ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Thursday, Sep 19th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Dünya Edebiyatı Rilke'yi Anlamak Gerçekten Zor mu?


Rilke'yi Anlamak Gerçekten Zor mu?

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Rainer Maria RilkeRainer Maria Rilke

´Birgün dinsellikten hareketle insanlık ülküsünün ötesinde yeni bir dünya imgesine giden yolda, eşsiz bir yol gösterici olacak´ denilen Rilke gerçekten anlaşılmaz bir yazar mı?

Rilke, basmakalıp bir ifade ile; gizemli, yanlız ve anlaşılması zor bir sanatçı olarak tanımlanır hep. Rilke´nin gizemli ve yalnız biri olduğu tartışma götürmez.

Ama Rilke´yi anlaşılması zor bir sanatçı ve hatta ´onu anlaşılmayı istememekle´ itham edenlerin duyargaçlarının algı seviyesinin düşük olduğunu belirtmek zorundayız. Evet, Rilke, çok seçkin bir okur kitlesinin duyabileceği bir frekanstan seslenir okurlarına. Ama bu seçkinlik kesinlikte toplumsal ve sınıfsal anlamda bir seçkinlik değildir. Onun sesi daha içsel bir noktadan geldiği için dışta kalanların onu duymaması yadırganacak bir hal olmasa gerek... 

Çünkü, ´Eğer, tüm gücümle bağırsaydım
Melek saflarından beni kim duyacaktı?´ diye soran bir şairdir Rilke. Yani anlaşılmamaktan ziyade duyulmamaktan şikayetçidir. Bu yüzden Rilke´yi anlamaktan diyade, Rilke´yi duyup duymamak konusunda bir tartışma yapmak daha doğru bir sorgulama olacaktır. Rilke, anlaşılmayan değil, ´sağır kalınan´ bir edebiyatçıdır ve çoğu kez, ´öte dünyalardan´ seslendiği için, duyargaçları ´bu dünyanın frenkanslarına ayarlanmış´ okurların onu duyması pek de kolay değildir.



RİLKE´Yİ DUYMAK

 

Rilke´nin çağdaşları, içindeki bulundukları dönemi şekillendiren isimlerdir: Edebiyatta Stefan Zweig, Robert Musil, Karl Kraus, Hermann Broch ve Franz Kafka, psikoloji ve psikanalizde Sigmund Freud ve Alfred Adler, felsefede Ludwig Wittgenstein, resimde Gustav Klimt ve Egon Schiele, müzikte Gustav Mahler, Arnold Schönberg, Alban Berg ve Anton Webern, mimarlıkta Adolf Loos vs.

Fakat bu isimlerin pırıltısı sizi yanıltmasın. Çünkü, oluşturulan kültür özünde bir çöküş dönemi kültürüdür. Her ne kadar ilk bakışta bir çelişki gibi gelse de, o tarihlerde özellikle Orta Avrupa, hemen bütün alanlarda eskiye ait kurumların, kuramların ve ilkelerin büyük sarsıntılarla ve değişim sancılarıyla karşı karşıya kaldığı bir dönemi yaşamıştır. 1927 yılında ölen Rilke tek bir Dünya savaşına tanık olmuş ama her iki dünya savaşının acılarını yaşamış olan bir isimdi. O, diğer çağdaşları gibi içine düştüğü huzursuzluğu başkalarına anlatmak için çırpınmak yerine, bilgece bir yaklaşımla ortalıktan çekilmeyi daha onurlu buluyordu

Rilke´yi anlamamaktan bahsedenlerin bir sıkıntısı da Rilke´nin benimsediği yaşam biçimini tasvip etmemek ama bu tercihinden dolayı da Rilke´yi suçlayacak bir unsur bulamamaktır. Eğer Rilke, yazdıkları ve düşündükleri ile onlardan biri olsaydı ya da onların gözünde ´ötekileşebilseydi´ anlaşılması daha kolay olacaktı. Oysa, Rilke, ne onlardan biri olacak kadar yakın durur onlara, ne de ötekileştirilecek kadar uzaklara kaçar.

Rilke yanlız bir insandır, bunun aksini söylemek mümkün değil. Ama Rilke´nin yalnızlığı tartışılmaz derecede farklı bir yalnızlıktır. Yalnızlık onun içine düştüğü bir hal değil, bir kaçış ortamı değil bilakis biraz rahatlamak için içine seve seve girdiği bir havuz gibidir.

Aslında onun yalnızlığı çok ötelere, başka dünyalara ve insanlığın sınırlarına uzanan bir yolculuğun giriş kapısıdır. Rilke, yaptığı yolculukların takdirini hep Allah´a havale eder ve her yolculuktan sonra, üzerine düşeni yapmış bir mümin olmanın huzur ve rahatlığı içinde dinlemeye çekilir. Bu bağlamda Rilke´nin yalnızlığa sitem etmemesini bir kayıp olarak görenlerin ve serzeniş bekleyenlerin onu duyması gerçekten zordur.



RİLKE´NİN AĞIR YÜKÜ



Rilke ağır bir yük taşımaktadır bu yolcuklara çıkarken. ´Aşk, içimizdeki yangını söndürmeksizin taşımaya çalışmaktır´ diyerek yükünün ağırlığını ifade etmektedir. Eğer bu noktada Rilke´yi duymazsanız elbette bu aşamadan sonraki her sözü boşlukta kalacak ve anlamsızlaşacaktır.

Kendini ünlü kılacak bir şeyler yazmak için çırpınan, farklı bir edebiyat söylemi geliştirmek için çaba sarf edenler ve üretimin yolunun sürekli çalışmaktan geçtiğini savunanlar Rilke´yi elbette ki anlayamazlar. Çünkü, ´Güzel ve mükemmel bir şiiri tamamladıktan sonra, şairin on yıl dinlenmeğe hakkı olmalıdır´ diyecek kadar miskin ve içten gelen sesin yanılmazlığına inanacak kadar bilge olan Rainer Maria Rilke´nin, kapitalist edebiyatın içtikçe susatan pınarlarına akıtacak suyu yoktur.

Rilke’nin şiirlerini değerlendirmesini isteyen genç şaire verdiği cevap, kendisinin niçin edebiyat ürettiğinin somut izahıdır: “Ben bunları yazmak zorunda mıydım? diye, içine sor, genç adam! Eğer için, ‘Evet, yazmak zorundaydım, değilse çıldıracaktım!’ diyorsa, yazdığın şeyler şiirdir. Yok, için; ‘Yazmayabilirdim de...’ diyorsa, yazdıklarını unut.”



´İNSANLIĞIN YOL GÖSTERİCİSİ´



Yani Robert Musil, ´Ne Rilke’den önce, ne de ondan sonra izlenimin bu dingin ve yüksek gerilimine ulaşılmıştır… O, bir gün ortaçağ dinselliğinden hareketle insanlık ülküsünün ötesinde yeni bir dünya imgesine giden yolda, yalnızca büyük bir ozan değil, eşi bulunmaz bir yol gösterici olacaktır´ derken hiç de haksız bir övgü yapmıyor.

19. yüzyıl Avrupa´sının kozmopolit ortamında yetişen Rainer Maria Rilke imparatorlukların çöküşüne tanıklık eden bir kuşağın en tipik temsilcilerinden biri. Onun kuşağı yeni bir çağın kültürünü ve bilimini oluşturmuştu. Rilke´de o kuşaktan biriydi ama çok farklıydı. Onun farkını anlamak artık daha kolay olacak. Çünkü, Rilke´nin tüm yapıtları dilimize çevrilip, yayımlanıyor. İthaki Yayınları, Rilke´nin tüm eserlerini yayımlamaya karar verdi.

MEB´nin Behçet Necatigil çevirisi bir kuşağa tanıttığı Rilke´yi şimdi özel bir yayınevi iki ayrı çevirmenin imzası ile tanıtıyor yeni kuşaklara. Yeni çevirmenlerin Necatigil güzelliğinde metinler üretip üretmediğini de edebiyat dünyasında gelecek günlerde ayrı bir tartışma açmış olacak..

Rilke Külliyahtı´nın ilk cildi öykülerine ayrıldı. Ünlü şairin tüm öyküleri, Vedat ve Şükrü Çorlu´nun çevirileriyle yayımlandı. Rilke´nin öyküleri dışında kalan eserlerini, şiir, deneme ve diğer düzyazılarını Türkçe´ye çevirecek isim de Ahmet Oktay olarak belirlendi.

 

Rilkeden sözler:

  • Uzun süredir gizemli bir çıkmazın sıkıntısından kurtulamıyorum: kurtulabilmem için, ya geri dönmem, ya da önümüzdeki evlerin bir kaçını yıkmaları gerekirdi. İki çözüm de aynı güçlükte.
  • İnsan, meyvanın çekirdeğini taşıması gibi ölümü kendi içinde taşımaktadır.
  • İnsan içinden bir şey verirse o ufak ya da büyük olmaz, gerçek olur.
  • Eğer, tüm gücümle bağırsaydım, melek saflarından beni kim duyacaktı?
  • Aşk, içimizdeki yangını söndürmeksizin taşımaya çalışmaktır.
  • Güzel ve mükemmel bir şiiri tamamladıktan sonra, şairin on yıl dinlenmeye hakkı olmalıdır.
  • Evet, yazmak zorundaydım, yoksa çıldıracaktım!


  • İlk kitabın içindeki hikayeler:

    Kalem Ve Kılıç (1893) / İsa Çocuk (1893) / Pierre Dumont (1894) / Terzi (1894) / Altın Sandık (1894) / Gelincik... (1895) / Bir Karakter (1895/96) / Ve Yine De Ölüm (1896) / Olay Olaysız Bir Öykü (1896) / Ölüm Günü (1896/97) / Kaçış (1896/97) / Beyaz Şans (1896/97) / Bir Ses (1896-97) / Bir Ölü (1896) / Havari (1896) / Onun Kurbanı (1896) / Ön Bahçede (1896) / Pazar Günü (1896) / Kutsal İlkbahar (1897) / Aile Şöleni (1897) / Sır (1897) / İhtiyarlar (1897) / Kısmét (1897) / Hepsi Bir (1897) / Uzlaşma (1897) / Kral Bohusch (1897) / Kardeşler (1897) / Ewald Tragy (1898) / Maskeler (1898) / Manzaralar (1898) / Sessiz Refakat (1898) / Kuşaklar (1898) / Yaşamda (1898/99) / Hayalet (1898/99) / Sohbet Sırasında (1898/99) / Seven (1898/99) / Sonuncular (1898/99) / Pan Mraz’ın Gülüşü (1899) / Vladimir (1899) / Not: Bir Akşam (1899) / Bir Sabah (1899) / Kardinal (1899) / Bayan Blaha’nın Hizmetçisi (1899) / Yansımalar (1899) / Ev (1899) / ‘Vitali Uyandı...’ (1900) / Bir Kızın Mektubundan (1900) / (İki Fragman) (1900) / Albrecht Ostermann (1900/01) / Ejderha Savaşçısı (1901) / Mezarcı (1901/02) / Beden Eğitimi Dersi (1902)

    BÜTÜN HİKALERİ
    Rainer Maria Rilke
    İthaki Yayınevi

    İstanbul - Ocak, 2006
    ISBN: 975-273-200-3
    BARKOD: 9789752732001
    SAYFA: 494
    FİYATI: 35.00 YTL.
    BOYUTU: 13.5X21 - Özel kaplı ve deri ciltli
    www.ithaki.com.tr  


    Cevaplar (0)Add Comment

    Cevap yaz
    daha küçük | daha büyük

    security code
    Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


    busy