ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Thursday, Feb 20th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Felsefe Yazıları Engels'in Marx'a Vedası


Engels'in Marx'a Vedası

e-Posta Yazdır

Reklamlar

ADI YÜZYILLAR BOYUNCA YAŞAYACAK, YAPITI DA!

Highgate Mezarlığı, Londra 17 Mart 1883… “Avrupa'da bir heyula dolaşıyor - Komünizm heyulası” diye başlayan ve “Bütün ülkelerin proleterleri, birleşin!” diye biten kitabın, Komünist Manifesto’nun yazarlarından birinin, Karl Marks toprağa veriliyor… Mezarı başında konuşma yapan ise Marks’ın yoldaşı, Komünist Manifesto’nun diğer yazarı Friedrich Engels…


{mosimage}Friedrich Engels konuşmasında, “Marx, işte bu yüzden zamanının en sevilmeyen ve en çok karaçalınan adamı oldu” diye konuşurken, muhtemelen sonraki yüzyıl içinde bu durumun devam edeceğini öngörmekteydi. Ancak burjuvazinin en sevmediği adam ilan ettiği Marks, ölümünden sonraki yüzyıla düşünce ve eylemleriyle damgasını vuran biri oldu.


BBC’nin Milenyum için yaptığı ankette dünyada “binyılın en büyük düşünürü”nün Karl Marks olarak çıkması bu sözümüzün küçük bir kanıtı değil mi?
Karl Marks’ın ölümünün üzerinden 126 yıl geçti…
Engels’in Marks’ın mezarı başında yaptığı konuşmanın son sözü bizimde son sözümüz olsun: “Adı yüzyıllar boyunca yaşayacak, yapıtı da!”

14 Mart günü, öğleden sonra üçe çeyrek kala, yaşayan düşünürlerin en büyüğü artık düşünmez oldu. Ancak iki dakika yalnız bıraktıktan sonra, odaya girince, onu koltuğunda rahat rahat, ama sonsuzluğa dek, uyumuş bulduk.

Avrupa ve Amerika militan proletaryasının bu adamda yitirmiş bulunduğu şey, tarihsel bilimin bu adamda yitirmiş bulunduğu şey, ölçülemez. Bu devin ölümü ile bırakılan boşluk, kendini duyumsatmakta gecikmeyecek.

Nasıl ki Darwin organik doğanın gelişme yasasını bulduysa, Marx da insan tarihinin gelişme yasasını, yani insanların, siyaset, bilim, sanat, din, vb. ile uğraşabilmelerinden önce, ilkin yemeleri, içmeleri, barınmaları ve giyinmeleri gerektiği; bunun sonucu, maddi ilksel yaşama araçlarının üretimi ve, böylece, bir halk ya da bir dönemin her iktisadi gelişme derecesinin, devlet kurumlarının, hukuksal görüşlerin, sanatın ve hatta sözkonusu insanların dinsel fikirlerinin üzerinde gelişmiş bulundukları temeli oluşturdukları ve, buna göre, bütün bunların şimdiye değin yapıldığı gibi değil, ama tersine, bu temele dayanarak açıklamak gerektiği yolundaki, daha önce ideolojik bir saçmalıklar yığını altında üstü örtülmüş bulunan o temel olguyu buldu.


Ama hepsi bu değil. Marx günümüz kapitalist üretim tarzı ile onun sonucu olan burjuva toplumun özel hareket yasasını da buldu. Artı-değerin bulunması, sonunda, bu konuyu aydınlattı; oysa, burjuva iktisatçıların olduğu kadar sosyalist eleştiricilerin de daha önceki bütün araştırmaları, karanlıklar içinde yitip gitmişlerdi.

Bu türlü iki bulgu koca bir yaşam için yeterdi. Kendisine böyle bir tek buluş yapma nasip olana ne mutlu! Ama Marx araştırmada bulunduğu her alanda (bu alanlann sayısı çoktur ve bir teki bile yüzeysel irdelemelerin konusu olmamıştır), hatta matematik alanında bile, özgün buluşlar yaptı. (…)
Çünkü Marx, her şeyden önce bir devrimciydi. Kapitalist toplum ile onun yaratmış bulunduğu devlet kurumlarının yıkılmasına şu ya da bu biçimde katkıda bulunmak, kendi öz durumunun ve gereksinmelerinin bilincini, kendi kurtuluş koşullarının bilincini kendisine ilk onun vermiş bulunduğu modern proletaryanın kurtuluşuna yardımda bulunmak, onun gerçek yönelimi işte buydu. Savaşım onun en sevdiği alandı. (…)


Marx, işte bu yüzden zamanının en sevilmeyen ve en çok karaçalınan adamı oldu. Mutlakiyetçi olduğu kadar cumhuriyetçi hükümetler de kovdular onu; tutucu burjuvalar ile aşırı demokratlar onu karaçalma ve kargışlara boğmakta birbirleri ile yarışıyorlardı. O bütün bunları, hiç aldırmaksızın, örümcek ağları gibi yolunun dışına atıyor ve ancak çok zorunlu durumlarda yanıtlıyordu. Sibirya madenlerinden Kaliforniya'ya değin, Avrupa ve Amerika'nın her yanına dağılmış, tüm dünyanın milyonlarca devrimci militanı tarafından ululanmış, sevilmiş ve aklanmış olarak öldü o. Ve ben çekinmeden söyleyebilirim ki, onun birçok karşı-düşüncede olan hasmı olabilirdi, ama kişisel düşmanı pek o kadar yoktu.

Friedrich Engels
Highgate Mezarlığı, Londra 17 Mart 1883

Marks-Engels: Seçme Yapıtlar, Cilt: 3, Sol Yayınları, 1979
FEZA KÜRKÇÜOĞLU


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy