ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Saturday, Jul 11th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Psikoloji Zekanın Analitik İncelemesi - Richard Meili


Zekanın Analitik İncelemesi - Richard Meili

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Zekanın Analitik İncelemesiZEKÂNIN ANALİTİK İNCELENMESİ
RICHARD MEILI

Zekânın analitik incelenmesinden söz edildiğinde, örneğin zekâ
bölümü hesabından sonuç olarak çıkan global bir incelemeye karşı oluş
anlamı verilmek istenmiştir. Böylesine bir inceleme, zekânın nicel olarak
ölçülmesinden daha çok bir şey vermeyi ileri sürdüğü için, bir deneğin
zekâsının niteliğini belirtmeyi de amaç edinir.

Analitik incelemenin içerdiği bazı teorik problemleri daha sonra
göstermek üzere, önce birkaç analitik inceleme örneği vermek istiyorum.
Zekânın tanımlanması güç bir kavram olduğunu bilirsiniz. Fakat
pratik olarak ve çok uzun bir zamandanberi, hatta testlerin kullanılmasından
da çok önce insanlar, diğer insanların zekâları hakkında yargıda
bulunmuşlardır. Bununla beraber zekâ deyiminin ya da zeki sıfatının
kullanılışının, özellikle testlerin girişinden sonra, o denli genişlemiş
ve hatta aşırı bir hal almış olduğunu da belirtmek gerekir. Fransız ve
Alman dillerinde, bugün bizim global bir biçimde zekâ dediğimiz şeyin
çeşitli yönlerini karakterize eden ve vaktile çok daha sık kullanılan
pek çok sıfat vardır.

Fakat zihin (belki de zekâ denmesinin daha doğru olacağı), fenomenlerin
çokluğunu belli başlı kavramlara indirgemek, basitleştirmek
eğilimindedir. Ve böylece geçen yüzyılın sonundaki psikolog ve psikiyatrlar
zihnî faaliyetin bütün görünüşlerini ortak bir kaynak yoluyla
tanımlamaya yönelmişlerdir. Bununla beraber, zekâ kavramının girişi
adım adım olabilmiştir. Bildiğiniz gibi Alfred Binet, örneğin zihnî seviye
kavramını uzun zaman kullandığı halde, hastalarının zihnî seviyesini
incelemek için testlerin meydana getirilmesinde öncü olan psikiyatrlar,
zekâ testlerinden değil de hafıza, dikkat, muhakeme vesaire testlerinden
söz etmişlerdir. Bu da onların, genel bir zihnî kabiliyeti değil, zihnî
bir faaliyete dahil özel kabiliyetleri elde etmeye çalıştıklarını açıkça
ortaya koyar. Başlangıçtaki bu zekâ incelenmeleri o halde bir bakıma
analitik düzendeydi. Bu anlayış, Yüzyılın başında, bir rus psikiyatrı
olan Rossolimo tarafından ortaya konan test bataryasında açık ve bilinçli
duruma gelmiştir. Rossolimo, büyük bir kısmı dikkat ve hafızayı ilgilendiren,
her biri ona kadar derecelenebilir bir düzine testten meydana
gelmiş bir batarya teklif etmiştir. Bu araç ile, zekânın global nicel bir
değerlendirilmesini elde etmek değil, daha çok zihnî kapasitelerin bir
profilini çizmek söz konusuydu. Belçikalı psikiyatr Vermeylen, Fransız
dilinde kullanılmak için bu metodu adapte etmiştir.. Bir yandan hafıza
ve dikkatle ilgili kısmının çok fazla oluşu, diğer yandan her eprövün
oldukça keyfî bir biçimde on dereceye ayrılmış olması ve herhangi bir
derece için, örneğin bütün testler için 6 ncı derecenin aynı seviyeyi
işaret etmesi kabilinden hiç bir garantiye sahip bulunmayışı gibi pek
açık teknik hataları yüzünden bu metod hiçbir zaman geniş ölçüde uygulanma
imkânı bulamamıştır. Psikometri o zamanlar henüz başlangıç
noktasındaydı.

Zekâ incelenmelerinin başlangıcındaki bu ilk çabalara, zekâ kavramının
bile, açık ve seçik bir biçimde, bir genel kabiliyet olarak anlaşılmadığını
göstermek için işaret ettim. Hatta -hepinizin bildiği gibizekâ
testlerinin gerçek öncüsü Binet'de bile bu kavram, arka plâna
atılmıştır. Binet, zekânın ortaya koyduğu teorik güçlüğün çok açık bir
biçimde bilincine varmış ve onun yerine, pratik ihtiyaçları karşılamak
üzere, zekâ seviyesi nosyonunu kullanmıştır. Binet, zihnî faaliyetin
tek bir kaynağını değil, fakat sadece çocuk tarafından ulaşılan gerçek
seviyeyi incelemeyi öne sürüyordu. Özellikle, Stern tarafından teklif
edilmiş Z.B. yani sayısal yeni bir deyimin girişi ile zekâ, iyice sınırlı
bir öz kazanmıştır. Z.B. gibi bir sayı, bir şeyin büyüklüğünden, onun
yoğunluğundan ya da kuvvetinden başka bir şey ifade edebilir mi?
O halde zekâ nosyonu, psikolojik bir analizle değil, muhakkak çok pratik
olsa da, çok dışa ait ve teknik bir yolladır ki psikolojide iyice yerleşmiştir.
Zekâ nosyonunun aynı zamanda Spearman'ın çalışmalarıyla teorik
bir temel kazanmış olduğuna da işaret etmek gerekir. Fakat bu konuda,
halâ sayı, nicelik baş rolü oynamaktadır. Biliyorsunuz ki korelasyonların
analizi yoluyla Spearman, genel zekâ adını verdiği bir g faktörünü betimlemiştir.
Değişik zekâ testlerinde ortak olan kısım hesabededilerek
bulunur; bu ortak faktör bir sayı ile ifade edilir ve bir testin bu faktörle
doymuşluğu (saturation) gösterilir. Bu sayı, böylece yeniden, zekâ faaliyetinde
ölçülebilir bir öz, bir şey fikrini ortaya çıkardı.

Böylece, -birbirinden farklı iki yoldan gidilerek- basit ve sınırları
iyice belli kabiliyet anlamında bir genel zekâ fikri zihinlerde yerleşti.
Bu fikrin ne kadar başarılı olduğunu, ne kadar faydalı uygulamalar
alanı bulduğunu ve ne kadar faydalı araştırmalara kısmen yol açtığını
biliyorsunuz.

Doğruyu söylemek gerekirse, Z.B., en ateşli taraflarını A.B.D. de
buldu; buna karşılık diğer memleketlerde, Fransada ve özellikle Almanyada
zekâya ait diğer görüşler tamamen bırakılmadı. Bu münasebetle,
örneğin Claparède'in "Öğrencilerde kabiliyetler nasıl ölçülür?" adlı
kitabında global zekâ testlerinin nisbeten az bir yer işgal etmesine karşılık,
halâ zekâ yaşı nosyonun ön plânda yer aldığına, ve kitaptaki çok
önemli bir bölümün "zihnî fizyognomi" başlığı taşıdığına işaret etmek
ilgi çekicidir. Claparède, yukarda sözü geçen bu bölümde: soru, varsayım
ve doğrulamadan meydana gelen üç zihni operasyon ile zekânın,
anlama ve icat diyebileceğimiz iki yüzü hakkındaki ilgi çekici fikirlerini
geliştirir.

Diğer yandan W. Stern, Almanyada, bir çalışma arkadaşı ile birlikte,
zekâ kabiliyetleri testlerinin çok önemli bir koleksiyonunu yayınladı.
Bu koleksiyonda bile, global testler ancak ufak bir rol oynamakta,
buna karşılık zekâ fonksiyonlarının ya da kabiliyetlerinin çokluğu fikri
hâkim yer tutmaktadır. Fakat, Binet- Simon ve Terman adaptasyonları
ya da birinci dünya savaşı dolayısiyle yapılmış Amerikan ordu testlerinim
bir devamı olan bir çok kolektif testler gibi sonuçta bir Z. B. ne varan
zekâ testlerinin aksine, bu bölümlerde yayınlanmış spesifik testler iyi
tanınlanmamış ve çoğu zaman teknik bakımdan fena inşa edilmişlerdir.
Bu nedenle 1941 e kadar A. B. D. de David Wechsler'in Wechsler-Bellevue
testini yayınlamasını beklemek gerekecekti. Bu testin bildiğimiz gibi
5 testen meydana gelmiş olduğu iki kısmı vardır. Birinci kısımda sözlü
ve sayısal düzendeki testler; ikinci kısımda pratik ve görmeye ait düzende
testler yer alır. Buradan şu çıkıyor ki biri sözlü zekâ diğeri de pratik
zekâ olmak üzere iki Z. B. söz konusudur. Bu iki kısmın birleşmesi
bir total zekânın Z. B. nü yani bir nevi zekâ randımanının
ortalama genel seviyesini ifade eder Bu testin diğer testlere göre önemi
ve yeniliği zekânın, sadece seviyesi açısından değil, fakat ayni zamanda
sözlü ya da pratik kısmının egemenliğini ifade eden niteliğine göre
karakterize edilmiş olmasıdır.

Aşağı yukarı ayni zamanlarda genel zekâ fikrini yıkmaya ve daha
analitik bir tanımlama elde etmeye yönelmiş bir diğer çaba yer alır.
Bu münasebetle Thurstone'un faktoriyel araştırmalarından ve onun
(Primary mental ability ) zihnî temel kabiliyet testlerinin yapısından
söz etmek istiyorum. Spearman'ın genel zekâ kavramıyla g faktörüne
karşılık, Thurstone, özel tabiatteki zekâ fiillerini meydana getiren gurup
faktörleri kavramını ortaya koymuştu. İncelemelerinin bir çoğunda
Thurstone en önemlilerini bir bataryada topladığı faktörlerin oldukça
büyük bir kısmını tanımlamıştır. Bu batarya, o halde V faktörü (compréhension
verbale- sözlü anlayış), N faktörü (facteur numérique- aritmetik
operasyonlarda rol oynayan sayısal faktör), mekânla ilgili
münasebetlerin algılanmasında söz konusu olan mekân faktörü
(facteur spatial-S), hafıza faktörü (facteur de mémoirerM), özellikle
kanunların ya da lojik tümevarımın anlaşılması için çok önemli olan muhakeme
faktörü (R-facteur de raisonnement), yeni fikirleri süratle meydana
getirme kapasitesini temsil eden söz akıcılığı faktörü (W- fluency
verbal) ile ilgili testler ihiva etmektedir Bu testlerden elde edilen total
sonuç bir deneğin global zihnî kabiliyeti hakkında bir ölçü sağlar, özel
testlerin sonuçları ise bu tüm kabiliyetin yapısına işaret eder ve bir
deneğin hangi problemler için en iyi verilere sahip olduğunu gösterir.
Zihin yaşı incelenmesi için eşellerin psikolojiye girmesinden önce biraz
da tesadüfen bu veya şu zihnî kabiliyet testleri kullanılıyor ve bunlar
vasıtasiyle genel zekâ hakkında bir sonuca varılmak isteniyordu. Oysa
ki Thurstone'da testlerin seçimi sistematikdir ve zekâ yapısının daha
iyi tanınması esasına dayanmaktadır..

Zekânın analitik incelenmesi için üçüncü örnek olarak Spearman
ile Thurstone'un zekâ anlayışı arasında bir diğer anlayışı ifade eden
bizzat tarafımdan meydana getirilmiş test bataryasını seçmeme müsaade
etmenizi rica edeceğim. Fakat, bu testlerin betimlenmesine girmeden
önce bu âna kadar arka plânda kalmış olan zekânın bazı
yüzlerine bir göz atmak gerektir.

Bir kimsenin zekâsını, bir psikoloğ olarak değil de, fakat çok basit
bir tarzda yapabildiğimiz gözlemlere dayanarak değerlendirirsek, genel
olarak kendimizi nicel bir yargı ile sınırlamaz, fakat örneğin onun iyi bir
sağduyuya, çok geniş bir düşünce ufkuna ya da zihine sahip, fikirlerinin
zegin, düşüncelerinin sistemli ve mantikî olduğunu söyleriz.

Ya da aksine, düşünce sisteminin belki biraz sathî ve dağınık olduğundan
söz ederiz. Ve bu nitel değerlendirmeler dinleyicimiz için
çoğu zaman basit bir nicel yargıdan (Z. B. gibi ) daha ilginç ve ipucu
vericidir. Tam anlamıyle seziş düzeninde olan bu nitel betimlemelerin
bizi yanıltabileceği ve daha objektif değerlendirmelere imkân veren
tekniklere sahip olmanın zorunlu olduğu söylenebilir.
Bu nitelikler, özel kabiliyetler ya da grup faktörleriyle karıştırılmamalıdır.
Bunlar yalnız özel bir fiile değil, fakat zihnî çalışmanın
tümüne aittirler.

Nitel farkların varlığı çok uzun bir zamandanberi biliniyordu; bu
konuda zekâ biçimlerinden ya da tiplerinden söz edilmektedir. Teorik
olarak, daha tarafsız olan ilk terimi tercih ederim. Nasıl bir ağaç, bir çiçek,
bir cisim, birinden diğerine değişebilen bir biçime sahipse, zekâ da,
sadece bir boyutlu soyutlama değildir. Fakat, pek çok biçimler alabilen
çok kompleks bir olgudur. Tip kavramı, aksine daha sabit bir şeyi düşündürür
ve iyi tanımlanmış zekâ tipinin çok az sayıda var oluşunu
telkin eder. Oysa ki, bilirsiniz psikologlar pek çok sayıda zekâ tiplerinden
ya da biçimlerinden söz etmişlerdir. Örneğin, Fransız filozofu Pascal,
çoktan, geometri zekâsı (esprit de géometrie) ile ince zekâ (esprit de
finesse); matematikçi Poincaré, mantıkî düşünce ile sezgili düşünce;
Binet ve daha birçokları, sübjektif düşünce ile objektif düşünce arasında
bir ayrım yapmış bulunuyorlardı. Psikologlar arasında çok yaygın
bir ayrım şekli, pratik zekâ ve teorik zekâ ya da sözlü ve sözlü olmayan
zekâ (intelligence verbale et non verbale) arasında yapılanıdır. Bütün
bu ayrımlar mümkündür ve zekânın çok boyutlu bir olay olduğunu kabul
etmenin kanıtıdırlar.

Bir test inşasının ortaya koyduğu pratik probleme gelince, zekâyı
gözlemenin ve niteliğini belirtmenin mümkün olduğu bütün boyutlar,
bütün görünümler arasında, pratik olarak en önemli ve teknik bakımdan
en kolay ölçülebileni seçmek gerektiği apaçıktır. Öğrencileri, yüksek bir
okulun çeşitli bölümlerinde ve aynı zamanda meslek alanında yöneltmeye
yarıyan bir test yapmak işini üzerime aldığım zaman, biri soyut
ve somut, diğeri analitik ve icatçı kutupları ile karakterize edilen iki
boyut üzerinde durdum. Bu terimlerin seçilmesi biraz keyfiydi ve bu
testler vasıtasıyla ölçülen şey kelimelerle değil, kullanılan problemlerle
belirtilmiştir. O halde, bu soyut ve somut analitik ve icatçı terimlerin,
gerçek olarak ne ifade ettiğini anlatmak için, size bu testleri betimlemek
gerekiyor. Test bataryamız, herbirinin, soyut somut, analitik-icatçı
boyutların üzerinde yer aldığı 6 testten meydana gelmiştir.
Dairevî bir profil üzerinde, testlerin üçü soyut, diğer üçü de somut
tarafta bulunmaktadır; biri somut, diğeri soyut olan iki analiz testi
yatay eksenin üstünde; icatçı iki test yatay eksenin altında yatay eksenin
hemen üstünde de, yani analitik ile icatçı testler arasında, bir aracı
olarak bir somut, bir de soyut test yer almaktadır.

Çok kısa olarak bu altı testi betimliyelim:

1 - Analitik-Soyut (analytique-abstrait): Sayı serileri testi. Belirli
bir kanuna göre sıralanmış bir sayı serisi.
2 - Analitik - somut (analytique-concret): Küçük bir hâdiseyi
gösteren 4 resmin bir düzene konması.
3 - Aracı-soyut (intérmédiaire-abstrait): Geometrik benzerlikler
testi.
4 — Aracı-somut (intermédiaire-concret): Bir resmin eksik kalan
kısmının tamamlanması (resim eksiklikleri).
5 — İcatçı-soyut (inventif-abstrait): Verilmiş küçük şekilli unsurlarla
küçük resimler meydana getirmek.
6 - İcatçı-somut (inventif-concret): Verilen üç kelimeye dayanarak
elden geldiği kadar çok cümle yapmak.


Bu testleri açıklarken, seçilmiş kavramlara verilmesi gereken anlamı
kavrayacaksınız. "Analitik", her şeyden önce, problemin ya da
sitüasyonun verilerini, ondan bir kanun çıkarmak ya da onları bağlantılı
bir sistem içinde düzene sokmak üzere analiz etmenin (çözümlemenin)
önemli olduğu, zihnî bir fiili ifade eder. Buna karşılık, icatçı (inventif)
kavramı ise, yeniyi araştırmak, kendisine has fikirlerden birşeyler katmak
ve kıvrak (flexible) olmak gerektiği anlamındadır. Soyut terimi,
içinde sadece nicel biçim ve pozisyon münasebetlerinin bulunduğu testleri
karakterize etmek için kullandır; oysaki, somut adı verilen problemlerde
ilişkiler özellikle nedensel düzendedir. Resim serilerinde, eksik
resimlerde günlük hayatın olayları temsil edilmiştir.

Brüt sonuçlar yüzdelere çevrilir ve 6 testin ortalaması, zihnî kapasitenin
genel seviyesinin muayyen bir ölçüsünü verir. En ilginç olanı,
çizilmiş bir profilde çok basit bir biçimde okunabilecek farklı test sonuçZEKÂNIN
ları arasındaki ilişkilerdir. Şeklin, daha çok dikey eksenin soluna ya da
sağına yerleşmiş olmasına göre, zekâ biçimi, soyut ya da somuta doğru
yönelir ve yatay eksene nisbetle yer değişmesi de analiz ya da icat etme'-
ye doğru temayülü gösterir.

Bu testler bütününü böylece betimledikten sonra, şimdi de sonuçların
anlamını, Wechsler ve Thurstone metodlarına nazaran belirtmek
söz konusu olacaktır. Bu iki metodda ve onlara benzeyen diğer metodlarda
eksen, aralarındaki münasebetin belirli bir anlamı olmayan farklı
testlerdeki sonuçlar üzerine konmuştur. Benim testlerde, tamamen
aksine, bir testin o teste özgü sonucu, ön plândaki zekâ biçiminin grafik
bir ifadesi olarak telâkki edilen profil biçimini, ancak ikinci derecede
ilgilendirir.

Bir kabiliyet, bir istidat şu ya da bu testte elde edilen iyi bir sonuçla
ortaya çıkabilir; buna karşılık, bir zekâ biçimi, bazı testler arasındaki
ilişkide kendini gösterir. Bir örnek verelim: Sayı serileri ve resim serileri
testleri ortalama bir sonuç verebilir. Bu hiç bir zaman tam anlamıyla
özünü tanıyamıyacağımız bu testerle istidatları ölçülen kişinin de orta
derecede olduğunu ifade eder demektir. Bu aynı kişide, resim birleştirmeleri
ve cümlelere ait sonuçlar, analiz testlerinden elde edilen sonuçlardan
yüksek, aşağı, ya da onlara eşit olabilir. Ve işte o zaman, sonuçlar
anlam kazanırlar. Birinci halde, denek daha çok icatçıdır ve onun zekâsı
icatçı bir biçime sahiptir; ikinci durumda, zekâ daha çok analitik biçimdedir
ve üçüncü durumda ise, zekâ iyice karakterize bir biçime sahip
değildir, farklı problemlere aynı tarzda uyarak, ahenkli bir biçimde
gelişmiştir, deriz.

Bu zekâ biçimleri, hiç te dar anlamda alınmamalıdır. Bir kimse
aynı zamanda soyut ve analitik, somut ve analitik ya da icatçı bir zekâyla
ifade edilebilir. Şu nokta apaçıktır ki, bizim testlerdeki seçmeye
ve onların profildeki gruplarına göre, her denek, bu incelenme ile iki
boyuta nisbetle tanımlanmıştır. Analiz ve icat testleri arasında daima
belirli bir ilişki vardır.

Zekâ biçimi (forme) kavramının, zekânın analitik incelenmesi çerçevesinde
alacağı anlamı, şimdi belirlemek zorundayız. Genel bir tarzda
diyebiliriz ki zekâ biçimi, bir kimsenin zihnî çalışmasının bütün bireysel
ve zekâ seviyesine bağımlı olmayan niteliğidir. Bir deneğin zekâ biçimini
karakterize etmek için çok sayıda nitelikler gerekir. Zekânın in266
celenmesinde, zekânın çok nüanslı tasvirine girişmek mümkün değildir.
Onun birkaç boyutu ve birkaç yüzü ile yetinmek gerektir. Benim test
bataryasında, zekâya ait iki boyut var. Fakat, ikiden çok yüzünü tanımlayan
diğer test bataryaları da tanımıyorum. Şimdi, belki de bana "Gerçekten
zekânın bazı biçimlerini ortaya çıkaran testi ispatlıyan husus
nedir? Dört testten ikisi, diğerinden daha iyi başarılmışsa, sadece bir
zekâ biçiminden söz etmeye hakkımız var mı?" diye soracaksınız ve
bu soruyu sormakta da haklısınız.

Testlerin seçiminin isabetli olduğunu ve testen alman sonuçların
belirli bir güvenirlik taşıdığını ve anlamlı sonuçlara götürdüğünü, ampirik
olarak göstermek zorunludur.

İleri sürdüğümüz fikirleri doğrulamak hususunda çeşitli yollar
vardır. Ben önce, en basit olaylardan işe başlıyacağım:
Test bataryası, birçok hallerde zekâ biçimini belirleme imkânını
verirse, amacına ulaşmış sayılır. Tesadüfün payını azaltmak için bazı
kaideler uygulayarak ve sonuçların anlamının oldukça güvenli olabilmesi
için de, sadece profilleri göz önüne alarak, meselâ 136 vak'ada yorumlanabilir
106 profil elde ettik: 25 Analitik, 19 icatçı, 20 soyut, 42
somut. Profillerin eşit olarak, çeşitli biçimler halinde ayrılmaması, esas
itibariyle incelenen gruptan dolayıdır. Görülüyor ki, oldukça çok sayıda
bir kısım tasnif edilebilir durumdadır. Fakat aynı şekilde 136 vak'ada
yalnız 44 ünün analitik-icatçı, 62 sinin soyut-somut boyuta göre ayrılmış
oldukları da göze çarpmaktadır. Bu durumun anlamını çözümlemek
için bir örnek alalım: İki soyut Aı ve A2 ;Cı ve C2 gibi de iki somut test
farzedelim.

Bu takdirde şu biçimler söz konusu olabilir:

1 - İki A nın iki C den daha büyük olması ya da bunun tersi. Bu
takdirde deneğin bu boyuta nazaran kesin bir zekâ biçimi olacaktır.
2 - İki A testinin C testinden yeter derecede farklı sonuçlar vermemesi
hali. Bu takdirde zekâ biçimi kesin bir şekilde ortaya çıkamıyor
demektir ve bu boyuta göre belirlenmesi de mümkün değildir. Bilindiği
gibi, sınır sonuçlar her zaman ve her yerde ortalamalardan daha az
sayıda olduğundan, yukarda sözü geçen durumun çok sayıda denek
için varit olduğu açıktır.
3 - Zekâ biçimlerinin varlığı problemi ortaya konduğu takdirde,
özel olarak önemli olan üçüncü bir hal mümkündür. A testlerinden yal
nız biri (diğeri değil), C testlerinden yüksek ya da aşağı bir sonuç verebilir
veya ilişkiler tamamen tersine de olabilir (örneğin A1(C1, A2>C2).
Bu durumda, zekâ biçimi tanımlanamaz. Çünkü test sonuçları, ölçme
hataları da ya biçimlerle hiç ilgisi olmayan bazı faktörlerin etkisinde
kalmış olabilir. Bütün bu düşünceler şu sonuca götürüyor ki zekâ biçimlerinin
tayininde, bir bataryanın geçerli olabilmesi için üçüncü kategori
halleri sayısının fazla olmaması gerektir. Analitik-icatçı boyuta nazaran
44 net profil bulduk. Tanımlanamıyan profillerin sayısı haliyle daha
büyüktür. Çelişikli ve muayyen olmayan profillerin sayısı ise, net profil
sayısından çok daha küçüktür. Sonuçların sağlamlık derecesini kontrol
etmek için, basit bir tarzda ve doğrudan doğruya, çizilmiş profillerin
geometrik şekline dayanmamız yeter. Eğer şekil düzgün, fakat boyutları
gösteren yıldızın eksenlerinden birine nazaran yerinde değilse, belki
bir biçim tayin edilebilir; buna karşılık, Çelişikli ve istikrarsız profiller,
düzgün olmamaları ile karakterize edilmektedir. Biz, 136 halden 39'unu
düzgün olamayan profil olarak elde ettik, yani aşağı yukarı 1 /3 den daha
az. Bu hal gösteriyor ki, batarya, şekillerin tayinine yeter derecede
imkân vermemektedir. Şekillerle alınan sonuçlar tefsirinin doğruluğuna
ikinci bir örnek, onları dış kriterlerle karşılaştırmak suretiyle yapılabilir.
Biz, çeşitli meslek gruplarına ait şekilleri karşılaştırdık. İlerde
teknisyen olacak, yüksek seviyede bir teknik okuldaki öğrenciler, çoğunlukla
analitik profil gösterdiler, buna karşılık dekoratörlerin, daha çok
icatçı profil gösterdiklerini tesbit ettik. Mekanik öğrencileri, ticaret
öğrencileri ile karşılaştırıldığında, birincilerde somut, ikincilerde ise
soyut istikamette bir üstünlük (prédominance) görülmektedir. Bu
sonuçlar, zekâ şekli kavramı uygulamasının mesleğe yöneltme işlerinde
pratik bir fayda sağlamakta olduğunu göstermektedir Mekanik okulda
yaptığımız ve devam ettirdiğimiz deney, seçilmiş öğrencilerde zekâ
şeklinin, genel zekâ seviyesine nisbetle çok daha belirtici olduğunu göstermiştir.
Fakat pek tabiidir ki, belli bir seviyenin altında olunca, başarının,
zekâ biçimine bakmaksızın tayini mümkün değildir.

Zekâ biçimi kavramının anlamını daha iyi belirlemek için, onu,
faktör kavramı ile karşılaştırmamız gerek. Bu iki kavram arasında çok
genel bir fark vardır. Zekâ biçimi, betimleyici, tasvir edici bir kavramdır;
buna karşılık faktör, izah edici, açıklayıcı bir kavramdır. Bundan
dolayı, faktörleri biçimlere çevirmek, ve biçimleri faktörlerle açıklamak
gerektir. Zekâ biçimi, kişinin, problemlerin gerekliklerine ne tarzda
uyduğunu gösterir; faktörler ise bu gereklikleri belirler ve tesbit eder.

Bir faktoriyel analizin ne demek olduğunu bilirsiniz. Önce, pek
küçük olmayan bir denek grubu, belirli sayıda (deneylerimizde bu testler
sayısı 10 ile 24 arasında değişmektedir) testlerle incelenir ve sonra,
bu testler arasındaki korelasyonlar hesabedilir. Örneğin, Thurstone
metodu ile testler arasındaki korelasyonlara bakılarak, belli başlı ve
bağımsız kaç şartın, sonuçları tesbit ettiği tayin edilebilir. Daha doğrusu,
böylelikle testler arası korelasyonlar da bulunur. Bundan başkaca, testlerin
herbirinde, her bir faktörün nitel önemi hesaplanır. Demek oluyor
ki faktoriyel analiz, kimyasal bir analize benzetilebilir. Öyle ki, bunda
analiz edilen maddelerin içinde farklı elemanların miktarı belirlenebilmektedir.
Bununla beraber, psikolojik analizlerde faktörleri ortaya çıkartmak
için, testleri birbiri ardınca kullanamayız. Ancak aynı zamanda
birçok testin karşılaştırılması yapılmak suretiyle, onlardaki ortak elemanlar
ortaya çıkarılabilir.

Bundan dolayıdır ki, çeşitli analizlerde aynı testlerle elde edilen
sonuçlar, hiçbir zaman birbirinin tıpa tıp aynı değildir. Bu sonuçlar, bir
yandan analiz edilen deneklerin grupuna, diğer yandan, kullanılan testlerin
tümüne bağlıdır. Bizim, testlerle yaptığımız 7 analizde, gerek
yaş, cinsiyet, gerek öğrenim seviyesi bakımından çok çeşitli denekler
incelenmiştir. Bu gruplardan bazıları mütecanis, bazıları da mütecanis
değildi; bataryamızdaki testler de keza, bir deneyden diğerine değişmekteydi.
Bundan dolayı, sağlam faktoriyel sonuçlar elde edilmesi için
şartlar pek elverişli görünmüyordu. O zaman, bu sonuçların bir analizden
diğerine oldukça benzer olduklarını görmek, beni çok hayrete düşürmüştür.
Önce, testlerin içerdiği faktörler, esas itibariyle aynı idiler ve
bunlar 1943'ten beri bizzat tesbit ettiğim, kısaca belirtmem gereken
4 faktördü:

1 — Karmaşıklık faktörü (compléxité) : Bu faktör nisbeten karışık
bir mantık yapısını haiz problemlere bağlıdır. Burada çözüm, bu ilişkilerin
doğru bir şeklide anlaşılmasına bağlıdır.
2 - Plâstiktik faktörü (plasticité) : Bu faktör, verilen yapının önemli
bir şekilde değiştirilmesi söz konusu olan problemlerde mevcuttur.
3 - Bütünleştirme faktörü (globalisation) : Küçük parçaların bir
bütün halinde birleştirilmesi ya da yeni yeni bütünler meydana getirilmesi
gerektiği zaman bu faktöre baş vurulur.
4 - Akıcılık faktörü (fluency) : Belirli gerekliliklere tekabül eden bir
çok fikir ya da çarelerin bulunması gereken testlerde mevcuttur. Benim
6 testim bu 4 faktörle tanımlanmıştır. Her faktörün ağırlığı bir testen
öbür teste, aynı zamanda farklı analizlerle değişmektedir; fakat, şekil
bakımından birbirine benzeyen testlerin faktoriyel profillerini çizmek
mümkündür.

Demek ki, bu analizlere dayanarak, faktörlerin profillerini çizmek
suretiyle testlerin anlamını belirtmek mümkündür. O zaman, analiz
testlerinde -sayı ve imaj serilerinde- faktörler ağırlığının şu düzene
göre azaldığını görüyoruz: Karmaşıklık, plâstiklik, bütünleştirme ve
akıcılık. Buna karşılık, icat testlerinde bu düzen hemen, hemen tersinedir.
Kutuplar arasında bulunan profillerde, benzerlikler ve boşluklar,
oldukça dengeli faktoryel bir profil gösterir. Soyut ve somut testler
arasındaki farka gelince bu, soyut testlerde daha fazla görülen bütünleştirme
faktörüne hemen hemen tamamiyle dayanır.

Bu verilerden zekâ şekillerinin esas faktörlere dayanan profiller
yolu ile tanımlanabileceği sonucu çıkar. (Parantez içinde şunu ekliyeyim
ki, her testte özel faktörler, aynı şekilde fakat daha az önemli bir
rol oynıyabilirler). Bir zekâ şekli, tek bir faktörle değil fakat birçok
faktörün izafî önemine göre karakterize edilmiştir. Bunun içindir ki,
Thurstone'un "primary mental ablility" testleri zekâ şekillerini meydana
çıkartmaz. Wechsler testlerine gelince iki kısım arasındaki fark, özel
faktörlerin daha büyük sayıda işe karıştıklarını göstermektedir: Sözlü
kısımda sözlü faktör, pratik kısımda da algıya ait faktörler.
Sonuç olarak birkaç genel hususa işaret edeceğim: Bir kişinin zekâsı,
örneğin nicel olarak Z.B. ile tesbit edilebilir, fakat bunun, aynı
zamanda biçimini de bilmek çok önemlidir. Bu biçim yani şekil, kişinin,
çevresinin gerekirliklerine ne tarzda adapte olduğunu, zihnî eğilimlerini
ve hangi zihnî problemleri ya da güçlükleri en kolay bir şekilde halledebileceğini
gösterir.

Çeşitli zekâ biçimlerinin varlığı şunu doğrular ki, zekâ, bir kabiliyet,
bir dispozisyon ya da basit bir kuvvet değildir; o, yapısı, faktörler
bütünüyle tayin edilebilen karmaşık bir veridir.
Hâlen, bütün faktörleri tanıdığımızı öne süremeyiz. Araştırmalarım
sırasında, yukarda kısaca sözünü ettiğim 4 faktör kadar önemli
başka faktörler bulamadım. 120 faktör bulunabileceğini söyleyen ve
60 ını bulduğunu düşünen Guilford'un görüşü ile bu söylediklerim garip
bir tezat yaratmaktadır. Bunlar, zekânın yapısına dair tam bir düşünce
sahibi olmaktan ne kadar uzak olduğumuzu gösterir. Fakat bu durum,
uygulamada faydalı bir çalışma yapmamıza da engel değildir.
Pratik olarak, bir kimsenin faktörlerini ölçmek hemen hemen mümkün
değildir. Bundan dolayı, bir deneğin analitik betimlenmesi, bu faktörler
yardımı ile yapılamaz. Bu güçlük, sadece zekâ biçimini tesbit
etmekle yenilebilir. Zira, ancak biçimde, faktörler arasındaki ilişkiler
bir rol oynıyabilir. Zekâ biçimi kavramı, bundan başka, doğrudan doğruya
gözleme, faktör kavramından daha yakın olma avantajına sahiptir;
testlerin sayı ile ifade edilen sonuçları böylece, zekâ biçimi kavramı ile
çok daha kolaylıkla kontrol edilebilir ve tamamlanabilir.
Zekânın, biçim kavramı yardımıyle, analitik incelenmesinin önemi
hakkındaki bu kısa açıklamayı bitirmek üzere son bir söz daha söyliyelim:
Görülüyor ki, zekâ şekilleri, şahsiyet şekillerine bağlıdır. Bundan
dolayı, zekânın analitik incelenmesi, zekâ ile şahsiyet arasında bir köprü
kurmamıza imkân vermektedir. Bu da, daima açık bir şekilde, şahsiyetin
temel bütünlüğüne işaret eden modern psikolojinin önemli bir tezine
uygun düşmektedir.

Çeviren: Asistan Neriman SAMURÇAY


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy