ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Saturday, Apr 04th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Gündemdekiler Fazıl Say'ın Sitemi


Fazıl Say'ın Sitemi

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Fazıl SaySabah kalkarsın
Hava Alanı'na gidersin
"Check-in" ve "Pasaport Kontrolü"nden geçip, telaşlı bir "airport-cafe" de
hızlı bir kahve içersin Uçağa binersin
Bir kaç saat sonra indiğinde başka dilin konuşulduğu bir ülkede, başka bir
iklimde, yine pasaport kontrolünden geçersin.
Bavulunu beklersin
Sonra arabayla otele geçersin
Öğlen yemeğini yalnız yer, bir iki saat kafa dinlersin

Akşamüstü 5 gibi Konser Salonuna geçersin
Hiç bilmediğin bir piyanoya 1-2 saat içinde alışmaya çalışırsın
Orada iki insan vardır
Akortçu ve ışıkçı..
Tanımadığın adamlardır
Onlarla genelde,"merhaba nasılsınız?" gibisinden 5-6 kelime konuşulur
Bu zaten o gün konuşulan ilk kelimelerdir

Saat 7 ile 8 arası kulis odasında meditatif bir "içine dalma"ya geçersin,
konsantre olmaya...
Saat tam 8 de (daha doğrusu o hep sekizi üç geçedir, beş geçedir) sen
karanlık "backstage" de hazırsındır
salonda da seni dinleyecek olan 2500 kişi sessiz ve hazırdır ışıklar
kısıldığında,
Yürümeye başlarsın, piyanoya doğru.
O konser senin, sana vereceğin bir konserdir, bir iç hesaplaşmadır, yapmak
istediklerin, yapabileceklerin,
o gün o şartlarda yapabileceğin şeylerdir.
Uzun ve saygıyla selam verirken,
son 7 yıldır kendine seslendiğin gibi, bir dua okur gibi seslenirsin "konser
saygını" kendine;

Saygıyla eğil
Uzun uzun saygıyla
Sevgiyle,
içtenlikle...
Bu güzel insanlara iç sesini sunmaya geldin.
Onlar da dinlemeye geldi..
İçine çek onları.. En derininden hissedecek kadar içine çek.
İyiyi hisset..

Ve
Başlar konser

Çalan sensin, dinleyen sensin, değerlen diren sensin, eleştiren sensindir

Müzik her şeydir
İnsan da ilhamdır!

Orda ön sırada oturan 7 yaşındaki papyonlu bir oğlan çocuğu ,
seni ateşlemiştir
Müzik ona hitap etmelidir,
o eğlenmelidir o sırada çalan Mozart ile,
o velet anlamalıdır müziğin dilini
Evrendeki tek ortak dili.
Haz duymalıdır,
dikkatini çekmelisindir onun,
anlaması, haz duyabilmesi için,

yahut
yukarı balkonda oturan genç kadın

yahut 4.sırada dikkatle dinleyen o yaşlı dede
kim bilir ne anılara dalmaktadır hayatının bu son yıllarında Mozart'ın
seslerini dinlerken???
1942deki ilk aşk?
1955de Annesini yitirişi?
1963 deki düğünü?
Bir tatil kasabasında başka bir kadına platonik bir biçimde aşık olması?
1996da eşini kaybetmesi?

O anılara sen de katılmalısındır, Mozart eşliğinde...

Ludwig van Beethoven'dan "yaşam mücadelesi" dolu bir sonat gelir ardından
belki...
Belki o gün Prokofief'in "savaş sonatı "vardır programda,
ve sen, ne yapıp edip 2. Dünya Savaşı trajedisine dalmalısındır o müzik
eşliğinde..
Ya da Liszt'in Si minör sonatı vardır programda;
Faust ile Mephistopheles arasında
önünde koca bir Orkestra,
gerçek piyanonun çok ötesinde, bir Wagner Operası hayal alemine
dalmalısındır.. .
İnsan içini dinlemelidir her ne çalarsa çalsın.
İç zengindir...
Trombonların öfkeli emirleri, trompetlerin dramatik sinyalleri,geniş bir
yaylı sazlar topluluğun sessiz ve hazin tınısı kaplar ortalığı...
Hepsi tek gerçektir, piyano sesinin yok olduğu bu orkestrada.. .

Kendi memleketinden bir tutam toprak gibi gelir "Aşık Veysel anısına Kara
toprak" o konserin sonlarında..
Bir "nostalji" gibidir o ,
neredeysen o an..
"Ses yollamacadır"
Anadolu?ya.. Uzaklardan. ..


Konser bitiminde (güzelse her şey) uzun uzun ayakta alkışlanılırsın
o anlar artık daha çok kendinle konuştuğun anlardır
"Bu seyirciye şöyle bir bis parçası çalarsam hoşlanacaklar herhalde" gib i
bir neşe sarar, aklından geçirirsin "ne çalsam iyi gider?" diye....
Bir egodur o,
bir zafer sarhoşluğudur
"Hak edilmemiş" değildir ama
Yürüyüşler selam verişler daha bir enerji doludur
daha bir atiktir
Kazanılmış olan motivasyonun etkisiyle, çalış da daha hür ve özgürdür artık
bu konserin sonlarında...

Konserden sonra CD imzalarsın tebrikleri kabul edersin

ve hemen ardından sen ve 2500 kişiden arda kalan yine salt sensindir,
yalnızlığındır.

O akşam ağzından çıkmış olan kelime sayısı 20-30 olmuştur belki; danke,
thanks, merci, grazie, arigato, sağolun, vs,
bir dilde teşekkür etmişindir kutlayanlara, tek kelime ile...

Ertesi sabah bu konser ile ilgili çıkan övgü dolu yazıların çıktığı
gazetelerin ,
henüz bayilere ulaşmadığı bir tan vakti,
sen yine havaalanındası ndır
2500 insanın her biri geride kalmıştır
Onların dostlarına anlattıklarıyla, vesairesiyle; her şey sensiz
gelişecektir
Sen o şehirdeki bir cafe'de b ir bar'da oturup o insanların hiç biriyle
tanışamayacaksındır. .
Çaldığın konserini tartışamayacaksındır! !!
Sen havaalanında o sırada soğuk su ile Tıraş oluyorsundur, saçını
tarıyorsundur
Ve şunun çok benzeri bir başka gün seni beklemektedir

Metin Altıok'un Bingöl'deyken yazdığı serzeniş şiiri gibi;

Ay dokundu omzuma irkildim
Göğün puslu balkonunda
Birdenbire insanları özledim.

...
Ve 20-25 gün sonra
Bir gece karanlığında ayrılmış olduğun evine
geri döndüğünde (100.000 insana müzik dinletmiş olarak)
için yorgundur ama mutludur aslında
(100.000 insanın hiçbirinin adını bilmiyorsundur
ama o enerjiyi biliyorsundur evrene insanların yaydığı
iyi olan enerjiyi)
Evde geri kalan; kızın ve sensindir
tek ge rçek olan geri kalan...
Ve en yakınlarındır
dostlarındır.. .

Fazıl SAY
Marjinal yazarlar
...
Siz kazandınız
lütfen siz kazanın
lütfen benimle uğraşmayın
ve ebediyen siz kazanın
...
Tamam ben giderim
uzak bir yere (gözden uzak)
(uzaya gidemem kızımdan da ayrılamam ama siz beni görmezsiniz merak etmeyin)

tamam
giderim..
...

Ben son 6 yıl içinde

2 büyük oratoryo
2 büyük senfonik eser
1 keman konçertosu
2 piyano konçertosu
5 solo piyano eseri
1 bale müziği
2 Bach uyarlaması
4 film müziği
1 tiyatro müziği

bestelemiş olsam da

HİÇ MÜHİM DEĞİL SİZİN İÇİN

Bu son 6 yılda
dünya üzeri 42 memlekette
326 şehirde konserler verdim
yaklaşık 700 konser

HİÇ MÜHİM DEĞİL SİZİN İÇİN

Bu 6 yılda
10 CD
2 DVD
12 NOTA

piyasaya sunduk

HİÇ MÜHİM DEĞİL SİZİN İÇİN
anlıyorum
yaptıklarım mühim değil

hiç bir zaman "her görüşüme katılmalısınız" demedim
tartışmaya hep açıktım
hiç bir zaman hemfikir olmadığım insanlara saygısızlık yapmayı düşünmedim
ama siz yaptınız
adil değildiniz
bir fikir de ayrı düşünüyorduk siz kökünü kazımaya kalktınız her seferinde

ama hiç bir zaman kendi içsesimden vazgeçmedim
doğru bulduğum doğrumdu yanlış bulduğum yanlıştı
yanlışı ben yaptıysam da hatamı anladığım gün düzelttim

anladık değersiziz
sizin değer anlayışınızı anlamadım ama ben değersizim o anlayışa göre onu anladım
...
İmkanı yoktur bazı kusurlarımı affetmenizin
affedicilik de değil
"kabul" etmenizin
"lütfetmenizin"
imkanı yoktur...

Zamanında hatalarım olmuş onları düzelttiysem bu da doğru değildir

imkanı yoktur..

-Falanca arabeskçiyi kültür olarak görmüyorumdur asla affetmezsiniz

-Aziz Nesin haklıdır derim bütün hayat ıma sataşırsınız

-Gençleri klasik müziği tanıştırmak için Mercan Dede ile beraber konser - parti veririm

"hayatı boyunca popülist" dersiniz

-"Din sömürüsü aldı başını gitti" deriz
Ölüm fermanı vermediğiniz kalır

-Konuşmayız
"Konuşmaz o korkak" dersiniz

-Konuşuruz
"Konuşmak senin ne haddine işine bak sen" dersiniz

-Beethoven ,deriz

"Git Beethoven'ın ülkesinde yaşa" ,dersiniz

git
popülist korkak ne haddine
git

hep bunlar...

Hiç bir yolu yoktur...

Sizler facebook da 130 grup kurdunuz (fazıl say gitsin vs)
ekşi-sözlükte yazılar yazdınız
Google'ı doldurdunuz
Yahoo'da gruplaştınız
gazete haberlerinin altına yorumlar yazdınız
Almanya'da yılın müzisyeni seçildiğimin haberinin altına bile döşendiniz hakaretlerinizle. ..

Her yerde sizler varsınız.
Ve sizler ne yaptınız hayatta bilmiyorum sormuyorum düşünmüyorum nefret etmiyorum
saygısızlık yapmıyorum ama siz bana yaptınız...

Siz yarattınız bana en ağır haksızlıkları yapan bir kültür bakanını siz yarattınız siz cesaretlendirdiniz marjinal köşe yazarlarını
siz pislik attınız çamur attınız hepsini siz yaptınız

içinizde mesleki kıskananlar da oldu aranızda piyano çalanlar da oldu çalmayanlar da
faşoları
dincileri
marjinalleri. ..
2.cumhuriyetç ileri..
Avanak liberalleri. ..

Ben hiç birinize tek bir kelime kötü bir şey söylememişken...

Hepsini siz yaptınız...

Artık kazanın kazanın ve bitsin...
Siz kazandınız..

Kazandınız ve bitsin..

Yeter ...

Marjinaller insan çocukluğuna dönmek istiyor yaylım ateşi sırasında

Benim gerçek dostlarım bu yazıyı niye yazdığımı kimlere yazdığımı anlamıştır.


Cevaplar (4)Add Comment
0

say kardeşime saygımla


yazar sinan alyans, Eylül 04, 2010
say kardeşim say,düşüncelerini onurluca say,dişi yosuntutanların.. ağzı salyalıların..rağbet gördüğü GÜZEL ÜLKEMİN.,başı için say
kalpleri kasıklarında atan ,değerlerden bihaberlere say,serdar ortaçla büyüyen petekdinçözle yatıp kalkan, sanat severlerin adına say ...yardım meleği seçilen seda sayının..yüzü hürmetine say,fatih üleğin başı için ,artoların çoğalması adına say......daha nice söylenecek şeyler adına say..say..say. ...ama bunu bilki bu güzel ÜLKEMİN gelecekte huzurlu ,dostca,kardeşçe barış ve mutluluk içinde yaşamasına katkıda bulunacak senin gibi düşünen nicelerinin var olduğunu say.. zaten bunlardan biride sensin güzel insan fazıl SAY....saygılarımla
0

kendince haklısın..


yazar erdoğan, Ekim 14, 2010
sen kendine göre haklısın. bilmem kaç konser yapmışsın! bilmem kaç tanımadığın piyanoda çalmışsın! falan filan.. senin çaldığın piyanoyu sevmeyen insanlar olamazmı? sen seviyosun diye herkesmi sevmek zorunda? birileri avrupada bilmem kaç konser verir birileride doğuda bilmem kaç konser verir! ikisininde kabul görenleri vardır! sen at gözlüğüyle dolaşıp benim yaptığımdan başkası yanlış diye konuşursan düşmanlarının olmasınıda yadırgama fazıl say denen efendi! unutmaki bu ülkeden fazla batıda kabul görüyorsun. demekki sen bu ülke insanına hitap eden bir iş yapmıyorsun! bu demek değilki kötü yapıyorsun. sadece senin yaptığın iş bu ülke insanına hitap etmiyor! unutmaki her miletin öz kültürü vardır bunu hor göremezsin! sen nerde kabul görüyorsan orada yaşa bence! böyle veda mektubu gibi acıklı şeyler yaparak prim yapacağınıda sanıyorsan çok geç artık! gitmek istiyorsan hiç düşünme defol git bu ülkeden! aslını inkar eden bizden değildir! zaten senin aslın hakkındada şüphelerimiz var halk olarak! bırak bu acındırma sahnelerinide gidiyorsan git nerde kabul görüyorsan! bu ülke halkı büyük çoğunlukla yavşakları kabul etmiyor! gitte kurtar kendini dincilerden yobazlardan! ait olduğun yerde yaşa sende kurtul bu ülkede kurtulsun! gittiğin yerde oranın vatandaşı ol bir zahmet! çünki bu halka artık senin yaptıklarından utanıyor! gurur duymuyor! sizin gibi aslını inkar eden maluklardan bıktık usandık artık! kültürlü olduğunuzu sanırsınız ama başkalarının tercihlerini aşağılarsınız! soryorum şimdi sana kendini çok kültürlü sanan fazıl say.. sana göre dünyada yaşayan farklı kültürler hepsi yavşak! çünki senin gibi bu dünyada düşünmeyen en az
0

...


yazar melek özlem sezer, Ekim 15, 2010
Onu yaratan kulağıdır ama ne yazık ki huzuru sağır olmaktadır. Bu abuk subuk lafların hiçbiri hatırlanmayacak bir gun, bu lafları edenleri de ya zaten bilmiyoruz ya da anımsamayacagız. Ama Fazıl Say ismi hep kalacak. Bırakın her şeyi, bir müzisyenden şiir dinlemek bile çok güzel. O yazar Ahmet Say'ın ogludur, dunya tatlısı Ahmet Agbi'nin ogludur ve bir kultur insanıdır. Siiri iyi bilir o yuzden, onun kendi dilinde nasıl kırgın oldugunu da... Baba bu ulkede aydın olmanın zorluklarıyla mücadele ederken dunyaya bir ogul vermenin mucadelesini de yapmıs ve kazanmıstır. Her sey bir yana dünyadan böyle bir baba oğul hikayesinin geçmesi bile yeterince özel ve değerlidir. Yalnızlıgı tanımlamasına biri baslamıs laf saymaya, oyleyse neden okuyorsun? Ki o yalnızlık Ahmet Erhan'ın Resimli Ahmetler Tarihi adlı siir kitabında cok guzel anlatılmıstır. İyi anlatır Ahmet Agbi onu, cunku cocuklugunu bilir. Ve babası olan Ahmet Agbi de onu hep guzel bir cocuk olarak tanımlar ıslak bakıslarıyla... Ben de onun dehasının nasıl bir mucadeleyle ortaya cıktıgını dinlerken ıslak bakarım. Bir deha, boyle kıskanc ve hazımsız bir dunyada zaman zaman degersiz laflara sagır olacak kadar dehasına sukran duymalıdır kanımca. Saygılarımla.... Yalnızca hayata...
Sibel

...


yazar Sibel, Ekim 17, 2010
Binlerce kişinin bulunduğu bir konser salonunda hala iç sesini duymaya devam edebilen birine, kimse düşüncelerini kendine saklamasını, görünürde de olsa çoğunluğa uymasını söyleyemez. Çünkü böyle bir iki yüzlülükte bulunamayacak kadar barışıktır içindeki o sesle. Onu istese de bastıramaz. Dışarıdaki seslerden çok daha güçlü çıkar çünkü.

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy