ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Friday, Jun 05th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Filozoflar Sokrates


Sokrates

e-Posta Yazdır

Reklamlar

SokratesSOKRATES:


M.Ö. 469-399 yılları arasında yaşamış olan ünlü Yunanlı düşünür. Platon'un hocası olan Sokrates, yazılı hiçbir şey bırakmamış, tüm zamanını özellikle gençlerle felsefe tartışarak geçirmiştir. Görüşleri, tartışmaları yeni iktidarın temsilcileri tarafından beğenilmeyen Sokrates, 'yeni tanrılar icat ettiği, görüş ve tartışmalarıyla, gençleri baştan çıkardığı' gerekçesiyle ölüme mahkum edilmiştir. Sokrates'in felsefedeki ve felsefe tarihindeki önemi, onun bilinçli ve ahlaki kişiliğin bulunduğu yer olarak ruh kavramını bulmuş olmasından kaynaklanır; felsefenin merkezine insanı geçiren, insanın kendisiyle, evrenle ve toplumla olan ilişkisinin ne olduğunu ve ne olması gerektiğini araştıran, insan yaşamının kişisel, toplumsal ve ahlaki boyutunu ön plana çıkaran Sokrates, insanlara özsel bileşenlerinin ruh olduğunu, onların ruhlarına özen göstermeleri gerektiğini anlatmaya çalışmış, bu düşüncesini ifade etmek, onu eylemleriyle somutlaştırmak için de, yaz kış çıplak ayakla ve ince bir entariyle dolaşmıştır. Fiziği itibariyle çirkin biri olan Sokrates, insanların yüzlerini ve fiziki yapılarını değiştiremeyeceklerini, fakat ruhlarını ve karakterlerini değiştirip geliştirebileceklerini belirtmiştir. Buna göre, Sokrates, felsefesinde her şeyden önce, insanın doğası, ihtiyaçları, amaçları ve değerleri üzerinde durmuş, neyin onu tamamlayacağını araştırmıştır. O, aynı çerçeve içinde, dilin doğasıyla ilgilenmiş ve düşünme, anlam, mantık ve tanım konusunu ele almıştır. Yaşadığı dönemde yoğun bir kavram kargaşasının hüküm sürdüğünü, bunun ahlak alanını da kapsadığını düşünen Sokrates, bilgeliğin, adaletin, cesaretin, v.b. anlamının ne olduğu bilinmedikçe, bilgece, adil ya da cesurca eylemekten söz edilemeyeceğini iddia etmiştir. Çünkü aynı sözcükleri ya da kavramları kullanan insanlar, bu sözcük ya da kavramlarla farklı şeyleri kastediyorlarsa eğer, Sokrates'e göre, bu, insanların anlaştıklarını sanarak anlaşmadan konuştukları anlamına gelir ve sonuç, kargaşadan başka hiçbir şey olmaz. Kargaşa, Sokrates'e göre, hem entelektüel ve hem de ahlaki yönden olur. Ona göre, entelektüel olarak sözcük ve kavramları, sizin kullandığınız anlamdan farklı bir anlamda kullanan biriyle tartışarak, bir kavga dışında, hiçbir yere varamazsanız ve ahlaki olarak da, söz konusu sözcükler ahlaki fikirlere karşılık geldiği zaman, sonuç bir anarşiden başka bir şey olmaz. Sokrates işte bu kargaşayı sona erdirmek, insanlara ahlaki gelişmelerinde yol göstermek için, bir tartışma ve öğretim yöntemiyle, bir tanım yöntemi geliştirmiş ve tartışmalarıyla, evrensel değerlerin özünü ve gerçek anlamını ortaya koymaya çalışmıştır.

 

 SOKRATES VE DAİMON’U

Sokrates’in ilmi, felsefi görüş ve düşünceleri oldukça ehemmiyet taşır. Onun bilgi, ahlak, erdem, insan ve bilginin kaynağı gibi sahalardaki görüşleri, felsefe tarihçileri ve özellikle öğrencisi Eflatun tarafından uzun uzadıya incelenmiş ve kaynaklarda bunlara yer verilmiştir. Biz bu konulardan ziyade, kendisini yönlendirdiğine inandığı ve "Daimon" adını verdiği güç üzerinde duracağız:

Sokrates, Atinalıların çok tanrılı dinlerini inkar eden dindar bir insandı. 0, kendi hayatının üstün bir Kudret tarafından idare edildiğine ve düzenlendiğine inanan birisidir. Hatta Sokrates, hayalinin tamamıyla ilahi bir güç tarafından yönlendirildiğini kabul eder.

"Çocukluğumdan beri beni izleyen, Allah’ın vermiş olduğu kutsal bir ses vardır. Bu öyle bir ses ki, ne zaman onu içimde duysam, yapmak üzere olduğum bir işi yapmamam gerektiğini gösterir. Anlarım ki yanlışlardan korunuyorum. Ama hiçbir zaman beni herhangi bir şeye zorlamaz... Bana eşlik eden bu ilahi’ güç (Daimon), etkisini benimle ilişkisi olan insanlar üzerinde de tüm gücüyle gösterir." Bir başka yerde ise, "Allah bana kendimi veya başkalarını inceleme (tanıma, bilme) konusunda bir görev vermiştir" der Sokrates. Buna "bilgiyi arama" görevi de der. Bu görevi bırakmak savaş alanını bırakmak kadar utanç verici olacaktır. Çünkü ona göre "fazilet bir bilgi"dir. Yani insanların faziletli olmaları ancak bilgi ile, ilim ile olacaktır. Bundan olsa gerek ki, Sokrates o zamana kadarki faaliyet ve fikirlerinden vazgeçmesi şartıyla hayatının bağışlanacağını söyleyen mahkeme heyetine ve jüriye şunları söylemiştir.

"Atinalılar! Sizi sayarım ve severim; Allah’a sizden daha çok baş eğerim. Hayatım ve gücüm var oldukça, bilgiyi, erdemi, hak bildiklerimi uygulamak ve öğretmekten, rastladığım kişileri uyarmaktan vazgeçmeyeceğim. Çünkü bunun Allah’ın emri olduğunu bilirsiniz."

Sokrates’in ölüm cezasına çarptırıldıktan sonra yaptığı şu konuşma da kayda değerdir: "Ben, katillerim olan sizlere şunu belirtmek isterim: Ben öldükten sonra, bana verdiğiniz cezadan daha ağın bekleyecek sizleri. Eğer insanları öldürmekle birtakım kişileri, kötü yaşantılarınızı kınamaktan alıkoyacağınızı sanıyorsanız aldanıyorsunuz. Makul ve şerefli bir kaçış yolu değildir bu. En kolay ve en asil yol, başkalarını susturmak değil, kendinizi ıslah etmen izdin." Sokrates kendisinin suçsuzluğuna oy veren yargıçlara dönerek, daha önce kendisini sık sık söz ortasında durduran Daimon’ un (İlahi ses) o gün yaptıklarının hiçbirine karşı gelmediğini belirtir ve "Bu, başıma gelenlerin iyi olduğunu ve ölümü kötü sananların yanıldığını gösterir. Öbür dünyada adamı soru soruyor diye öldürmezler, hem orada ölüm yoktur. Çünkü bizden daha mutlu olmalarının yanında oradakiler ölümsüz olacak." Jüri ve mahkeme heyetinin huzurundan ayrılırken söylediği son sözleri şunlar olmuştur: "Ayrılık saati gelip çattı. Yolcu yolunda gerek.Ben ölüme siz kendi hayatınıza!... Hangisi daha iyi, Allah bilir!"

Yukarıda kısmen değindiğimiz gibi Sokrates, insanların çok şey bildiklerini sandığını, ama gerçekte pek az şey bildiklerini onlara basitten başlayan sorular sorarak göstermeye çalışmıştır. Hatta onun "Tek bildiğim, hiçbir şey bilmediğimdir." sözü çok meşhurdur. Oysa Sokrates, bu kanaata ulaşmadan önce içindeki İlahi ses ona; "Sokrates’ten daha bilye kişi yoktur" demiş, o bunun doğruluğunu uzun süre araştırmış ve çok çeşitli insanlarla uzun uzun görüşmelerde bulunmuştur. Sonunda bu konuya şöyle bir açıklama getirir: "Her şeyi bilen yalnızca Allah’tır, gerçek bilye O’dur."

Sokrates’in içinde duyduğu ilahi ses hayatının mühim anlarında ona hep yön gösteriyor, onun şu veya bu şekilde hareket etmesini ihtar ediyordu. İkaz eden, uyaran, alıkoyan, doğru yolu gösteren ve Sokrates’in benim Daimon’ um dediği bu ses, Sokrates’e göre ilahi bir ilhamdır. Zaten Sokrates, tam manasıyla dindar bir insandır. Kendi hayatının ve bu alemin üstün ve yüce bir kudret tarafından sevk ve idare edildiğine sağlam bir iman ve şuurla inanıyordu.

Hakkında çok az şey bildiğimiz Sokrates gerçek manada incelemeye tabi tutulduğunda, onun yaşayış, fikir ve düşünce boyutuyla farklı bir insan olduğu görülecektir. Herkese her yerde, hak ve doğru bildiğini hiçbir karşılık beklemeden anlatması, hep doğrudan ve haktan yana tavır alması, inandığı gibi yaşayıp, inancı uğruna ölmesi, insanları getirmek istediği çizgi, mücadele tarzı, şiddet yerine sulhu ve bilgi ile ikna yolunu seçmesi, doğruluğu, tek tanrı inancı, yaşadığı çağın Atina’sındaki ortam dikkate alındığında, onun farklı bir atmosferin insanı olduğunu gösterir. Bu özellikleriyle, kimbilir, belki Sokrates, 124 bin peygamberden veya, daha kuvvetli bir ihtimalle, mülhemundan, yani ilhama açık veli veya müceddidlerden biriydi. Ne var ki, elimizde "öyledir" veya "değildir" diyecek herhangi bir delilimiz yok. Tek bildiğimiz, anlayış ve yorumlarından istifade edilecek bir insan olduğudur.


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy