ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Wednesday, Jul 15th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Edebiyat Nedir Cümlede Açıklık ve Açıklığı Engelleyen Etkenler


Cümlede Açıklık ve Açıklığı Engelleyen Etkenler

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Cümlede Açıklık ve Açıklığı Engelleyen Etkenler Nelerdir

Cümle bir yargı birimidir. Yukarda da değindiğimiz gibi, bir düşünce, bir duygu ve isteğin tam anlatılmasıdır cümle. Bu yönden iyi bir cümle, karşıladığı yargıyı, yani hükmü tam olarak anlatır. Bu yargıyı açıkça anlatması gerekir. Yani, cümleden bir anlam çıkarılmalıdır. Böyle olmaz da bir cümle çeşitli anlamlara gelirse hem öyle bir anlam çıkar hem de böyle bir anlam çıkarsa, yani birden çok yoruma yol açarsa o cümle açık
değildir. Açıklık, cümledeki anlamın. kolayca anlaşılma niteliğidir. Bu yönden üzerinde özellikle durmamız gerekli noktalardan biridir.

Çünkü, hangi türlüsü olursa olsun, yazma, bir kimseye, bir şey hakkında bir şeyler söyleme işidir. Bunun gerçekleşmesi de söylediklerimizin açıklığına ve anlaşılırlığına bağlıdır. Yazımızın açıklığını, anlaşılırlığını etkileyen türlü etmenler vardır: Söylediklerimizin soyut ya da somutluğu, düşüncenin tam geliştirilip geliştirilmediği, düşüncelerin iyi düzenlenip düzenlenmediği, yani düşünsel düzenin sağlanıp sağlanmadığı önemlidir. Ama, açıklığı doğrudan doğruya etkileyen etmenlerden biri ve en önemlisi, cümlelerimizin açık ve anlaşılır olmayışıdır. Cümlelerimizin açıklığını
engelleyen noktalar nelerdir? Nelere dikkat etmeliyiz ki cümlelerimiz açık ve anlaşılır olsun?

Bunları şöylece sıralayabiliriz:
1. Cümledeki sözcüklerin ve ögelerin yerinde kullanılmayışı, söylenmek istenene tam karşıt bir anlamın ortaya çıkmasına ya da anlaşılmamasına yol açar.

Şu örneğe bakalım:
“Kötü bir anlayışın ve düşüncenin verimi olan dil devrimini kökünden yıkma çabaları hızlandı.”

Bu cümleyi yazanın ereği, dil devrimini yıkma çabalarının kötü bir anlayış ve düşüncenin ürünü oluşunu göstermektir. Oysa, bu hâliyle cümleden bu anlam çıkmaktadır. Cümleyi okuyan, ikizli bir durumla karşılaşmaktadır: Dil devrimi mi kötü bir anlayış ve düşüncenin verimi, yoksa dil devrimini kökünden yıkma çabaları mı?
İkisi de anlaşılıyor cümleden. Bir cümle önce de söylediğimiz gibi, birden çok anlaşılmaya yol açarsa o cümlede açıklık yok demektir. Cümleyi şöyle kurarsak açıklığı sağlamış oluruz: “Dil devrimini kökünden yıkma çabaları kötü bir anlayış ve düşüncenin verimidir. Bu çabalar hızlanmıştır.”
 

2. Noktalama işaretlerinin yerli yerinde kullanılmayışı da cümlelerin açıklığını engeller. Bu örnekteki yanlışlık bu türdendir:
“Dana ahırına doğru koştu.”
Bu cümleden anlayacağınız, filan kimsenin dana ahırına doğru koşmuş olmasıdır. Oysa söylenmek istenen bu değildir. Virgül işaretinin kullanılmayışı böyle bir yanlışlığa ve belirsizliğe yol açmıştır.
Söylenilmek istenen: “Dana, ahırına doğru koştu.” cümlesidir.
 

3. Yanlış yapılan karşılaştırmalar da cümlenin açıklığını ve anlaşılırlığını etkiler, ikili anlaşılmaya yol açar.

Örneğin:
“Ben, şiiri Ali’den daha fazla severim.”
Bu biçimiyle cümle açık değildir. Ondan çıkaracağımız anlam şudur: “Şiiri de seviyorum, Ali’yi de. Ama, şiiri Ali’yi sevdiğimden daha fazla seviyorum. Halbuki asıl belirtilmek ve söylenilmek istenilen bu çıkardığımız anlama tam karşıttır: “Ben de, Ali de şiiri severiz. Ama ben şiiri, Ali’nin sevdiğinden daha fazla severim.”
Böyle bir yanlış anlaşılmanın önüne geçmek için cümleyi şu biçimde kurabilirdik: “Ben, şiiri Ali’nin sevdiğinden daha fazla severim.”
 

4. Zamirlerin belirli olmayışı da yanlış anlaşılmalara yol açabilir.
Şu cümleye bakalım:

“Nuri, matematik öğretmenini babasına şikayet etti ve onun dersiyle ilgilenmesini istedi.”
Dersiyle ilgilenmesini istediği babası mıdır, yoksa matematik öğretmeni mi? Belli değil. Cümleden ikisi de anlaşılabilir; çünkü “onun” sözü hem matematik öğretmeninin yerini tutmakta hem de babanın. Cümleyi bu ikili anlaşılmadan kurtarmak için, bir zamiri, iki
adı karşılayacak yolda kullanmamak gerekir.


Buraya değin söylediklerimiz, genellikle yazılarımızda cümle örgüsü yönünden sık sık yaptığımız yanlışlıkları somutlaştırmaktadır.
Gerçekte, cümle bir yargı birimidir. Bu yüzden de bu yargıyı değişik biçimde anlatma olanağı vardır. Bu, sözcükleri seçme işidir.
Diyelim ki şöyle bir cümle kurduk: “Hava güzel değildir.” Bunu gene, “Hava kapalıdır.”, “Hava sıkıntılıdır.” biçimlerinde de söyleyebiliriz.
Önemli olan, cümlelerimizin söylemek istediğimizi tam karşılayıp karşılamadığını bir tartıdan geçirmektir.


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy