ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Tuesday, Aug 20th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Dünya Edebiyatı Çehov-Şişman İle Zayıf


Çehov-Şişman İle Zayıf

e-Posta Yazdır

Reklamlar

ÇehovNikolayevski Demiryolu Garı'nda iki dost
karşılaştılar. Birisi şişman, öteki zayıftı. Şişman az
önce gar lokantasında öğle yemeğini yemişti. Yağlı
dudakları olgun vişneler gibi parıldıyordu. Şarap ve
turunç çiçeği kokuyordu. Zayıf ise az önce vagondan
inmişti. Eli kolu bavullar, bohçalar, karton kutularla
doluydu. Kurutulmuş domuz eti ve kahve telvesi kokusu
yayıyordu etrafa. Onun hemen gerisinde uzun çeneli
zayıf bir kadın ile uzun boylu süzgün gözlü liseli bir
genç yürtiyorlardı. Karısı ve oğluydu bunlar.
Şişman zayıfı görünce:
" Porflriy! " diye bağırdı. " Sensin değil mi? Gözümün
nuru! Görüşmeyeli kaç yıl oldu! "
Zayıf, şaşkın halde:
" Aman yarabbim! Mişa! Çocukluk arkadaşım! Nereden
çıktın sen? "
İki dost üç kez kucaklaşıp, yaşla dolu gözlerle uzun
uzun bakıştılar. Her ikisi de tatlı bir kendinden
geçmişlik içindeydi.
Söze zayıf başladı:
" Sevgili dostum! Hiç ummuyordum! Ne sürpriz! Hele dur
sana şöyle güzelce bir bakayım! Tıpkı eskisi gibi yine
öyle yakışıklı! Yine öyle sevimli, öyle şık! Ah,
Tanrım! Ee, nasılsın? Zengin mi oldun? Evlendin mi?
Gördüğün gibi ben evliyim. İşte karım, Luiza. Kızlık
soyadı Vantzenbah'dır... lüteryendlr. .. Bu ise oğlum,
Nafanail, üçüncü sınıf öğrencisi. Nafanya, bu benim
çocukluk arkadaşım! Lisede beraber okumuştuk! "
Nafanail bir an düşündü, sonra şapkasını çıkardı.
Zayıf:
" Lisede beraber okumuştuk! " diye devam etti. "
Hatırlıyor musun, sana nasıl sataşıyorlardı? Okula ait
resmi defteri sigarayla yaktığm için sana Herostrat(
sırf ünlü olabilmek için Artemis tapınağını yakan
Yunanlı deli. M.Ö 356 ) diye takılıyorlardı.
Jurnalciliği sevdiğim için bana da Ephialt( Perslere
dağlardaki gizli geçidi gösterip halkına ihanet eden
delikanlı. ) adını takmışlardı. Ha, ha, ha!..
Çocuktuk! Korkma, Nafanya! Yaklaşsana ona... Bu ise
karım kızlık soyadı Vantzenbah... lüteryen. "
Nafanail bir an düşündü, sonra babasının arkasına
saklandı.
Şişman, arkadaşının yüzüne coşkuyla bakarak:
" Ee, nasıl yaşıyorsun, dostum? Nerede çalışıyorsun?
Rütben ne? "
" Memurum, azizim! iki yıldan beri 8. dereceden
memurum ve Stanislav nişanım var. Maaş kötü... Yerin
dibine batsın maaş, aldırma! Karım müzik dersleri
veriyor, ben de kendime özgü tarzda ağaçtan sigara
tabakaları yapıyorum. Harika kutular! Tanesini bir
rubleye satıyorum. On tane veya daha fazla alana
indirim yapıyorum, anlıyorsun ya. Şöyle böyle geçinip
gidlyoruz. Bakanlıkta çalışıyordum, şimdi buraya aynı
bakanlıkta kısım şefi olarak atandım... Artık burada
çalışacağım. Peki, ya sen nasılsın? Herhalde artık
sivil filan olmuşsundur, ha? "
Şişman:
" Hayır, azizim, daha çık, " dedi. " Gizli müşavirliğe
kadar ytikseldim... İki yıldızım var. "
Zayıf ansızın sarardı, taş kesildi. Peşinden, yüzü
yaygın bir gülümseyişle tüm yönlere doğru eğik bir hal
aldı. Adeta yüzünden ve gözlerinden etrafa kıvılcımlar
saçılıyordu. Büzüldü, ufaldı, kamburlaştı...
Bavulları, bohçaları, kutuları da büzülüp kırıştı
sanki... Karısının uzun çenesi daha bir uzadı.
Nafanail hazırol vaziyetine geçti. Üzerindeki resmi
okul ceketinin tüm düğmelerini ilikledi.
" Bendeniz, zatıalileri... Çok memnun oldum? Çocukluk
arkadaşım, böyle diyebilirim, birdenbire ricale
yükselmiş! Hi-hi-hi! "
Şişman yüzünü ekşiterek:
" Haydi canım! Bu tavırlar da ne oluyor? Seninle
çocukluk arkadaşıyız, şimdi burada üste saygının ne
gereği var? "
Zayıf daha da büzülerek kıs kıs güldü:
" Aman efendimiz... siz ki... Zatıalilerinin lutüfkar
dikkatleri... Adeta hayat veren su gibi... İşte
zatıalileri, bu oğlum Nafanail... Karım Luiza,
lüteryen, bir çeşit... "
Şişman bir şeyler söyleyerek karşı çıkmak istedi fakat
zayıfın yüzünde öyle yoğun bir kulluk ifadesi, öyle
bir tatlılık ve aşırı saygının verdiği öyle bir
ekşilik var dı ki, müsteşarın midesi kalktı. Başını
zayıftan öte yana çevirdi ve allahaısmarladık demek
için elini uzattı.

Zayıf uzatılan elin yalnızca üç parmağını sıktı, tüm
gövdesiyle yere eğildi ve bir Çinli gibi " hi-hi-hi "
diye kıs kıs güldü. Karısı gülümsedi. Nafanail
topuklarını birbirine vurdu, bu arada kasketini
düşürdü. Her üçü de tatlı bir kendinden geçmişlik
içindeydi.



Cevaplar (1)Add Comment
Angelica

...


yazar Angelica, Mayıs 04, 2010
çehov 'martı' oyununu yazarken de böyle bir bilinç içindeydi de kaleminden başka bir duygu dökülmüştü herhalde. çünkü martı'nın bir dram olarak değil de bir komedi olarak yazılmış olduğuna hiçbir rejisör hiçbir oyuncu akıl sır erdiremez okuyunca. yine de onun hep gizli bir mizah anlayışı oldu; kara mizah belki de... üstünde okurken birkaç defa düşünülesi bir yazar olduğu muhakkak..

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy