ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Wednesday, Jan 22nd

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Filozoflar Descartes'in Amacı


Descartes'in Amacı

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Descartes’ın Amacı


Descartes’ın temel amacı, çok iyi bilindiği gibi, usun kullanımı yoluyla felsefi gerçekliğe ulaşmaktı. ‘‘Kendimi bütünüyle gerçeklik arayışına vermeyi istedim.’’7 Ve aramakta olduğu şey bir yalıtılmış gerçekler çokluğunu bulmak değil, ama içinde kendiliğinden-açık ve kuşkudan bağışık olmayan hiçbirşeyin varsayılamayacağı bir gerçek önermeler dizgesi geliştirmekti. O zaman dizgenin tüm parçaları arasında örgensel bir bağıntı olacak, ve bütün yapı sağlam bir temel üzerine dayanacaktı. Böylece kuşkuculuğun çürütücü ve yokedici etkisine karşı dayanıklı olacaktı.

Descartes felsefeden ne anlıyordu? ‘‘Felsefe bilgelik incelemesi [study of wisdom] demektir, ve bilgelik ile yalnızca sorunlar karşısında sağgörülü olmayı değil ama o denli de insanın hem kendi yaşamını yönetmek ve sağlığını korumak için hem de tüm sanatların yaratılması için bilebileceği her şeyin eksiksiz bir bilgisini anlıyoruz.’’8 Genel felsefe başlığı altına öyleyse Descartes yalnızca metafiziği değil ama ayrıca fiziği ya da doğal felsefeyi de katıyordu, ve bu ikincisi birinciye karşı tıpkı gövdenin köklere karşı durduğu gibi duruyordu. Ve bu gövdeden doğan dallar öteki bilimlerdir ki başlıca üçü tıp, mekanik, ve ahlaktır. Ahlak ile ‘‘demek istediğim şey en yüksek ve en eksiksiz ahlak bilimdir ki, öteki bilimlerin tam bir bilgisini varsayarsak, en son bilgelik derecesidir.’’9

Zaman zaman Descartes’ın felsefesinin kılgısal değeri üzerinde diretmesi şaşırtıcı değildir. Der ki, bir ulusun uygarlığı felsefesinin üstünlüğü ile orantılıdır, ve ‘‘bir Devlet için gerçek felsefeye iyelikten daha büyük bir iyilik olamaz.’’10 Yine, ‘‘herkes için öyle bir yol açılmalıdır ki, bununla yaşamının yönetimi için ona özsel olan tüm bilgiyi bir başkasından ödünç almaksızın kendi içinde bulabilmelidir’’11 der. Felsefenin bu kılgısal değeri en açık olarak gelişme düzeninin sonunda gelen parçada, özellikle törebilimde görünür. Çünkü ‘‘nasıl ki meyvayı ağaçların köklerinden ya da gövdelerinden değil ama ancak dallarının uçlarından topluyorsak, yine öyle felsefenin ana yararı da onun bizim ancak ondan öğrenebileceğimiz parçalarına bağlıdır.’’12 Kuramda, öyleyse, Descartes törebilim üzerine önemli bir vurgu getirdi. Ama hiçbir zaman bu tasarı ile uyum içinde dizgesel bir ahlak bilimi geliştirmedi; ve adı törebilim ile olmaktan çok bir yöntem ideası ile ve metafizik ile birlikte anılır.

Şimdi, en azından bir anlamda Descartes’ın bilinçli olarak ve bilerek geçmişten koptuğu yadsınamaz. İlk olarak, önceki herhangi bir felsefenin yetkesine güvenmeksizin bir bakıma baştan başlamaya karar vermişti. Aristotelescileri yalnızca Aristoteles’in yetkesi üzerine dayanmakla değil ama ayrıca onu doğru olarak anlamayı başaramamakla ve yazılarında ‘‘üzerlerinde hiçbirşey söylemediği ve belki de hiç şey düşünmemiş olduğu’’13 sorunlara çözümler buluyor gibi davranmakla suçladı. Descartes yetke üzerine değil ama kendi usu üzerine dayanmaya karar vermişti. İkinci olarak, açık ve seçik olanın sanısal ya da en iyisinden olası olan ile karıştırılmasından (ki Skolastikleri bununla suçluyordu) kaçınmaya karar vermişti. Onun için bilgi adını taşımaya yaraşır ancak bir tür bilgi, pekin bilgi vardı. Üçüncü olarak, Descartes açık ve seçik idealara erişmeye ve onlarla çalışmaya, ve, kimi zaman Skolastikleri suçlamasına neden olduğu gibi, terimleri açık bir anlam olmaksızın ya da giderek hiçbir anlam olmaksızın kullanmamaya kararlıydı. Örneğin ‘‘onlar [Skolastikler] tözü uzamdan ya da nicelikten ayırdettikleri zaman, ya töz sözcüğü ile hiçbirşey demek istemezler, ya da yalnızca kafalarında cisimsel-olmayan tözün karışık bir ideasını [a cofused idea] oluşturur ve bunu yanlış olarak cisimsel töze yüklerler.’’14 Karışık ideaların yerine Descartes açık ve seçik ideaları geçirecekti.

Descartes gerçekten de tarihsel öğrenime ya da genel olarak kitap-öğrenimine pek değer vermedi. Ve bu olguyu göz önüne aldığımızda, Aristotelesciliğe ve Skolastizme yönelik kınamalarının Yunan ve orta çağ dönemlerinin büyük düşünürleri üzerine derin bir inceleme üzerine değil de dahaçok yozlaştırılmış bir Aristotelescilik ve bir ders-kitabı Skolastizmi denebilecek olan şeyin onda bıraktığı izlenim üzerine dayanması şaşırtıcı değildir. Örneğin, Skolastikleri yetkeye başvurmakla suçladığı zaman, Aquinas’ın kendisinin yetkeye başvurmanın felsefedeki tüm uslamlamaların [argument] en zayıfı olduğunu açıkça bildirmiş olduğu olgusunu gözardı eder.* Ama böyle gözlemler Descartes’ın önceki ve çağdaş felsefeye karşı genel tutumunu değiştirmeksizin bırakırlar. Felsefenin İlkeleri’nin eğitim alanında en değerli olarak gördüğü Jesuitler tarafından bir felsefe ders kitabı olarak kabul edilmesi umudu içindeyken Skolastikler üzerine saldırılarını bir ölçüde azalttı ve yapma gözdağında bulunduğu cepheden saldırıdan vazgeçti. Ama geçmişten açık bir kopuşun yapılması gerektiği yolundaki bakış açısı değişmeden kaldı.

 

*[Not:(Aziz Yardımlı:) Gerçeklik söz konusu olduğu sürece ‘en zayıf’’ düzeyde de olsa, ‘‘yetkeye başvuru’’yu bir tanıtlama ‘‘türü’’ olarak göremeyiz. Tam tersine. Yetkeye başvuru olsa olsa özgür uslamlamayı engellemek için işe yarar, yetke özellikle bunun için amaçlanır—ve buna inakçılık denir. Bütün bir Skolastik gelenek varoluş güvencesini özgür düşüncenin yerine kurumsal yetkeyi geçirmede bulur. Yetke duyuncun bastırılmasında, moral ve törel değeri, insan değerini yokeden usdışı kişilikte sonuçlanır. Yetke altında alınan bilgi gerçek de olsa değersiz çünkü tanıtsızdır. Descartes’ın Avrupa düşüncesi için tüm değeri bütününde inakçılığı, bütününde yetkeciliği kendine özgü bir kuşkuculuk zemininde bir yana atarak dünyaya, yaşama, varoluşa o güne dek güvenilmeyen usun kendi yetkesi ile bakmasının önemini göstermesinde yatar — bir bakış açısı ki hem insanın hem de insanlığın onuruna sonuna dek götürülmeliydi.]

 

 

Gene de, bu demek değildir ki Descartes başka felsefecilerin doğru olarak görmüş oldukları herşeyi yadsıma amacındaydı. Önceki felsefeciler tarafından ileri sürülen önermelerin tümünün de sorgusuzca yanlış olduklarını kabul etmiyordu. Bunlardan hiç olmazsa kimileri pekala doğru olabilirdi. Aynı zamanda bunlar yeniden bulunmalıydılar, şu anlamda ki, gerçeklikleri temel ve kuşku-duyulamaz önermelerde başlayıp türetilmiş önermelere doğru dizgesel olarak ilerleyerek düzenli bir yolda tanıtlanmalıydı. Descartes gerçeklik arayışında doğru yöntemi bulmayı ve kullanmayı istiyordu—bir yöntem ki gerçekliklerin önceden kabul edilmiş olup olmadıklarına bakılmaksızın ona bu gerçeklikleri ussal ve dizgesel bir düzende tanıtlama yeteneğini verecekti. Birincil amacı, içerik söz konusu olduğu sürece, yeni bir felsefe üretmekten çok pekin ve iyi-düzenlenmiş bir felsefe üretmekti. Ve başlıca düşmanı Skolastizmden çok kuşkuculuktu. Buna göre, eğer pekin bilginin saptanması için bir öngerek olarak kuşku duyulabilecek herşeyden yöntemli olarak kuşku duyma kararını verdiyse, bu gene de başlangıçta kuşku duyduğu önermelerden hiç birinin daha sonra pekin olarak doğru çıkmayacağını kabul etmek demek değildi. ‘‘Kendi kendime ileri sürdüm ki herhangi bir özel bireyin Devleti doğru bir biçimde yeniden kurabilmek için herşeyi değiştirerek ve onu baştan sona altüst ederek yeniden biçimlendirme savında hiçbir usayatkınlık yoktu. Ne de, yine, bütün bir bilimler kütlesinin, ya da Okullar tarafından kurulan öğretim düzeninin yeniden biçimlendirilmesi olasıdır. Ama bu zamana dek benimsemiş olduğum tüm görüşler söz konusu olduğunda, onları bütünüyle bir yana atmaya, ve böylece daha sonra yerlerine daha iyi olanları geçirmeye ya da ussal bir şemaya uyumlu kıldıktan sonra yine onların kendilerini korumaya çabalamaktan daha iyisini yapamayacağımı düşündüm.’’15 Kartezyen kuşku yöntemine daha sonra ayrıntılı olarak döneceğiz; ama bu bağlamda bu son tümceyi gözden kaçırmamak önemlidir.

Öyleyse, eğer Descartes kendi felsefi görüşlerinden kimilerinin ya başka felsefeciler tarafından savunulmuş olanlara benzer oldukları ya da belli bir yolda onlardan ödünç alınmış oldukları gibi bir görüşle karşılaşacak olsaydı, bunun pek önemini olmayan bir nokta olduğu yanıtını verebilirdi. Çünkü hiçbir zaman doğru olan felsefi önermeleri ortaya çıkaran ilk insan kendisiymiş gibi davranmadı. İleri sürdüğü şey gerçeklikleri usun kendi gerekleri tarafından istenen düzene göre tanıtlamanın bir yöntemini geliştirmiş olduğuydu.

Yukarıda verilen alıntıda Descartes gerçeklikleri bir ussal şemaya uyumlu kılmaktan söz eder. Onun felsefe ideali bilimsel olarak saptanmış gerçekliklerin, eş deyişle anlığın kendiliğinden-açık temel gerçekliklerden bunlar tarafından imlenen başka açık gerçekliklere geçebileceği bir yolda düzenlenmiş gerçekliklerin örgensel olarak bağıntılı bir dizgesiydi. Bu ideal büyük ölçüde matematik tarafından esinlendirildi. Hem Kurallar’da hem de Söylem’de Descartes matematiğin düşüncesi üzerinde yarattığı etkiden açık olarak söz eder. Böylece bu ikinci çalışmada16 bize gençliğinde matematik, geometrik çözümleme ve cebir çalışmış olduğunu, başka inceleme dalları ile karşılaştırıldığında bu bilimlerin açıklık ve pekinliklerinden etkilendiğini, ve matematiğe üstünlüğünü veren yöntemin kendine özgü özelliklerini bu yöntemi başka bilim dallarına da uygulama amacıyla araştırmanın zorunlu olduğunu söyler. Ama bu, hiç kuşkusuz matematikte uygulanabilir olan yöntemin başka yerlerde de uygulanabilir olması anlamında tüm bilimlerin benzer olduklarını varsayar. Ve bu aslında Descartes’ın düşündüğü şeydir. Bir arada alındıklarında, tüm bilimler ‘‘ne denli değişik konulara uygulanırsa uygulansın her zaman bir ve aynı kalan insan bilgeliği ile özdeştirler.’’17 Yalnızca bir tür bilgi, pekin ve açık bilgi vardır. Ve en sonunda salt bir bilim vardır, gerçi aralarında bağıntılı dallara iye olsa da. Bu yüzden yalnızca tek bir bilimsel yöntem olabilir.

Tüm bilimlerin en sonunda tek bir bilim oldukları, ya da, daha doğrusu, bir bilimin örgensel olarak bağlantılı dalları olduğu düşüncesi (ki bu bilim insan bilgeliği ya da anlağı ile özdeşleştirilmiştir) hiç kuşkusuz önemli bir varsayımdır. Ama geçerliğinin tam tanıtı, Descartes’a göre, önceden verilemez. Ancak birleşik bir bilim kütlesini, bilimlerin sınırsızca ilerleyici bir gelişime açık düzenli bir dizgesini kurmada doğru yöntemi kullanaraktır ki geçerliğini gösterebiliriz.

Belirtmek gerek ki Descartes’ın tüm bilimler en sonunda tek bir bilimdir ve tek bir evrensel bilimsel yöntem vardır kuramı onu hemen Aristotelescilerden ayırır. Bu sonuncular değişik bilimlerin değişik konularının değişik yöntemleri gerekli kıldığına inanıyorlardı. Örneğin, törebilimde matematikte uygun olan yöntemi kullanamayız; çünkü konu ayrımı törebilimin matematiğe böyle herhangi bir benzeştirilmesini dışlar. Ama bu Descartes’ın kesin saldırısına uğrayan bir bakış açısıydı. Aslında Descartes bütünüyle anlığın bilişsel etkinliğine bağımlı olan bilimler ve bedenin alıştırma ve yatkınlığına bağlı olan sanatlar (örneğin harp-çalma gibi) arasında bir ayrımın bulunduğunu kabul ediyordu. Belki de diyebiliriz ki bilim ve beceri arasında, bilme ve nasıl yapıldığını bilme arasında bir ayrım bulunduğunu kabul ediyordu. Ama salt bir tür bilim vardır; ve konu ayrımları yoluyla değişik tiplere ayrımlaşmış olmaz. Descartes böylece Aristotelescilerin ve Skolastiklerin değişik işlem yöntemleri olan değişik bilim tipleri düşüncesine sırt çevirdi, ve bunun yerine tek bir evrensel bilim ve tek bir evrensel yöntem düşüncesini getirdi. Hiç kuşkusuz geometrik önermelerin aritmetiksel araçlar yoluyla tanımlanabileceklerini göstermedeki başarısı onu bu konuda yüreklendirmişti. Aristoteles, ki geometri ve aritmetiğin değişik bilimler olduklarını ileri sürmüştü, geometrik önermelerin aritmetiksel olarak tanıtlanabileceklerini yadsıyordu.18

Descartes’ın ideal amacı öyleyse bu kapsamlı bilimsel felsefeyi kurmaktı. Onun andırımına göre, ağacın kökleri olan metafizikte Descartes sonlu ‘kendi’nin sezgisel olarak ayrımsanan varoluşu ile başlar ve gerçekliğin ölçütünü, Tanrının varoluşunu ve özdeksel dünyanın varoluşunu doğrulamaya geçer. Fizik, ağacın gövdesi, metafiziğe bağımlıdır, en azından şu anlamda ki fizik enson ilkelerinin metafiziksel ilkelerden doğdukları gösterilinceye dek bilimin örgensel bir parçası olarak görülemez. Ve kılgısal bilimler, e.d. ağacın dalları, fiziğe ya da doğal felsefeye örgensel bağımlılıkları açığa çıkarılınca gerçek bilimler olacaklardır. Descartes aslında kendisinin bu amacı bütünlüğü içinde gerçekleştirmiş olduğunu ileri sürmedi; ama bir başlangıç yaptığını ve amacının tam yerine getirilişi için yolu gösterdiğini düşünüyordu.

Şimdi, bu noktaya dek söylenmiş olanlar Descartes’ın yalnızca daha şimdiden bildirilmiş olan gerçekliklerin bilimsel düzen ve tanıtları ile ilgilenmekte olduğu izlenimini vermiş olabilir. Ama bu yanlış bir izlenim olacaktır. Çünkü uygun yöntemin kullanımının felsefeciyi şimdiye dek bilinmeyen gerçeklikleri bulmaya yetenekli kılacağına da inanıyordu. Demiyordu ki Skolastik mantık değersizdir, ama onun görüşünde bu mantık ‘‘başkalarına yeni olanı öğretmekten çok bilinenleri açıklamada daha iyi hizmet eder.’’19 Birincil kullanımı didaktiktir [bulgulatıcı olmaktan çok öğreticidir]. Descartes’ın kendi mantığı, Skolastiklerin mantığının tersine, ‘‘bildiğimiz şeylerin nasıl başkaları tarafından anlaşılır kılınacağını ya da üstelik bilmediğimiz şeylerle ilgili birçok sözü üzerlerinde herhangi bir yargı oluşturmaksızın nasıl yineleyeceğimizi öğreten bir eytişim’’ değildir: tersine onun mantığı ‘‘bize bilmediğimiz gerçeklikleri bulabilmek için usumuzu en iyi yolda nasıl yöneteceğimizi öğreten mantıktır.’’20

Yeni ‘‘mantık’’ın bizi şimdiye dek bilinmeyen gerçeklikleri bulmaya yetenekli kıldığı yolundaki bu sav üzerine sonraki kesimde daha ileri gözlemler yapılacaktır. Ama burada savın ortaya çıkardığı soruna değinebiliriz. Varsayalım ki matematiksel yöntem kendiliğinden-açık ilkelerden bu ilkeler tarafından mantıksal olarak imlenen önermelerin tümdengelimi demektir. Şimdi, eğer dünyaya ilişkin olgusal gerçeklikleri bu yolda çıkarsayabileceğimizi ileri sürmek istersek, nedensel ilişkiyi mantıksal imlem ilişkisine benzetmemiz gerekecektir. O zaman ileri sürebiliriz ki, örneğin fiziğin gerçeklikleri a priori çıkarsanabilirler. Ama eğer nedenselliği mantıksal imlem ile özdeşleştirirsek, sonunda, örneğin Spinoza’nınki gibi birci bir dizgeyi kabul etmeye sürükleneceğiz ki bunda sonlu şeyler bir bakıma bir enson varlıkbilimsel ilkenin mantıksal sonuçlarıdırlar. Metafizik ve mantık birbirleri ile kaynaşacaklardır. Ve eğer fiziğin gerçekliklerinin a priori çıkarsanabileceğini ileri sürersek, deney fiziğin gelişiminde oynadığı bütünleyici rolü yitirecektir. Şu demek ki, fizikçinin gerçek vargıları deneysel doğrulama üzerine dayanmayacaktır. Deneyin oynadığı rol en çoğundan insanlara tüm deneyden bağımsız olarak a priori tümdengelim yoluyla ulaşılan vargıların gerçek olduklarını göstermenin bir aracı olacaktır. Ama, daha sonra görüleceği gibi, Descartes metafizikte varlık düzeninde önsel olan varlıkbilimsel ilke ile başlamadı. Spinoza’nın tersine, Tanrı ile değil ama sonlu ‘kendi’ ile başladı. Ne de yöntemi, Meditasyonlar’da örneklendirildiği gibi, matematikçinin yöntemini çok yakın denebilecek bir düzeyde andıran bir yöntemdi. Fiziğe gelince, Descartes gerçekte deneyin rolünü yadsımadı. Descartes’ın yüz yüze kaldığı sorun öyleyse uyguladığı işlem yolunu ideal bir evrensel bilim ve evrensel yarı-matematiksel bir yöntem tablosu ile uzlaştırmaktı. Ama bu soruna hiçir zaman doyurucu bir yanıt vermedi. Ne de aslında tüm bilimleri matematiğe benzeştirme ideali ve uyguladığı yollar arasındaki uyumsuzlukları açıkça görmüş gibi görünür. Bu hiç kuşkusuz Spinozacılığın Kartezyenizmin mantıksal bir gelişimi olduğu savının oldukça usayatkın görünmesinin nedenlerinden biridir. Aynı zamanda Descartes’ın felsefesi idealinin tüm-matematiksel yanını bütünüyle geliştirmiş olsaydı yapabileceğinden ya da belki de yapmması gerekenden çok, felsefeciliği sırasında edimsel olarak yapmış olduklarından oluşur. Ve eğer bir kez bunu kabul edersek, eklememiz gerek ki, somut felsefi sorunlarla ilgilenirken uygun gördüğü işlemlerin ışığında, bilim ve bilimsel yöntem idealini yeniden gözden geçirmiş olması gerekirdi.

 

 


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy