ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Wednesday, Oct 16th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Felsefe Yazıları Kalıplara Dökülmek


Kalıplara Dökülmek

e-Posta Yazdır

Reklamlar

'Fark etmeliyiz kalıplara döküldüğümüzü;
Soğuyup sertleşmeden önce'…

Yaşamın iki yüzü var; biri nesnel, biri öznel.
Birer birey olarak yaşam bizi her an, hem nesnel olarak, hem öznel olarak kalıplara döküyor.
Yaşam, nesnel yanımız olan bedenimizi her an kalıplara döküyor ki; her an bedenimizden yüz binlerce hücre yaşamlarını tamamlayarak inorganik doğaya dönüyor.
Her an doğadan aldığımız inorganik ve organik maddeler aracılığıyla bedenimizde yüz binlerce yeni hücre, yeni yaşam oluşuyor.
Bedensel kalıplara dökülüşümüz diyalektik bir akış içinde her an kendini yeniliyor.

Yaşam bununla sınırlı kalmıyor, öznel yanımızı da her an kalıplara döküyor. Çünkü biz her an düşünüyoruz, çünkü düşüncelerimize her an yeni düşünceler ekleniyor. Nesnel varlığımız olan bedenimizde her an var olan yaşam ve ölüm mücadelesi, öznel yanımızda eski düşüncelerle yeni düşüncelerin mücadelesini biçimlendiriyor. Yeni düşünceler her an eski düşüncelerin yerini alıyor.

Düşünmek felsefe yapmaksa eğer, bizler kafamızın içinde var olan bu eski ve yeni diyalektik çatışmasını her an yaşıyoruz. Bu durumun bilincinde olup olmamamız bu gerçeği değiştirmez. Doğanın nesnel yasaları böyle işliyor.
Düşüncenin ve düşünmenin temel olarak iki kalıbı var, biri idealizm, diğeri materyalizm. Düşünsel kalıba dökülüşümüz ancak bu iki kalıpta gerçekleşebilir. Peki ne yapmalıyız?

Yaklaşık beş bin yıllık düşünce tarihimiz bize gösteriyor ki Materyalist düşünce bilimselliğin kalıbıdır. İdealist kalıba dökülüyor olmaktan kendimizi kurtaramazsak, Tarihsel ve Diyalektik Materyalizmi öğrenip, yaşam alanlarımıza uygulayamazsak, bilimsel düşüncenin gerisinde kalacağımız açık değil mi.

Sedat Akıncı..


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy