ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Friday, Nov 22nd

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Felsefe Yazıları Din Felsefesi Üzerine 1


Din Felsefesi Üzerine 1

e-Posta Yazdır

Reklamlar

DİN FELSEFESİ ÜZERİNE  1

Özellikle günümüzde birçok ülkede popüler hale gelen Din Felsefesi, bizim ülkemizde de aynı şekilde popüler bir etkinlik alanı olmuştur. Bizim iki bölüm halinde yazılan bu yazıdaki amacımız Din Felsefesinin ve temel problemlerinin ne olduğunu açıklamak ve de Din ve Felsefenin bu konuya hangi açılardan yaklaştığını göstermeye çalışmaktır.

Din Felsefesi aslında kavram olarak çok yeni bir kavramdır. Özellikle Alman Filozof Hegel’in ‘Din Felsefesi üzerine dersler’ adlı eseri bu ismin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Fakat bu Din Felsefesi yapmanın Hegel’le başladığını göstermez.Nitekim Antik Yunan döneminden beri Din Felsefesinin yapıldığını söylemek yanlış olmayacaktır fakat o dönemde Din Felsefesi çok fazla popüler değildi. Bunun sebeplerinden bazılarını söylemek gerekirse; öncelikle o dönemde özellikle Doğa filozofları diye bilinen filozofların Dini bir bakış tarzından ziyade daha Felsefi bir bakışları olduğu söylenebilir. Nitekim o dönemde ‘İslam’ ve ‘Hristiyanlık’ dinleri henüz mevcut değildi ama mitolojik unsurlar epey bir ağır basıyordu. Doğa filozoflarından sonra gelen Platon ve Aristo gibi filozoflar ise doğrudan dine atıfta bulunmamış ama dinin en merkezi konusu olan ‘Tanrı’ kavramıyla ilgilenmişlerdir. Ama bu ilginin özellikle Aristo da çok ileri gitmediğini belirtmek yanlış olmaz.

Bu açıdan bakıldığında Din Felsefesinin aslında epey bir eski olduğunu söyleyebiliriz. Yine nitekim yukarda da belirttiğimiz gibi Din Felsefesinin merkezi problemi olan ‘Tanrı’ konusu daha açık bir ifadeyle ‘Tanrının varlığı problemi’ neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir.Çünkü bugün yapılan arkeolojik ve antropolojik araştırmalar göstermektedir ki din ya da daha genel anlamda Tanrı anlayışı çok eski zamanlardan beri süregelmektedir.Bu açıklamalardan sonra şunu sorabiliriz.Din Felsefesi nedir?Din Felsefesi Felsefesinin tıpkı ahlak,estetik,bilgi gibi alt dallarından biri midir yoksa tam tersi bir anlayışla dinsel durumların temellendirilmesi midir?

Din Felsefesinin tanımını kısaca M.S.Aydın’ın da belirttiği gibi ‘Din üzerine bir düşünme ve tartışmadır.’diyebiliriz.Fakat bu tanım tam manasıyla yeterli değildir.Yine de gidilecek yola ışık tutabilir.Din üzerine Felsefi bir düşünme olarak tanımlanan Din Felsefesini daha iyi anlayabilmek için elbette dinin ve felsefenin tanımlarına da bakmak gerekir.Bu iş ise sanıldığı kadar basit değildir zira tanım yapmak özne hakkında tam manasıyla kuşatıcı bir açıklama yapmak olarak anlaşılabilir.Ama bu ne din için ne de felsefe için tam olarak mümkündür.

Söz konusu unsurları tanımlama girişiminde sonra Din Felsefesinin konularının ne olduğu, yöntemin ve amacının ne olduğu konusuna değinerek yazımızın ikinci bölümünde Din Felsefesinin problemlerine değineceğiz

1-Din Nedir? Ya da ne Din Değildir?

Yukarıda da belirttiğimiz gibi tanım yapmak kolay iş değildir.Bu yüzden tanımımız tam manasıyla tatminkar olmayabilir.Tanım yapmadan önce Din ilgili birkaç değerlendirmede bulunmak iyi olabilir.

Din insanlık tarihi kadar eskidir desek herhalde yanlış olmaz zira daha önce de dediğimiz gibi yapılan araştırmalar henüz Dini bir yapıya sahip olmayan bir toplumun varlığına rastlanmadığını gösteriyor.Bu yüzden Din üzerinde yeterince tartışılacak,konuşulacak ve yazılacak bir alan olmayı hak ediyor.Kimi insanlar Dini bir kandırmaca olarak ya da bir uyutma aracı olarak algılayıp çok fazla üzerinde durulması gereken bir konu olarak görmeyebilir fakat insanın ve dolayısıyla da toplumların nasıl bir tarihsel yapı içerisinden evrildiğinin anlaşılması için Din gayet önemli bir konudur.Dinin en önemli özelliklerinden birisi de zaten insanın hem içsel ya da ruhsal hem de maddi yani dünyevi yanıyla ilgili olmasıdır.

Şimdi tanım yapma girişiminde bulunabiliriz.Din bizce insanın belli bir inanç etrafında ve bu inancın pekiştirilmesi için yapılan ibadetlerle beraber ahlaki bir düzeni salık veren yapıdır.Tanımla ilgili problemlere daha sonra değinmekle beraber şunu söylemekte fayda var:Bu tanım sadece ‘teistik’ dinlere uyabilir zira din diye adlandırılan ve inanç ve ibadet boyutu olmayan kimi beşeri dinler de mevcuttur.Zaten bizim ‘Ne Din Değildir’ başlığından kastımız tam da bu konuyu ifade eder.Zira genel manada bakılırsa sistemli dinler ‘Kitabi Din’ denilen Teistik dinlerdir.Bu yüzden  biz beşeri din diye adlandırılan dinleri konumuzun dışında tutacağız zira bize göre onlar din değil,olsa olsa ahlaki öğretiler ya da Felsefi söylemlerdir.Bunu da şu şekilde belirtmekte fayda var ki Kitabi dinler sadece ahlaki ya da felsefi nitelikte değiller.Kitabi dinlerin en önemli kabulleri evreni yaratan ve kendisi yaratılmayan,her şeyin sebebi ve sebepsiz olan Tanrı ve onun emir ve yasaklarıdır.Ama beşeri din diye adlandırılan Budizm,Taoizm gibi dinlerin bu tür kabulleri yoktur.

Peki bizim bu tanımımız Kitabi dinler olan Yahudilik-Hıristiyanlık ve İslam dini için doğru mudur ya da yeterli midir.Bize göre tanım doğrudur fakat yeterli bir güçlükte değildir.Zira dinlerin sadece inanç,ibadet ve ahlaki yapılarından ziyade daha grift yapıları da vardır.Ama bunları konumuzun dışında tutmayı daha doğru görüyoruz.Bu kısa tanımlama girişiminde sonra şimdi de Felsefeye ve onun yöntemine bakmakta yarar var

2-Felsefe ve Yöntemi

Felsefeden söz ederken elbette genel anlamda değil de Din Felsefesi açısından değerlendirmeler de bulunacağız.Felsefenin tanımı da Din kadar zordur.Bu yüzden belirtmek gerekir ki sadece genel hatlarına değinip felsefenin yönteminden ve dinle olan ilişkisinden söz edeceğiz.

İmdi,Felsefe Yunancadan gelen ‘philosophia’ kelimesinin karşılığıdır.Kelime anlamı ‘Bilgelik sevgisi,ya da bilgiye duyulan aşk’ olarak da  ifade edilebilir.Aslında bu tanım bile bize Felsefe hakkında çok şey söylemektedir.Çünkü Bilgelik sevgisi deyimi insanın kendisi ve yaşadığı dünya hakkında sürekli bir şekilde sorular soran ve bunları anlamaya yönelik düşünsel süreçlerden geçen bir durumu betimler.Kişinin kendisi ve dış dünya ile ilgili bu sorgulamaları kişinin bilgiye sahip olmak istemesinden kaynaklanmaktadır.Nitekim Aristo’nun da belirttiği gibi ‘İnsan doğal olarak bilmek ister’.Ama bilgelik sevgisiyle Bilge olmak yani Hikmet sahibi olmak farklı durumlardır.Nitekim Filozof bilgiye sahip olmaktan ziyade onun peşinden koşan,sürekli bir şekilde bulgularının şüphe içinde olabileceğini düşünen ve cevaptan çok soruya önem veren kişidir denilebilir.Bu konuda özellikle K.Jasper’ın ‘Felsefe yolda olmaktır’ sözü de buna güzel bir örnektir.Elbette Hikmet kavramı daha farklıdır ve tümelin bilgisine sahip olmaktır.Ama Felsefede böyle bir durum yoktur.Felsefede bilmekten ziyade bilmenin peşinden gitme durumu söz konusudur.

Felsefe sistemli,tutarlı ve akıl ilkelerine ters düşmeyecek şekilde ortaya koymuş olduğu düşüncelerini yansıtırken ,söz konusu ilkelere bağlı kalmak durumundadır.Herhangi bir felsefi sistem bu ilkelere uymazsa zaten onun felsefe olduğunda söz edemeyiz.Dolayısıyla felsefe ortaya konulan düşüncelerin çelişki barındırmadığı ve tutarlı bir bütün oluşturduğu yapılarda ortaya çıkar.Tabi ki bununla beraber felsefe tümel olanın bilgisini ortaya koymaya ve bu doğrultuda da tümdengelim yöntemine bağlı olduğuna kanaat getirebiliriz.Yine Felsefe şüpheci ve eleştirel tavrıyla Din ve onun gibi yapıların tam manasıyla ne olduğu, hangi iddiaların şüpheiçerip içermediği ve öncül ve sonuçların arasında tutarlılık olup olmadığını da denetler ve sorgular.Bu manada Felsefe eleştirel yapısını her zaman koruyarak aslında aklın denetimini sürekli devreye sokmaktadır.Bu eleştiri ve sorgulayan tavır dolayısıyla Felsefe ve Din arasında çatışma olup olmadığı problem olarak ortaya konmuştur.Gerek Hıristiyan,gerekse de İslam düşüncesinde bu durumu sürekli bir şekilde görmek mümkündür.Nitekim Antik Yunan döneminde Dini bir boyuttan söz edemezsek de Özellikle Hıristiyan ve İslam dünyasında Felsefe çok ciddi tartışmalara sebep olmuştur.Örneğin,Orta çağ Hıristiyan dünyasındaki Kilise egemenliği Felsefeyi de tekeline almış ve yapılan Felsefi çalışmalar genelde Tanrı kanıtlamaları üzerine olmuştur.Bu çalışmaların dışındaki çalışmalar ise gereksiz sayılmış ve bazen çok ciddi etkilerle sonuçlanmıştır.İslam dünyasında ise Felsefe genel olarak iyi karşılanmış ve bir çok Müslüman filozof tarafından popüler hale getirilmiştir.

 

Bu açılardan bakıldığında tarih boyunca Dinin ve Felsefenin karşılaştığını da hatta bazen iç içe geçtiğini söyleyebiliriz.Nitekim Farabi’ye göre Din ve Felsefenin tek hakikatin iki ayrı yolu yolduğunu söylemesi de buna örnektir.Bir diğer yazımızda Din Felsefesinin asıl merkezi olan ‘Tanrı’ sorununa ve ve kanıt ve reddiyelere değineceğiz.


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy