ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Monday, Dec 09th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Nietzsche Şen Bilim


Şen Bilim

e-Posta Yazdır

Reklamlar

ŞEN BİLİM - La Gaya Scienza


-I-

Olumlayan bir kitaptır "Tan Kızıllığı", derinliğine derin, ama yumuşak ve aydınlık. Gaya Scienza da öyledir, hem de sapına dek: Hemen her cümlesinde derin düşünceyle kabına sığmazlık kardeşçe elele verirler. Yaşadığım en eşsiz ocak ayına -ki bu kitap baştanbaşa onun armağanıdır- minnetimi belirten bir şiir, bilimin şenliği hangi derinliklerden kopup geliyor, bunu yeterince açığa vurur:

Ey sen ki elinde alevden mızrak,
Paramparça ettin ruhumun buzlarını,
Denize akıyor şimdi çağıldayarak,
Bulmaya en yüce umutlarını:
Hergün daha aydınılk, daha bir diri
Ve özgür, o sevecen zorlayışla, bak-
Övüyor sunduğun mucizeleri,
Ey güzeller güzeli Ocak!


Dördüncü kitabın bitiminde, Zerdüşt'ün ilk sözlerinin o elmas güzellikleriyle ışıldadığını gören ya da üçüncü kitabın sonunda, bir yazgının tüm çağlar için ilk kez dile geldiği o granitten yontulmuş cümleleri okuyan kimse, buradaki "en yüce umutlar" nedir, artık şüphe edebilir mi? Çoğunluğu Sicilya'da yazılan Yasa Tanımaz Prens'in Türküleri, doğrudan doğruya Provence ekinindeki (12. ve 13. yüzyıllarda, özellikle güney Fransa'da, kuzey İtalya'da ve Sicilya'da gelişen saray ekini.) "gaya scienza" kavramını, o türkücü, şövalye ve özgür düşünür bileşimini anımsatır; o erken doğmuş, eşsiz Provence uygarlığını, kendinden sonra gelen ne idüğü belirsiz uygarlıklardan ayırdeden de bu bileşimdir. Özellikle, "Mistral'e" başlığını taşıyan sonuncu türkü, töre'nin üzerinden sıçrayıp geçen o coşmuş dans havasını, sapına dek bir Provence işidir.

Kaynak: Ecco Homo

Bu dalga, sanki bir şeye ulaşmak söz konusuymuş gibi açgözlülükle yaklaşıyor! Yarın en gizli kıvrımlarının içine korkunç bir çabuklukla yayılıyor! Sanki birisini uyarmak istiyor gibi; burada sanki gizli bir şey, değerli, çok değerli bir şey varmış gibi. Ve şimdi, biraz daha yavaşça, hâlâ heyecandan beöbeyaz olarak geri dönüyor. Düş kırıklığına uğramış bir havaya mı bürünüyor? Ama, birincisinden daha açgözlü ve daha vahşi başka bir dalga şimdiden yaklaşıyor ve bu dalganın ruhu da gizemle dolu, hazineler arama arzusuyla dopdolu görünüyor. Dalgalar bu şekilde yaşıyorlar, istence sahip olan bizler de böyle yaşıyoruz! Bunun hakkında daha fazla bir şey söylemeyeceğim.

-Nasıl? Benden kuşkulanıyor musunuz? Bana kızıyor musunuz, güzel canavarlar? Gizinizi ortaya çıkarmamdan mı korkuyorsunuz? Öyle olsun! Kızınız, yeşilimtrak ve tehlikeli olan bedenlerinizi yapbildiğiniz kadar yukarı çıkarınız, benimle güneş arasına bir duvar örünüz -şimdiki gibi! Gerçekte, dünyadan geriye yeşil bir alacakaranlıktan ve yeşil şimşeklerden başaka hiçbir şey kalmıyor. İstediğiniz gibi hareket edin azgınlar, zevkten ve kötülükten bağırın -veya yeniden dalınız, çukurun dibine zümrütlerinizi boşaltın, yosundan ve köpükten, sınırsız beyaz dantellerinizi fırlatın. Her şeyi benimsiyorum, çünkü tüm bunlar size çok yakışıyor ve size sonsuzminnet duyuyorum: Size nasıl ihanet edebiliyorum, sizin hangi tür olduğunuzu biliyorum! Siz ve ben aynı türdeniz! Siz ve ben aynı gizi taşıyoruz!

Herakleitos gibi. - Yer yüzünün bütün mutluluğu savaştadır, dostlarım, savaşta. Evet, dost olmak için barut dumanı gereklidir! Dostlar üç hâlde birleşirler: Yoksulluk karşısında kardeş olurlar; düşman karşısında eşit olurlar; ölüm karşısında da... özgür olurlar!

Az ya da çok tehlikeli yaşam. - Başınıza geleni hiç bilmiyorsunuz, yaşam yolunda sarhoşlar gibi ilerliyorsunuz, zaman zaman da bir merdiven aşağıya yuvarlanıyorsunuz. Fakat sarhoşluğunuz sayesinde başınız yarılmıyor: Kaslarınız çok yorgun, kafanız çok dumanlı olduğundan o basamakların taşlarını bizim bulduğumuz kadar seert bulmuyorsunuz! Bizim için yaşam daha büyük bir tehlike: Topraktanız biz;... Birbirimize çarptığımız gün vay hâlimize! Düşersek her şeyin sonu demektir bu!

Şen Bilim


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy