ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Saturday, Oct 19th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Eski Toplumlar Merkezi Devletlerin Kuruluşu


Merkezi Devletlerin Kuruluşu

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Merkezi Devletlerin Kuruluşu

 

1. Fransız Siyasal Gelişimleri ve Monarşi

Fransız monarşisi İngiltere ile yaptığısavaştan zafer kazanmışolarak çıkmış, bunu
sağlamak için kendi iç yapısını güçlendirmek zorunluluğunu duymuştu. XIV. ve
XV. Yüzyıllar Fransa'yı derebeylik rejiminden mutlak bir monarşiye götürdü. Ar-
tık güçlü monarşilerin, özellikle savaşın ve onun getirdiği zorunlulukların ürünü
olduğu bir gerçektir. Yaygın bir toplum hareketi siyasi oluşumu bir anayapırefor-
muna doğru itmiş, fakat reformlar dışşartların uygunluğuna sıkısıkıya bağlıoldu-

ğundan başarıyla sürdürülememiştir. Bu başarısızlık, siyasi gelişimin yönünü de-
ğiştirmiş ve mutlak monarşilerin güçlerini hızlandırmıştır.
Philippe VI ve Jean (İyi Jean) dönemlerinde merkeziyetçi yönetim, Saint Louis ve
Philippe (Güzel Philippe) iktidarları sırasında temeli atılmış olan kuruluşları ya-
şatıyordu. Şövalyelik kavramlarına bağlı olan krallık devlete, daha akılcı ve gü-
nün koşullarına daha uygun bir yapı kazandırmayı düşünmüyordu. Philippe VI
ve Jean dönemlerinde kral, birçok kere olağanüstü vergiler istemek zorunda kal-
mış, fakat monarşi mali sıkıntı ve parasızlıktan kurtulamamıştı. Toplumun aydın
sınıfları, saraydaki israfı görerek seslerini yükseltince Paris'de bir reformcu hare-
ket doğdu.
İyi Jean, Poitiers Savaşı'nda esir düşünce (1356) Fransa çaresiz kalmıştı. Devletin
ne askeri, ne de parası vardı. Veliaht, yeni bir olağanüstü vergi istemek için Etat
Généraux'yu toplamak zorunda kaldı. Fakat bu defa baronlar vergi ödemekle ye-
tinmediler ve devlet yönetiminde denetim hakkı talep ettiler.
Şubat ayında toplanan Etat Généraux, olağanüstü vergi salınmasıisteğine olumlu
yanıt verirken hükümet denetimi hakkı konusunda ısrar etti. Charles, boyun ey-
mek zorunda kaldı. Etat Généraux üyelerine Krallık Konseyi'ne seçilme ve alına-
cak kararlara itiraz hakkıtanıyan Mart 1357 Emirnamesi'ni ilan etti. Reform tasarı-
larını hazırlamakla görevli sekiz kişilik bir komisyon kuruldu. Fakat Londra'da
bulunan esir kral İyi Jean, Etat Généraux'nun dağılmasını emretti ve yeni vergiler
salınmasını yasakladı. Bu yanlış müdahale Paris'de yeni olaylara neden oldu.
Charles, 1357 yılının Aralık ayında reformları tartışacak olan Etat Généraux top-
lantısıiçin geri döndüğünde Paris'de düşman bir cephe buldu. Veliaht ile Etienne
Marcel arasında savaş başladı. 1358 yılının Ocak ayında isyancılar hazine bakanı
öldürdüler. Bir ay sonra Pariste ihtilal patlak verdi. Charles, Etienne Marcel'in ta-
leplerine boyun eymek zorunda kaldı (Mart 1358).
İngilizlere duyulan nefret 1358 Temmuzunda bir sokak hareketi biçiminde patlak
verdi. Navarra kralı ve Etienne Marcel isyanı bastıramayınca, daha önce gelmiş
olan İngiliz birliklerini Paris'ten çıkarmak zorunda kaldılar ama isyan bastırıla-
madı. İki gün sonra da Veliaht Charles Paris'e girdi. Charles, artık ülkesinin sahi-
biydi. İki yıl süreyle babasıadına devleti yönetti. 1364 yılında tac giydi. Bu olaylar
sonucunda Charles V'ın çevresinde bir çeşit erken gelişmiş aydın monarşisi oluş-
tu.

Charles VI, Dönemi'ndeki olaylar nelerdir?

Charles VI döneminde halk vergilere karşı ayaklandı. Mali sıkıntı içinde olan hü-
kümet eyaletleri vergi ödemeye davet etti. Ayaklanmalar genişledi ve büyüdü. Bir
anlamda derebeylik geri dönüyordu. Charles VI, 1388 yılında amcalarının vesaye-
tinden kurtulunca yeni bir hükümet oluşturdu. Yeni hükümet ; bir seri kanunna-
meyle her alanda reformlarıilan etti. Yönetim, adalet ve şehir yönetimleri yeniden
düzenlendi. 1392'de kralın akli dengesini yitirmesi ile kaos tekrar başladı. Halk
1413 yılında ayaklanarak Etat Généraux'nun toplanmasını istedi. Krallık Konseyi
bu baskı karşısında geniş bir reform programı ilan etti. Ancak uygulamadaki yan-
lışlıklar yeni bir ayaklanmayı doğurdu. İsyancılar 1413 yılının Mayısında yeni bir
seçim sistemi ile krallık yönetimini halkın denetimine bırakan bir emirnameyi ilan
ettirdiler. Ama artık krallık 30 yıl sürecek bir anarşi dönemine giriyordu.
Charles VII, her yıl alınacak bir vergi sistemini ilan etti. Bu arada vergi örgütünde
de bir reform yapıldı. Mali reformları ordu yönetimindeki reformlar izledi.
Monarşi, böylelikle 1440-1450 yıllarıarasında gelecek zaferlerinin araçlarınıhazır-
ladı. Siyasal merkeziyetçiliğin ortamınıyarattı. Taca bağlıyüksek rütbeli subaylar,
geniş yetkilerini kaybederek, yönetimin çeşitli bölümlerini kral adına idare eden
birer devlet görevlisi haline geldiler. Mahalli idarelerde iktidarın sahibi olan sen-
yörler üzerinde kral, kesin bir yönetim ve denetim yetkisi kazandı. Etat Généraux,
yerini, kralın kesin iradesiyle daha iyi bağdaşan Eyaletler Meclisi'ne bıraktı.

2. İmparatorluğun ve İtalya'nın Parçalanması

Fransa ve İngiltere, monarşinin kazandığı zaferlerle güçlü merkezi devletler nite-
liği kazanırken Roma-Germen İmparatorluğu her geçen gün itibar ve güç kaybedi-
yordu. Parçalanma, Almanya'nın siyasal yapısının bir özelliği olmuştu. Oysa
Avusturya, İmparatorluk içinde gitgide güçleniyordu. İtalya'da ise yaygın bir va-
tanseverlik duygusuna rağmen küçük cumhuriyetler bağımsızlıklarını kıskanç-
lıkla koruma mücadelesi içindeydiler. Çok sayıda küçük devlete bölünmüşİtalya,
güçlü komşuları için kolay ele geçirilebilir bir devlet görünümüne gelmişti.

1250-1273 Dönemindeki siyasal olaylar nelerdir?

İmparatorluk, büyük iktidar bunalımından sonra (1250-1273) gerçek bir anarşiye
sürüklenmişti. İmparatorluk tacını paylaşmayan soyluların kavgasından yararla-
nan senyörler ve şehirler, bağımsızlık ilan etmişti. Küçük bir senyör, Rudolf I von
Habburg imparator ilan edilince imparatorluk iktidarı tehlikeye girmiş görüldü
(1273).
Habsburg kral soyunun temeli atılmıştı. Fakat öteki prensler, Habsburglar'ın tahta
yerleşmesiyle güçlenen Avusturya'nın Almanya'daki nüfuzundan kaygılandılar.
Rudolf I'in 1291'de ölümünden sonra imparatorluğa Adolph von Nassau getirildi;
onu Avusturya'lı Albrecht (1298) izledi. Albrecht'in on yıllık iktidarından sonra
imparatorluğa, Heinrich von Luxemburg getirildi (1308-1313). Oğlu Johan von Lu-

xemburg, Fransa sarayıile ilişki kurdu, kızınıkral Jean'la evlendirdi; Fransa safın-
da katıldığı Yüzyıl Savaş'ında öldü (1346).

Karl IV Döneminin en belirgin olguları nelerdir?

Bavyeralı Ludwig, kendinden önceki hükümdarların siyasetini sürdürerek, im-
paratorluğa papa karşısında kesin bağımsızlık kazandırmak için mücadele etti;
fakat yenik düştü ve tahtını Karl IV von Luxemburg'a bırakmak zorunda kaldı.
Karl IV (1355-1378) Alman milliyetçiliğinin lideri oldu ve papalık karşısında ba-
ğımsız bir imparatorluğun temelini attı. Ünlü "Altın Mühürlü Ferman" (1356)
ile imparator seçimini ayrıntılarıyla düzene koyarak, tamamen laik bir rejim kur-
du. Diet meclisine de siyasi ve hukuki yetkiler verdi.
Karl IV'dan sonra, her yapıcı hareketin ardından olduğu gibi devlet yaygın bir
güçsüzlüğe sürüklendi. Bavyera ve Luxemburg tahtıpaylaşamayarak birbirlerini
yıprattılar. Oysa öteki prenslikler, özellikle Avusturya ve Macaristan güçlenmek-
teydi.
Albrecht II kısa iktidarı sonun (1438-1439) akrabası Friedrich III'in imparator se-
çilmesini sağladı. O tarihten sonra imparatorluk tacıAvusturya sarayının malıol-
du.
İtalya'nın küçük devletlere bölünüşü Almanyadaki bölünmeden çok farklı bir si-
yasi nitelik taşımaktadır. Burada şehir devletleri mutlak bir bağımsızlığa öylesine
alışmıştıki, Almanya'daki gibi teorik bile olsa herhangi bir birleşme hemen hemen
imkansızdı. Hiçbir İtalyan cumhuriyeti diğerine üstünlüğünü kabul ettiremedi-
ğinden yarımadada bir çeşit siyasi denge sağlanmıştı. XIV. yüzyılda yarımadada-
ki en güçlü devlet Napoli Krallığı idi. Giovanna II (1414-1435) döneminde Napoli
tam bir anarşiye sürüklendi. O'nun ölümü ile veraset sorunu kanlıolaylara yolaç-
tı. İtalya, Napoli tahtını paylaşamayan Anjou ve Aragon soyları arasındaki çatış-
malara sahne oldu. Aragon kralı 1443 yılında Napoli'yi bir savaşla ele geçirdi.
Alfonso'nun ölümü üzerine Napoli Krallığı Fernando'ya verildi. Fakat Fransa
kralıLouis XI, René'nin Napoli tahtıüzerinde hakkına miras yoluyla sahip olunca
Fransa, Aragon'un en güçlü rakibi durumuna geldi. Napoli tahtının veraseti soru-
nu İtalya Savaşlarının nedeni olacaktır.
Anjou soyu, Güney İtalya'nın hakimi olmak uğruna kuvvet harcayarak gücünü
kaybettiği ve yerine Aragon Sarayı'na bırakmak zorunda kaldığı yıllarda Orta
İtalya'da papaların Avignon'a taşınması yüzünden önem ve itibarından çok şey
kaybetmiş görünüyordu. Papalar artık İtalya'da değillerdi. Bu nedenle Avignon-
daki papa, Kuzey İtalya'da Anjouların Napoli Krallığına benzer bir krallık kur-
mak istiyordu. Almanya'da Avusturya ve Bavyera Sarayları arasındaki çatışma-
dan yararlanan Johannes XXII, Kuzey İtalya'ya hakim olmayıdenedi. Fakat papa,
imparatorların da karşılaşmışolduklarıçetin muhalefetle karşılaşarak başarısızlı-
ğa uğradı. Fransa'nın desteklediği Milano, Viscontiler'in yönetiminde papanın bü-
tün girişimlerini sonuçsuz bıraktı. Sekiz yıl sonra bütün Lombardiya papa ve Bo-
hemya kralı Johann'ın ortak müdahalesine karşı harekete geçti. Ferrare Savaşı
(1333) papalığın tecavüzüne son verdi.
İtalyan birliği, en anlamlıifadesini bir başka ortamda bulacaktı.Roma'da soylular-
la plebleri karşıkarşıya getiren anarşiden, eski Latin uygarlığının hayranıolan Co-
la di Rienzo'nun katıdiktatörlüğü doğmuştu. Rienzo, 1347'de halkısoylulara karşı
ayaklandırdıve güçlü kişiliği ve mistisizmi sayesinde kendini Romalılara kabul et-
tirdi. Eski Roma kuruluşlarından esinlenen kendine özgü bir hükümet kurdu. İlk
işi İtalya Federasyonunu kurmak için teşebbüse geçmek oldu. Rienzo bir süre son-
ra kilise ile anlaşmazlığa düştü. Acımasız diktatörlüğü hoşnutsuzluk yaratmıştı.
Sonunda patlak veren bir ihtilal sonucunda öldürüldü (1354).
Papa, bu defa duruma el koydu. Siyasetini üstün bir asker ve bir diplomat olan
Kardinal Albornoz aracılığı ile uyguladı. Albornoz, bu siyasal başarıyı bir yasalar
sistemi ile tamamladı. Ancak uzun ömürlü olmayıp, kutsal kilisenin siyasi niteliği
çabuk yıprandı ve İtalyan krallıklar, planlarını uygulama olanağı buldular.
Kuzey İtalya'da papalara ve imparatora karşı başarılı savunması ile güçlenen Mi-
lano, Po Vadisi'nin en sağlam devleti olarak genişliyordu. Ancak bu defa sadece
deniz hakimiyeti ile yetinmeyen Venedik'in mukavemeti ile karşılaştı. 1402 ile
1412 tarihleri arasında büyük bir anarşi dönemi yaşandı. Bu durumdan faydala-
nan Venedik, Floransa ve Savoie, Milano'ya savaş açtılar. Bu savaşlarda bir kısım
toprağını kaybeden Milano, buna karşılık Cenova'yı hakimiyeti altına aldı. Böyle-
ce XV. Yüzyılın ortasında Kuzey İtalya, Milano ve Venedik nüfuz bölgelerine ayrıl-
mış oluyordu.
Napoli, Roma ve Milano'nun çalkantılı siyasi yaşamının aksine Venedik, dengeli
bir oluşum gösterir. Venedik zenginliğini ticarete borçlu idi. Tacirler sınıfı, toplu-
mun en yerleşik ve değişmez unsuru olarak görünüyordu. Büyük Meclis ve Senato
üyeleri bu sınıf içinden seçiliyordu. Meclisler tarafından seçilen Duçe, devlet baş-
kanıydı ancak, siyasi yetkisi sınırlıydı.
Duçe, 1310 olaylarısırasında siyasi suçlularıcezalandırmak amacıyla on kişilik bir
komisyon kurmuştu. "Onlar Konseyi"uzun süre Venedik'in en korkulu siyasi or-
ganı olarak kaldı. Venedik, Yunanistan ve Doğu Akdeniz'deki deniz sömürgele-
riyle, Dalmaçya ve Bergama yönünden genişleyen sınırlarıyla XV. Yüzyılda İtal-
ya'nın en iyi örgütlenmiş ve en gelişmiş devleti olarak görünmektedir.
Floransa Cumhuriyeti'nin gelişimi nasıl olmuştur?
Aynı çağda Orta İtalya'da Floransa Cumhuriyeti gelişiyordu. Floransa, Venedik
gibi ihtilallere karşıhazırlıklıve silahlıdeğildi. Hala derebeylik yasalarına uymak-
ta olan hükümeti sağlam siyasi yapıdan yoksundu.Floransa'nın yoksul plebleri
Ciompiler 1378'de iktidarıele geçirdiler ve şehri dört yıl yönettiler (1382). Ciompi-
ler'in şiddet yönetimi, Albizziler'in liderliğinde soyluların karşı hareketi ile sona
erdi. Albizziler, Floransa'da yönetime el koyarak Cumhuriyeti kurdular. Siyasi
dengenin kurulmasıekonomik gelişimi hızlandırdı. Ticaret büyük önem kazandı.
Bunun sonucu olarak bankalar güçlendi ve devlet, güçlü bir bankacı ailenin, Me-
diciler'in mali hakimiyeti altına girdi. Medici iktidarı ile Cumhuriyet artık sözde
bir siyasal yapı haline geldi. Katı bir diktatörlük hüküm sürdü.

Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy