ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Monday, Jul 13th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Filozoflar Rene Descartes Yaşamı ve Yapıtları


Rene Descartes Yaşamı ve Yapıtları

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Descartes
Frederick Copleston


1. Yaşam ve Yapıtlar1


Rene DescartesRené Descartes 31 Mart 1596’da Touraine’de Brittany parlementosunun bir üyesinin üçüncü çocuğu olarak doğdu. 1604’de babası tarafından La Flëche kolejine gönderildi. Henry IV tarafından kurulan Kolej İsa Toplumunun Babaları [Jesuitler] tarafından yönetiliyordu. Descartes 1612’ye dek kolejde kaldı ve eğitiminin son birkaç yılı mantık, felsefe ve matematik çalışmalarına ayrıldı. Bize bilgi kazanmak için aşırı isteğinden söz eder,2 ve açıktır ki çok istekli ve yetenekli bir öğrenciydi. ‘‘Arkadaşım olan öğrencilerden aşağı sayıldığımı duymadım, gerçi aralarında yazgıları ustalarımızın yerini doldurmak olanlar olmuş olsa da.’’3 Descartes’ın geleneksel eğitimine karşı daha sonra oldukça sert bir eleştiri yönelttiğini ve daha bir öğrenciyken ona öğretilmiş olanlardan (matematik dışında) büyük bir hoşnutsuzluk duyduğunu, bu yüzden koleji bıraktıktan sonra bir süre için öğrenme ile ilgisini kestiğini anımsadığımız zaman, hocalarına karşı içerleme ve eğitim dizgeleri için bir küçümseme duymuş olduğu vargısını çıkarmaya yönelebiliriz. Ama durum böyle olmaktan çok uzaktı. La Flëche’in Jesuitlerinden bağlılık ve saygı ile söz etti ve eğitim dizgelerini başka eğitsel kurumların çoğunda sunulan karşısında büyük ölçüde üstün gördü. Yazılarından açıktır ki ona gelenek çerçevesi içersinde elde edilebilecek en iyi eğitim verilmişti. Gene de geriye baktığı zaman geleneksel eğitimin, en azından kimi dallarında, sağlam bir temel üzerine kurulu olmadığı vargısına ulaştı. Böylece alaylı bir dille belirtir ki ‘‘felsefe bize tüm şeyler konusunda bir gerçeklik görünüşü ile konuşmayı öğretir ve daha az eğitimli olanların bize hayranlık duymalarına neden olur,’’ ve gerçi en iyi kafalar tarafından yüzyıllar boyunca geliştirilmiş olsa da ‘‘onda tartışmaya açık olmayan ve sonuçta kuşkulu olmayan tek bir şey bulunamayacaktır.’’4 Matematik aslında pekinliği ve açıklığı ile ona haz veriyordu, ‘‘ama henüz gerçek yararını anlamış değilim.’’5

La Flëche’den ayrıldıktan sonra Descartes kısa bir süre önemsiz şeylerle oyalandı, ama çok geçmeden çalışmaya ve kendi deyişiyle, dünyanın kitabından öğrenmeye karar vererek yaşam için yararlı olacak bir bilgiyi aramaya başladı. Bu nedenle Nassau Prensi Maurice’in ordusuna katıldı. Bu biraz tuhaf bir davranış olarak görünebilir. Ama Descartes bir asker olarak ücret almayı kabul etmedi ve yeni mesleğini matematik çalışmaları ile birlikte yürüttü. Bir dizi deneme ve notlar yazdı, ve bunların arasında müzik üzerine bir inceleme, Compendium musicae de bulunuyordu ki ölümünden sonra yayımlanmıştır.

1619’da Descartes Prens Maurice’in hizmetinden ayrıldı ve Almanya’ya gitti. Orada İmparator Ferdinand’ın Frankfurt’ta taç giyme törenine tanık oldu. Bavyera’da Maximilian’ın ordusuna katıldı ve Tuna üzerinde Neuberg’de görevlendirildi. Orada yalnızlık içinde düşüncelere gömülü geçirdiği günler sırasındadır ki felsefesinin temellerini atmaya başladı. 10 Kasım 1619’da ardarda gördüğü üç düş onu görevinin us yoluyla gerçeği aramak olduğuna inandırdı, ve İtalya’da Loreto’daki Meryem Ana türbesini ziyaret etmeye ant içti. Bohemya ve Macaristan’da süren ordu hizmeti, ve Silezya, Kuzey Almanya ve Hollanda gezileri ve arkasından Rennes’de babasını ziyareti o sıralarda andını yerine getirmesini engelledi. Ama 1923’de İtalya’ya yola çıktı ve Roma’ya geçmeden önce Loreto’yu ziyaret etti.

Descartes birkaç yıl Paris’te kaldı ve orada La Flëche’deki okul arkadaşlarından olan Mersenne gibi insanlarla dostluk etti, Kardinal de Bérulle ile tanıştı ve onun tarafından [gerçeklik arayışı konusunda] yüreklendirildi. Ama Paris’teki yaşamın ilgisini dağıttığını gördü, ve 1628’de Hollanda’ya çekilerek 1644, 1647 ve 1648’de Fransa’ya yaptığı yolculuklar dışında 1649’a dek orada kaldı.

Rene Descartes Yaşamı ve Yapıtları

Traité du monde başlıklı çalışmasının yayımlanışı Galileo’nun kınanması nedeniyle askıya alındı, ve 1677’ye dek yayımlanmadı. Ama 1637’de Descartes Usu Doğru Olarak Yönetmenin ve Bilimlerde Gerçekliği Aramanın Yöntemi Üzerine Söylem başlıklı çalışmasını, göktaşları, dioptrik ve geometri üzerine denemeler ile birlikte Fransızca’da yayımladı. Anlığın Yönetimi İçin Kurallar görünürde 1628’de yazılmalarına karşın, ancak ölümünden sonra yayımlandı. 1641’de İlk Felsefe Üzerine Meditasyonlar Latince’de yayımlandı. Buna birçok tanrıbilimci ve felsefeci tarafından sunulan altı küme karşıçıkış ya da eleştiri ve Descartes’ın bunlara yanıtları eşlik ediyordu. İlk küme bir Hollandalı tanrıbilimci olan Caterus’un karşıçıkışlarından, ikincisi bir dizi tanrıbilimci ve felsefecinin eleştirisinden, üçüncü, dördüncü ve beşinciler sırasıyla Hobbes, Arnauld ve Gassendi’nin karşıçıkışlarından, ve altıncısı daha başka tanrıbilimci ve felsefecilerden gelen eleştirilerden oluşur. 1642’de Meditasyonlar’ın ikinci yayımı çıktı. Bunda ek olarak Jesuit Bourdin tarafından getirilen yedinci bir karşıçıkışlar kümesi, Descartes’ın bunlara yanıtları ve ayrıca Baba Dinet’ye mektubu da kapsanıyordu. Dinet de bir Jesuit idi ve Descartes’ın La Flëche’deki öğretmenlerinden biri olarak öğrencisinden sıcak bir saygı görmüştü. Meditasyonlar’ın Fransızca çevirisi 1647’de ve yedi karşıçıkış kümesini de kapsayan bir ikinci Fransızca yayımı 1661’de çıktı. Fransızca çeviri Descartes tarafından değil ama Duc de Luines tarafından yapılmıştı, ama ilk yayım felsefeci tarafından okunmuş ve yer yer düzeltilmişti.

Felsefenin İlkeleri 1644’de Latince’de yayımlandı. Fransızca’ya Abbë Claude Picot tarafından çevrildi, ve metin Descartes’ın okumasından sonra 1647’de yayımlandı ve yazardan çevirmene sunulan ve içinde çalışmasının tasarının açıklandığı bir mektup önsöz olarak kapsanıyordu. Ruhun Tutkuları başlığını taşıyan inceleme (1649) Fransızca’da yazıldı ve görünürde yazarın kendi isteğinden çok dostlarının dileklerine bağlı olarak Descartes’ın ölümünden kısa bir süre önce yayımlandı. Bunlara ek olarak bitmemiş bir diyaloğu, Doğanın Işığı Yoluyla Gerçeklik Arayışı da bulunur ki bunun bir Latince çevirisi 1701’de çıktı. Ve ayrıca Belli Bir izlenceye Karşı Yöneltilmiş Notlar başlığı altında Latince’de yazılan ve Descartes tarafından anlığın doğasına ilişkin bir bildiriye yanıt olarak tasarlanan bir çalışması daha vardır. Söz konusu bildiri felsefecinin ilkin bir dostu ve daha sonra bir karşıtı olan Utrechtli Regius ya da Le Roy tarafından kaleme alınmıştı. Son olarak, Descartes’ın çalışmaları bir mektuplaşmalar kütlesi kapsar ki bunlar düşüncesinin aydınlatılması için oldukça değerlidirler.

 

Rene Descartes Kraliçe Kristina
İsveç Kraliçesi Kristina ve Descartes
1649 Eylülünde Descartes felsefesi konusunda bilgi edinmek isteyen Kraliçe Kristiana’nın yineleyen çağrıları üzerine İsveç’e gitmek üzere Hollanda’dan ayrıldı. Ama İsveç kışının sertliği kraliçenin düşüncelere dalmış olarak yatakta uzun bir süre yatmaya alışmış Descartes’ın sabah beşte kütüphanesine gelmesini bekleme davranışı ile birleşince, bu zavallı adama çok ağır geldi. Ve Descartes 1650 Ocağının sonunda tutulduğu bir ateşe dayancak denli güçlü değildi. 15 Şubatta öldü.

Descartes ılımlı ve sevecen huylu bir insandı. Örneğin, hizmetçilerine ve ona yardımda bulunanlara karşı eliaçıktı ve iyilikleri için kaygı duyardı. Onlar da kendi paylarına efendilerine büyük bağlılık gösterirlerdi. Mersenne gibi kimi yakın dostları vardı, ama yalnız ve dingin bir yaşamın çalışması için özsel olduğunu görmüştü, ve hiç evlenmedi. Dinsel inançlarına gelince, her zaman bir Katolik olduğunu belirtirdi ve bu inançla dindar bir insan olarak öldü. Katolik inancı kabulünün içtenliği konusunda aslında biraz tartışma olmuştur. Ama benim görüşüme göre içtenliği konusundaki kuşkular ya olayların yetersiz bir değerlendirmesi üzerine dayanırlar—örneğin Traité du monde’un yayımını askıya almada gösterdiği ürkeklik ya da sağgörü gibi—, ya da bilinçli olarak ve bilerek yeni bir felsefi dizge kurmaya girişmiş bir felsefecinin gerçekten Katolik inaklara inanamayacağı biçimindeki a priori sayıltı üzerine dayanırlar. Descartes çoğunlukla yalnızca tanrıbilimsel sorunları ilgilendiren tartışmalardan kaçındı. Bakış açısı göğe giden yolun bilgiliye olduğu gibi bilgisize de açık olduğu ve bildirilmiş gizemlerin insan anlığının kavrayışını aştığı biçimindeydi. Böylece kendini kendi görüşünde yalnızca us tarafından çözülebilecek sorunlara verdi. Bir felsefeci ve bir matematikçi6 idi, bir tanrıbilimci değil; ve buna göre davrandı. Kişisel dinsel inançlarının söylemiş olduğu gibi olmadıkları vargısını çıkarmak doğru olmayacaktır.

 

 


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy