ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Friday, May 29th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Müzik Ön Asya'da Müzik


Ön Asya'da Müzik

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Doğu Toplumunda Müziğin Yeri

 

 

Müzik ve dans ilk çağlardan beri insanoğlu’nun hayatında önemli bir yer tutmuş,yaşamlarının her aşamasında bunları kullanır hale gelmişlerdir. Doğumlarında,evliliklerinde,ibadetlerinde ve ölümlerinde hep müzik vardı.Anadolu’da Neolitik çağ’a ait Çatalhöyük kazıların’da meydana çıkan objelerde yırtıcı hayvan derilerinden giyisiler içerisinde dans eden figürleri görürüz.Daha önceleri Hititler döneminde,tanrıça Inar’a leopar desenli maskelerle dans eden adam figürleride bu kültürlerin seslere verdiği önemi açıkça anlatmaktadır.Eski doğu toplumunun en önemli yerleşim ve yaşam alanı olan Önasya’dan bahsetmek istiyorum,

Önasya bugünkü Irak,Suriye,Anadolu,Mezopotamya,Filistin’i içeren bölümdür.Eski Önasya’nın müzik anlayışı Sümerler tarafından oluşmuştur.Sümerler M.Ö 4000 yıllarında Mezopotamya’ya göçmüşler ve M.Ö 3200 yıllarında yazıyı bulmuşlardır.Buda dünya tarihinde çok önemli bir dönüm noktasıdır.Müziğin Mezopotamya’ya yerleşiminden sonra,Sami ırktan olan Babilliler tarafından müzik şekillenmiştir.Asurlular ise mevcut müzik sistemlerini bir araya getirerek müziğin ana hatlarını oluşturmuşlardır. Mezopotamya topraklarında filizlenen bu sanat çevre toplumlar tarafından da kullanılmıştır.Eski Önasya ile ilgili kazılarda bulunan bir çok obje üzerindeki çizgisel anlatımlar,bu uygarlıkta müziğin dinde olan önemini açıkça dile getirmektedir.Tabiki dinin dışında halk,müzikle ilgileniyor ve onu yaşamının her safhasında kullanıyordu.O dönemde,tapınak yapımında işçiler için çalınan enstrümanlar, çobanların kullandıkları flütler vs. müziğin yaşamlarındaki önemini sergiler.Müzik Mezopotamya’da hem tanrısal gücün,hem de uygarlığın bir ölçüsü sayılıyordu.Baş Tanrısı Enki/Ea’nın adı müziklerinde kullandıkları dördüncü telin nota ismine verilmişti. Yazılı belgelerden anlaşılan bilgilere göre,müzisyenler aynı şimdiki zamanlarda olduğu gibi, yeni yılda şarkılar söyler,dinsel bayramlarda ve evlilik törenlerinde görev alırlardı.
Genellikle
şarkılar söylenir,enstrümanlar çalınır ve el çırparak eşlik edilirdi.

 

Resim 1a’da kazanılan bir zaferin nasıl kutlandığı görülmektedir. 

 

  

 

Resim 1a Assurbanipal ve eşinin Elam’a karşı kazanılan zaferi kutlaması.

 

 

 

 

Özellikle tapınak yapımı,ölü kültü ve kurban işlemlerinde müzik öne çıkardı. Sümer kralı Urnammmu’nun cenazesinde on gün süreyle flüt çalındığı yazılı belgelerle ispatlıdır.Tapınaklarda profesyonel müzisyenlerce icra edilen zor karışık armonili,belirli kurallar çerçevesinde müzikler yapılır,bu müzikler,dualara,şarkılara,rezitasyonlara ve danslara eşlik ederdi.Saray bahçelerinde ise dinsel kutlamalar ve müzik eğlenceleri yapılırdı. Burada da arp,flüt,obua ve tef çalınırdı,bunların dışında lir’de önemli bir enstrümandı.Güreş gibi sporların yapıldığı durumlarda da yine arp çalan insanlar sportif faaliyetlere müzik ile eşlik ederdi.Askeri teşkilatlarda da müzik kullanılmış,davul ve çalpara eşliğinde askeri yürüyüşlerin yapıldığı arkeolojik kazılarda belgelenmiştir.Sümer ve Akkad literatüründe çok sayıda şarkı ve ilahi belgelenmiştir.Bu literatürde şarkılar iki gruba ayrılır; neşeli,övgü dolu şakılar ve ağıtlar.Buradan da anlaşılacağı gibi müzik insanlığın varoluşundan bu yana ruhsal durumlarını ifade etmek için kullanılan bir sanat biçimidir.Aşağıda Sümer edebiyatından gelen ilk ninninin tasviri bulunmaktadır.Oğlum,uyku seni sarıyor


Uyku,üstüne çökmek üzere
Gel uyku,gel uyku
Gel oğlumun uyuduğu yere
Duraksız gözlerini uyut


Elini renkli gözlerine koy
İlk ninni olma özelliğini taşıyan bu mısralar,sanatın ne kadar önemli bir olgu olduğunu apaçık gözler önüne seriyor.Bu uygarlıklarda kurban töreni çok önemliydi,katı veya sıvı kurban edilme törenlerinin ayrılmaz bir parçası,lir çalan müzisyenlerdi.Bunlara çoğunlukla ilahiler,danslar ve rezitasyonlar eşlik ederlerdi.Bayramlarda genellikle sembolik dövüşler,yarışlar ve çeşitli gösteriler yapılırdı.

Arkeolojik kazılarda elde edilen objelerde,vazolarda müzik ile ilgili bir çok resme rastlanır,

 

resim 1b’de görünen İnandık Vazosu’nun üzerindeki resimler bunu gösteriyor.

 

 Resim 1b İnandık Vazosu;müzik eşliğinde kutsal evlilik töreni.

 

 

 

 

 

Hitit müziğinde koro halinde veya solo olarak söylenen şarkılar,Hititçe dışında Luvice,Palaca,Hurrice ve Hattice gibi dillerde de söylenebiliyordu.Eğer eser sadece enstrüman tarafından çalınacaksa eserde,şarkı söylenmez ifadesi açıkça yer alırdı.Hitit dilinde ki bir savaş şarkısının sözleri aşağıdadır;Nesa giyisileri,Nesa giyisileri bağla beni bağla!
Götür beni annemin yanına,ba
ğla beni bağla!
Götür beni o
ğullarımın yanına,bağla beni bağla!Hitit uygarlığında notasyon olmadığı için eserlerin seslendirilmelerinin nasıl olduğuna dair bir bilgiye ulaşılamamıştır.Kralların bir yerden diğer biryere gidişlerinde mutlaka önlü arkalı orkestra eşlikleri bulunurdu,bunlara soytarılar ve hokkbazlar eşlik ederdi.Ayrıca tanrı heykellerinin bir yerden diğer bi yere taşınması esnasında aynı durum söz konusuydu.Fakat bu esnada hokkabazlar yer almazdı.Ölü rituellerinde yine müzik vardı.Dans ise çok önemliydi,yeri geldiğinde yüksek rütbeli şahıslar bile dans ederlerdi. Dans özellikle içki içme sahnelerinin vazgeçilmez bir unsuruydu.Bir metinde kraliçe balta ile tanrıça Şauga için dans etmekteydi.Danslarda hayvan kürkleri ve maskeleri giyilir,onların çıkarttıkları sesler taklit edilirdi.Örn.Kurt,leopar vs gibi,yada avı ve avcıyı simgeleyen gruplar oluşturulurdu. Buda bize müziğin tiyatral bir duruma getirildiğinin bir örneğidir,tıpkı opera gibi.Hitit uygarlığının yıkılmasından sonra meydana gelen genç hitit beylikleri müziği özellikle ziyafet eşliklerinde kullanmışlardır.İstanbul’da bulunan Sadberk Hanım müzesinde sergilenen bu döneme ait bir kemer üzerinde, ziyafete müziğin eşlik ettiğini gösteren  resimler bulunmaktadır.Eser II.Argişti dönemine M.Ö. 713-685 tarihlenmiştir.Bu resimlerde lir,çifte obua,tef ve saz gibi enstrüman çalan figürlerin yanında dansçılar ve sopalar üzerinde yürüyen akrobat bir erkek resmi mevcuttur.

 

 

Resim 1c’de Sadberk Hanım müzesinde sergilenen kemerin kesitini görebilirsiniz.

 

   

 

 

Resim1c Sadberk Hanım müzesi’ndeki Urartu Kemer parçası.

 

 

 


Eski Mısır uygarlığında da müzik hep ön plandaydı.Dini konular ve dindışı konularda hep müzik vardı.Mısırlılar’dan kalma tüm objeler ve yapıtlarda,mezar duvarlarında müzikal olguyu yansıtan kabatmalara ve resimlere sıkça rastlanmaktadır.

 

Resim 1d’de Ziyafet Sahnesi’nde müziğin yerini görebilirsiniz.

 

  

 

Resim1dZiyafet Sahnesi;Mısır 18. Sülale

 

 

 

 

 

Mısır uygarlığında insanlar yerler,içerler müzik dinlerlerdi.En önemlisi ziyafetler büyük bir incelik içerisinde gerçekleşirdi ve herkes çok iyi giyinirdi.Kırallık 5.Sülale zamanında törenlerde orkestralar çalmaya başlamıştı,artık müzik daha da şekilleniyordu ve bunlara el çırpan insanlar eşlik ederdi.Bu insanlarda aynı Flamenko müziğinde olduğu gibi palmeros şeklinde görev alırlardı.Yeni krallık döneminde ise artık orkestralara yeni enstrümanlar eklenmiş ve olayın boyutu büyümüştü,bunlara ilaveten müziğe erotik temalar yüklenmiş transparan tüllerin altında çıplak kadınlar danslarıyla eşlik etmişlerdir. Yine egzotik meyvalar,çiçekler vs. gibi temalarda bu sahnelerin içinde yer alırdı. Bunların amacı ölülerin dirildiği inanışı ile alakalıydı yani ölümden sonra varoluş durumunda zevkli ve güzel bir ortamda bulunma tutkusuydu.İşçiler ve tarlalarda çalışan insanlar içinde müzik vazgeçilmez bir olguydu,hasat zamanı beraberce söylenen şarkılar,çalınan flütler bunların göstergesiydi.Yani müzik eski çağların vazgeçilmez bir sanatıydı.Örnek olarak iki tarla işçisinin söylediği şarkıya bir göz atalım isterseniz;Bütün gün buğday ve arpa mı taşıyacağız


Ambarlar doldu a
ğzına kadar
ğınlar geri dökülüyor kapılardan
Mavnalar yükü tuttu
şarı dökülüyor tahıl
Bizi hala zorluyorlar
Sanki bizim kalbimiz bakır

 

Resim 1e’de Flüt eşliğinde hasatı görebilirsiniz,

 

  

Resim 1e Flüt eşliğinde hasat;Mısır 6.Sülale.

 

 

 

Mısır’da ve Mezopotamya’da müziğin koruyucu tanrısı vardı. Bu tanrı müzik, aşk, dans ve bolluk tanrıçası HATOR dur. Ptolomeler  devrinde, tanrıça Dandera’da ki tapınağın merdiven duvarlarında şu sözler yazılıdır;

 

Gökyüzü ve yıldızlar sana müzik yapar,
Ay ve güne
ş seni överler,
Tanrılar seni yüceltirler,
Tanrıçalar sana
şarkı söylerler…  

 

 

 

 (bisanat)


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy