ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Sunday, Sep 22nd

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Dünya Edebiyatı Charles Bukowski - Factotum 'dan


Charles Bukowski - Factotum 'dan

e-Posta Yazdır

Reklamlar

24


Kadın giysileri satan bir dükkânda sevkiyat memurluğu için başvurmuştum. II. Dünya Savaşı sırasında eleman yetersizliği olması gerekirdi ama her işe dört-beş kişi baş­vuruyordu. Adi işler için en azından. Başvuru formlarımı­zı doldurmuş bekliyorduk. Doğum yeri? Bekâr? Evli? As­kerlik durumu? Son çalıştığınız yer? Neden ayrıldınız? O kadar çok başvuru formu doldurmuştum ki tüm doğru cevaplan ezberlemiştim. Yataktan geç kalktığım için son çağrılan ben oldum. Kulaklarının üstünde iki tuhaf saç tutamı olan kel bir adam söyleşti benimle.

"Evet?" diye sordu önündeki forma bakarak.
"Yaratıcılığını geçici olarak yitirmiş bir yazarım."
"Aa, bir yazar, öyle mi?"
"Evet."
"Emin misin?"
"Hayır, değilim."
"Ne yazarsın?"
"Çoğunluk öykü. Bir de yarım romanım var."
"Bir roman ha?"
"Evet."
"Adı ne?"
"Kıyametimin Damlayan Musluğu."
"Hoşuma gitti. Ne hakkında?"
"Her şey."
"Her şey mi? Mesela kanser hakkında mı?"
"Evet."
"Benim karım da var mı o romanda?"
"O da orda."
"Bak sen! Neden kadın elbiseleri satan bir dükkânda çalışmak istiyorsun?"
"Kadınları hep kadın elbiseleri içinde sevmişimdir."
"Çürüğe mi çıktın?"
"Evet."
"Bunu ispatlayabilir misin?"
Evrağı gösterdim. Bakıp iade etti.
"İşe alındın."


28


Öykülerimi elde çoğaltıp postalamayı sürdürdüm. Daha çok çıkardığı FrontfLre dergisine hayranlık duyduğum Clay Gladmore'a yolluyordum. Öykü başına sadece 25 dolar ödüyorlardı ama Gladmore William Saroyan'ı ve bir­çok başka yazarı keşfetmiş biriydi; ayrıca Shenvood Anderson'un da dostuydu. Öykülerimin çoğunu ret nedenle­rini açıklayan bir yazı iliştirip geri yolluyordu. Gerçi kü­çük yazılardı bunlar ama sıcak ve yüreklendiriciydiler. Büyük dergiler, basılmış, hazır ret yazıları yolluyorlardı. Gladmore'un basılı ret yazısı bile bir sıcaklık taşıyordu: Bunun bir ret yazısı olmasından ötürü üzgünüz ama..."

Gladmore'u haftada dört-beş öykü ile meşgul ediyor­dum. Bu arada bodrumda, kadın giysileri satan dükkân­da çalışmayı sürdürüyordum. Klein henüz kaydırama-mıştı Larabee'nin ayağını; Cox, diğer sevkiyat memuru, yirmi beş dakikada bir merdiven altında bir sigara tüttürebildiği sürece kimin kime üstünlük sağladığını umursamıyordu.

Fazla mesai olağan hale gelmişti. İş saatlerimin dışın­da daha çok içmeye başlamıştım. Sekiz saatlik iş günü hayal olmuştu. Sabah işe gittiğinde on bir saate fittin. Cu­martesiler de dahildi buna. Aslında yarım gün olmalıydı­lar ama tam gün olmuşlardı. Savaş sürüyor ama bayan­lar deli gibi elbise satın alıyorlardı...

On iki saatlik bir gün bitirmiştim. Paltomu giyip bir si­gara yakmış, bodrumun merdivenlerini çıkıyordum. Hol­de ilerleyip kapıya doğru yürürken patronun sesini duy­dum: "Chinaski!"
"Evet?"
"Buraya gel."
Patron çok pahalı bir puro tüttürüyor, dinlenmiş görü­nüyordu.
Bu benim dostum. Carson Gentry."
Carson Gentry de pahalı bir puro içiyordu.
Bay Gentry de bir yazar. Yazmakla çok ilgili. Senin bir yazar olduğunu söyleyince seni tanımak istedi. Bir mahsuru yok, değil mi?"
Mahzuru yok."
İkisi de karşımda oturmuş, purolarını tüttürüp bana .Akıyorlardı. Birkaç dakika geçti. Duman çektiler, du-can üflediler, bana baktılar.
Gidebilir miyim şimdi?" diye sordum.
Olur," dedi patronum.




29


Yürürdüm hep odama, altı-yedi blok uzaklıktaydı. Yol bo­yunca ağaçlar birbirlerinin aynıydı: küçük, kıvrık, yan-donuk, yapraksız. Hoşlanıyordum onlardan. Soğuk ay ışı­ğında yalnız yürüyordum.

Ofiste olanlar aklımdan gitmiyordu. O pahalı purolar, şık elbiseler. Kanlı biftekler ve malikânelerin uzun girişle­rini hayal ettim. Refah. Avrupa'ya seyahatler. Güzel ka­dınlar. Benden çok mu zekiydiler? Tek fark paraydı, ve onu elde etme isteği.

Ben de yapardım! Para biriktirecektim. Bir fikir yaka­layıp kredi alacaktım. İnsanları işe alıp, kovacaktım. Ma­samın çekmecesinde viski bulunduracaktım. İri göğüslü, köşedeki gazeteci çocuğun görünce pantolonuna boşala­cağı bir kıça sahip bir karım olacaktı. Ona ihanet edecek­tim ve o bunu bilecek ama servetimden yararlanmak için kabullenecekti. Yüzlerindeki hayal kırıklığını görmek için insanları işten atacaktım. Hak etmedikleri halde kadınla­rın işine son verecektim.

İnsanların ihtiyacı olan şeydi bu: ümit. Ümitsizlikti in­sanları cesaretsiz yapan. New Orleans günlerimi anımsadım, yazabilme özgürlüğüne sahip olmak için haftalarca beş sentlik gofretlerle beslendiğim günleri. Ama açlık ma­alesef insanın sanatına katkıda bulunmuyordu. Zedeli­yordu sadece. İnsan ruhunun kökleri midededir. Güzel bir bifteği midene indirip viskini içmişsen beş sentlik gof­retle beslenen adamdan çok daha iyi yazarsın. Aç sanatçı efsanesi bir aldatmacadır. Her şeyin bir aldatmaca oldu­ğunu idrak ettiğin an uyanıp insanları kanatmaya, mah­vetmeye çalışırsın. Çaresiz kadın, erkek ve çocuklardan bir imparatorluk kurabilirdim - canlarına okurdum o za­man! Gösterirdim onlara!

Pansiyona varmıştım. Merdivenleri çıkıp odama yürü­düm. Kapıyı açıp ışığı yaktım. Bayan Downing mektupla­rımı kapının önüne koymuştu. Gladmore'dan kahverengi, büyük bir zarf vardı. Aldım. Reddedilmiş öykülerin ağırlı­ğını taşıyordu. Oturup zarfı açtım.



Sevgili Bay Chinaski:
Bu dört öyküyü iade ediyoruz ama Btrasarhoşu Ruhum Dünyanın Bütün Noel Ağaçlarından Daha Hüzünlüdür baş­lıklı öyküyü tutuyoruz. Uzun zamandır çalışmalarınızı iz­liyor, bu öyküyü kabul etmekten mutluluk duyuyoruz.

Samimiyetle,
Clay Gladmore



Yazıyı elimde tutup ayağa kalktım. İLK. Amerika'nın bir numaralı dergisi ilk öykümü almıştı. Dünya hiç bu kadar güzel görünmemişti, gelecek bu kadar parlak. Yata­ğa yürüyüp oturdum, tekrar okudum yazıyı. Gladmore'un imzasının her kıvrımını inceledim. Kalkıp kabul yazısını komodinin çekmecesine koydum. Sonra soyunup ışıkları söndürdüm ve yattım. Uyuyamadım. Kalkıp ışığı açtım, çekmeceden yazıyı alıp bir kez daha okudum:

Sevgili Bay Chinaski...

*Çeviri: Avi Pardo
**Metis Yayınları


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy