ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Tuesday, Apr 07th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Resim Resim Akımları Maniyerizm


Maniyerizm

e-Posta Yazdır

Reklamlar

İtalya'da XVI. yy. ile XVII. yy'da, Rö­nesans ve barok sanatları arasında büyük ilgi gören sanat hareketi (maniyerizm de denir). 1515'ten 1535 -1540'a kadar, Rosso' nun, Giulio Romano'nun, Parmigianino'nun, Pontormo, Beccafumi gibi sa­natçıların yapıtları, özenticilik hare­ketinin bütün İtalya'da şiddetle ve tut­kulu bir biçimde ortaya çıkmasının belirtisidir. 1540'tan 1570'e kadar sü­ren ikinci bir hareket de, özenticilik doğrultusundaki resmin İtalya dışın­daki yayılımmı gösterir. El Greco'nun, yer yer barok ve özenticiliğe bağlanan üslubu, biçimlerin uzaması ve uzam­sal gerçekdışılık bakımından, kimi eleştirmenlerin bu sanatçının resmi­ni, özentici ve özellikle de gözüpekçe bir anlatım olarak değerlendirmeleri­ne neden olmaktadır. Vasari'den baş­layıp Bronzino, Daniele da Volterra, Francesco Salviati'den geçerek Bassano diye anılan Jacopo da Ponte'ye kadar uzanan sanatçılar, aristokrat­lara seslenen, amaçlan açısından da­ha az kaygı verici, ama ilk döneminkinden daha çok soğuk, ayrıca doğal­lıktan uzak, yapmacıklı bir özenticili­ğin oluşmasına katkıda bulundular.

  

Bu sırada, ilk İtalyan özenticiliğinin yayılmasında, gravür sanatı büyük rol oynadı ve hareket 1560'a doğru Fran­sa'dan öbür Avrupa ülkelerine yayıl­dı; Fransa'da Fontainebleau okulu ressamları ve en başta da Rosso ile Primaticcio son derece özgün, aynı za­manda da özenticilik ve Rönesans sa­natını yansıtan bir dekoratif sanatın yaratıcıları oldular. Anvers'teki pek çok atölyenin benim­semiş olduğu özenticilik eğilimi, Flandre'da, Jan Matsys ve Frans Floris de Vriendt gibi, İtalya'da (biri Cenova, öbürü Roma) oluşturdukları üs­luplarıyla Fontainebleau okulunun sa­natına yaklaşan "romanist" Flaman ressamların atılımlarıyla kendini gös­terdi. Anvers'de gelişen romanist ha­reket, kısa süre içinde Hollanda'da, Haarlem ve Amsterdam okullarına yayıldı ve buralarda sırasıyla Maerten Van Heemskerck ile jan Van Scorel tarafından temsil edildi. 1570'ten 1610'a kadar özenticilik son dönemini yaşadı ve bu hareketi be­nimsemiş en usta ressamların değişik, garip, sıkıntılı, hatta kimi zaman ne­redeyse delicesine bir düşünceye ka­pılmalarına yol açtı. Böylece bu res­samlardan Arcimboldo, Antoine Caron, İacopo Zucchi, Cornelis Cornelizs'in adları, fantastik sanatın en iyi temsilcileri arasındavanılmayavbaşladı. 'Utrecht'te Abraham Bloemaert, gizli bir şiddeti anlatan bir özenticilikte son derece ustalaştı. 1580'e doğru Prag'da kurulan özentici çevrenin en ünlü ressamı olan Anversli Bartholomeus Spranger ise özenticiliğim, öz­gün erotik mitolojilerin yaratımına da­yandırmıştı. Zaten erotizm az ya da çok belirgin bir biçimde uluslararası özenticiliğin değişmez bir öğesi olarak varlığını korudu. Tintoretto'nun bir­çok ünlü yapıtı da bu açıdan özentici­liğe bağlandı.

 

 Vasari'nin hem Giotto'nun eski sana­tını [maniera vecchia, eski tarz), hem de Leonardo da Vinci'nin yeni sana­tını [maniera moderna, modern tarz) belirtmek için kullanmasından sonra, maniyerizmin türetilmiş olduğu mani­era terimi, XVII. yy'da açıkça aşağı­layıcı bir anlam yüklendi. Giovanni Pietro Bellori bu terimi, başlıca istekle­ri, büyük ustaların çalışma tarzım yetkinleştirmekten öteye gitmeyen res­samların sistemli bir biçimde Michelangelo ve Raffaello'yu taklit etmele­rini kınayarak belirtmekte kullandı. Söz konusu terimin aşağılayıcı anlam­daki kullanımı birçok Fransız sanat­çı tarafından da benimsendi. Aynı an­layış içinde Luigi Lanzi 1792'de ital­yanca manierismo (fransızcası manierisme) terimini kullandı; bu terim, 1925'e kadar, yani karmaşık maniyerizm kavramının derinlemesine ince­lenmesine ve böyle nitelenerek kü­çümsenen yapıtların yeniden değer­lendirilmesine başladığı tarihe kadar aşağılayıcı anlamını korudu. Günü­müzde 1515-1620 arasında, bütün Av­rupa'da bu doğrultuda gerçekleştiril­miş olan yapıtların çoğunun, özentici­likle, klasisizmin uzlaşmaya dayandır­dığı ve klasik saydığı değerleri birbi­rine ters düşüren bir gariplik beğeni­sini ve ince bir yapmacık (preciosite) anlayışını yansıttığı anlaşılmıştır. Özenticiliğin, kimi gerçeküstücü res­samların kaygılarıyla karşılaştırılabi­lecek kaygıları yansıtabilen düşsel bir resim hareketi olarak benimsenmesin­den önce, tarz (maniere) kavramı, çağdaş sanat tarihçilerinin bölünme­sine yol açtı. Wölfflin,özenticiliği bir gerileme dönemiyle bir tuttu ve bunu Rönesans klasik sanatından XVII. yy. barok anlayışına kesintisiz bir evrim olarak gördüğünü belirtti. Dvorjak, ahlaksal bir bunalımın anlatımı ola­rak tanımlanan özentici üslubun özerkliğini destekledi; Fiedlânder ise bu üslupta 1520 dolaylarında Raffaello'nun tarzını abartmaya çalışan Rosso, Pontormo ya da Parmigianiono gibi sanatçıların yapıtlarının yapı­mına doğrudan doğruya bağlı olan antiklasik bir biçimcilik gördüğünü ileri sürdü.


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy