ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Tuesday, Feb 25th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Felsefe Yazıları Moderniteye Karşı Romantizm


Moderniteye Karşı Romantizm

e-Posta Yazdır

Reklamlar
İSYAN VE MELANKOLİ
Moderniteye Karşı Romantizm
Michael Löwy – Robert Sayre
Versus Kitap, Şubat 2007

Bugüne kadar Türkçe’de Latin Amerika Marksizmi, kurtuluş teolojisi, ulusal sorun, enternasyonalizm ve daha genel olarak Marksist siyaset felsefesi alanındaki yazılarıyla tanıdığımız Michael Löwy’nin, edebiyat sosyologu Robert Sayre ile kaleme aldığı “İsyan ve Melankoli –Moderniteye karşı Romantizm–” başlıklı kitabı Işık Ergüden çevirisi ile Versus Kitap tarafından Türkçe’ye kazandırıldı. Sayre ve Löwy’nin bu eseri çeşitli açılardan önem arz etmektedir. Her şeyden önce bugün romantizmin gündelik kullanımında ifade edilen, bir aşk ilişkisine ilişkin göndermesinin ne denli ötesinde bir anlam ve felsefi arka plan içerdiğini göstermek bakımından bir öneme sahiptir. İkincisi romantizmi salt edebi ve sanatsal boyutlara indirgeyen yaklaşımları tekzip etme babında önemli bir işlev üstlenmektedir. Son olarak da tarih felsefesi açısından önemli açılımlar sağlamakta; farklı bir tarih ve dolayısıyla farklı bir gelecek tahayyülü sunma noktasında, Marksizm içindeki anti-pozitivist ve de liberter damarı yeniden canlandırmaktadır.

Romantizm ve Antikapitalizm
Kısa bir formülle, yazarlar romantizmi şu sözlerle tanımlıyorlar: “Romantizm, modernitenin, yani modern kapitalist uygarlığın, geçmişteki (prekapitalist, premodern) değer ve idealler adına eleştirisini temsil eder”.
Bu tanımın üstünlüğü, romantizmin çeşitli sanat dallarıyla birlikte siyaset bilimi, teoloji veya sosyoloji gibi disiplinlerdeki ifadesini dışlamaması, ve bunun yanı sıra, rastladığımız diğer romantizm kuramlarının çelişki ve tutarsızlık olarak kavradığı özelliklerin ortak kökenini, “rasyonel çekirdeği”ni açığa çıkarabilmesidir. Ayrıca bu kavrayışın bir diğer meziyeti de, yalnızca kendisini romantik olarak adlandıran şairleri, yazarları, siyaset bilimcileri...vs değil, kendisini böyle tanımlamayan kişilerin eserlerindeki romantik boyutları keşfedebilmeyi sağlamasıdır.

Romantik/Mesiyanik Bir Tarih Anlayışı
M. Löwy’nin daha önceki ve daha sonraki çalışmalarında ve bu çalışmaların üzerinde oturduğu eksende, yani anti-pozitivist bir marksizmi heterodoks kaynaklarla besleme çabasında merkezi bir öneme sahip olan –ve Daniel Bensaid’in “giderek yeraltından çıkmaya başlayan bir düşünce akımı” olarak tarif ettiği– mesiyanizm ile romantizm arasında yapısal, “seçmeci” bir yakınlık mevcuttur. İlk olarak, Orta Avrupa entelijensiyası içinde liberter düşüncenin ağırlığı üzerine yaptığı bir çalışma vesilesiyle Löwy söz konusu liberter anlayış ile mesiyanizm arasındaki tekabüliyeti inceler. Lukacs, Bloch, Kafka, Benjamin, Fromm, Landauer gibi açıkça toplumsal özgürleşim paradigması içinde yer alan düşünürlerin yanı sıra Martin Buber, Gershom Scholem, Franz Rozensweig gibi dindar filozofların düşüncesindeki liberter eğilim ile dini/mesiyanik unsurun arasındaki bu “seçmeci yakınlığın” bir diğer kilit yapısı da Orta Avrupa ve özellikle Almanya’da 19. yüzyıldan beri önemli bir ağırlığa sahip olan romantik dünya görüşüdür. Yahudi mesiyanizminde Tikkun kavramının “her şeyin Tanrı’yla ilksel temasına dönüşü” şeklinde tanımlanması bize mesiyanizm ile romantizm arasında kurulabilecek olan ilişkiye dair önemli ipuçları veriyor. Mesih’in gelişiyle birlikte gerçekleşecek olan Tikkun’u Scholem şöyle tarif eder: “Her şeyin sona erişine giden yol, aynı zamanda her şeyin başlangıcına giden yoldur”. Scholem, Yahudi mesiyanizminde de tıpkı romantizmde olduğu gibi hem geçmişi yeniden kurmayı hayal eden restorasyoncu bir akım, hem de radikal ölçüde yeni bir geleceğe, bugüne dek hiç varolmamış bir düzene özlem duyan ütopik bir akımın olduğunu söyler . Löwy’ye göre yukarıda adını saydığımız tüm düşünürler arasında mesiyanizmi tarihsel maddecilik ile en iyi harmanlayabilmiş ve yeni bir tarih anlayışının temellerini atabilmiş kişi W. Benjamin’dir .

Mesiyanizm, romantizm ve liberter ütopyacılığın bu alaşımı, artık bileşenlerine indirgenemeyecek olan yeni bir zihinsel yapı ortaya çıkarmıştır. Bu “karmaşık tinsel simya” romantik/mesiyanik yeni bir tarih ve zamansallık kavrayışı doğurmuştur. Tikkun’u toplumsal ütopyayla birleştirerek, bu görüş mesiyanik geleneği hem romantizmin ışığında yeniden yorumlar, hem de romantizme devrimci bir gerilim yükler, böylece geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek arasındaki ilişkiye dair yeni bir bakış oluşturur. Bu romantik-mesiyanik tarih anlayışının yahut Löwy’nin özgün ifadesiyle tarihsel mesiyanizmin en önemli başarılarından biri, 20. yüzyıl boyunca mesiyanizm ile siyaseti birleştirmiş akımların kapıldığı iki eğilimden kaçabilmiş olması: Devlete yönelik dini ve totaliter bir tapınma ile üstün kurtarıcı kültü. Tarihsel mesiyanik bakışa sahip olan düşürünler kesin bir devlet karşıtlığı içeren liberter eğilimleri sayesinde bu hatalardan ilkine düşmemişlerdir; bu noktada Lukacs ve Bloch’un belirli bir dönem boyunca stalinizme yaklaşmaları önemli bir istisna oluşturmaktaysa da, bu onların liberter eğilimden uzaklaşmaları ile orantılı olarak değerlendirilmelidir. Bunun yanı sıra bu düşünürlerin metinlerinde Mesih’ten belirli bir birey olarak hiç söz edilmez. Bunun ardında, oluşturdukları dünya görüşünde, Aydınlanma’dan miras kalan kimi temel değerleri ve ilkeleri katabilmiş olmaları yatar: Özgürlük, eşitlik, hoşgörü, hümanizm ve akıl.

Fakat bu tarih kavrayışının asıl önemi ise, liberalizmden komünizme tüm Batı düşüncesine iki yüzyıl boyunca damgasını vurmuş olan ilerlemeci anlayışı sorgulamasında yatar. Bu paradigma, tümüyle niceliksel bir zaman kavrayışına dayanarak, tarihin hareketini bilimsel, teknolojik ve sınai gelişmenin oluşturduğu engellenemez bir evrim olarak kavramaktadır. Böylece, iki dünya savaşı, Auschwitz ve Hiroşima, doğanın yok edilişi ve Ernest Mandel’i Rosa Lüksemburg’un formülünü “Ya sosyalizm ya insanlığın topyekûn yok oluşu” şeklinde değiştirmeye iten, tüm insanlığın imhasına muktedir nükleer tehdit gibi modernitenin 20. yüzyıldaki başlıca felaketleri, tabii ki tercih edilmeyen fakat İlerleme’nin seyrindeki marjinal hatalardan ibarettir. Tarihsel mesiyanizm ise bu anlayıştan bir kopuş gerçekleştirerek, tarihsel zamanın niteliksel, evrimci olmayan bir kavrayışını geliştirir. Löwy için, geleceğe giden yol içinde ilk önce geçmişe uğramak gerektiği fikri –Benjamin’in “geçmişe atlayan kaplan” alegorisindeki gibi–, çizgisel bir tarih anlayışını darmadağın ederek prekapitalist toplumsal, kültürel veya dini değerler adına modern sanayi uygarlığına eleştirel bir bakış sunar, ve gelecek fikrini, sonsuz bir tekrardan ibaret bir yenilenme süreci olmaktan kurtarıp, mevcut durumdan niteliksel ölçüde farklı bir ütopik dünya olarak tahayyül eder. Aynı zamanda bu bakış mesiyanizmi, tarihten dışlananların hayallerinin ve özlemlerinin bir ifadesi, ütopyacı ve yıkıcı bir “ezilenlerin geleneği” olarak bünyesinde katar.

Son olarak bu tarih kavrayışı, dünyayı yeniden büyüleme, insan ile doğa arasındaki yitirilmiş uyumu yeniden tesis etme ve mekanik bir toplumsal yapı olan Zivilisation’un zıddı olarak tarif edilen niteliksel bir değerler bütünü olan Kultur’u restore etme perspektifinde mevcut toplumsal ve siyasi düzenin ve tüm baskıcı sistemlerin devrimci bir altüst oluşla yok edilmesini öngörür. Böylece geçmişe, geleceğin ütopyasının ışığında bakılır ve bugünkü dünyanın gerçekliğinin doğurduğu arzular ve idealler bu iki zaman boyutuna da yansıtılır.

Yeni bir antikapitalist duyarlılığın oluştuğu bu yüzyıl başında romantizmin ve gönderme yaptığı kapitalizm öncesi toplumlara özgü değerlerin yıkıcı potansiyelini devreye sokmak mühimdir. Bu yeni mücadeleler çağında romantik tarih kavrayışı aynı zamanda geleceğe güvenle değil, kuşkuyla bakmayı gerektirir. Sınırsız savaşlar, nükleer silahlar konusunda uluslararası çaptaki gerilimler ve ekolojik tehditler dünyayı hızla felakete doğru sürüklerken, tarihin akışını parçalama sorumluluğunu hissedenler, Ernst Bloch’un 20. yüzyıl deneyimleri konusunda “sosyalist tahayyülün eksik beslenmesi” dediği hatayı tekrarlamamak için bu zengin hazneye başvurmak, ondan esinlenmek durumundadır. Gerçekliğin rüyaları kıskanmayacağı bir dünya için…

Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy