ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Friday, Sep 20th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT



Giuseppe Verdi

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Giuseppe VerdiGiuseppe Verdi, Donizetti'den sonra İtalyan opera tarihini oluşturan, Romantik İtalyan operasının en önemli bestecisidir. La traviata, Il trovatore, Don Carlos, Rigoletto, Alda, Otello, Talihin Kudreti ve Falstaff gibi operaları ile her zaman gündemde kalmış bir bestecidir. Opera dünyasında bir devrim yaratmasa da güzel ve dokunaklı melodileri, dramatik etkinliği ve orkestra zenginliği ile opera tarihinin geleneğini zenginleştirmiştir. Ayrıca tutkulu bir vatansever olarak sanatın siyasi gücünü kanıtlayan operaları, korolarındaki coşkulu albeni, Verdi'yi seçkinleştirir.

Yoksul bir hancının oğlu olan Verdi, 10 Ekim 1813'te, Parma yakınlarındaki Le Roncole köyünde dünyaya gelir. İlk ciddi müzik çalışmalarını Busseto kasabasının orgcusu Ferdinando Provesi ile yapar. Verdi'yi Busseto'da Antonio Barezzi adlı bir tüccar korur, onu evinde barındırır. Sonradan bu tüccarın kızı Margherita, Verdi'nin ilk karısı olacaktır. 1832'de Milano Konservatuvarı'na başvurur. Yaş sınırını geçtiği ve iyi piyano çalamadığı gerekçesiyle kabul edilmez. Böylece Milano'da Vincenzo Lavigna'dau özel dersler alır ve 1835'te Busseto'ya dönüp orgculuk ve öğretmenlik yapar; kasabanın müzik yönetmenliğini üstlenir.

Aynı yıl Margherita ile evlenir. Bu arada birkaç kutsal koro parçası ile kısa çalgısal parçalardan oluşan ilk yapıtları ortaya çıkar. Sahne için müzik yazma tutkusu, üç yıl sonra onu yine Milano'ya götürür. Ve ilk operası Oberto, 1839'da La Scala'da, temsil edilir. Çok parlak bir başarı getirmese de bundan sonrası için kendisine her sekiz ayda bir tane tamamlanmak üzere üç opera ısmarlanır. Hemen ardından bestelediği komik operası Bir Günlük Kral (Un giorno di regno) başarısızlıkla sonuçlanır.

Aynı yıllarda Verdi'nin yaşamında bir dizi acı olay yer alır. Önce eşi Margherita ardından yirmi iki ay gibi bir süre içinde iki çocuğu ölür (1838-40). Bu olaylar onun çalışmalarını aksatır, üretimini keser. Büyük bir bunalıma girer ve bestecilikten de vazgeçer. Acılarını dindirmek için Milano'da çareler ararken, 1842'de La Scala'nın müdürü Merelli, Solera'nın bir metnini getirip mutlaka ona dayalı bir opera yazmasını ister ve böylece Nabucco'nun bestelenmesine önayak olur.

Verdi, aynı yıl içinde besteleyip sahnelediği Nabıtcco ile ilk büyük başarısını elde eder. Nabucco Avrupa'nın tüm kültür merkezlerinde, Amerika'nın kuzey ve güneyinde, konusu ve görkemli işlenişi ile büyük ilgi toplar. Üçüncü perdenin esirler korosu, o sıralarda Avusturya ve İspanya egemenliğindeki İtalyan kentlerinin özgürlük marşı haline gelir. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra onarılan La Scala Tiyatrosu'nun 1946'da yeniden açılışında Nabucco temsil edilmiş, böylece yeni kurulan İtalya Cumhuriyeti'nde Esirler Korosu, bestelendiği günden 104 yıl, bestecinin ölümünden 45 yıl sonra yeniden gündeme gelmiştir.

Nabucco'dan sonra Verdi, İtalya'nın tüm opera merkezlerince aranan bir besteci olur. Bu arada Nabucco'da Abigals rolünü oynayan soprano Giussepina Strepponi'ye âşık olur on dört yıl birlikte yaşadıktan sonra (1859) evlenirler. On beş yıl içinde 18 opera besteler. Hızlı bir çalışma temposu içindedir. Yalnız Milano için değil, İtalya'nın pek çok kenti, Londra ve Paris operaları için de siparişleri yerine getirmek çabasındadır. Bunlardan üçü en çok bilinen yapıtlarıdır: Rigoktto, İl trovatore ve La traviata.

1850'lerde Verdi artık uluslararası, önemli bir kişilik taşımaktadır. İtalya dışındaki ülkelerden ona ısmarlanan ve Verdi'nin tamamladığı yapıtların başında Sicilya Akşam Ayinleri, Don Carlos, Macboth, Kaderin Gücü ve Aida gelir. Bu dönemde siyaset ile yakın ilişkidedir. Garibaldi Fransız ordularını Güney İtalya topraklarından temizlemiş, Avusturyalılar Lombardiya'yı boşaltmışlar ve en sonunda Vittorio Emmanuele İtalya kralı olabilmiştir. Verdi, İtalya'nın 1861'de birleşmesinden sonra Torino'daki ilk Millet Meclisi'ne üye seçilmiştir. Yalnız uluslararası ünü değil, Nabucco'dan başlayarak, operalarında ulusal konular işlemesi ona siyasal bir kimlik kazandırır. 1865'te Meclis üyeliğinden istifa eder.

Aida'yı yazdıktan sonra Verdi, ikinci eşi Giuseppina Strepponi ile birlikte, yarı emekli bir yaşam sürmeye başlar. 1870'lerin en büyük ürünü, bir ölüm duasıdır: Requiem missa (1874). Romancı ve şair dostu Alessandro Manzoni'nin anısına yazılmıştır. Bu arada, opera besteleme kariyerinin sona erdiğini düşünerek eski operalarını yeniden ele alıp işlemektedir.

Yayıncısı Ricordi'nin ısrarı ve metin yazarı Arrigo Boito (1842-1918)'nun yardımıyla Verdi iki Büyük Opera daha ortaya çıkartır: Birincisi Otello, ikincisi Falstaff’tır. Shakespeare stilindeki bu iki operanın biri trajik, diğeri komiktir. Bundan sonra birkaç kutsal şarkı yazıp kendini doğa ile uğraşmaya verir. 1897'de Giuseppina ölür. Verdi de son şarkılarını tamamlar ve artık beste yapmaz. 27 Ocak 1901 yılında Milano'da öldüğü zaman cenazesi, Esirler Korosu'nun müziği eşliğinde devlet töreni ile kaldırılır ve ulusal yas ilan edilir.


VERDİ'NİN ÖNEMİ

Verdi, Rossini ile başlayıp Puccini ile son bulan 19. yüzyıl İtalyan opera bestecileri yelpazesi içinde en önemli isimdir. İlk dönem çalışmalarında bir önceki kuşağın izinde, Bellini ve Donizetti'nin dilini kullanır. Yapıtlarındaki en önemli etkinlik, vokal çizgidir. Arya ve reçitatiflerde yalın bir çalgı eşliği kullanması; operanın akışı içinde bir parçadan diğerine geçişteki doğal akıcılığı ve sahnelerin birkaç geleneksel kalıptan oluşması ilk Verdi operalarının teknik özelliklerindendir. Aryalar, belirli ve temel bir şancı için yazılmıştır.

Verdi bu geleneksel kurallara kendine özgü yeteneğini de ekler: Kulakta kalan melodiler ve özel bir coşku. Örnek bir Verdi operasında tenor ve soprano anlatıcı roldedir. Karşılarında bir romantik düşman vardır. Il trovatore'de olduğu gibi bir bariton; ya da La Travi-ata'daki gibi bir baba. Bu bariton rolleri, Verdi operalarının özelliği olmuştur. Operalarının bir diğer ortak yönü de son sahnede temel karakterlerden en az birisinin ölmesidir.

İlk dönemindeki operalarında bazı kolay izlenebilme yollarına başvurmuş, örneğin, Don Carlos ve Macbeth''te Fransızların dans ve bale geleneğini kullanmıştır. Verdi, 1850 ve 60'h yıllarda geleneksel kalıplardan arınmaya başlar. Eşlikleri daha zenginleşir, müziksel geçişleri daha yumuşak hale gelir; dinleyicinin alışageldiği, beklediği olaylar değişikliğe uğrar.

Aida, Otello ve Falstaff gibi yapıtlarında üstün bir opera tekniği ve ustalıklı bir orkestra eşliği kullanmıştır. Verdi, olgunluk döneminde geleneksel yapıyı daha esnekleştirmeye ve müzik eşliğini daha anlatımcı kılmaya çalışmıştır. Yine de melodisinin gücünden, melodik çizginin görkeminden hiçbir zaman ödün vermez. Verdi'nin melodik çizgileri zaman zaman bayağılaşmaya elverişli olduğu gerekçesiyle kınanmıştır.

Verdi'nin ünü, Alman çağdaşı Wagner’e göre daha az yaygındır. Romantik stili koruyan birçok besteci için Romantik opera, Verdi ve Wagner'in stilleri bir arada algılandığı sürece önemlidir. Ancak 1900'den sonra gelişen müziksel dil, Verdi'nin lirizminden çok, Wagner'in karmaşık yapısına, polifonik ve kromatik armonisine bağlıdır. Zamanın eleştirmenleri ve akademisyenleri tarafından Verdi, Wagner'e kıyasla daha tutucu olarak nitelenmiştir.

1960'lardan sonra Verdi, daha iyi değerlendirilmeye başlanır ve operaları da daha çok oynanmaktadır. Tüm yapıtları dünyanın dört bir yanında her an temsil edilmekte, operaya adımım atmamış dahi olsa pek çok kişi onun popüler aryalarını tanımaktadır. Plağa kaydı yapılmamış hemen hiçbir operası kalmamış gibidir.

Nabucco'dan Falstaffa kadar Verdi'nin tüm operalarındaki ortak karakter, doğal, dünyasal, doğrudan etkileyen, dolaysız ve yalın anlatımdır. Verdi Romantik olmaktan çok Klasik bir bestecidir. Romantiklere benzemeyen bir yönü de doğaya kutsal bir yer vermemiş olmasıdır. Doğayı betimleyen, Rigoletto'daki, Otello'daki gibi fırtınayı duyuran müziği, Aidcı'da yarattığı egzotik atmosfer, yalnızca stilize bir anlatımdır. Verdi için doğa çok değerlidir, onu konu olarak kullanabilirsiniz ama ona tapınmaya gerek yoktur. Tümüyle duygusallıktan arınmış bir yaklaşımı vardır doğaya karşı. Besteci aynı zamanda çok iyi bir çiftçi olduğundan doğayı çok yakından tanır.


VERDİ'NİN SANATI VE YAPITLARI

Requiem'i, dinsel içerikli metne dayanan birkaç müziği, bir iki şarkısı ve bir Yaylı Çalgılar Kuvarteti dışında Verdi'nin tüm yapıtları sahne için yazılmıştır. 26 operasından ilki 1839'da, sonuncusu 1893'de ortaya çıkmıştır. Hiçbir zaman, ne geçmiş ve gelecek ile bağlarını kopartmış, ne de yeni deneylere girişmiştir. Geliştirdiği incelikli teknik ile İtalyan operasını, kimsenin ulaşamadığı bir doruğa yükseltmiştir. Verdi'nin Kuzey Avrupalı bestecilere göre üstünlüğü, ülkesinin kendinden önce, atalarından kalan bir opera geleneğine sahip olmasıdır.

İtalyan dinleyicisi bu atasından kalma geleneği sürdürmekte, opera bestecisinin her ürettiğini dikkatle izlemektedir. Fransa ya da Almanya'da besteci ve dinleyicisi arasındaki uçurum, Romantik dönemin karakteristiklerinden birine yol açmış, sanatçıyı kendi içine dönük bir dünyada yaşamaya yöneltmiştir. Oysa İtalya'da durum böyle değildir. Bir opera bestecisi ünlendi mi her köşeden çağrılar ve eser siparişleri alır.

Romantizmin İtalyan operasını etkileyen en önemli öğesi, ulusçuluk kavramı olmuştur. Verdi de ilk ünlü operası Nabucco ile başlayarak kendi ulusunun şarkı söyleme tekniğini, insan sesi yapısını ve kendine özgü yerel havalarını incelemiş; özel sorunlarını yansıtan konuları işlemiştir. Verdi bütün kalbiyle şuna inanmıştır: Her ülke kendi kültüründen fışkıran yerel müziğini işlemelidir.

Halk, isminin baş harflerini İtalya'nın birleşmesi için yaratılan bir deyişin baş harfleriyle özleştirmiştir: Viva VERDİ diye bağırmak, "Viva Vittorio Emmanuele, Re d'Italia!" (Yaşasın Vittorio Emmanuele, İtalya Kralı) sözleriyle eşdeğer olmuştur.

Verdi Kilise'ye bağlı, dindar bir kişi değildir. Operalarında bu tutumu belirgindir. Son zamanında yazdığı dinsel içerikli şarkılar da tinsel (ruhani) olmaktan çok dünyasal bir kimlik taşır.

Verdi'nin operaları genellikle üç dönemde incelenir. İlk grup, Il trovatore ve La traviata ile doruğa tırmanmış, ikinci grup Aida'nın, üçüncü grup ise Otello ile Falstaffın başarısını taşımıştır. Falstaff ve ilk denemelerinden biri dışında Verdi'nin tüm operaları ciddi türdedir. Konularını kendi libretto yazarları, Romantik dönemin ünlü şair ve yazarlarından uyarlamışlardır. Schiller, Hugo, Genç Dumas, Byron, Scribe, Shakespeare ve yakın arkadaşı şair Arrigo Boito, opera metinlerinin kaynağı olan yazarlardır. Verdi'nin bir libretto'da gereğini duyduğu özellikler şöyle sıralanır: Mutlaka güçlü duygusal sahneler; karşıtlıklar ve hızlı akış. Tüm operalarında yer alan belli yapı özellikleri vardır.

Örneğin: hemen tümü dört bölümden oluşur (ya dört perde, ya bir prolog ve üç perde, ya da dört bölüme eşdeğer küçük sahnelere ayrılmış üç perde.) İkinci ve üçüncü perdeler kalabalık finallerle son bulur. Üçüncü perdede uzun bir düet yer alır. Dördüncü perde çoğunlukla ya bir koronun eşliğindeki yakarış ya da meditasyon sahnesiyle açılır (preghiera). Bu çatı, ilk çalışmalarında mutlaka yer almasa da giderek Verdi için vazgeçilmez bir çerçeve oluşturmuş, operanın tiyatro yönünü yansıtan yerleşik bir kalıp haline gelmiştir.

Birinci Dönemi: La Scala'da sahnelenen Oberto'yu izleyen başarısız komedisi Bir Günlük Kral'ın ardından, büyük başarı kazanan Nabucco gelir. Verdi'nin ilk opera çalışmalarının çoğu, koro sahneleri ile ünlüdür. Örneğin: Nabucco'daki Esirler Korosu "Va, pensiero"; Lombardı, Giovanna d'Arco ve Legnano Savaşı'ndaki korolar gibi. Nabucco'dan sonra Verdi yüklü bir çalışma temposuna girer. Roma, Napoli, Venedik, Roma, Trieste ve Floransa'daki operaevleri için yapıtlar besteler. Bu arada İngiltere'den ve Paris'ten de sipariş alır. Shakespeare'in Macbeth'inden esinlenme Macbeth operasında, cadılar sahnesinde ve Lady Macbeth'in uykuda gezdiği sahnede dramatik etkinliği yükseltmiş, müzikteki anlatımla birleştirmiştir. Bu dönem operalarında, yüzyıllar boyu Avusturya-İspanya egemenliğinde yaşayan İtalyan halkına gizliden gizliye bir mesaj veren özgürlük çağrısı yer alır.

İkinci Dönemi: Orta dönem çalışmalarında Verdi, 1850'li yıllarla yaratıcılıkta doruğa ulaşmıştır. Çok ünlü ve çok sevilen iki operası, Rigoletto ile La traviata bu dönemin ürünüdür. Bir Victor Hugo öyküsüne dayanan Rigoletto, 16. yüzyıl Mantua sarayındaki kanlı olayları ele alır: Kız kaçırmalar, cinayetler, baştan çıkarmalar... Rigoletto'da dünyasal, hiç idealize edilmemiş, doğrudan seslenen bir müzik dili kullanılmıştır.

La traviata (Yiten Kadın) ise coşkulu ezgileriyle ünlenmiştir. Yeni tür bir melodi anlayışı, esnek, anlatımcı, yarı reçitatif havasında-ki küçük aryalar, sonradan Otello'da geliştireceği stile bir hazırlıktır. La traviata Dumas'nın bir oyunundan kaynaklanır. Aynı yıl yazılan Il trovatore (Gezgin Şarkıcı) Verdi'nin ilk dönem özelliklerinin bir özeti gibidir. Bu arada Büyük Opera geleneğinde iki deneme yapar. Birincisi Sicilya Akşam Ayinleri'dır. Verdi bu operasında Il trovatore ve La traviata'da değinemediği vatanseverlik konusunu yeniden ele alır.

Diğer Büyük Opera türündeki yapıtı ise Schiller'in aynı adı taşıyan dramından kaynaklanan, Don Carlos'iur. Her ikisi de ilk kez Paris'te sahnelenir. Don Carlos daha başarılı olur. Bundan sonra komik rollerin yer aldığı Maskeli Balo ve St. Petersburg için yazdığı Kaderin Gücü operaları ortaya çıkar. Bir ya da birkaç belirgin motifin, yapıtın değişik bölümlerinde yinelenmesi operanın bütünlüğünü sağlar. Bu yapıtlar güçlü ve güçsüz yönleriyle bestecinin on iki yıllık duraklama döneminin ürünleridir.

İkinci döneminin doruk noktası Aida operası-dır. Mısır'da Süveyş Kanalı'nın açılış törenleri için ısmarlanmıştır. Büyük Opera türünün kahramanlık niteliğini, müzikte ve dramatik yapıda sergiler. Canlı karakterler, olayın görkemli akışı, melodik-armonik yapının ve orkestra renklerinin zenginliği, Aida'yi ilk temsilinden bu yana ölümsüz kılmıştır.

Üçüncü Dönemi: Operalarına on altı yıllık bir ara verdiğinde Requiem'ini besteler. 1868'de Rossi-ni'nin ölümü üzerine birkaç İtalyan bestecisinin ortaklaşa bir requiem yazmaları önerilmiştir. Verdi, girişi yazdığı halde katkıda bulunan başka besteci çıkmaz. 1873'te Verdi'nin çok sevgili dostu romancı ve şair Manzoni ölünce, besteci elindeki girişi tamamlayıp, Manzoni'nin anısına bir requiem bestelemiş olur. Requiem, 1874'te Milano Kilisesi'ndeki ilk yorumundan sonra La Scala'da, Londra, Paris, Viyana gibi Avrupa'nın birçok kentinde yorumlanır.

Bundan sonra Verdi kendini emekliye ayırmış gibidir. Ancak yakın çevresi onun yaratıcılığının tükenmediği kanısındadır. Özellikle yayıncısı Ricordi, bir Shakespeare operası yazmasını, örneğin Otello'yu işlemesini önerir. Ve yine yakın dostu şair Boito ona bir Otello libretto'su hazırlar. 1887'de La Scala'da sahnelenen Otello, Verdi'nin trajik başyapıtı olarak tarihe geçer. Geleneksel aryalarla kesilmeyen müziğin perdeler arası sürekli akıcılığı, yeni bir anlatım yolu getirmiştir.

1886 yılında Verdi yetmiş altı yaşında iken Boito yine ona bir Shakespeare metni sunarak kışkırtır. Besteci seksen yaşına bastığında sahnelenen bu opera, Falstaff tır. Otello'nun yapısına benzese de daha az arya, daha çok karşılıklı söyleşi yer almıştır Falstaff ta. Eğlenceli, gülünçlü konusu kadar müziğin işlenişi de keyiflidir. Otello ne kadar dramatik ve lirik nitelikler taşırsa Falstaff da o kadar buffa hafifliğini sergiler. Bu son operasıyla Verdi sanki tüm bir Romantik çağı, kendisi de içinde olmak üzere, hicvetmektedir. Opera Shakespeare'in "Bütün dünya bir sahnedir" sözleriyle biterken, Verdi'nin de opera kariyeri böylece sona erer.


VERDI'NİN BAŞLICA YAPITLARI


Operaları: Oberto (1837-8); Bir Günlük Kral (Un giorno di regno) (1840); Nabucco (1841); Lombartlar (l Lombardi alla prima crociata) (1842); Ernani (1843); İki Foskariler (l due Foscari) (1844); Giovanna d'Arco (1844); Alzira (1845); Attila (1845-46); Macbeth (1846-47); Haydutlar (l masnadieri) (1846-47); Korsan (II corsaro) (1847-48); Legnano Savaşı (La battaglia di Legnano) (1848); Luisa Miller (1849); Stiffelio (1850); (Sonradan Aroldo olarak yenilenmiştir-1856); Rigolet-to (1850-51); II trovatore (1851-1857); La traviata (1853); Sicilya'nın Akşam Ayinleri (Leş Vepres siciliennes) (1854); Simone Boccanegra (1857, 1880); Maskeli Balo (Un ballo in maschera) (1857-58); Kaderin Gücü (La forza del destino) (1861); Don Carlos (1866,1884); Aida (1870); Otello (1884-86); Falstaff (1889-1893).

Korolu dinsel müziği: Requiem (1873-74); Ouatro pezzi sacri (1889-97); Stabat Mater (1895-97); Te Deum (1897).

Yaylı Çalgılar Kuvarteti, Mi Minör (1873).




«Rigoletto»dan bir sahne. Verdi'nin 1851 yılında bestelediği bu ünlü operanın librettosu, Victor Hugo'nun «Kral Eğleniyor» adlı oyunundan alınmıştır.


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy