ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Thursday, Aug 22nd

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Etkinlikler Tunay Bozyiğit - Şahrud Seyduna


Tunay Bozyiğit - Şahrud Seyduna

e-Posta Yazdır

Reklamlar

GÖNÜLLÜ SÜRGÜNLÜĞÜ TERCİH EDECEĞİM;

 

Acıya Gülmek, Aldı Gitti, Nefesimi, gibi beste ve sözlere hayat veren Tunay Bozyiğit Şahrud Seyduna 4’le yine ‘yitik öyküsüne’ devam ediyor. Masalsı söylemiyle başlıyor sohbete. Taksim’de Alamut Kalesi’ndeyiz, karşımızda Ömer Hayyam Durağı. “Neden Seyduna” diye hitap edildiğini sormama bile gerek kalmıyor.

 

Şahrud hayat veren ırmak anlamına geliyor. .. “Kadın toprağın ve suyun ta kendisidir o yüzden Şahrud dedim” diyor. Ve böylece Şahrud Seyduna serüveni de başlamış oluyor.

4. Albümüne ‘Xar’ diyen Tunay Bozyiğit, ilk kez kendi sesini katarak bir ezgi seslendiriyor: ‘Kurşun Susuşun’ diyor ‘gidenine.’ Doğu’nun kültürüyle beslenen Bozyiğit, Gül Dünya’yı da unutmuyor. Şiir yaşama biçimi olmuş, unutmadığı sevdası ise ayakta tutuyor bitmiş olsa da. Bitmiş olsa da üretime yeni bir kapı açıyor. Açtığı kapıdan yolluyor sitemini sevdiğine… Köyüne özlemini Alamut’un penceresine bakarak anlatıyor. Sohbetimiz bu minvalde devam ederken ikinci şiir kitabının da yol da olduğunu öğreniyoruz. Adı da hazır: Leyli Lal Şewe.

Xar için bir araya geldiğimiz Tunay Bozyiğit’le hem albümünü hem de hayatı konuştuk.

 

»Şahrud Seyduna 4’ü geçtiğimiz günlerde dinleyicilerinizle buluşturdunuz. Albümün adından başlayacak olursak neden Xar?

Xar Azerice bir sözcüktür. Rezil anlamında. Türkçe’ye çevrildiğinde ateş anlamındadır. Kürtçe anlamı ise eğiridir. Zaten Kürtler de, Türklerde Azerilerde dinliyor…

 

»Xar’ın birçok anlamı var, peki sizdeki karşılığı nedir?

Bende rezil anlamında. Rezilliğin destanı çünkü. Sonuçta ben duygu üzerinden yazıyorum. Yaşadıklarım bunlar.

 

»Bu albümde bir sürprizle karşılaştık. Xar’da ilk kez kendi sesinizi kullanmışsınız.

Ben hiçbir zaman kendime müzisyenim demedim, halada demiyorum. Bu zamana kadar bekledim çünkü özgüven eksikliği vardı. Değerli müzisyenler varken kendim okumayı uygun bulmadım. Aslında 3. albümden sonrada albüm yapmayacaktım. Halk Evleri’nden öneri gelince geri çevirmedim. “Niye olmasın” dedim ve kabul ettim. Ama şunu belirtmek isterim bu albüm satmasa benim bir daha albüm yapma şansım olmayacak.

 

»4 yıldır albümlerinizde amatör seslere de yer veriyorsunuz. Popülere isimlerde yer alıyor. albümde kendi sesinizi duyduktan sonra keşke ilk albümden itibaren söyleseydim dediniz mi?

Biraz oldu tabii. Bugüne kadar yaptığım albümlerde çoğu sanatçının tanımasına vesile oldum. Eğer ben başta özgüvenim olsaydı sahnem olurdu bugün. Belki emeğimim karşılığını alırdım. Bu albümden sonra iki kez konsere çıktım, sahne bambaşkaymış meğer. İnce bir pişmanlığı taşıyorum elbet. Bu albümden sonra kendimi sahnelere hazır hissediyorum.

 

»Tabii müzik yaşantınıza baktığımız zaman hiçbir ticari kaygı gütmeden yola koyuldunuz. Bugün değişen ne oldu peki?

Bir süre sonra sürekli cebinde vermek yoruyor. Firmalar zaten destek vermiyor. Bu şekilde devem etmesi motivasyonumu bozuyor. Zaten telif yasası berbat. 4 albümüm var, iki albümlük çalışmam dışarıda. İkinci kitabım çıkacak. Bana telif olarak ayda 12 lira geliyor. Gel sen bunla bir ay yaşa. İşte böyle bir ülkede yaşıyoruz. Vurguncular, talancılar, soyguncular ödüllendiriliyor, bizim gibi hayatı yeniden yorumlayanlar yok sayılıyor.

Evet ben ticari bir kaygıyla yola çıkmadım ama sürekli cepten de yenmiyor ki. Sponsorluğu da doğru bulan bir sanatçı değilim. Sanatçı özgür değilse ne anlamı var ki. Para, meta, Pazar ilişkisi üçgeninde elin kolun bağlı. Tüm bunların ötesinde üretimde yapıyorsun birde sorumluluk duygusu var. Albüm bekleyenler var. Niye olmasın desem de sosyal koşullar buna imkan vermiyor.

 

»Şahrud Seyduna aslında yitik bir aşkı anlatıyor, albümlerin bütününe baktığımızda bir öyküyü okuyoruz.

Kendiliğinden gelişen bir serüven oldu. Bir albüm düşünüyordum, çok sevilince devamı geldi. Neticede ben yaşadıklarımdan yola çıkıyorum. Yakıcı bir ayrılıkla başladı müzik serüvenim.

Şu çok açık: Şiir kendini ifade etmede çok önemli zaten. Mesela şu günlerde resme merak saldım. Şimdi neredeyse damarlarımda 24 saat sözcük dolaşıyor. Ve neredeyse ezgi hali ve şiir yaşama biçimim…

 

»Müziğe geç başladığınızı ifade etmiştiniz. Yaşadıklarınızı bir süre sonra paylaşma gereği duydunuz sanırım?

Aşk niceliğin birikiminden niteliğe dönüştü. Ben Azeri, Ermeni kültürünün olduğu Iğdır’da doğdum. Destanlarla, masallarla büyüdüm. Yıllarca halk oyunlarındaydım ve yıllarca semah döndüm. Müziğin zaten bir biçimde içindeydim. Aşk bardağı taşıran son damla oldu. Ve hepsini etkiledi.

 

»Resim demişken zaten albüm kapaklarınız bir hayli ilginç. Figürler dikkat edildiğinde hayatın gerçekliğini anlatıyor. Mesela bu albüm kapağınızda kol çizilmemiş…

Albüm kapağında anlatmak istediğim felsefe şuydu: Altta el vardır, insan eliyle insanlaşmıştır. Çünkü maddeye biçim vermeye başlamıştır. Ama kapitalizmde öyle bir hal aldı ki, aşklar sanal ve dahası ayrıldığında bile mesajlarla ayrılıyorsun. Kolunu kullanmıyorsun, benim figürlerimde kol kesiktir doğru. Çünkü insan artık elini kolunu kullanmıyor, ne dostuna, ne de sevdalısına.

 

»Bunun nedeni Türkiye’de yaşanılan değer erozyonu diyebilir miyiz?

Elbette. Değer erozyonu neden yaşanıyor muhalefetin olmamasından. Politikayı yeniden üretemezseniz iktidar her anlamıyla süreci belirler. Görünen, bu ülkede kültürel anlamda 50 yıl geriye gidildi. Bu durum bugünkü iktidarla geldi. Bilimsel eğitimler veren kurumların kapatılmasıyla geldi. Bütün bu realitenin ortasında aydınlar, sanatçılar şiirler yazıyor hayatı yeniden üretmeye çalışıyor, işimiz zor.

 

»Bu durumu sadece şiirlerle ya da sanatla ifade etmek yeterli mi?

Ben dün işkence tezgahından geçerken çığlığımı kimse duymuyordu. Ama bugün türkümle milyonlara ulaşabiliyorum. Üretimimle oluyor bu.

Bu yaratılan sürecin, geldiğimiz durumun elbette bir çok nedeni var… İnsanlar her şeyden önce inancını yitirmişler. Herkesin bildiği bir şey vardır, örgütsüz toplum köle toplumudur. En iyi biz biliyoruz ama örgütlenmiyoruz.

»Peki telif hakkı ne durumda?

Bazen bu ülkenin sanatçı olduğum için gerçekten utanıyorum. 12 lira telif hakkı geldiğin de utanıyorum kendimden. Albüm yapacak parayı bulmadığım için utanıyorum kendimden. Sponsor aradığım zaman… nerede kültür bakanlığı? Nerede sanatçısına sahip çıkacak sosyal devlet? O nedenle her an herhangi bir ülkeye ilticada bulanabilirim. Çok samimi söylüyorum. Avrupa’da bir tek şiir kitabının olması ömrünün sonuna kadar onurluca yaşamana yetiyor. Benim 4 tane albümüm var, bir şiir kitabım var, ikinci şiir kitabımda önümüzdeki günlerde çıkacak. Ama yaşadığın hayata bak…

Çok ilginç bir şey daha söyleyeceğim: Emeklilik ve hayat sigortası yaptırmıştım. Sonra albümüm için parayı geri almak istedim ama 5400 doları bana 3900 dolar olarak verdiler. Niye risk payı alınmış. Nasıl bir mantıkla yapılır ki bu. Dediğim gibi fırsatını bulduğum ilk anda gideceğim. Böyle yaşamaktansa sürgünlüğü tercih ederim.

 

»Şahrud Seyduna’nın müzik kimliği öyle bir oturmuş ki, o tınıyı nerede duysak Seyduna diyebiliyoruz…

Benim şiirimi dinleyen evet “Tunay’ın” der. O öz dilini bulmaktır. Amaç bu zaten. Bende şu saatten sonra müzisyenim derim. 70 eserim piyasada…Artık kitlelerin tanıdığı dilim var.

Şahrud Seyduna kitlelerde kabul gördü… Aşk böyle bir şey, külleri bile hala yaratıyor. Buharlaşmıyor ki… Sende bitmişliği bile üretimi sağlıyor.

 

»Bir yanda sitem bir yanda özlem neden?

Evet albümün çoğunluğu sitem, hem de ağır… Çünkü bitiş kolsuzdu. Ayrılığın hakkını vermediği için sitem dolu. Sitemde sevgiden doğmaz mı? O da bir özlemdir. Ama benim özlemim çocukluğuma köyüme, dağlarıma… Çünkü kapitalizm inanılmaz kirletti. Bu kirliğin içinde yaşamak istemiyorum.

 

NAZ ERDOĞAN

nazerdogan81@gmail.com


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy