ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Tuesday, Mar 31st

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Edebiyat Nedir Sosyolojik Bakış Açısının Ürünü Olarak Edebiyat


Sosyolojik Bakış Açısının Ürünü Olarak Edebiyat

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Sosyolojik Bakış Açısının Ürünü Olarak Edebiyat

Edebiyatın, kendine özgü değerlere ve yapıya sahip bir toplumda var olması, edebiyat araştırmalarında yeni bir bakış açısının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu, edebiyat hayatı ve ürünlerini sosyolojinin verilerine göre değerlendirmeyi amaçlayan sosyolojik yaklaşımdır. Bu anlayışa göre bir edebiyat eseri, toplumsal koşulların ürünü olan bir belgedir. Öyleyse edebî şahsiyetin, edebî eserin kendisinin ve edebiyat ortamının toplumsal yapı açısından dikkate alınması gerekir. Ancak bu sayede, edebiyat toplum ilişkileri sağlıklı olarak kavranabilir.
Birçok isimden söz edilebilirse de, sosyolojik anlayışın en önemli kuramcısı İngiliz Edebiyatı Tarihi (1858)’nin yazarı Fransız Hippolyte Taine (1828-1893)’dir. Taine'e göre, bir milletin edebiyatı üç faktörün etkisinde gelişir ve biçimlenir. Bunlar “ırk, çevre ve an”dır. Görüldüğü üzere, Taine’nin kuramının esasınıoluşturan kavramlar da sosyolojik niteliklidir. Irk,Taine’nin anlayışında bir milletin bireylerinde
ve sonuçta toplumda ortak olan özelliklerdir. Bunlar toplumlara göre değişir. Öyleyse bir duyuşve düşünüşsanatıolan edebiyat, ortaya çıktığımilletin ırkî özellikleri dikkate alınmadan doğru olarak kavranamaz. Çevre, edebiyat eserini hazırlayan fiziksel ve sosyal ortamdır. Toplumun coğrafî konumundan sosyal koşullarına varıncaya kadar birçok öge bu kavram içinde yer alır. An ise edebî eseri meydana getiren tarihsel zemindir.

Sosyolojik yaklaşımın, edebiyatı edebiyat dışı etkenlerin etkisinde yorumlamaya çalıştığı şüphesizdir. Ancak kimi durumlarda bir edebiyat eserinin kavranması, kendi dışındaki bilgilerin kullanılmasını da gerektirebilir. Böyle bir çaba içinde olması, sosyolojik bakış açısını değerli yapan yönlerinden biridir.
Bir yöntem olarak edebiyat hayatı ve olaylarının sosyolojik bakış açısıyla açıklanmaya başlanmasından sonra, bir kavramdan çok söz edilmeye başlandı: Toplumculuk. Kavramın, Marksist eleştiride özellikle kullanılması, bir edebiyatın toplumcu oluşu ile Marksizmi özdeşleştiren anlayışlarına ortaya çıkmasın yol açtı. Oysa topluma yön vermede edebiyatıaraç seçen her hareket, ideolojisi ne olursa olsun, “toplumcu” bir yöneliş içindedir. Dünya görüşlerindeki farklılığa rağmen, Türk edebiyatının iki önemli temsilcisi Tevfik Fikret (1867-1915)’le Mehmet Akif (1873-1936) 'in de asıl hedefi toplumdur. Dolayısıyla toplumun sorunlarıyla ilgilenme, herhangi bir ideolojinin tekelinde değildir. Kaldı ki bugün edebiyat anlayışımızın geldiği noktada, edebiyatta neyin anlatıldığıkadar, nasıl anlatıldığının önem kazandığı bir estetik bilinç daha belirleyici bir rol oynamaktadır.
Mehmet Akif'in aşağıdaki şiirini inceleyerek, şairin toplumu hedef alıp almadığını belirlemeye çalışınız.
Seyfi Baba
Geçen akşam eve geldim. Dediler: Seyfi Baba
Hastalanmış, yatıyormuş.
— Nesi varmış acaba?
— Bilmeyiz, oğlu haber verdi geçerken bu sabah.
— Keşke ben evde olaydım... esef ettim, vah vah!
Bir fener yok mu, verin... Nerde sopam? Kız, çabuk ol...
Gecikirsem kalırım beklemeyin... Zirâ yol
Hem uzun, hem de bataktır...
— Daha a'lâ, kalınız:
Teyzeniz geldi, bu akşam değiliz biz yalınız.
Sopa sağ elde, kırık camlı fener sol elde;
Boşanan yağmur iliklerde, çamur tâ belde.
Hani çoktan gömülen kaldırımın, hortlayarak,
"Gel!" diyen taşları kurtarmasa, insan batacak.
Saksağanlar gibi sektikçe birinden birine,
Boğuyordum müteveffâyı bütün âferine.
Sormayın derdimi, bitmez mi o taşlar giderek,
Düştü artık bize göllerde pek âlâ yüzmek!
Yakamozlar saçarak her tarafından fenerim,

Çifte sandal, yüzüyordu; o yüzer, ben yüzerim!
Çok mu yüzdük, bilemem, toprağı bulduk neyse;
Fenerim başladı etrâfını tek tük hisse.
Vâkıâ ben de yoruldum, o fakat pek yorgun...
Bakıyordum daha mahmurluğu üstünde onun:
Gâh olur, kör gibi çarpar sıvasız bir duvara;
Gâh olur, mürde şuââtı düşer bir mezara;
Gâh bir sakfı çökük hânenin altında koşar;
Gâh bir ma'bed-i fersûdenin üstünden aşar;
Vakt olur pek sapa yerlerde, bakarsın, dolaşır;
Sonra en korkulu eşhâsa çekinmez sataşır;
Gecenin sütre-i yeldâsını çekmiş uryân,
Sokulup bir saçağın altına gûyâ uyuyan
Hânuman yoksulu binlerce sefîlân-ı beşer;
Sesi dinmiş yuvalar, hâke serilmiş evler;
Kocasından boşanan bir sürü bî-çâre karı;
O kopan râbıtanın darmadağın yavruları;
Zulmetin, yer yer, içinden kabaran mezbeleler:
Evi sırtında, sokaklarda gezen âileler!
Gece reh-zen, sabâh olmaz mı bakarsın, sâil!
Serserî, der-be-der, âvâre, harâmî, kaatil...
Böyle kaç manzara gördüyse bizim kör kandil
Bana göstermeli bir kerre... Niçin? Belli değil!
Ya o bî-çâre de rahmet suyu nûş eyleyerek
Hatm-i enfâs edivermez mi hemen "cız!" diyerek;
O zaman sâmianın, lâmisenin sevkıyle
Yürüyen körlere döndüm, o ne dehşetti hele!
Sopam artık bana hem göz, hem ayak, hem eldi...
Ne yalan söyleyeyim kalbime haşyet geldi.
Hele yâ Rabbî şükür, karşıdan üç tâne fener
Geçiyor... Sapmayarak doğru yürürlerse eğer,
Giderim arkalarından... Yolu buldum zâten.
Yolu buldum, diyorum, gelmiş iken hâlâ ben!
İşte karşımda bizim yâr-ı kadîmin yurdu.
Bakalım var mı ışık? Yoksa muhakkak uyudu.
Kapının orta yerinden ucu değnekli bir ip
Sarkıtılmış olacak, bir onu bulsam da çekip
Açıversem... İyi ammâ kapı zâten aralık...
Gaalibâ bir çıkan olmuş... Neme lâzım, artık
Girerim ben, diyerek kendimi attım içeri;
Ayağımdan çıkarıp lâstiği geçtim ileri.
Sağa döndüm, azıcık gitmeden üç beş basamak
. . . . .
Mehmet Akif

 

Edebiyat ve Sosyal Tabakalaşma

Sosyal tabakalaşma ile edebiyat arasındaki ilişkiler de, edebiyatla toplumu birlikte değerlendirmenin sonucu ortaya çıkan bir başka sorundur. Bilinen bir gerçektir ki, her toplum farklı kültür kesitlerinden oluşur ve bunların kendilerine göre zevkleri vardır. Edebiyattaki farklı duyuş ve düşünüş biçimleri, bu sosyal tabakalaşmanın edebiyat hayatına olağan bir yansımasıdır.
Her kültür, hayatı kendi kavrayış gücüne göre algılar ve ifade eder.
Böyle olunca bir toplumda değişik edebiyat topluluk ve anlayışlarıyla buna bağlı bir edebiyat beğenisinin oluşması tabiîdir.


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy