ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Monday, Nov 30th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Film Koyu Laci Siyaha Yakın


Koyu Laci Siyaha Yakın

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Madrid doğumlu İspanyol yönetmen 

Koyu Laci Siyaha Yakın / Dark Blue Almost Black

Daniel Sánchez Arévalo’nun ilk uzun metrajlı  filmi Dark Blue Almost Black, zaman zaman Almodovar filmlerini de anımsatan başarılı ve sürprizlerle dolu bir çalışma. Filmdeki karakterlerin ortak özelliği yaşadıkları sıkışmışlık duygusu. Her biri içinde bulundukları uzayın dışına akmak istiyorlar. Filmin başarısı bu kişilerin öykülerini başarılı bir şekilde biraraya getirebiliyor olmasında yatıyor. Montaj, imgeler, müzik, dram ve mizahın ölçülü kullanımı filmin seyirci tarafından benimsenmesini kolaylaştırıyor.DarkBlueAlmostBlack’in Jorge’si, kendisi için değil başkaları için yaşayan bir genç. Kendi isteklerini önemsemesi için pek çok şeyi yaşaması gerekiyor. Jorge, babasının kalp krizi geçirip yatalak olmasında kendinin suçlu olduğuna inanıyor ve ağabeyi de hapiste olduğu için onun bakımını üstleniyor. Yönetmen Daniel Sánchez Arévalo, filmin daha ilk başında, Jorge ile babası arasındaki tatsız sonlanan bu olayı perdeye yansıtırken “duvar” imgesini kullanarak güçlü bir anlatım yakalıyor. Babasının mesleğini yapmak istemeyen Jorges, babasından kaçarken duvardan atlıyor; duvarın bir yanında babası, diğeri yanında kendisi var. “Seninle kalamam baba!” dediğinde duvarın diğer yanından bir ses duyuyor; kamera yükseldiğinde de babanın kalp krizi geçirip yere yığıldığını anlıyoruz. Bu sahnede, duvar, baba ve oğul arasındaki ayrışmayı anlatıyor. Aynı zamanda, duvarı atlayan Jorges’in tekrar kaçtığı noktaya geri döneceğinin de haberini veriyor. Diğer karakterler gibi Jorge’nin de duvarı aşması için epey çabalaması gerekiyor.

Filmin daha sonraki bölümünde genel bir çekim açısı dikkatimizi yüksek bir binaya yönlendiriyor. Buradaki montaj ve ses kullanımı son derece başarılı. Her bir çarpma sesi, bizi, yakın plan çekimlerle binaya gitgide yakınlaştırıyor. Sesin nereden geldiğini, kameranın, çöp konteynırının merdivenlere çarpan tekerleklerini yakın plana almasıyla anladığımızda Jorge’nin dünyasında gezinmeye devam ediyoruz. Babası kapıcılık yapan Jorge, işi babasından devralmak zorunda kalmıştır. Gündüz kapıcılık yapan Jorge, geceleri de binbir zorlukla eğitimini tamamlayacak ancak iş bulmada zorlanacaktır. Jorge’nin iç dünyasına girmemize yardımcı olan imgelerden biri de filmin adından da anlaşılan koyulacisiayahayakın takım elbise. Bu elbise Jorge’nin ümitlerinin, arayışlarının bir bir anlatıcısı. Fiyatı düşsse de vitrinde hep aynı takım elbise kalıyor; adeta Jorge’nin onu oradan almasını bekliyor.

Bireyin bulunduğu noktanın dışına çıkmaya çalışması teması diğer karakterlerin öyküsünde de kendini gösteriyor. Örneğin, Jorge’nin hapishanedeki çirkin ama sevimli ağabeyi Antonio (Antoni de le Torre – Volver’den de hatırlayabilirsiniz), karşı cinsle birlikte olabilmek için hapishanede drama atölyesine katılıyor. Burada birlikte olduğu Paula’nın amacı da bir an önce Antonio’dan hamile kalıp, hapishanedeki özel bölüme geçebilmek. Bu noktada senaryo bize bir sürpriz hazırlıyor ve gelenekler, ahlak kuralları konusunda yeniden değerlendirme yapmamızı zorunlu kılıyor çünkü kısır olduğunu anlayan ağabey, kardeşinden, yani Jorge’den yardım istiyor. Burada Jorge’nin yaşadığı çıkmaz aynı zamanda belirli bir ahlak anlayışı ile yetişmiş seyircinin de çıkmazı oluyor; kendini sorgulamasına neden oluyor.

Arevalo’nun çaktırmadan (ya da çaktırarak) sorgulamamzı istediği bir diğer konu da Jorge’nin yakın arkadaşı Israel’in öyküsünde kendini gösteriyor. Apartmanın çatısından evleri gözetleyen Israel, bir erkek masörün dairesini merkeze alıyor çoğu zaman. Gözetleme sırasında masörün müşterilerinden birinin babası olduğunu anladığında aile kavramını, cinselliği, kendi cinselliğini sorgulamaya başlyor; seyircinin de ona katılımını gerekli kılıyor. Yönetmen ve aynı zamanda senaryo yazarı olan Daniel Sánchez Arévalo, akıllıca yazdığı yazdığı hikayesinde bizi tum bunları düşünmeye davet ediyor.

"Drama ve komedinin dengelendiği filmde, “takım elbise” imgesi öne çıksa da, Israel ve Jorge’nin apartmanın çatısında oluşturdukları dünyaları çok güzel; koltuğuyla, hamağıyla, kavanozdaki küçük turuncu kırmızı balığıyla. Oradaki küçük balık her an dışarı çıkacakmış gibi geliyor insana.''


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy