ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Tuesday, Jan 26th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Edebiyat Nedir Seslerle İlgili Kurallar


Seslerle İlgili Kurallar

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Seslerle İlgili Kurallar

1. Bugünkü Türkiye Türkçesinde kökeni Türkçe olan kelimelerin sonunda tonlu b, c, d, g ünsüzleri bulunmaz: ağaç, ak, büyük, ip, ot, saç, yurt. Ancak, anlam farkını belirtmek üzere ad, od, sac gibi birkaç kelimenin yazılışında buna uyulmaz: ad (isim), at (binek hayvanı);od (ateş), ot (bitki); sac(yassı demir), saç (kıl).

Dilimizdeki alıntılar da  hac, şad, yad  gibi birkaç örnek dışında, kelime sonunda tonsuzlaşma kuralına uymuştur: kitap (<kitab), muhtaç (<muhtac), cilt (<cild), ahenk (<aheng). Bu gibi alıntılar ünlü ile başlayan bir ek aldıklarında tonsuz (sert) ünsüzler tonlulaşır (yumuşar): sebep>sebebi, kitap>kitaba, cilt>cildi, renk>rengi.

2. Düz, geniş ünlüyle (a ,e) biten fiiller şimdiki zaman çekimi dışında daralmaz.

Bekle-yor > bekliyor, anlama-yor > anlamıyor, sakla-yor > saklıyor.

Anla-y-an  (doğru)  anlıyan (yanlış), gözleyecek (doğru)  gözlüyecek (yanlış)

3. Uzun ünlüler, belli durumlar dışında yazıda gösterilmez: adalet (ada:let), işaret (işa:ret), kaide (ka:ide).

4. Düzeltme (^) işareti aşağıdaki durumlarda kullanılır:

a) Nispet î’sini göstermede kullanılır. Böylece iyelik eki ve belirtme hâli ekiyle aitlik eki birbirine karıştırılmamış olur: Asker-î (askere ait, askerle ilgili)  Türk asker-i (iyelik eki). Komutan, asker-i çağırıyor. (Belirtme hâli eki) Millî (millete ait, milletle ilgili)  -  milli (mili olan), dinî (dinle ilgili), resmî, insanî, ciddî, mizahî, idarî, iktisadî, meslekî, fizikî.

b) Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım kelime ve eklerde g, k, l ünsüzlerinin ince okunduğunu göstermek için, bu ünsüzlerden sonra gelen a  ve u sesleri üzerine düzeltme işareti konur: dergâh, yadigâr, ordugâh, karargâh, imkân, dükkân, kâğıt, sükût, evlât, billûr, üslûp, ahlâk, ilân.

Batı kökenli kelimelerde de l ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için kullanılır: plâk, plâj, plân, reklâm.

c) Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırmada kullanılır:

adem (yokluk)                     âdem (insan)

adet (sayı)                         âdet (alışkanlık, gelenek)

alem (bayrak).                    âlem (dünya, evren)

ama (fakat)                        âmâ (kör)

aşık (ayak bileğindeki kemik) âşık (seven,tutkun)

dahi (bile)                           dâhi ( deha sahibi,yaratıcı gücü olan)

hakim (hikmet sahibi)           hâkim (yargıç)

hal (pazar yeri,çözme)         hâl (durum)

hala (babanın kız kardeşi)      hâlâ (henüz)

kar (bir yağış şekli)              kâr (kazanç)

mani (ruh hastalığı)              mâni (şiir türü; engel)

nar (bir meyve)                   nâr (ateş)

şahıs (kişi)                          şâhıs (sırık)

şura (şu yer)                      şûra (danışma kurulu)

yad (yabancı)                     yâd (anma)

yar (uçurum)                      yâr (sevgili)

5. Alıntı kelimelerde s ünsüzünden sonra gelen b sesi ünsüz benzeşmesine uğrayarak p’ye dönüşür ve p ile yazılır: ispat, kispet ,müspet, nispet,tespih, tespit.

6. Dilimize Farsçadan geçen –dar  ekindeki d sesi sert ünsüzlerden sonra ünsüz benzeşmesine uğrayarak t olur: minnettar, silâhtar, taraftar.

Arapçadan geçen Hayrettin, Seyfettin, Necmettin gibi özel adlarda da d sesi t’ye dönmüştür.


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy