ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Tuesday, Oct 22nd

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Mekan Cite De Pera


Cite De Pera

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Cite De Pera“ Cite De Pera ” – Çiçek Pasajı

İstanbul’da eğlence ve kültür hayatı deyince Taksim, orada da İstiklal Caddesi akla gelir. Oldukça renkli ve hareketli, 24 saate ulaşan canlılığıyla İstiklal Caddesi, kültür, sanat, eğlence, alışveriş ve yeme içmenin eğilimlerini belirler. Birçok tarihi yapının arasında, müzik seslerinin birbirine karıştığı ve nostaljik tramvayın işlediği İstiklal’in tam orta yeri Galatasaray Lisesi, Balıkçı Pazarı ve Çiçek Pasajı’dır. Yüzyılı geçen tarihiyle Çiçek Pasajı, gündüz oldukça hareketli olan İstiklal’in aksine oldukça sakin bir ortamda sevdiklerinizle baş başa vakit geçirebilmenize imkan sağlıyor. Akşamları ise fasıl eşliğinde, meze çeşitlerini, deniz ve balık ürünlerini yiyip, içkinizi yudumlayacağınız eğlencelere davetlisiniz…

Oldukça süslü Neo-barok tarzdaki dış mimarisi ile içeri girenleri oldukça ferah bir mekan olarak karşılayan Çiçek Pasajı’nın uzun ve hareketli bir tarihi var aslında. Pasajdan önce burada dönemin en ünlü tiyatrosu Naum Tiyatrosu vardı. Sulltan Abdülaziz’in bile oyun izlemeye geldiği tiyatro bir yangın sonucu yanarak yıkılmıştır.Daha sonra 1876 yılında “Galata Bankerleri” adıyla tanınan ve gerektiğinde saraya bile borç verecek kadar zengin Rum bankerlerden biri olan Hristaki Zografos Efendi, Hristaki Zografos Efendi bu araziyi satın alır. Bu arsa üzerinde, yeni bir tip çarşı ve apartman olacak binayı yapma projesini Rum mimar Cleanthy Zanno üstlenir ve bina 1876’de tamamlanır. Çicek pasajı O dönem Perada ( Beyoğlunda) oldukça moda olan Paris tarzı 24 adet dükkan ve üst katında ise 18 adet lüks daire olarak inşaa edilmiştir. Dükkanların bulunduğu pasaj bölümüne  “Hristaki Pasajı”, binaya ise “Cite de Pera” ismi verilmiştir. “Cite de Pera” yazısını dış duvarlarda bugün de görebilirsiniz. Pastanelerin, çiçekçilerin, fırının, terzihane ve meyhanelerin olduğu pasajın mülkiyeti 1908 yılında Sadrazam Said Paşa’ya geçer adı Said Paşa Geçidi olarak değişir. Rusya’da Bolşevik devrimi ve sonrasında oradan kaçan Beyaz Rus aristokratları Beyoğlu ve çevresine yerleşince bir kısmı burada çiçekçi dükkanı açar. Beyoğlu’ndaki çiçekçilerin bu pasaja toplanmasıyla pasaj bildiğimiz ismini almış oldu: Çiçek Pasajı.

Ancak zamanla çiçekçilerin yerini birahaneler ve meyhaneler aldı, zamanla pasajda hiç çiçekçi kalmadı ve sadece pasajda çiçek ismi bir anı olarak kaldı. 1940’da buradaki ilk meyhaneyi Yorgo Efendi açmış. Çiçek Pasajı uzun yıllar birahane ve meyhaneleriyle eğlence hayatının içinde yer aldı. Çakır keyf sohbetlerin buluşma yeri olarak Çiçek Pasajı zamanla bakımsız bir bina haline döndü. 1970’ların sonlarına doğru da bina çatıdan duvarlara kadar çökerek büyük zarar gördü. Bu duruma dur diyen süreç 1988’de başlar. Çiçek Pasajını Güzelleştirme ve Yaşatma Derneği’nin çalışmalarıyla ilk restorasyon çalışmaları başlar. 2005 yılında sponsor desteğiyle restorasyonu tamamlanan Çiçek Pasajı yeniden müdavimleriyle buluştu. Çatı ve diğer görsel öğelerle daha aydınlık ve ferah bir pasaj oluşturulmuş. Sanki, pasaja ismini veren çiçekçileri anmak için yapılmış gibi. Heryer çiçeklerle süslenmiş. Çatıdan sarkıtılan çiçek demetleri, duvarlardaki çiçeklikler, restoranlar tekrar renk renk çiçeklerle buluşmuş.

Sanatçı ve Aydınların Uğrak Yeri

Cite De Pera - Çiçek PasajıÇiçek Pasajı’nda bugün ilk iki kat restoran olarak kullanılıyor, üst katlar hizmete kapalı. İstiklal Caddesi ve Balık Pazarı yönünde iki kapısı olan pasajın bugünkü evsahipleri içkili restoranlar. Adını meyhane olarak da sürdüren sadece bir kaç işletme kalmış. Pasajı gezerken kendinizi Paris’te cafelerin önünden geçiyormuş gibi hissediyorsunuz. Restoranların dış görünüşü tek tip düzenlenmiş. Masalar, pencereler, çalışan personel herşey aslında bir tek mekanı geziyormuşsunuz gibi bir hava yaratıyor. Pasaj içinde İstiklal girişi ile Balık Pazarı çıkışı arasında L şeklinde uzanan yol boyunca masalarda yerli, yabancı onlarca misafir görürsünüz. Entelektüel tartışmaların yapıldığı, fikirlerin sakınılmadan dile getirildiği bir kültür sofrasına dönüşür masalar. Bu yüzden önemli fikir adamlarının, tiyatrocuların, sanatçı ve aydınların müdavimi olduğu bir yerdir Çiçek Pasajı. Diller dillere, sözler sözlere karışır burada. Arka fonda hoş ve hafif bir müzik. Sesinizi boğmuyor, yemeğinizi yerken ve içkinizi yudumlarken sohbetinizi gürültüsüz bir ortamda yapıyorsunuz.

Çiçek Pasajı’nda bugün 10 restoran bulunuyor: Bahar Restoran, Ceneviz Restoran, Huzur Restoran, İkinci Bahar Restoran, Kimene Restoran, Palmiye Restoran, Stop Restoran, Sev İç Restoran, Çınar Restoran ve Mahzen Restoran. İşletmelerin dış görünüşleri hemen hemen aynı gibi görünse de gerek menülerinde gerekse de restoran iç dekorasyonlarında çeşitli farklılıklara sahipler. İstiklal Caddesi tarafından girişin hemen sağında bulunan Mahzen Restoran pasajın Arnavut kaldırımlı yolundaki masalarına rağmen asıl çekiciliğini bodrum kattaki ana mekanından alıyor. 1963 yılından beri faaliyette olan restoranda Türk, İngiliz, İtalyan ve Fransız mutfağı yemekleri tadılabilir.

1941 yılında Mehmet Bahar tarafından kurulan Bahar Restoran’da et, balık, soğuk meze çeşitleri bulunuyor. 60 kişilik kapasitesi bulunan restorana, Arnavut ciğeri, plaki, humus gibi soğuk mezelerin yanında, şiş kebap kavurma gibi sıcaklar ve ana yemekler bulunuyor. İkinci Bahar Restoran’ı ise 35 çeşit soğuk meze, 15 çeşit arasıcak ve et ve balık çeşitleri ile müşterilerini ağırlıyor. Antik bir dekorasyona sahip olan Ceneviz Restoran/Meyhanesi şömineli ortamıyla yemek keyfini arttırıyor. Burada ayrıca canlı müzikte piyanist şantör eşliğinde yabancı ve Türk müziği eserlerini dinleyebilirsiniz. 50 yıllık deneyime sahip olan Huzur Restaurant 150 kişilik kapasiteye sahip. İsmi en ilginç restoranlardan biri de “Kime Ne Restoran”! 1963 yılında Kimene yani bizbize- dizdize kurulmuş. 2006 yılında restore edilerek yeniden açılan restoranın diğer kapısı da Balık Pazarı’na açılıyor. Çiçek Pasajı’nın meydanı sayılabilecek yer de bulunan Palmiye Restoran müşterilerine yarım asırdır hizmet veriyor. Et ve balık çeşitleriyle Stop Restoran Balık Pazarı yönünde misafirlerini ağırlıyor. Mezeleri, arasıcakları, et ve balık çeşitleriyle dikkati çeken bir başka mekan da Çınar Restoran.

1948 yılında açılan Sev İç Birahanesi’nin bugünkü adı Seviç Restoran. Kurucusu Kazım Tataroğlu aynı zamanda Çiçek Pasajı’nın restorasyonu için gerekli çalışmaları da yapan isimlerden biri. Restoranı bugün oğlu Yaşar Aydındoğan ile birlikte yönetiyor. 2004 yılında aslına uygun olarak restore edilerek tekrar hizmete açılan Sev-İç Restoran’da 25’den fazla meze ve balık-et çeşidi bulunuyor. Soğuk mezeler arasında patlıcan salata, pilaki, haydari, çalı fasulye, yaprak dolma, fava, közde biber, ıspanak var. Deniz ürünleri de bir o kadar zengin; hamsi salamura, lakerda, çiroz, ahtapot salatası, karides salatası. Etli ana yemekler ve ara sıcaklar ise oldukça zengin bir menü oluşturuyor. Yaşar Aydındoğan, Çiçek Pasajı’nı şöyle anlatıyor: “Burası oldukça merkezi bir yer. Beyoğlu bir kültür ilçesi oldu ve her kesime hitap ediyor. Genel olarak Çiçek Pasajı’nda meze çeşitleri, et ve balıkla birleşiyor. Başta milli içkimiz rakı olmak üzere birçok içki türü de bu yemeklerin yanındaki yerini alıyor. Rakı, beyaz peynir, kavun birlikte gider genelde. Her restoranda fasıl vardır, biz de ise akordiyonist bulunur. Günlük sosyal yaşamın içinde konuşma, sohbet imkanı bulamayanlar Çiçek Pasajı’nda yemeklerini yerken, içkilerini yudumlarken sohbet imkanı bulabiliyorlar, huzur buluyorlar. Birçok sanatçı ve aydın özellikle Cuma günleri grupça gelirler burada vakit geçirirler. Onlara “Dem-Akademisi” diyor arkadaşlar”.

 


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy