Aşk (Libretto)

Yazdır

Reklamlar

Perde açıldığı zaman kadın,arkası dönük,sofrayı kurmaktadır.Koca sol köşedeki koltukta gergin,dalgın bir yüzle sahnenin sağına bakmakta,sigarasını tablada ezip durmaktadır.Bir sessizlikten sonra kadın elindeki peçeteyi hızla bir tabağın üzerine fırlatır.

 

Riyan:             Anlamıyorum artık bunu...

                      Niçin...

 

     Sinan'a doğru sertçe dönerek

 

                      Niçin hala burada,

                      gitmiyor...

                      Sabahberi yüzüme bile bakmadın.

                      Konuştunuz,konuştunuz...

                      İki gündür gitmek bilmiyor...

                      İki gün...iki gün...

 

    Sofraya dönerek işine bakar.Sinan,gözünü sağa dikmiş,dalgın,

 

Sinan:            Nasıl anlatayım...

                     O benim...

                     O...

                     Anlamalısın bunu,aylardır

                     görüşmedik...

 

Sessizlik.Kadın durmuştur.Gene işine başlar.Soğuk,dingin,

 

Riyan:            Bana ne...

 

    Sağ arkadaki kapıdan çıkar.Mutfakta sert kapkacak sesleri.Sağ ön kapıdan elinde havlu,Rasin girer.Ellerini titiz bir dalgınlıkla kurulamaktadır.Sinan'a bakarak gülümser.Sinan'ın gergin yüzü yumuşar,üzünçle güler.

 

Sinan:            Değişmek güç geliyor insana

                     Bir karar verip

                     onun yüzünden değişmeğe mecbur olmak...

                     Bilmez misin düşle

                     uyanıklık arasındaki arasındaki

                     bocalamayı?...

                     Hiçbirini

                     kabul etmek istemez insan...

                     Bilmez miydin eskiden

                     düşleri gerçekliğe çevirmeyi?

  

    Sessizlik.Radyo gürültüleri artar.Sinan daha ağır,

 

Sinan:            Bilirdin ozaman,

                     unuttun mu şimdi?

 

Rasin:            Neyi?

                     Başkaları yerine karar vermesini,

                     istemeyi,yaratmayı mı?

 

Sinan:            Değişmedin sanıyordum...

 

Rasin:            Sen değişmedin mi?

                     Değişmek,eskiden bildiğimi

                     artık bilmiyorum demek değildir ama...

 

    Radyoyu sertçe kapar. 

 

Rasin:            Değişmekten korkuyor musun?

 

    Bir yandan Riyan içeri girer.Sessizlikte bir Sinan'a,bir Rasin'e bakar.

 

Riyan:            Neden sustunuz.?

                     Rahatsız mı ettim?

 

    Gerginlik içinde gülerken,erkeklerin durgunluğunu bozacakbir söz bekler.Rasin gülümsemektedir.Sinan önüne bakar.

 

Riyan:           İçki içer miydiniz diye soracaktım,

                    yemekten önce...

                    Sinan?Siz?

 

Sinan:           Evet...

 

Rasin:           İçerim...

 

Riyan:          Buyurun,konuşun

                   ben gelinceye değin...

                   Keyfiniz için gecikirdim ama

                   yemek birazdan hazır olacak...

 

    Rasin'e bakarak odadan çıkar.

 

Sinan:          Korkmuyorum.

                   Değişmekten pek korkmuyorum ama...

                   Ama...

                   Değişmeden korkuyorum desem doğru olur,

                   senin değişmenden...

                   Ne denli değişsem de

                   sevdiklerimi hep seveceğim

                   sanıyorum...

 

Rasin:          Bir gün gelir,sevdiklerini

                   sevmeyebilirsin de artık.

                   Kendini yalana mahkum etmek

                   neye?

 

Sinan:          Bu aşkın ölümlü olduğuna

                   beni de inandırmak istedin herzaman.

                   Boşlukları,yolun engebelerini

                   aşan bir aşk olmaz mı bu?

 

Rasin:          Ölüleri diriltmek neye?

 

Sinan:          Neye geldin öyleyse?

 

Rasin:          Seni hala sevdiğim için...

 

Sinan:          Sevmeyebilirdin de...

                   Öyleyse...

                   Bende seni hala seviyorum...

 

Rasin:          Hala!..Ürkmek neden o halde?

 

Sinan:          Ürkmek mi?Öyle birşey yok...

                   Var belki de...

                   Bilmem.Neden ürkecekmişim...

                   Bilmiyorum.Bilmiyorum.

 

    Rasin radyoyu gene açar,bir blues duyulmaya başlar.Rasin gülümseyerek Sinan'ın yanına gider,yere çöker.Birbirlerinin gözleri içine bakmaktalarken Riyan,elinde iki bardak,içeri girer.Önce kocasına sonra da Rasin'e içkilerini uzatır.

 

Rasin:          Sağolun.

 

Sinan:          Teşekkür ederim...

 

Riyan:          Hem siz neden yerde oturuyorsunuz?

                   Şimdilik koltuğumuz iskemlemiz az ama

                   oturacak yerde bulunuyor çok şükür...

 

Rasin:          Yer bulamadığımdan değil...Yere oturmayı

                   sevdiğim için yere oturdum.

 

Riyan:          Ya ben,razı olmazsam...

 

Rasin:          Çaresiz,boyun eğerim buyruklarınıza...

                   Kalkıyorum işte.Oldu mu istediğiniz?

 

Sinan:          Bıraksaydın adamı,istediği gibi,

                   dilediği gibi otursundu.

 

    Rasim kalkmış,içkisini yudumlayarakortada dolaşmaktadır.Karı-koca gerginlik içinde bakışlırlar.Riyan,Sinan'ın ayakucuna diz çöker.

 

Rasin:          Eviniz güzel doğrusu...

                   Az zamanda bütün bunları bir araya getirmek

                   kolay olmamıştır...

                   Kutlarım bir daha...Özellikle sizi...

                   Sinan'ın işi olmaz,olamaz bunlar...

                   O evini değil,içini

                   döşemeyi düşünür...

 

    Dönüp onlara bakar.Sinan dalgın,gülümsemektedir.Riyan ise daha açık bir yüzle Rasin'e bakar.

 

Riyan:          Kardeşim çok gençtir ama

                   bana onu hatırlatıyorsunuz...

                   İki gündür onu size benzetip duruyorum...

                   Sinan çok sever onu,değil mi Sinan?

                   Hatta bizim tanışmamıza,

                   sevişip evlenmemize

                   kardeşim sebep oldu

                   diyebilirim...

                   Değil mi Sinan?

 

    Sinan büzülerek cevap vermemekte,Rasin gülerek ona bakmaktadır.

 

Rasin:          Memnun olabilir miyim?Bu benzerlikten ötürü?

 

Riyan:          O da sizin gibi...

 

Rasin:          ...yüzsüz...

 

Riyan:          ...rica ederim;esmer...

                   patavatsız-yani sözünü sakınmaz...

                   Acı söylerken bile, kendini sevdirmesini bilir...

 

Rasin:          Taş mı bu?

 

Riyan:          Hayır...Hiçbir şekilde...Hiçbir şekilde...

                   Bağışlayın...

                   Doğrusu merak ettim,

                   Sinan en çok hangi huyunuzu sevmezdi?

 

Rasin:          Ona sorun...

 

     Sinan,konuşma konusunun değişmesinden korkarmışçasına heyecanla.

 

Sinan:          Canının sıkılmasını bir şeye...

                   O zaman tiksintiyle sıyrılmağa bakar

                   sıkıntılı durumdan...

 

    Durur.

 

Sinan:           Şimdi ona alıştım...

 

Riyan:           Sevmediğin bir yanı yok mu şimdi?

                    Onu mu demek istiyorsun?

 

    Sinan durgun,uzak,

 

Sinan:           Evet,yok belki de...

 

    Rasin sessizce güler.Riyan kocasına baktıktan sonra,

 

Riyan:           Ben de sizi

                    onun kadar

                    sevmek isterdim...

 

    Tutuk sessizlik içinde radyodan konuşmalar duyulmağa başlar.Riyan yerinden kalkıp radyonun başına gider,bir dans musikisi programı arar.Sırtını dönmüş durumda,bir kapı zorlarmışçasına,

 

Riyan:           Eski günlerinizi bilmek isterdim...

                    Paylaşabilmek için onları...

 

    Düğmeleri rastgele çevirir.Cevap alamayınca yan dönerek,

 

Riyan:           Konuşmak istemiyor musun?

                    Ne yapardınız geceleri,gündüzleri,

                    anlatsana Sinan...

 

    Radyoda delici bir düdük sesi.Riyan hızla düğme çevirir.Rasin ağır ağır,

 

Rasin:           Konuşurduk efendim,konuşurduk...

                    Sormayın ayrıca,konuşacak pek çok şey de

                    bulurduk.

                    Sözlerin içinden,

                    yaşamaya doğru bir yol arar,bulurduk,

                    her gün...her gece...

 

Sinan:           Yemek hazır değil mi daha?

 

Riyan:           İçkileriniz bitti mi?

                    Biraz daha bekleyelim diyecektim,

                    havamız bozulmasın...Hem iştahımız açılır...

 

    Riyan radyoya döner,bir şeyler bulmuştur.Biraz dinler.Rasin sahnenin sağ köşesine yapışmış gibi durur.Sinan yerinden kalkıp masaya gider,bardağını bırakır.Bardağını,götürmesi için uzanan Rasin'in hareketini görmemiştir.Riyan doğrulur.

 

Riyan:           Ekmek doğramağa,buzlu su doldurmağa

                    gitmez misin Sinan?

 

    Sinan,Riyan'ın birşey yapmasından korkarmışçasına mutfağa girer.Sessizlik.

 

Riyan:           Evlendiğimiz gün,mektubunuz geldi.

                    O güne değin sözünüzü hiç etmemişti ama

                    en güzel günlerini benimle paylaşmak istemediğini

                    öyle belli ediyordu ki

                    bekliyordum,karanlıktan,

                    birinin sıyrılıvermesini...

                    Sizdiniz o...

                    Yıldızlar kaydı o gün,elinden bırakmıyordu

                          mektubunuzu.

                    Saadet dilekleri vardı belki o mektupta

                    ama okumadım,okumadı bana.

                    Daha o gün aramıza girmiştiniz.

                    Merak ediyordum sizi,kıskançlık duymamağa,sizi

                    sevmeğe çalıştım...

 

Rasin:           Neden?Niçin?

 

Riyan:           Belki bu düğümü çözmek için,belki sizi paylaşmak,

                    kıskanmamak için...

                    Belki de onu kızdırmak için...

                    Paylaşmağa,anlatmağa yanaşmıyordu çünkü...

                    Dün sabaha,kapıyı çaldığınız ana değin

 

    Sinan kapıda görünür.

 

Riyan:           sizi sevebileceğimi ummuştum...

 

Rasin:           Dün sabahtan sonra?...

 

Riyan:           Yanıldığımı anladım.

                    Sevginize ortak kabul edemeyeciğinizi

                    daha içeri girerken anladım.

                    Sinan yüzüme bile bakmadı sizinle konuşmağa

                         başlayalı...

                    Eskiyi,geçmişi andığınız bile yok yanımda...

                    Gülüyorsunuz arada bir,pesten,gizlermişçesine

                          bir...

 

    Sinan girmiş,elindeki ekmeği,suyu sofraya bırakmıştır.

 

Sinan:            Neyi gizlermişçesine?

 

    Riyan şaşkınlık göstermeden,

 

Riyan:            Bilmem...Bir şey...Anlamadığım,bilmediğim bir şey...

                     Düdük ötmüyor mu daha?

 

Sinan:            Ben bakarım yemeğe merak etme...

 

    Hızla çıkar.Riyan da Rasin de ardından bakarlar.Riyan ona bakmadan,

 

Riyan:            Beni aranıza almak istemiyorsunuz.

                     Oysa ben,bir daha sizi sevmeği denemeğe

                     hazırım...

                     Ne güzel parça bu...

 

    Riyan radyoya giderek sesi yükseltir.Mutfaktan tencerenin düdüğü duyulur.Riyan yekinir,sonra gene radyonun yanına çöker.Düdük sesi kesilir.

 

Riyan:            Çok severdik bunu

                     nişanlıyken hep dansederdik bu çalındığı zaman...

                    

Rasin:            Birlikte dinlemiştik ilk olarak...On ay geçti

                           üzerinden,

                     yola çıkmamdan bir gece önceydi...

 

    Riyan bambaşka tanınmaz bir sesle,

 

Riyan:            Yazık,çabuk bitti...

 

    Sinan gene kapıda görünür.

 

Sinan:             Hazır...

 

    Riyan kalkar,mutfağa gider.Rasin yalnız kalmıştır.Radyoyu gene kurcalar.Gürültü; konuşma,musiki,parazit sesleri birbiri ardınca duyulmağa başlar.Sonra birden,başka bir istasyondan aynı parça,daha ağır,değişik tınıda sesler çıkarılarak çalınır.Ses temiz olarak gelir,yükselir.Birden Riyan'la Sinan mutfaktan çıkarlar.

 

Rasin:            Başkaları da seviyormuş,çalıyorlar bakın...

 

Riyan:            Dans etmek istemez misin Sinan?

 

Rasin:            Başladıktan sonra sürdürmek gerekir Sinan...

 

Sinan:            Yorgunum...Çok istiyorsan,

                     onunla danset...Haydi istiyorsun,besbelli,

                     parça bitecek...

 

    Sinan gene mutfağa girer.Riyan Rasin'e doğru gitmiş,ellerini uzatmıştır.Dönmeğe başlarlar.Biraz sonra kadının başı ağırlaşır,dostun omzuna dayanacak gibi olur.Parça biter bitmez,ondan da ağır,ondan da üzünçlü bir yenisi başlar.Ortada dönenler,değişikliği farketmemişçesine yeni parçaya uyar.Riyan'ın başı Rasin'in omzundadır artık.Bir iki adım sonra kadın istekle ağzını uzatır.Rasin'le gözgözedirler.Riyan ayaklarının ucuna basarak ağzını Rasin'in ağzına yaklaştırmaya çalışır.Rasin başını çevirir.Riyan gülerek yine topuklarına basar,başını Rasin'in göğüsüne yaslar.Hala gülmektedir.Birden Rasin mutfağın kapısında beliren Sinan'la gözgöze gelir.Parça bitinceye değin dönerler.Rasin'le Sinan hep bakışmaktadır.Riyan bunun farkına varır.Dans bitince Rasin geri geri çekilir,sağ kenara dayanır.Riyan sırtını dönerek radyonun önende diz çöker.Düğmeği çevirir,sesler yavaş yavaş uzaklaşır.Radyonun ışığı neden sonra söner.Sinan ortaya çıkarak gelir,koltuğa oturur yeniden.Gözleri boşluğa dikili,

 

Sinan:            Üçümüz de,

                     kapalı odadan çıkıp kurtulmak istedik...

 

Rasin:            Ölüme koşmanın azgın isteği içinde...  

 

Sinan:            Günah yükünü paylaştık dünyamızın

                     sevginin ötesinde,saygısız...

 

Rasin:            Yalan!

                     Uykunun yırtıldığı alacakaranlıkta,

                     düşle ışık arasında,insanın insanı öldürebileceği

                     noktada,öldürerek,sağ koyarak,anlaşmadan...

 

Riyan:            ...Konuştuk.

                     Konuştuk,birbirimizi anlamadan,

                     tanımağa,tanıdığımızı ileriyi sürmeğe çalıştık,

                     çalışmadan gerçekten...

                     Gidin...

 

Rasin:            Dönenen,sessiz yüreleri gibi yalnızlığın,

                     yabancı,kapalı,anlaşılmaz...

 

Riyan:            Gidin...

 

Sinan:            Neden,nede,anlaşacaktık?

                     Yüreleri çarpıştırabilecek aşkı anmadan bile.

                     yarım aşkta sayıkladık...Aynı dili konuşmadan...

 

Rasin:            Aynı dili konuştuğumuza inandırmak istedik kendi-

                     mizi,yalanımıza aldanmadan;aramızda gelişkin,

                     gürbüz sazlar...

 

Riyan:            Gidin...

 

Sinan:             Bitti mi?

 

Rasin:             Gideyim,yeniden başlamadan...

 

Riyan:             Nereye?Ne demek istediniz?Başlayacak olan ne?

                      Ben mi başlatacağım?Neyi?Nasıl?

 

Rasin:             Bir yol vardır elbette...Siz bulabilirsiniz onu,her 

                      şey sizin elinizde...Belki birgün,gene,karşılaşırız,

                      yaptıklarınızı,bozup yarattığınızı o zaman,anlat-

                      mak istersiniz belki...

                      Allahaısmarladık...

 

    Sinan'a döner bakar,elini uzatarak,yavaş,kararsız,

 

Rasin:             Geçmiş değişmez...

                      Unutmamak...Yenmenin sevinci...

                      Evinizde bırakıp sizi,gidiyorum.

                      Allahısmarladık...

 

    Sinan güçlükle,elini uzatmadan,

 

Sinan:             Güle güle...

 

    Rasin sağ öndeki kapıya gider.Riyan arkasından seğirtir.Rasin kapıdan çıkarken Riyan,yerine mıhlı bakakalır.Dışarıda kapının kapandığı duyulur.Riyan radyonun başına gelir.Sessizlik içinde düğmeyi çevirir.Bir istasyon arar.Birden odaya gürültüler dolar.Konuşmalar,parazit kırpıntıları art arda boşanır.Sinan'a bakmadan,

 

Riyan:             Yemekler soğudu...

 

    Radyonun sesi gene yükselir.Bir spiker,

 

Spiker:            ...orkestrasını dinlediniz.Memleket saat ayarını ve-

                       riyoruz.Gonga saat ondokuzda vurulacaktır...

                       Dikkat...

 

    Gong.

 

Spiker:            Sayın dinleyiciler, 

                       haber bültenimizi okuyoruz...

 

    Riyan radyo düğmesini biraz çevirerek sesi kısar,sonra spikerin sesini bastırarak,

 

Riyan:              Sofraya oturalım artık...

                                                          

Bilge Karasu/Lağımlaranası ya da Beyoğlu