ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Friday, Dec 06th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Felsefe Yazıları Strateji ve Taktik Kavramları


Strateji ve Taktik Kavramları

e-Posta Yazdır

Reklamlar

STRATEJİ VE TAKTİK ÜZERİNE BİR DENEME..

Strateji ve taktik kavramlarının dilsel söylenişi, genel olarak insanlarda askersel ve savaş içeren düşünceleri çağrıştırır. Oysa ki adı geçen bu kavramlar, yaşamsal pratiğin birer yansıması olarak toplumbilimin ve düşüncenin temel kavramlarıdır. Daha da ileri giderek; Doğanın, toplumun ve bilincin tüm alanlarını kapsayan ve onların anlaşılması ve değiştirilebilmesi noktasında en önemli olanı, yani ‘yöntem’i dile getirirler.


Strateji ve taktik, birbirlerinden koparılamayacak biçimde diyalektik bağıntılarla birbirlerine bağlıdırlar ve tek başlarına hiçbir anlam ifade etmezler. Strateji düşüncede ‘oluş’u karşılar, taktik de ‘olgu’ ve ‘olay’ları.

Doğa, toplum ve bilinç sürekli bir oluş içerisindedir. Doğada tamamlanmış hiçbir süreç yoktur. Oluş içerisinde gerçekleşen olgu ve olaylar, nesnel bir gerçeklik olarak, sürekli bir biçimde yer ve biçim değiştirirler. Bu yer ve biçim değiştirme, maddenin temel özelliği olarak yeniye ve ileriye doğru bir yol izler.


Tek hücreli canlıdan, insana kadar gelen süreçte, organik dünyada oluşmuş bulunan tüm canlı türleri, yaşamsal bir strateji ve bu stratejinin bir uygulaması olan taktiksel becerilere sahiptirler. Eğer değişen yaşam koşullarına karşılık yeni taktikler geliştirmezlerse, türlerini sürdürme şanslarını kaybederler ve yaşam sahnesinden, doğanın onları olumsuzlamasıyla çekilirler.


Strateji ve taktik kavramlarının insan düşüncesinin diyalektik olarak ele alınışlarında da çok derin ve etkili bir önemi vardır. Burada strateji kavramı düşünceye, taktik kavramı düşünmeye denk düşer. Düşünce ve düşünme de, aynı strateji ve taktik kavramlarındaki gibi diyalektik bir bağıntı içindedirler ve birbirlerinden kopuk ele alınamazlar. Düşünce kavramı, insan tarihinin genel oluşumunu kapsar, düşünme kavramı ise bu genel oluş içindeki düşünme alanlarını, yani felsefe dallarını kapsar. Bu duruma basit bir örnek verecek olursak; Bizim bir birey olarak, tüm yaşamımız boyunca edinmiş bulunduğumuz deney ve bilgilerden oluşan bir düşünce yapımız vardır. Bu düşünce yapımız tüm yaşamımız süresince, sürekli bir gelişme, yani oluş halindedir. Buna karşılık günlük pratik içerisinde, ‘düşünme’miz gereken olgu ve olaylar vardır. Olgu ve olaylarla ilgili ‘düşünme’miz genel olarak düşüncemizi etkiler ve değiştirir. ‘Düşünme’nin etkileyip değiştirdiği düşüncelerimiz de yeniden düşünme süreçlerini yaratır. Düşüncenin ve düşünmenin bu diyalektik hareketi de insanlığın düşünce tarihini oluşturur.


Tüm bunları söyledikten sonra karşıma çıkan soru şudur; Strateji ve taktik kavramlarının günlük yaşamdaki anlamı nedir? Yaşayan her birey, günlük pratik içerisinde, her gün yeni zorunluluk ve zorluklarla yüz yüze gelir. Bu zorunluluk ve zorlukları aşmak, belli bir stratejiyi ve belli taktikleri uygulamayı gerektirir. Bu durum insanın elinde olmayan doğal bir durumdur. Sorunları aşmada uygulanacak strateji ve taktiklerin başarılı olabilmeleri ancak doğru bilgilerle olanaklı olacağına göre, doğru bir bilgi sahibi olduğumuzu nereden anlayacağız; İşte düğüm noktası burasıdır.


Doğru bilgi dogmatik olan değil, bilimsel olandır. Bilimsel bilgi her gün yeniden yeniden yapılanması gereken bir bilgidir. Bunun için kendimizi her gün yeniden bilimsel bilgiyle donatmalıyız. Bunun tek yolu ise sürekli okumak ve sürekli yazmaktır. Toplumumuzda okuyan ve yazan insanların her geçen gün çığ gibi çoğalması dileğiyle.. 


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy