ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Tuesday, Oct 22nd

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Felsefe Yazıları Hallac - Mansur - Varlık - Yokluk ve Tanrı


Hallac - Mansur - Varlık - Yokluk ve Tanrı

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Orhan HançerlioğluÖncelikle belirtmek isteğim nokta,islam dünyasıyla batı dünyası arasındaki felsefi uçurumdur.Batı felsefesi genel hatlarıyla incelendiğinde görülecektir ki bir çok düşünür(19.yy a kadar)Tanrı-kilise bağlamında düşünceler üretmiş ve bunun sonucunda da metafizik her zaman yerini korumuştur.Ama gariptir ki islam dünyasında aynı durum yani Tanrı meselesi dincilik olarak algılanmakta ve de bunun üzerinden siyaset üretilerek islam ve tümüyle doğu dünyası ötekileştirilmektedir.Oysa bunun bir haksızlık olduğunu görmek hiç de zor bir şey değildir.

Böyle bir giriş yapmamın nedeni ise aslında felsefi anlamda islam dünyasında da ciddi düşüncelerin olduğunu göstermek hem de öyle bir ciddiyet ki bu,İŞKENCEyle ölüme razı olmak bile yetersiz kalmakta.'BENİ ÖLDÜRÜN'diye bağıran bir adam(Hallac- mansur) 'BENİ KURTARMAYIN' diyen bir adamdan(Sokrates) daha az değerli değildir.

Şüphesiz ki fikirlerinden dolayı ölüme mahkum edilmiş birçok düşünür vardır. Ama felsefe alanında,bu anlamda, bilinen en önemli düşünür Sokrates'tir.Düşüncelerini açık bir şekilde söylemek ve bunu da halka açıklamak suretiyle ölüme mahkum edilmişti Sokrates.Çünkü Sokrates'in düşünceleri dönemin siyasi otoritesi için ciddi tehlikeler arz ediyordu.Bu durum, her dönemde görüldüğü gibi,siyasetçileri rahatsız etmiş ve bu rahatsızlık ölümle sonuçlanmıştır.Onunla aynı kaderi paylaşan ve bu yazının asıl merkezi olan kişi ise Hallac-ı Mansur'dur

Asıl adı Hüseyin Bin Mansur el-Beyzavi olan Hallac,857 yılında Beyza şehrinin Tur kasabasında doğdu.Babası bir zerdüşti olan Mansur,dünya görüşünü oluştururken zerdüştilikten de etkilenmiştir.Mansur,islam dünyasının tam anlamıyla KAOS yaşadığı bir dönemde fikirlerini geliştirmiş ve bu fikirleri giderek şiddetli bir hal almıştır.Mansur birçok düşünceden etkilenerek oluşturduğu bu şiddetli düşüncelerinden dolayı ölüme mahkum edilmiş ve işkenceyle  öldürülmüştür.

Peki neydi Mansur'un ölümüne yol açan o şiddetli düşünceleri.Ölümüne yol açan nedenler arasında elbette siyasi olaylar da ciddi anlamda etkili olmuştur ama bu konuya çok da fazla değinilmeyecektir.Hallac öncelikle müslüman bir kişiydi ve İslamın bir çok gerekliliğini yerine getiriyordu.Ama onda farklı olan bir durum vardı.Bu farklılık ise varlığın anlamı ve de Tanrının varlıktaki yeriydi.

Henüz küçük yaşlarda var olmanın o büyük sızısını hissetmiş ve bütün yaşamı boyunca bunu üzerinden atmak için çok uğraşmıştır.Mansur için önemli olan ibadet,din ya da siyasi düzen değil BENLİKten kurtulma düşüncesiydi.Çünkü Hallac,varlığın anlamını ancak ve ancak benliğin yok olmasında bulmuştur.Descartes'ta ciddi bir epistemolojik dayanak olan benlik,Hallac için ise kurtulunması gereken bir yüktür.Çünkü benlik  bir düşüneni zorunlu kılmakta ve düşünen ise varlığı zorunlu kılmakta.Oysa gerçek olan yokluktur.Bu yokluk değerlerin yokluğu ya da Nihilist bir yokluk değildir.Bu yokluk varoluşa bir anlam katmanın zeminidir.Çünkü Mansur'un içinde dinmek bilmeyen bir varlık sızısı ya da Varoluşçuların deyimiyle bir 'kaygı' giderek artmaktadır.Bu bir ölüm kaygısı  ya da toplumsal bunalımdan kaynaklanan bir sıkıntı değil;bu kişinin salt kendi varlığının verdiği bir kaygıdır.

Mansur varoluşun o eşsiz anlamsızlığına anlam katar.Bu anlam ise Tanrıyla bir olmak(vahdet-i vücut)tır.Çünkü Tanrı herşeydir.Herşey de Tanrıdır.Bu anlayış bize her ne kadar panteist bir düşünce çizgisini gösterse de aslında panteizm değildir.Çünkü Mansur'a göre Tanrı hem içkin hem de aşkın bir varlıktır.Hatta ona varlık demek bile doğru değildir.Çünkü Tanrı hem vardır hem yoktur.Dolayısıyla o herşeydir.

Mansur'un varlığın anlamsızlığa kattığı anlam tamemen Tanrıda yok olmayla mümkün olmaktadır.'Beni öldürün;çünkü ben ancak ölürsem yaşayacağım'diyen Hallac varlığı yoklukta anlamlandırmakta.Ama bu tamamen öznel bir anlamlandırma olarak karşımıza çıkar.Kierkegaard'ın öznelciliğine yakın bir öznelcilik olarak da karşımıza çıkan bu durum aslında Hallac için nesnellik taşımasına rağmen bu durumun,yani varlıkta yok olmanın,halk için mümkün olamayacağını  çünkü halkın bu durumu idrak edemeyeceğini söyleyerek varlığın anlamını kendine çevirmesi öznel bir varoluş sergilediğini gösterir.

Hallac'ın kendini varlıkta yok etmesi, benliği reddetmesini gerekli kılmıştır.Çünkü Tanrı tektir ve benlik başka bir varlık daha gerektirdiğinden benliğin gerçeklik taşımadığını, böylece benliğin yok olması gereken birşey olduğunu söyleyerek Tanrının tekliği fikrine ulaşır.Eğer benlik bir ikilik oluşturuyorda o halde diğer varlıklar ne anlama gelmektedir?Hallac'a göre bu bir sorun değildir.Çünkü herşey Tanrıdır ve aynı zamanda Tanrı bütün herşeyden münezzehtir.Hallac'ın en dikkat çekici düşüncesi de zaten burda kendini göstermektedir.Hallac'a göre tanrı hiçbir şekilde tanınamaz, bilinemez ve de onun hakkında deliller öne sürülemez.Çünkü insan aklı bunun için yeterli bilgiye sahip değildir.Bunun nedeni ise insanın sadece bu dünyayı tasavvur edebileceğidir.Çünkü Mansur'a göre insan gördükleriyle düşünür,bu anlamda da sadece düşündükleri hakkında yorum yapabilir.Xsenefones'in Tanrı hakkındaki düşünceleriyle de paralellik gösteren bu düşünceyi Hallac şöyle açıklamaktadır:

''Kim,Tanrısallığın beşeriyete karıştığını veya beşeriyetin Tanrısallığa karıştığını söylerse,kafirdir.Zira herşeyden yüce Tanrı,kendi zat ve sıfatlarını,yarattıklarının zat ve sıfatından tecrit etmiştir.Ve kim ki Tanrının bir mekanın içinde veya üstünde vaya bir mekana bağlı olduğunu veya hayal edilebileceğini ileri sürerse Tanrıya küfr etmiş olur''.

Hallac herşeyde Tanrının olduğunu ve dolayısıyla da yaratılanların da bunun bir gerçekliği olduğunu 'ENEL HAK'(ben yaratıcı gerçeğiyim) diyerek ilan etti.'Hemen yakalayıp döve döve öldürdüler'

 

 

 

 

 


Cevaplar (3)Add Comment
caner

Hallac - Mansur - Varlık - Yokluk ve Tanrı


yazar caner, Mayıs 04, 2011
Allah'ı göklerde saltanat kurmuş ve insanları denetlemekte olan ulu bir varlık olarak görmek bana doğru gelmiyor, Allah bir yerde ve her yerde, değil mi ki Allah'ın ruhundan üflenerek vücut bulduk, her insan değerlidir, istisnasız herkes. Allah'ı görmek isteyen dağa baksın, taşa baksın, küçük bir çocuğun gözünün içine baksın, Allah her yerde ve hiçbir yerde, sınırsız Allah, sonsuz, tanımsız...
Allah'tan gayrı değiliz, Allah'a ulaşmak kişinin nefsiyle mücadelesiyle başlar, 1.adımdır bu, kişinin kendini bilmesi, nefsini dindirmesi, kişinin kendini bulmasıyla, insanlara yönelmesi, sevmesi ve sevilmesi olgunlaşmanın orta noktasıdır, insanları sevmek,canlıları sevmek,Yaradanı sevmek ve sahiplenilmektir. Olgunlaşmanın doruk noktasıysa gerçek anlamda açıklanamaz, açıklanması da beklenemez...
Zahiri anlam kaybolmuştur artık, çiftlik yok olmuş, her şey tekleşmiştir. Kimisi bu anlama ulaşır, kimiyse ulaştığını sanır, büyük bir kısımsa bütün bunlardan bihaber, yok olur, zaten hiçbir zaman varolmamıştır da...
0

...


yazar mrllh, Mayıs 31, 2011
her gün sorguluyorum tanrı nerde diye? Hemen evren aklıma geliyor.bence insan evrene benziyor. o zman evrenin bir beyni var.peki tanrı nerde? bence tanrı ; insan hafızasının yetmediği yerde ortaya çıkmıştır. bütün akliselim filozoflar aklıma geliyo;dostoyevski,frederic,marks vs.! neden bunların çoğu delirdi veya öldürüldü?doğada bizim üstümüzde bir güç var ve buna inanmak isterim! Biz enel hak'ın dediği gibi: ben tanrıyım. Bizler tanrıdan birer parçayız. yani yaşayan herkeste tanrıdan bir parça var yani üflenen RUHLAR var.ama yüzlerce sene önce enel hak gibi yanlış anlaşılmaktan korkmuyor değilim!mantar gibi büyümemek ,türememek ve inanılan neyse ondan şaşmamak dileğiyle
0

İnancın mantıklı yolu


yazar ilhan ilhan, Eylül 11, 2012
Yukarıda okuduğum yazı bana pek mantıklı gelmedi asıl olan şudur ki: Allah vardır ve birdir ve yaradandır dolayısıyla Allahı kendinde aramak veya başka nesnelerde aramak sadece yaratılanların bir yaradanı olduğunu kavramak içindir yoksa başka birşey değildir yaradanı kendinde görmek mecazidir gerçek ise herşeyi yarattığı gibi beni de o yarattı diyebilmek içindir bu nedenle hiç kimse enel hak diyemez!
Mesela bazı insanlar kendi kendilerine sorarlar Allah nerde diye sormalarına gerek yok islami kaynaklara bakarlarsa zaten bu konuda fikir sahibi olabilirler
Bir müslüman Allahı ancak Kuran ve Hz Muhammedin anlattığı şekilde kabul etmesi gerekir,Çünkü Allah kendisini bu iki kaynak vasıtasıyla insanlara ve diğer ilgili varlıklara tanıtmıştır.
son söz olarak diyebilirimki Allah insanların akıl ve zekasını bu dünya şartlarına göre yarattığından diğer konularda fazla düşünerek kendi kendilerine fikir üretmesinler

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy