faydalı olanları almalı ve fayda ile beraber zarar veren şeyleri kontrolümüzde tutmalıyız, aksi halde onlar bizi kontrole alacaklardır.
Kış okumalarını yeniden ihdas etmeliyiz.
Oturma odalarının şeklini ve ruhunu değiştirerek daha bir sosyalleştirmeliyiz.
Sıla-ı rahim önceliğimiz olmalı.
Yalnızlaştıran çağa karşı durmalı, yalnızlık sitelerine karşı muhabbet mekânları oluşturmalıyız.
Muhabbet insandır, insani olandır, karşılığı olandır.
Sözün aşk kapısını araladığı yerdir.

Asl olan muhabbetse…
Muhammedi olmalıyız.

Şeref AKBABA

Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy