ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Sunday, Apr 05th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT



Duyu

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Duyu, Leibniz, Schiller, Descartes, Berkeley, Einstein, Frege, Galileo, Hegel, Hume

 

 


Leibniz

Ussalcı Leibniz görgücü Johr Locke‘u yanıtlıyor:


‘‘Karşıma felsefeciler tarafından kabul edilen şu beliti çıkarıyorsunuz: Ruhta duyulardan gelmeyen hiçbirşey yoktur. Ama ruhun kendisini ve duygularını kabul etmelisiniz. Nihil est in intellectu quod non fuerit in sensu, excipe: nisi ipse intellectus, ya da, Anlıkta duyularda olmayan hiçbirşey yoktur, ama anlığın kendisi dışında. Şimdi ruh varlık, töz, birlik, özdeşlik, neden, algı, us ve duyuların veremeyeceği başka birçok kavramı kapsar.’’

 







Schiller

‘‘Doğa (duyu) her yerde birleştirir, anlak her yerde ayırır, ama us yeniden birleştirir; bu yüzden insan, felsefeciliğe başlamadan önce, gerçekliğe henüz araştırmasını tamamlamamış felsefeciden daha yakındır’’ ::


‘‘Die Natur (der Sinn) vereinigt überall, der Verstand scheidet überall, aber die Vernunft vereinigt wieder; daher ist Mensch, ehe er anfängt zu philosophieren, der Wahrheit näher als der Philosoph, der seine Untersuchung noch nicht geendigt hat.’’

 







Descartes

René Descartes: (1641) ‘‘İlk Felsefe Üzerine Meditasyonlar’’ — 1 (‘‘Meditationes de Prima Philosophiae’’ — I )


3. Bugüne dek en yüksek düzeyde gerçek olarak kabul ettiğim herşey ya duyulardan ya da duyular yoluyla kazanılmıştır; ama bunların zaman zaman yanıltıcı olduklarını buldum, ve sağgörü bizi bir kez aldatmış olan birşeye hiçbir zaman güvenmememiz gerektiğini söyler. ...


8. Belki de bu nedenledir ki bundan Fiziğin, Gökbilimin, Tıbbın ve erekleri olarak bileşik şeylerin irdelemesini alan tüm öteki bilimlerin çok kuşkulu ve belirsiz oldukları, ama Aritmetik, Geometri, ve böyle yalnızca en yalın ve en genel şeyleri ele alan ve bunların gerçekten varolup olmadıkları ile kaygılanmayan bilimlerin pekin ve kuşku duyulamaz şeyler kapsadıkları vargısını çıkardığımız zaman uslamlamamız haksız değildir. Çünkü ister uyanık ister uykuda olayım, iki artı üç birlikte her zaman beş eder, ve karenin hiçbir zaman dörtten çok kenarı olamaz, ve böylesine açık ve görünürde olan gerçekliklerin herhangi bir yanlışlığa ìya da belirsizliğe açık olabilmeleri olanaklı görünmez.


9. Gene de, herşeyi yapabilen ve beni böyle olduğum gibi yaratan bir Tanrının olduğu biçimindeki eski görüşü kafamda taşıdım. Ama onun hiçbir dünyanın, hiçbir göğün, hiçbir uzamlı cismin, hiçbir betinin, hiçbir büyüklüğün, hiçbir yerin olmamasını, ve gene de tüm bu şeylerin duyularını taşımamı ve bana tam olarak şimdi varmış gibi görünmelerini sağlamamış olduğunu nasıl bilebilirim? Ve dahası, kimi zaman başkalarının kendilerini en eksiksiz olarak bildiklerini sandıkları şeylerde aldattıklarını düşünürken, iki ve üçü topladığım ya da bir karenin kenarlarını saydığım ya da - eğer daha kolay bir şey imgelenebilirse — daha da kolay şeyleri yargıladığım her zaman, yanılmadığımı nasıl bilebilirim? ...

 







Berkeley

‘‘Üzerinde yazdığım masa vardır ... ki bunun anlamı eğer çalışma odamdaysam onu algılayabileceğim, ya da bir başka tinin onu edimsel olarak algılayabileceği demektir.’’ ::


‘‘The table I write on I say exists ... meaning thereby that if I was in my study I might perceive it, or that some other spirit actually does perceive it.’’

 







Einstein

‘‘Fiziksel kavramlar insan anlığının özgür yaratılarıdır, ve nasıl görünürse görünsün, yalnızca dışsal dünya tarafından belirlenmezler.’’


:: ‘‘Physical concepts are free creations of the human mind, and are not, however it may seem, uniquely determined by the external world.’’

 







Frege

‘‘Şeyleri görmek için görsel izlenimler edinmek hiç kuşkusuz zorunludur, ama yeterli değil. Eklenmesi gereken duyusal birşey değildir. Ve bize dış dünyanın kilidini açan tam olarak budur; çünkü bu duyusal-olmayan şey olmaksızın her birimiz iç dünyada kilitli kalırdık.’’ ::


‘‘Having visual impressions is, of course, necessary for seeing things, but it is not sufficient. What must be added is not anything sensible. And it is precisely this that unlocks the outer world for us; for without this non-sensible something, each of us would remain locked up in his inner world.’’

 







Galileo

‘‘Bizde tatlar, kokular ve sesler yaratmak için dışsal cisimlerde şekiller, sayılar ve yavaş ya da hızlı devimler dışında hiçbir şeyin gerekli olmadığına inanıyorum ... eğer kulaklar, diller ve burunlar ortadan kalkacak olsalardı, şekiller ve sayılar ve devimler kalır, ama kokular ya da tatlar ya da sesler kalmazdı..’’ ::


‘‘To excite in us tastes, odors, and sounds I believe that nothing is required in external bodies except shapes, numbers, and slow or rapid movements. ... if ears, tongues, and noses were removed, shapes and numbers and motions would remain, but not odors or tastes or sounds.’’

 







Hegel

‘‘Bu bakımdan, duyusal nesnelerin olgusallığının o gerçekliğini ve pekinliğini ileri sürenlere en alt bilgelik okuluna, yani eski Serez ve Baküs'ün Eleusis Gizemlerine geri dönmeleri, ve ilkin ekmeği yemenin ve şarabı içmenin gizini öğrenmeleri gerektiği söylenebilir; çünkü bu gizlere gizdeş olan biri duyusal şeylerin varlığı üzerine salt kuşkuya değil, ama umutsuzluğa da düşer; onların yokluğunu bir yandan kendisi ortaya çıkarırken, öte yandan onların kendilerini yokluğa götürdüklerini görür. Hayvanlar bile bu bilgeliğin dışında değildirler; tersine, en derinden ona gizdeş olduklarını tanıtlarlar; çünkü duyusal şeylerin önünde bunlar sanki kendilerinde varolan şeylermiş gibi durup kalmazlar; tersine, bu olgusallıktan umutsuz ve onların hiçliğinin tam bir pekinliği içinde, onlara teklifsizce uzanır ve onları yiyip yutarlar; ve tüm Doğa da, hayvanlar gibi, duyusal şeylerin gerçekliğinin ne olduğunu öğreten bu açık gizleri kutlar.’’ ::


‘‘Bei dieser Berufung auf die allgemeine Erfahrung kann es erlaubt sein, die Rücksicht auf das Praktische zu antizipieren. In dieser Rücksicht kann denjenigen, welche jene Wahrheit und Gewißheit der Realität der sinnlichen Gegenstände behaupten, gesagt werden, daß sie in die unterste Schule der Weisheit, nämlich in die alten Eleusinischen Mysterien der Ceres und des Bacchus zurückzuweisen sind und das Geheimnis des Essens des Brotes und des Trinkens des Weines erst zu lernen haben; denn der in diese Geheimnisse Einngeweihte gelangt nicht nur zum Zweifel an dem Sein der sinnlichen Dinge, sondern zur Verzweiflung an ihm und vollbringt in ihnen teils selbst ihre Nichtigkeit, teils sieht er sie vollbringen. Auch die Tiere sind nicht von dieser Weisheit ausgeschlossen, sondern erweisen sich vielmehr, am tiefsten in sie eingeweiht zu sein; denn sie bleiben nicht vor den sinnlichen Dingen als an sich seienden stehen, sondern verzweifelnd an dieser Realität und in der völligen Gewißheit ihrer Nichtigkeit langen sie ohne weiteres zu und zehren sie auf; und die ganze Natur feiert wie sie diese offenbaren Mysterien, welche es lehren, was die Wahrheit der sinnlichen Dinge ist.’’

 







Hume

‘‘Böylece tüm olası uslamlama bir duyum türünden başka birşey değildir. Yalnızca şiir ve müzikte değil, benzer olarak felsefede de beğeni ve duygumuzu izlemeliyiz.’’ ::


‘‘Thus all probable reasoning is nothing but a species of sensation. ’Tis not solely in poetry and music, we must follow our taste and sentiment, but likewise in philosophy.’’

 


 

 

Moore ve Russell ile başlayan ve yüzyıldır sürmekte olan İngiliz-Amerikan görgücülüğü felsefeyi küçültmeye, ‘bilgi’ dedikleri şeyi en çoğundan bireysel/kişisel mantık ve matematik modellerine uygulamaya çalışmıştır. Bu tutumu başka bilim dallarında kahramanca uygulayanlar olmuş, ve Amerikan dilbiliminde Bloomfield ve izleyicileri semantiği daha güvenilir fizikselci yöntemler bulununcaya dek bir yana bıkarmışlar ve otuz yıl boyunca alana girmemişlerdir (Enc. Britannica’dan).


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy