ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Tuesday, Jul 07th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Psikoloji Psikodrama


Psikodrama

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Psikodrama Nedir ?

Tarihçe

1 Nisan 1921 tarihinde psikodramanın kurucusu Dr. Yakob Levi Moreno, Viyana Tiyatrosunda seyircilere “güne inat” isimli deneysel bir oyun takdim etti. Gösteri sırasında aktörler doğaçlama yaparak seyircileri de oyuna davet ediyorlardı. Her ne kadar gösteri oldukça başarısız olarak algılansa da 1 Nisan – [şaka günü] psikodrama akımının doğuşu olarak kabul ediliyor.

A.B.D’ye taşındıktan sonra Moreno, New York eyaletinin Beacon şehrinde, daha sonra psikodramanın geliştiği merkez olarak ünlenen Moreno Enstitüsünü kurdu. Beacon’deki merkezin açılış hikâyesi Moreno’yu filozof, doktor, psikolog ve sosyolog olması dışında bir mühendis olarak da tanımlıyor. Moreno, bir arkadaşıyla birlikte bildiğimiz kasetçaların prototipi olarak kabul edilebilecek bir cihaz tasarlayıp yapmış ve grup çalışmalarını ona kaydetmiştir. A.B.D’ye taşınınca ise, icadı için patent almış ve bu olaydan elde ettiği para ile de Beacon’deki merkezini açmıştır. Moreno’nun yayınladığı ve psikodrama, sosyometri ve grup psikoterapisi ile ilgili dergide F. Perls, E. Bern gibi birçok ünlü psikoterapistin makaleleri yayınlanmıştır.

Psikodrama, yeryüzündeki ilk grup psikoterapisi yöntemidir. Aslında “grup psikoterapisi” terimi de psikoloji literatürüne Moreno tarafından kazandırılmıştır. Moreno, “her insan sosyal varlık ise, o zaman grup bir insana göre daha etkin bir şekilde problemleri çözebilir” diye düşünmüştür. 1920’li yıllarda en popüler psikoterapi yöntemi psikanalizdi. Bu yöntemde danışan divanda uzanarak psikoterapistini görmeden ona rüyalarını ve rüyalarının hayatı ile ilgili çağrıştırdığı olayları anlatıyordu. Moreno, bu yöntem ile yürütülen psikoterapi sürecindeki danışanın pasif rolünden memnun değildi.

Ayrıca terapinin teke-tek yürütülmesinden hoşnut olduğu söylenemezdi. Genç Moreno’nun Freud ile görüşerek “sizin geldiğiniz noktadan ileriye gideceğim. Siz danışanın konuşmasına izin vermiştiniz, ben ise onun hareket etmesine izin vereceğim. Siz seanslarınızı çalışma odasında hapsettiniz, ben ise seansları hastanın yaşadığı ortama, ailesine ve arkadaş grubuna götüreceğim” dediği hakkında rivayetler var. Olayın gerçekliği ve Freud ustanın buna ne cevap verdiği bilinmiyor. Ancak psikodrama tekniğinin gerçekten yeterince “ileriye gittiğini” söyleyebiliriz.

Teori

Moreno’ya göre, grup açık bir sistemdir; diğer bir deyişle, yaşayan ve sürekli değişen organizmadır. O an grupta neler olup bittiğini anlayabilmek için Moreno bir ölçme aracı olarak sosyometriyi öne sürmüştür. En basit hali ile sosyometri şöyle bir şeydir; gruptaki herkesten belli bir kriter üzerine düşünmeleri isteniyor, örneğin “hafta sonu denize gitmek istediğim kişi nasıl biri olabilir?” sorusunu düşünüp bu kritere uygun kişiye yaklaşarak elini omzuna koyması istenebilir.

Bu şekilde araştırmacı, bu kritere göre grupta herkesin yerinin belli olduğu bir “grup resmi” elde ediyor: “Çekici uçlar”; herkesin birlikte zaman geçirmek istediği grup üyeleri; “itici uçlar”; hiç kimsenin “bulaşmak” istemediği grup üyeleri; karşılıklı olumlu ve olumsuz tercihler; grubun alt-gruplara ayrılması vs. gibi durumlar bu yöntemle ortaya çıkarılabilmektedir. Kriterleri ustaca seçerek, grup içindeki mevcut veya oluşan duruma müdahale etmek mümkündür.

Moreno’nun sosyometri yöntemini kullanması ile ilgili şöyle bir hikâye vardır. Bir gün Moreno’dan kız yetiştirme yurdundaki kızlara grup danışmanlığı yapmasını rica etmişler. Yurdun yeterli maddi imkânları ve uygun fiziksel koşullarına rağmen yurttan kaçışlar ve kızlar arasında çatışmalar sık yaşanıyormuş. Moreno ilk olarak yemek saatinde yemekhaneye gitmek istediğini söylemiş. Burada şöyle bir düzenle karşılaşmış; her masa etrafında 4 kız oturuyor ve başlarında bir bakıcı duruyormuş. Moreno kızlardan istedikleri kişilerle aynı masa etrafına oturabilmeleri için istedikleri masaya oturmalarını istemiş. Yer değiştirmeler sonrası bazı masalarda 7-8, bazı masalarda 2-3 kişi bir araya gelirken, bazı masalar da tamamen boş kalmış.

Daha sonra Moreno, kızlardan tekrar masa seçmelerini istemiş, yalnız bu sefer daha önceki seçimlerindeki kişileri seçmeyeceklermiş. Bu sefer daha farklı bir yerleşme ortaya çıkmış. Son olarak üçüncü defa yer değiştirme talep eden Moreno, ortaya çıkan seçim sonuçlarını analiz etmeye koyulmuş. Kızları yine dörder olarak masalara oturtmuşlar, yalnız bu sefer bunu yaparken önceki üç seçim sonuçları da dikkate almışlar. Sonuç olarak, her bir kız ortalama anlaşabildiği birileriyle aynı masayı paylaşmış. Kısa sürede hem saldırgan davranışlar hem de çatışmalar azalmış.

Moreno, sosyometriyi göçe zorlanan Kızılderili kabileleri gibi çok büyük gruplara da uygulamıştır. Sosyometri, psikodramatik terapi yaklaşımının önemli teorik esaslarından biridir. Psikodramanın alet çantasındaki diğer önemli araçlar ise, spontanite ve rol teorileridir.

Moreno, spontaniteyi “eski durumlara yeni tepkiler” veya “yeni duruma uygun tepki” olarak adlandırıyordu. Ancak, spontanitenin davranışçı bir şekilde tanımlanması Moreno’nun genel teorisi ile ters düşmemektedir. Moreno, spontaniteyi bilinmez kozmik enerji olarak görüyordu. Bu enerji sayesinde, zamanında dünya oluşmuş ve bu enerjinin varlığı dünya mevcudiyetinin devamını sağlamaktadır. Kişilik gelişiminde bu enerjinin rolü genetik yatkınlık ve sosyal öğrenmeye eşdeğerdir.

Moreno, spontanite enerjisi olmadan bir bebeğin gelişemeyeceğini öne sürmüştür. O yıllarda psikolojide var olan diğer “enerji”lerden (Freud’un libido enerjisi, Reich’in orgon enerjisi) farklı olarak spontanite birikemez, sadece “şimdi ve burada” var olabilirdi.

Spontanite, dışa çıkabilir veya bastırılabilir. Spontanitenin bastırılması, nevrozun ortaya çıkış sebebidir. Bu durumda, “eski duruma yeni tepki” olmaz, tepkiler basmakalıplaşır. Bununla birlikte, bastırılmamış spontanlık yapıcı olabileceği gibi yıkıcı da (yeni duruma uygun olmayan tepki) olabilir.

Tepkinin yapıcılığı yaratıcılık, sanata yatkınlık, yani maddi ya da manevi bir ürün ortaya çıkarmakla belirleniyor. Psikoterapi sürecinde bu yeni bir davranış veya algılama biçimi, Moreno terminolojisi ile ifade edecek olursak, yeni rol olabilir.

Sanatsal faaliyet ürünü “kültür konservesine” dönüşme özelliği taşıyor; buna örnek olarak şiir yazma ya da müzik eserinin notalara dökme sayılabilir. Moreno “kültür konservesi” hakkında katı ve olumsuz bir görüşe sahipti. Moreno’ya göre “kültür konserveleri” spontaniteyi öldüren bir dolaylılık barındırıyorlar.

Spontanite, yaratıcılık ve “konserveleme” sanatsal sürecin üç aşamasını oluşturuyorlar. Spontaniteyi sanatsal enerjinin olmazsa olmazı çıkış noktası olarak düşünebiliriz. Yaratıcılık şekil ve yön vermekte, “konserveleme” ise ürünü zaman içinde saklayabilmemize olanak tanımaktadır.

Roller teorisi

Roller teorisi Moreno tarafından ortaya atılmış ve sonrasında Avustralya Psikodrama Okulunca geliştirilmiştir. Kendine özgü muğlâk ifadelerle Moreno, rol kavramını; “kendiliğimizin kabul ettiği, tanımlanabilen biçimde ve o anda geçerli olan”, “sosyal gerçeklikte var olan bir kısım genelgeçer özellik ve fonksiyon”, “insanın yaşamsal durumlarının tamamen kristalizasyonu”, “insanın bir zamanlar benimsediği özel işlem bölgesi” olarak değişik şekillerde tarif etmiştir.

İçsel rollerin analizi, Avustralya Psikodrama Okulunun geliştirdiği şema vasıtasıyla yapılıyor. 3 tip rol belirtiliyor; fonksiyonel, disfonksiyonel ve couping. Fonksiyonel roller, doğan ve kalan; disfonksiyonel roller ise, kalan ve giden olmak üzere ikiye ayrılıyor. Couping rolleri, nesne ile karşılıklı ilişki kurma biçimine bağlı olarak “-dan hareket”, “-ona hareket” ve “-ona karşı hareket” olarak üçe ayrılıyorlar.

Fonksiyonel roller; çatışma durumlarını başarılı bir şekilde çözmeye, diğer insanlarla işbirliği içinde olmaya, kişisel gelişime yardımcı oluyorlar.

Disfonksiyonel roller; çatışma durumunun çözümüne engel oluyorlar, kişiliğin dağılmasına yol açan içsel ve dışsal çatışma durumu doğuruyorlar.

Couping roller; sorunların yapıcı bir şekilde çözülmesine izin vermiyorlar ancak fonksiyonel roller gibi yaratıcı olmadıkları gibi disfonksiyonel roller gibi patolojik de değiller. Couping roller, durumu ele almaya, gerginliği kısmen azaltmaya, sorunu ertelemeye yararlar.

Rol analizi esas olarak terapötik süreç analizinin bir aracı olarak kullanılıyor. Rol analizi yardımıyla roller arası etkileşimi (çatışma, iç içe geçme, yapışma) ve çalışma sonunda ortaya çıkan sonucu görmek mümkün oluyor.

Olumlu bir seans sonrası disfonksiyonel ve couping roller fonksiyonel rollere dönüşmektedir.

Dünyada yaygınlığı

Moreno’nun birçok öğrencisi oldu. Günümüzde psikodrama tüm kıtalara yayılmış bir psikoterapi yöntemidir; birçok dernek ve birlik altında örgütlenmiştir, düzenli konferanslar ve sempozyumlar yapılıyor, kitaplar basılıyor ve süreli dergiler yayınlanıyor.


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy