ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Monday, Dec 09th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Müzik Müzik Sanatçıları ve Grublar Dertli gitarın altın çocuğu: Yavuz Çetin


Dertli gitarın altın çocuğu: Yavuz Çetin

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Dertli gitarın altın çocuğu: Yavuz Çetin

Yavuz Çetin konser
Yavuz Çetin

Bir 'Altın Çocuk' geçti bu topraklardan, havasını soludu,suyunu içti. Sokaklarında kan buldu, sularında can verdi.
Cihangir'in huzursuz insanlarını kim anlatabildi onun gibi? Kim insanların çifte standartlı iki yüzlülüğünün ruhunda bıraktığı izleri ortaya serdi?

 

Evet, Yavuz Çetin'den bahsediyorum.Bahsederken de onun felsefesini,isteklerini,düş kırıklıklarını ve insanlara karşı beslediği deruni duygularını hissederek söz ediyorum; Altın Çocuk'tan...
Gazeteci Erdal Çetin'in oğlu olarak 1970 yılında Samsun'da gözlerini açtı; büyük umutlar beslediği dünyaya.Ardından İstanbul'a ayak bastı.
İlk enstrumanıydı bağlama. İlk aşkıyla ayrılmasına hayatına yön veren gitarı sebep oldu.Lise arkadaşı Ercan Saatçi ile kurdukları grupla beraber 'I Will You' şarkısını seslendirdiler.Bu seslendirme 'Hey' dergisinin düzenlediği yarışmayı kazanmalarını sağladı.Üniversiteye Marmara Üniversitesi Müzik Bölümü'nde başladı.
Bir çok grup kurdu,bir çok grupta yer aldı.Reklam filmlerinin müziklerini yaptı Yavuz Çetin.6 yıl boyunca devam ettiği üniversite yaşantısına yoğun iş hayatı nedeniyle son verdi. Onun ihtiyacı yoktu; kağıt parçasının zaferine.O, zaferi kendisi yazdı;kara kaplı defterine...
1990 yılında aşkı olan Blue Blues Band adlı coverband grubunu bir araya getirdi.
27 yaşında kendi yazıp, besteleyip söylediği 'İlk' isimli albümünü çıkardı, Ercan Saatçi burada da yalnız bırakmadı Prodüktörlüğünü yaptı.
Kıraçın,Teomanın, Sibel Tüzünün,Gökselin albümlerine gitarıyla katkıda bulundu.15 yıl boyunca MFÖ'nün gitaristliğini yük edindi kendine.Bu da yetmedi dünyaca ünlü müzisyenler Marcus Miller ve Wyton Marsallis içinde gitarının tellerini konuşturdu.
Notalarla nefes alıyordu, müziğe aşıktı. Ama ruhu ıstıraplar içindeydi.Notalar parmaklarının arasında haykırırken,ruhu can çekişmelerdeydi.
Bu can çekişmeler Yavuz'un uzun süreli psikolojik tedavi görmesine neden oldu.
Hastaneye yatması gerektiğinde, bunu kendi isteğiyle yaptı.Hoş,böyle bir yeteneğin hastaneye ödeyecek parası da yoktu.Müzik şirketinden şöyle bir ricası oldu Yavuz Çetin'in: "Hastane giderlerimi karşılayabilir misiniz?"
Hastaneden uzatmalı da olsa tedavisini tamamlayıp çıkan Altın Çocuk, taburcu olur olmaz soluğu stüdyoda aldı.Elinde gitarıyla can vermeye çalıştı notalara,ama performansı iyi değildi.Çalışma arkadaşları, "Ağabey bugün kendinde değilsin. Çalışmayı birkaç gün erteleyelim" diyerek ona moral vermek istediler.
Altın Çocuk, stüdyoyu sessizce terk ederek 34 KBP 09 plakalı otomobilinin kontağını çevirdi. Kontağı kapattığında Boğaziçi Köprüsü'nün üzerindeydi.Son bir not bırakmıştı ardında:"Evi Terkettim!" Boğaziçi Köprüsü'nde duran aracından indi ve koşarak boğazın sularına bıraktı kendini.
Eşinden boşanmıştı.Ardında,10 yaşında bir oğul ve kendisi gibi müzisyen olan kız arkadaşı Mine Erkaya'yı bıraktı.
Yavuz Çetin, rock grubu Nirvana'nın solisti/gitaristi Kurt Cobain gibiydi;içine kapanık ve onun gibi yaratıcıydı. Ve tıpkı onun gibi yaşamına kendi son verdi.
'Satılık' isimli yeni albümünün çıkışını göremeden hayata veda etti:Yavuz Çetin.
Kimler ne söylemedi ki onun için:

ERCAN SAATÇİ:  "Bunu yaptığına inanamıyorum"
Çetin benim çocukluk arkadaşımdı. Biz müziğe Haydarpaşa Erkek Lisesi'nde birlikte başladık. İlk grubumuz Ercan-Yavuz-Vahe üçlüsünü kurduk. O Türkiye'nin yetiştirdiği ender yeteneklerden biriydi. Benim müzikal anlamda gelişmemde önemli katkıları oldu. Kaset yapan tüm pop sanatçıları için de çok önemliydi. Ülkemizde çıkan pop müzik kasetlerinin hemen hepsinde emeği vardır. Benim hem müzik arkadaşımdı, hem de bugüne kadar yaptığı tek kasetine prodüktör olarak imza attığım bir sanatçıydı. 5 yıl önce, arkasını getireceğimizi planlayarak yaptığımız kasetine "Yavuz Çetin İlk" adını vermiştik. Üzüntüm sonsuz. Böyle birşey yapmış olduğuna hâlâ inanamıyorum.

TEOMAN:  "Yokuş aşağı düşüşünü adım adım izledik"
Bir jenerasyonun en yetenekli müzisyenlerinden biri, hatta bence en yeteneklisi artık yok. Ve ne acıdır ki çok şaşırmadık. Çünkü, gencecik bir çocuğun müzisyen olarak hızla yükselişine ve hayatta aynı hızla tükenişine tanık olduk. Yavuz, hayata sıkı sıkıya tutunmuyordu. Üstelik bu durumu çevresine de sirayet ediyordu. Bu yüzden ona ettiğimiz tavsiyelere biz de inanmaz olmuştuk. Ona yardım etmek isteyenlere karşı kalkanları o denli güçlüydü ki, insanları pes ettiriyordu. Pes ettirdiği insanlardan biri de bendim. Eminim onu her seven, şu anda içinde benim hissettiğim suçluluk duygusunu duyuyor. Sevdiğiniz birinin hızla yokuş aşağı gitmesini izlemek çok yorucu. Bizler de yorulmuştuk... Çok üzülsek de kararına saygı duymalıyız.

AYKUT GÜREL : "O, gördüğüm en iyi müzisyendi"
Müzik dünyası için Çetin çok büyük bir kayıp. Hayatımda gördüğüm en iyi müzisyenlerden biriydi. Bu kadar başarılı olduğu halde bu kadar iyi olan bir insan daha tanımadım. Galiba fazla yetenekten olacak içine kapanık bir yapısı vardı. Eğer iyi bir menajeri olsa dünyanın en büyük sanatçılarından biri olurdu. Ercan'la birlikte ona bir kaset yapmıştık. Olmadı, şansı yaver gitmedi. En büyük şansızlığı da Türkiye'de doğmuş olması. Çetin'in ölümü müzik için büyük kayıp.

FUAT GÜNER : "Türkiye için büyük bir kayıp"

Çok sevdiğimiz bir insandı. Hayatında hiç kimseyi üzmedi, kırmadı. Bizim için çok önemliydi. Ve Türkiye için inanın büyük bir kayıp bu. Çok iyi bir müzisyendi. Psikolojik sorunları olduğunu biliyordum. Bunun için ilaç kullanıyordu. Maddi sıkıntısı yoktu. Böyle bir şeye biz müsaade etmezdik zaten. Evli ve bir oğlu vardı. Ama evliliğini uzun zaman önce bitirdi. Mine isminde bir sevgilisi vardı. En son onunla konuşmuş galiba... Sonrasını bilmiyorum. Böyle bir insan bir daha gelmez. Melek gibi biriydi. Sıkıntılarıyla hiç kimseyi üzmek istemezdi.

ÖZKAN UĞUR :  "Yazık oldu, çok yazık oldu!
"
Çok üzgünüz. Hâlâ inanamıyorum. Uzun yıllardır kendisini tanırım. Hiç kimseye zararı olmayan birisiydi. Çok yazık oldu. Yeni albümünü bitirmişti. Bir iki ay sonra piyasaya sunacaktı. Çok heyecanlıydı. Ama olmadı işte... Uzun süredir psikolojik tedavi görüyordu. Ruh durumu biraz bozuktu biliyorduk. Ama yapacak bir şey yok. Sonunda kendi kararını kendisi verdi.

KIRAÇ: "70li yılların adamıydı"

İnsanlarla çok fazla diyalog kuramazdı. Farklı boyutta bir arkadaştı. Aynı okuldaydık. Benden iki yıl önce Marmara Üniversitesi Müzik Bölümü'ne girmişti. Ruhu başka yerdeydi. 70li yılların adamıydı. Çok hassastı. Sorunlarını kendi içinde halletmeye çalışırdı. Kızgınlığı bu dünyaya ve sistemeydi. Müzik dünyası için büyük bir kayıp.

Evet, Yavuz tüm bu tariflere uyuyordu.Kimseye belli etmediği kırılganlığını yine kimseye belli etmeden sona erdirdi.

Türk müziğinin Hendrix'i gitti aramızdan.Ardında sadık bir dinleyici bırakarak...

Benden bir ruhsuz yaratmayı,nasıl başardınız?
Benden bir hissiz yaratmayı,nasıl başardınız?
Benden bir uyumsuz yaratmayı,nasıl başardınız?
Benden sizdn biri yaratmayı;nasıl başardınız?

Yaşamak istemem artık aranızda! "(Yavuz Çetin)

 

Durkaya İPŞİR

 

http://www.uzunmetraj.com/portal/sanatci-portresi/dertli-gitarin-altin-cocugu-yavuz-cetin.html


Cevaplar (1)Add Comment
aliş ceylan

...


yazar aliş ceylan, Mayıs 16, 2010
yavuzun blues ruhu hiç ölmedi. dönemimin en iyi adamıydı. ülkedeki müzik standartlarının çok hatta kat kat üstündeydi. ve hatta dinlendigi zaman jimi hendriz ten daha komplex licklerinin blundugunu anlamak hiçde zor değil. ve şunuda unutmayalım ki yavuz bu kirli dünyada en iyi son kararını verdi. ve bizi canlı performanslarından mahrum etti...!

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy