ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Tuesday, Feb 25th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Şair ve Yazar Biyografileri Peter Alexeyevich Kropotkin


Peter Alexeyevich Kropotkin

e-Posta Yazdır

Reklamlar

PETER ALEXEYEVİCH KROPOTKİN      

1842-1921

Aleksei Kropotkin ve Yekaterina Nikolaevna'nın çoçuğu olarak dünyaya geldi. Aleksei nispeten zengin bir ordu görevlisiydi ve soylu bir aileden geliyordu (Peter aslında bir prensti). Her ne kadar evde katı bir askeri disiplin uygulasa da, Aleksei'nin askeri kariyeri o kadar da parlak değildi. Aleksei, Yekaterina ile 1831 seferberliği sırasında tanışmıştı. Çiftin dört çoçuğu vardı: Nikolai (1835), Yelena (1835), Alexander (1841) ve Peter (1842). Bir Kazak ordu görevlisinin kızı olan Yekaterina okumaktan, yazmaktan ve resim yapmaktan zevk alan, doğal artistik yetenekleri olan birisiydi. Peter hayatı boyunca Yelena ve Alexander'a yakın kalmıştır. Peter'ın annesi verem'den ölür. Bu ise Peter ve kardeşlerini nispeten katı olan babalarının bakımına terk eder. Peter ve Alexander anneleri ile olan yaşantılarını hatırlamak için henüz çok küçük olsalar da, her ikisi de hayatları boyunca ona karşı aşırı bir düşkünlük gösterdiler. Peter'ın babası (emir komutanının isteğiyle) Yelizateva Markovna Korandino ile evlendi. Yelizateva evde büyük bir huzursuzluğa neden oldu. Saldırgan, kontrol edici bir karaktere sahip bir kadın olan Yelizateva, çocukları teselli edeceği yerde ölmüş olan annelerinin tüm izlerini yok etmeye çalıştı.Nikolai Kırım Savaşı'ndaki askeri görevi nedeni ile aile evinden ayrılır. Nikolai'nin evi terk etmesi Peter'in erginliğe ulaşmasından hemen önceye denk gelir. Peter'a göre, o ilk fırsatta ayrılmıştı, çünkü bütün çocuklar içinde, babaları ile ilişkileri en kötü olan oydu. Daha sonra St. George Cesaret Haç'ı ile ödüllendirilerek görevinde terfi ettirilse de, babasının ilgisini kazanamaz. Savaştan sonra içki sorunu ortaya çıkar; bu ise en sonunda askeri hizmetlerden el çektirilmesine ve bir manastıra kapanmasına yol açar. 1864'te kaçan Nikolai'den daha sonra hiçbir haber alınamaz. Alexander Moskova Harp Okulu Taburuna katılmak için evden ayrılır. {mosimage}Peter ve Alexander, yaşamlarının ilk yıllarının büyük bir kısmını birlikte geçirmişlerdir. Alexander'ın bıraktığı boşluğu, Rus özel ders hocası Nikolai Pavlovich Smirnov doldurdu. Peter'ın başka hocaları olsa da, o ve Smirnov başarılı bir arkadaşlık kurarlar. Peter'in ilk entelektüel gelişmeleri büyük ölçüde Smirnov tarafından etkilenmiştir. Yaklaşık aynı zamanlarda, Peter Birinci Moskova Lisesi'ne girdi. "Tüm konuların oabilecek en duyarsız şekilde öğretildiği"ni düşünen Peter, okuldan o kadar da etkilenmemişti. Sorun kısmen Peter'in toplu öğrenim deneyimi ile ilk defa karşılaşmasından kaynaklanıyordu. Okuldan hoşlanmamasına rağmen, geometri'den mükemmel notlar almayı başardı, ve tarih ile coğrafya'dan da büyük zevk alıyordu. Peter'ın Pages Taburuna katılması hayatında yeni bir dönüm noktası oldu. Belki de babasına olan kızgınlığı nedeni ile Peter açıkça Taburdaki bir çok otorite biçimlerine karşı çıktı. İlgilerindeki farklılar nedeni ile, sınıf arkadaşları ile ilişkilerini geliştirmekte oldukça zorlandı. Grup'la kaynaşmaktansa, Peter zamanının büyük bir kısmını kitap okumaya, mektup yazmaya ve dergi çıkarmaya ayırdı. Bu zaman zarfında, Peter ve Alexander yazışmaları sonucunda birbirlerine oldukça yakınlaştılar. Peter'ın yazıları onun bu zaman zarfında yoğun bir şekilde politik iktisat ve istatistikle ilgilendiğini gösteriyor. Hatta, Nikolskoe ticaret fuarında alınan ve satılan tüm ürünlerinin istatistiki ve fiyat analizini yapmak amacı ile önemli bir çalışma da yaptı. Bu eğilimleri onun daha iyi bir istatistik anlayışına sahip olmasına yol açarken, bu deneyim ona daha önemli şeyler de kazandırdı. Bu onun köylülerle ilk gerçek iletişime geçişiydi. Bu yıl belki de Rus tarihinin en önemli yıllarından birisidir. Tüm Rus köylüleri özgürleştirildiler (serflikten). Bu hareket gelecek on yıldaki Rusya'nın toplumsal ve ekonomik koşullarını oldukça etkileyecekti. Bu hareketi tüm gücü ile destekleyen Peter, bunun Çar'ın büyük bir reformist olduğunu ispatlaması nedeni ile Çar Alexander II'e saygı duymasına yol açtı. Peter ilk defa birisinin özgürlüğünü kaybetmesinin ne demek olduğunu yaşadı. Kıtaya atanan yeni yardımcı yönetici yüksek sınıftan olanlara sağlanan imkanların çoğunu kaldırdı. Bunu takip eden protestolardan Peter'ın payına düşen Kıta'nın hapishanesinde haftalar geçirmek oldu. Bu Peter'ın devrimci tavırla eylemde bulunduğu ilk deneyimdi. Otoriteyle olan çatışmasına rağmen, okulun son yılına sınıf birincisi olarak başladı. Bu nedenle de sınıfının son yılında İmparatorun page de chambre'si olarak atandı. Bu askeri kariyere doğru önemli bir adımdı. Bu görevdeyken, Peter sarayın sosyal etkinliklerinde oldukça zaman harcadı. Bunların ışığında, Peter Çar'a olan güvenini büyük ölçüde yitirdi. Sarayın aşırı israfına tanık oldu. Bunu Nikolskoe ticari fuarında karşılaştığı köylülerin çalışma ve yaşama koşulları ile karşılaştırdığında, Peter Çar'a daha fazla katlanamadı. Peter mezuniyeti yaklaştıkça, geleceğini düşünmeye başladı. Kendi sınıfındaki pozisyonu nedeni ile istediği komisyona seçileceğini biliyordu. Matematiğe olan ilgisi nedeni ile ciddi şekilde Topçuluk Akademisi'ne katılmayı düşünüyordu. Ama hükümete karşı gelişen hayalkırıklığı sonucunda akademiye katılmamaya karar verdi. Bunun yerine toplumsal koşulları değiştirebileceği, ve böylece de Rus toplumunun aşağı sınıflarına yardım edebileceği bir konuma gelmeyi düşündü.Bunu yapabileceğini düşündüğü yerlerden birisi Sibirya idi. Ama ne yazıkki hem babası, hem de okul yöneticisi onun bu kariyer tercihini destelemekte gönülsüzlerdi. Ama Peter'in Apraksi Sarayı çatışmasındaki kahramanlığı, nihayetinde Sibirya idaresine katılmasına olanak tanıdı. Bu Peter için on yıllık bir gezginlik döneminin başlangıcıydı. Ekim'de Sibirya'ya vardığında, Peter General Kukel'in komutası altına verilmişti. Projeleri tamamı ile Peter'in umdukları ile çakışıyordu. Peter için, Kukel Rusya'da önemli değişiklikleri başlatabilecek bir liberal reformcuydu. Peter'in Sibirya'daki ilk projelerinden birisi cezaevi reform komitesinde sekreter olarak çalışmaktı. Cezaevlerine yapılan planlanmış ziyaretlerinde, komite acınacak koşulları ilk elden tanık oldu. Bir reform önerileri paketi hazırlanarak, St. Petersburg'a gönderildi. Ne yazıkki, tavsiyeler büyük ölçüde dikkate alınmadı. Peter ise cezaevlerinde gördüğü insanlık dışı yaşamdan oldukça etkilenmişti. Peter, Markovich adlı resmi görevlinin uygulamalarını denetlemek üzere görevlendirildi. Markovich'in gücünü kötüye kullanarak, köylüleri soyduğu ve dövdüğü yönünde raporlar gelmişti. Markovich'in idare ettiği köylülerle konuşarak, Peter Markovich'in görevden alınmasına yetecek kadar kanıt toplamayı başardı. Bu görevden almayı takip eden gelişmelerden Peter derin bir şekilde hayal kırıklığına uğradı. Markovich, Irkutsk yöneticisi Ye. M. Zhukovski'nin yakınıydı. Zhukovski nüfusunu kullanarak Markovich'in, görevden alınmasından kısa bir süre sonra, başka bir bölgede göreve atınmasını sağladı. Bu, Peter'in hükümete karşı oluşan hayalkırıklığını daha da arttırdı. Sibirya'da geçen zamanı boyunca bu hayalkırıklığı giderek arttı. Şubat'ta Zhuhovski Kukel'e Irkutsk'a resmen bilgi vermesi emrini verdi. Açıkça Kukel, Michael Bakunin'in Sibirya'dan kaçmasından sorumlu tutuluyordu. Bu suçlamanın yanısıra, Zhukovski Kukel'in sürgündekilere karşı gösterdiği sempatik tutuma da taraftar değildi. Bu suçlamaların sonucunda Kukel görevinden alındı. Sistemin Markovich ve Zhukovski gibi adamların iktidarda kalmasına imkan tanırken, Kukel'i görevden alması artık Peter için anlaşılabilir şeylerdi. Geçici bir süre için olsa da görevinden uzaklaşmak için, Peter Amur Nehri boyunca görevlendirilen taşıma gemileri konvoyuna gönüllü olarak katıldı. Bu yolculuk Peter'ın o ana kadar Sibirya'da yaşadığı hayalkırıklığından ve gerilimden kaçması için bir fırsat oldu. Günlüklerinden anlaşıldığı üzere, bu yolculuk süresince Peter doğa ile çevrili olmaktan gayet mutlu idi. Ne yazıkki doğa herşeyin daha kötüye gitmesine neden oldu. Fırtına nedeni ile 43 geminin hepsi battı. Dönüş yolculuğu sırasında, köylülerin hayatlarının gerçekten neye benzediğini görme şansını edindi. Bu sayede hükümetin büyük planının sonuçlarına da tanıklık etti: Sibirya'daki sürgünler zorunlu olarak çalıştırılıyorlardı, ve biraz şansla mükemmel işçilere dönüşüyorlardı. Aslında bu insanlar yaşamları pahasına köleliğe zorlanıyorlardı. Peter hükümetin planının hiçbir zaman işlemeyeceğini anlamıştı. Taşıma gemilerindeki kayıplar nedeni ile, Peter'ın kişisel olarak bizzat St. Petersburg'a rapor vermesi gerekiyordu. Gelecekteki kazaları engellemek için Amur üstünde kullanılan gemilerin iyileştirilmesi konusunda resmi görevlileri ikna edeceğini umuyordu. Ama St. Petersburg bürokrasisi ile yüzleştiğinde, çok az ilerleme sağlayabildi. Bir çok çabadan sonra, Savaş bakanı Miliutin en sonunda Peter'ı ciddiye almış gözüküyordu. Peter'den kazaya ilişkin resmi bir rapor, ve gemilerin iyileştirilmesine yönelik önerilerini bakanlığa sunmasını talep etti. Çok sonraları Peter önerilerinin uygulanmadığını öğrenecekti. Peter, en sonunda ilerleme kaydettiğini düşünerek Sibirya'ya döndü. Ayrılmasından önce, Doğu Sibirya'ya gitmek üzere özel bir göreve atanmıştı. Yanına John Stuart Mill'in Özgürlük Üstüne adlı kitabını almıştı. Şubat'ta Irkutsk'a varınca, farklı yerlerde yayınlanan makaleleri ile hükümeti eleştirmeye başladı. Amur bölgesinde, hükümetin kararlarının artık bölge sakinlerine zarar vermemesini amaçlayan bir çalışma yapılmasını önerdi. Her ne kadar bu eleştirileri Sibirya idaresindeki bir çok görevlinin dikkatini çektiyde de, herhangi bir disiplin uygulamasına maruz kalmadı. Peter artık işinden o derece hayalkırıklığına uğramıştıki, istifa etmeyi düşünmeye başlamıştı. Ama eğer ayrılırsa, hangi alanda devam edeceğini bilemiyordu. Hükümet çalışmalarından giderek geri çekildiği bir sırada, başka bir fırsat ortaya çıktı. Mançurya'nın coğrafik araştırmasına katılması teklif edildi. Coğrafya Peter'in her zaman ilgisini çekmişti, böylece bu teklifi büyük bir memnuniyetle kabul etti. Bu keşife çalışılacak alan hakkındaki mevcut tüm kitapları okuyarak başladı. Günlüğünün Haziran ve Temmuz aylarına ait olan bölümleri (Mançurya'da kaldığı dönem), onun bu coğrafik çalışmadan oldukça keyif aldığını gösteriyor. Bu yıl boyunca Peter kendisini tamamen coğrafi araştırmalara adadı. Bu çalışmaları, sonunda onu coğrafya topluluğu içinde ün kazanmasına neden oldu. Aynı zamanda, ülkesindeki insanların çoğunun karşılaştığı acıları unutmasına yardım etti. Peter sonunda orduyu terketmek zorunda olduğunu anladı. Bu kararı almasında iki olay etkili oldu. Bunlardan birisi gezide, Peter'ın Lena altın madenini ziyareti sırasında oldu. Buradaki koşullar Peter'ın Amur bölgesindeki kasabalarda gördüklerinden de kötüydü. Kardeşine yazdığı mektuplar, Peter'ın işçilere karşı izlenen tutumdan şok olduğuna tanıklık eder. Bu durumu değiştirmenin tek yolunun mevcut ekonomik sistemi kökten değiştirmek olduğunu belirtir. İkinci olaysa Haziran'da olur. Sürgündeki bir grup Polonyalı Çin'e kaçmak için ayaklanma başlattılar. Sibirya idaresi orduyu göndererek çabucak durumu kontrol altına alır. Ordu düzeni yeniden sağlar, ve ayaklanmanın beş lideri kurşuna dizilir. Lena altın madenlerindeki koşullara tanıklığının etkisi ile Peter Polonyalıların neden kaçmak istediklerini anlıyordu. Bunun da ötesinde, ayaklanma kimseye karşı bir tehdit oluşturmuyorken ordunun kullanılmasını bir türlü içine sindiremedi. Bunu takip eden aylarda, Peter kendini J.S. Mill, Renan, Herzen ve Proudhon'un çalışmalarını okumaya verdi. Nisan'da Peter nihayet Irkutsk'u terk ederek St. Petersburg'a döndü. Askeri görevlerinden ayrılsa da, hükümet hizmetlerinden kendini soyutlayamadı. Merkezi İstatistik Komitesi üyesi oldu. Bu görev çok az bir iş yüküne sahipti ve Peter böylece Coğrafya Topluluğu için yaptığı çalışmalar üstünde yoğunlaşabiliyordu. Üniversite'ye de kayıt yaptırdı, ama mali sorunlar yüzünden mezuniyet gereksinimlerini yerine getiremedi. Peter tamamı ile coğrafya çalışmalarına yoğunlaşmıştı. Sonbahar'da Peter'ın babası ölür. Babası Peter'ın yaşamı üzerinde önemli derecede kontrole sahipti. En sonunda ölünce, Peter da nihayet kendi yaşamı üzerinde kontrol kurabildi. İşte tam bu sırada, kamu hizmeti görevinden ayrılır. İmparatorluk Coğrafya Topluluğu ona sekreterlik görevini (onun yaşındaki birisi için büyük bir onur olan) önerir. Peter ise Topluluktaki yapacağı kariyeri boşa geçirilmiş olarak değerlendirerek, teklifi reddeder. Peter, gazetelerdeki Paris Komünü haberlerinin etkisi ile, Fransız-Prusya savaşı sırasındaki işçi hareketleri ile ilgilenmeye başlar. Hayatının bu dönüşüm evresinde, Peter işçi hareketleri hakkında daha çok şey öğrenmek için yurtdışına seyahat etmeye karar verir. Şubat'ta Rusya'dan ayrılarak İsviçre'ye hareket eder. Zürih'e varmasının hemen ertesinde Peter Enternasyonal'in yerel şubesine üye olur. Rusya'da mevcut olmayan sosyalist literatür ile tanışır. Sosyalizm hakkında sayısız eser okuduktan sonra, bir çok sosyalist liderlerle mülakatlar yapmak üzere İsviçre'de seyahat ederek konu üzerindeki çalışmalarını derinleştirir. İşte tam bu sırada, Enternasyonal'in işçiler toplantısına katılmaya başlar (liderlerin toplantısına katılmaktansa). Mart'ta bir arkadaşı Peter'a Neuchatel'deki Jura Federasyonu'nun merkezini ziyaret etmesi önerisinde bulunur. Neuchatel'de, Peter Bakunin'in en yakın arkadaşlarından birisi olan Guillaume ile tanışır. Hem Guillaume, hem de Jura Federasyonu hakkında Peter'da olumlu izlenimler oluşmuştur. Federasyon'da organizasyon olmaması ile büyülenmiş olan Peter, (federasyonu) eylemde görmeyi arzuluyordu. Jura işçilerinin bizzat kendilerini görmeyi arzulayan Peter Sovilier'e gider, orada başka bir federasyon lideri Adhemar Schwitzguebel ile tanışır. O da Peter'i çoğu saat imalatçısı olan bölge işçileri ile tanıştırır. İşçilerin izole edilmiş ve kendine yeterli doğası Peter'i derinden etkiler. Kendi çıkarları doğrultusunda çalışmalarına müsade edildiğinde işçi cemaatinin  başarılı olduğunu görür. İşte hayatının bu anında anarşist olduğunu hisseder. Hatta Jura Federasyonunda devamlı bir görev alarak İsviçre'de kalmayı düşünmektedir. Guillaume onu, bunun pratik olmadığı konusunda ikna eder. Bu yolculuğun garip yanlarından birisi ise, mesafe olarak aralarında çok az bir uzaklık olmasına rağmen, Peter ile Bakunin'in hiç karşılaşmamış olmasıdır. Bu aslında karşılaşmak için iyi bir şanstı, ama bir çok nedenden dolayı Peter Bakunin ile tanışmak üzere Locarno'ya gitmedi. Bunun sonucunda ise önde gelen iki Rus anarşisti asla karşılaşamadılar. Mayıs'ta Rusya'ya dönünce, "sansür yasası tarafından koşulsuz olarak yasaklanan", geniş bir sosyalist yazın toplamasını da yanında getirdi. Bu onun devlete karşı ilk sabote edici hareketiydi. Bu çalışmaları kardeşi ile paylaşmak için aşırı bir risk almıştı. Kısmen bu yazından cesaretlenen Alexander sosyalistlerle bizzat karşılaşmak için İsviçre'ye seyahat etti. Bu seyahatinin sonunda, Lavro'un güçlerinin tarafını tutuyordu. Bu ise Peter'ın tarafına rakip bir taraftı. Bu şans eseri kardeşler arasında bir sürtüşmeye neden olmadı. Bu tercihler iki kardeşin kişiliklerini yansıtıyordu. Dönmesini takiben, Peter bulduklarını diğerleri ile paylaşmak için sabırsızlık içindeydi. Ama koşullar bu tip bir faaliyeti oldukça riskli yapıyordu. Peter güvenebileceği insanlar bulmak zorundaydı. Bu güveni, devrimci bilinci tüm Rusya'ya yaymak için kurulmuş olan Chaikovski Çevresi'nde buldu. Bu gruba katılmakta bazı güçlükler çekti. Çevre'deki bir çok liderden farklı ideolojik görüşleri vardı, ve Çevre'nin üyelerinin çoğundan 7-10 yıl daha yaşlıydı. Bazıları onun Çevre'nin davasına tam olarak katkıda bulunamayacağını ya da bulunmakta isteksiz olacağını düşünüyorlardı. Peter kendisine yöneltilen eleştirilerin yanlış olduğunu knizhnoe delo adlı komitedeki çalışmaları ile ispatladı. Bu komite köylülere yönelik mevcut sosyalist yazının biçimini değiştirmek üzere oluşturulmuştu. O zaman sadece entelektüel yaklaşımlar güdülüyordu. Chaikovski Çevresi bu tip bir yazının işçileri isyana teşvik etmeyeceğini düşünüyordu. Bunun yerine, kitleler tarafından yapılmış başarılı devrim hikayeleri gerekliydi. Bu broşürlerin halihazırdaki hallerinin aşırı basit olması gerekecekti, çünkü emekçi sınıfın eğitimsizliği söz konusuydu. Bu broşürler köylüler tarafından gayet olumlu karşılandı, ve nihayetinde de hükümet bunları "aşırı derecede zararlı" ilan ederek, yasadışı ilan etti. Peter broşürlerden sadece birinin yazılmasından sorumluyken, komitenin gelişmesinde önemli etkileri oldu. Yazla birlikte Peter Çevre içindeki diğer projelerle de ilgilenmeye başladı. Ama ailesinin varlıklarından birisini sattığında, Çevre'ye para vermeyi reddetmesi bir çoğunu kızdırdı. Çevre Bakunin ile Lavrov arasındaki güç mücadelesinde taraf olmayı tartışmaya başlayınca, gerilim daha da arttı. Peter Lavrov'un tarafını tutmanın (Çevre'nin büyük bir kısmı bunu istiyordu) işçiler arasında devrim tohumlarının ekilmesindeki ilerlemeyi olumsuz etkileyeceğini düşünüyordu. Peter Çevre'nin rabochee delo faaliyetleri sırasında işçilerle bizzat aşina olmuştu. Bu komitenin içinde yer almak Peter'ın emekçi gruplarına dersler vermesini gerektiriyordu. Hem polisten sakınmak, hem de kendisini (hedef kitlesi olan) köylülerle daha ilgili kılmak için, genellikle kendini Borodin adında bir köylü olarak gizliyordu. Bu nedenle ve hayatının ilk dönemlerinde emekçi sınıfla haşır neşir olması sayesinde, Peter diğer eğitimcilerden çok daha başarılı oldu. Bunun da ötesinde, işçilerle doğrudan temas içinde olmaktan ve sözlerinin onlar üzerindeki etkilerine tanık olmaktan büyük bir sevinç duyuyordu. Derslerin nihayetinde, işçilerin birleşmesine ve mevcut hükümet sistemini yıkımına yol açacağını bekliyorlardı. Chaikovski Çevresi amaçlarını gerçekleştirmeden önce önemli gerilemeler yaşadı. Mart'ta öğrencilerin kaldığı bir apartman polis tarafından basıldı. İçerde, polis P.A. Kropotkin tarafından yazılmış devrimci manifesto'nun kopyalarını buldu. Bu manifesto Peter'ın ilk önemli politik beyanatı olsa da, polis onun tüm khozhdenie v narod'nin (halk harekatı) lideri olduğu sonucuna vardı. Kropotkin bunu haber alır almaz, hemen ülkeden ayrılmayı düşündü. Ama, ayrılmadan önce, Peter Coğrafya Topluluğuna bir sunuş yapmak istiyordu. Sunuşu takiben ayrılmak üzere tüm eşyalarını paketlenmiş halde hazırlamıştı. Sunuş olumlu karşılandı ve durum Peter'ın kaçmasına için uygun gözüküyordu. Arabaya biner binmez, işçilerle dolu olan başka bir araba ona yaklaştı. Tutuklanmaktan kaçan işçilerin yardımına ihtiyaçları olabileceğini düşünen Peter, işçilerle konuşmak üzere arabasından indi. Arabasından ayrılır ayrılmaz, işçilerin arabasından bir grup polis çıktı ve Peter'i Prens Peter Kropotkin olarak değil de, anarşist köylü Borodin olatak tutukladılar. Peter sunuşunu yaparken polis apartman dairesini araştırmıştı. İçerde o ve diğerlerinin yaptıklarına dair açık deliller olan günlüğünü, bir çok kitabını ve yazılarını bulmuşlardı. Peter ayrıntılı bir şekilde sorgulandı, fakat herhangi bir bilgi vermeyi reddetti. Polis en sonunda Peter'in aleyhine tanıklık etmeleri için köylülere rüşvet vermek zorunda kaldı. Bu bilgiler ışığı altında, Nisan ayında kötü bir üne sahip Peter ve Paul Kalesi'ne nakledildi. Bu kaledeki koşullar oldukça ağırdı. Hücreler nemli ve oldukça rahatsız edici haldeydiler. Mahkumlar birbirinden tamamen ayrılmıştı, böylece Peter haftalarca insanlarla hiçbir iletişimi olmadan kaldı. Hapishanede yazı yazmaya izin verilmiyordu, Peter gibi büyük bir entelektüel için büyük bir cezaydı. Peter'ın akıl sağlığını korumasına yardım eden sadece iki faaliyeti vardı; okumak ve egzersiz yapmak. Peter'ın okuduklarının büyük bir kısmı bilim ve tarih üzerineydi, ve bunlar kız ve erkek kardeşleri tarafından sağlanıyordu. Her gün cezaevinin alanında gezinmesine müsade ediliyordu. Ama bu kısa zaman Peter'ı tatmin etmiyordu. Buna ek olarak pek çok saatini de hücresinde volta atmakla geçiriyordu. Peter'ın akademik ve ailevi ilişkileri yavaş yavaş ona karşı gösterilen muameleyi etkilemeye başladı. Eylül'de, Coğrafya Topluluğu, cezaevi otoritelerini Peter'ın hergün uzun saatler boyunca bir çok coğrafya makalesi üzerine yazması ve çalışması için özel izin vermeye ikna etti. Sonuç ise 1876 yılında basılacak olan buzul çağlarına ilişkin kapsamlı bir çalışma oldu. Bu yılın ortalarına doğru, daha çok siyasi mahkum tutuklanmış ve kaleye doldurulmuştu. Peter'ın ilk hapishaneye geldiğinde varolan sessizlik artık kırılmıştı. Mahkumlar duvarlara vurma yolu ile bir iletişim sistemi geliştirdiler. Bu sıralarda Peter beklenmedik bir ziyaretçi ile karşılaştı. Bir öğleden sonra , Büyük Prens Nikolai Nikolaevich, çar'ın büyük kardeşi, tamamen habersizce Peter'in hücresine geldi. Bu benzeri görülmemiş bir şeydi. Büyük Prens, bu kadar soylu bir konumda bulunan bir insanın neden devrimci hareket ile ilgilendiğini anlamak için Peter'ı ziyaret etmişti. Karşılaşma, her ikisinin de birbirinden pek hoşlanmaması ve diğerinin toplum için büyük bir tehlike olduğunu düşünmesi nedeni ile pek de iyi geçmedi. Büyük Prens Peter'ın mantığını anlamadan hücreyi terk etti. Yılın sonuna doğru, Peter umudunu kaybetmeye başlamıştı. Soruşturmalar devam etti, ve polis Peter'i itiraf ettirmek için her türlü araca başvurdu. Bu sıralarda, sağlığı da kötüleşmeye başlıyordu. Hücrenin nemli ve soğuk koşulları Peter'in romatizmaya yakalanmasına yol açtı. Aralık'ta, Adalet Bakanlığı mahkemesi yaklaşan Peter'in St. Petersburg Tevkif Evine nakline karar verir. Peter Peter ve Paul Kale'sinde 21 ay geçirmişti. Tevkif Evine geldikten sonra Peter'in yaşama koşulları iyileşir. Bunun nedeni ise, Peter'ın kendi sözleri ile, evin "yabancı ziyaretçiler için hazırlanmış büyük bir gösteri odası" olmasıdır. Artık Peter'ın arkadaşları ve ailesi ile görüşmesi serbest bırakılmıştı. Yaşama koşullarındaki bu iyileşmeye rağmen, Peter'in sağlığı kötüleşmeye devam ediyordu. Peter'in yeni hücresi Peter ve Paul Kale'sindekinden oldukça küçüktü (dört adım genişliğindeydi), ve Peter günlük yürüme rutinini gerçekleştirmeye çalışırken başı dönüyordu. Kısa bir süre sonra, klostrofobi (kapalı yerlerde bulunmaktan çekinme, korkma) rahatsızlığı başgösterdi. Kızkardeşi sağlığı hakkında oldukça endişeleniyordu. Doktoru, sağlığı iyileşinceye kadar Peter'i askeri askeri hastaneye sevk etmesi konusunda ikna etmeyi başardı. Mayıs'ta St. Petersburg Askeri Hastanesi'ne nakledildi. Bu pek çok açıdan önem taşıyordu. En başta, Peter sonunda akli ve bedensel sağlığının iyileşmesi için gerekli olan tıbbi yardıma ulaşabilmişti. Transferin hemen akabinde daha iyi hissetmeye başladı. Fakat bunun doktorları tarafından farkedilmesine izin vermedi. Bu ise Peter'in hastaneye nakledilmesinin ikinci önemli nedenini gösterir; güvenlik hastanede çok daha gevşekti. Peter hemen bir kaçma planı üzerinde çalışmaya başladı. Haziran sonunda, Peter hastane alanında yaptığı günlük yürüyüşü sırasında kaçmaya dayanan ayrıntılı bir plan hazırlamıştı. Diğer bir çok kişi gardiyanların dikkatini çekerek, sahilin kaçış için uygun olmasını sağlayacak, ve Peter binek arabası ile kaçacaktı. Kaçma günü geldiğinde, bir felaket tüm planları altüst eder. İşbirlikçileri sahil tarafının temiz olduğunu işaret etmek için kullanılacak kırmızı bir balon bulamamışlardır. Kaçış gerçekleşmedi, ve bu aslında Peter için bir şans oldu. Bir köylü konvoyu kaçış yolunu kapatmıştı. Peter eğer kaçmaya kalkışmış olsaydı, tekrar yakalanması neredeyse kesindi. Sonraki 24 saat boyunca Peter'in arkadaşları yeni bir kaçış planı hazırlamak için delicesine çalıştılar. Bayağı bir çabadan sonra, Peter'in ilk planında gerekli değişiklikleri yaptılar. Tek sorun yapılan değişikliklerden Peter'in haberdar edilmesiydi. Bu da bir saatin içine planının yazılı bir özetinin saklanması ile halledildi. Peter'in yakın arkadaşlarından birisi onu ziyaret etti, ve saati ona hediye olarak verdi. Peter'a da saati dikkatlice incelemesini söylendi. Bunu yapınca notu buldu. Artık yeni planı biliyordu. Ertesi gün herşey planlandığı gibi gitti. Peter hapishaneden kaçtı, ve işbirlikçilerinden hiçbirisi de yakalanmadı. O akşam, grup St. Petersburg'un en lüks restoranlarından birinde bunu kutladı. Polisin onları burada aramayacağını tahmin ediyorlardı (ve doğru çıktı bu tahmin). Bir sonraki gün, Peter Rusya'yı Finlandiya sınırından terk etmişti. Finlandiya'dan gemi ile İngiltere'ye hareket etti. Peter'ın İngiltere'deki ilk birkaç ayı ilişkiler kurmakla geçti. Temel fikri Jura Federasyonu'nda tekrar çalışmak isteğinden Guillaume'yi haberdar etmekti. Guillaume bundan çok memnun olarak, Peter'ınBulletin de la Federation Jurassienne'de makaleler yazmasını talep etti. Yine zamanının bir kısmını da İmparatorluk Coğraya Topluluğu için yazmakla geçirdi. Ama, onun asıl ilgisi işçi hareketindeydi. Peter Ocak'ta Londra'dan ayrılarak, tüm zamanını Jura Federasyonu'na ayırabileceği İsviçre'nin Neuchatel bölgesine yerleşti. Federasyona geri döndüğünde, 1872'de gördüğü enerjinin büyük ölçüde kaybolduğunu fark etti. Sorunlar büyül ölçüde federasyondaki liderlik yokluğundan kaynaklanıyordu. Bu da bir amaç eksikliğine yol açmıştı, Peter (federasyonun) işçi hareketi üzerinde oldukça kısıtlı bir etkisi olacağını düşündü. Paul Brosse, Peter'ın grubun içinde etkilendiği bir kişiydi. Peter ve Brousse, Paris Komününü anma amacı ile 18 Mart'ta Bern'de bir gösteri organize ettiler. Peter bu küçük kargaşanın biraz da olsa işçileri hareketlendireceğini düşünüyordu. Feerasyon'un kimi üyeleri gösteri sırasında polisle bir çatışma olmasından endişeleniyorlardı. Peter'in aslında umduğu da buydu. Polis müdahalesinin büyük bir propaganda olacağını biliyordu. Polisle çatışma gerçekten de gerçekleşti. Grup komünün anısına kırmızı bir bayrak taşıyordu. İsviçre yasası bayrağın kamusal alanda gösterimini yasaklamıştı. Polis güç kullanarak bayraklara el koymaya çalıştı. Bir çok göstericinin yanısıra altı ya da yedi polis yaralandı. Ama polis tüm bayrakları ele geçiremedi. En sonunda bayraklar konuşmaların yapıldığını salona ulaştırıldı. Genel olarak o gün büyük bir başarıydı. Polisin vahşi tutumu işçiler üzerinde büyük bir etki yarattı. Gösteriden sonra federasyonunun büyüklüğü ikiye katlanmıştı. Guillaume Peter'in gösterinin başarılı olduğu fikrine katılmıyordu. Kullanılan şiddet içeren taktikleri onaylamıyordu; bu Peter ile arasında bölünmeye yol açıyordu. Takip eden yıllarda, Peter toplumsal kongrelerle yakından ilgilendi. Eylül'de Enternasyonal'in son toplantısına katıldı. Örgüt Marks'ın merkezi New York'a taşıması sonucunda kötü bir sonla karşılaştı. Enternasyonal dağılma sürecinde iken, Peter Jura Federasyonu'nun Kuzey ve Güney birimleri arasında oluşan sorunları fark etti. Bu bölünme sonucunda, toplantılardan çıkan kararların çoğunu sabote etmekteydi. Peter, Jura Federasyonu'nun devrimi örgütleyebilecek durumda olmadığını fark eder. Bu nedenle, yılın büyük bir kısmını Brousse ile birlikte Federasyonu yeniden yapılandırmak için çalışarak geçirir. Çabaları özellikle Federasyon'un Ekim Kongresi'nde yoğunluk kazanır. Eski liderlerin büyük bir kısmı artık Federasyon'un içinde yer almıyordu; Peter bunu faaliyetlerin yeni bir doğrultuda yönelimi için bir fırsat olarak nitelendirir. "Pratik Gerçekleşmesi Açısından Anarşist Fikir" başlıklı bir konuşma yapar. Bu konuşma Peter'in geleceğe yönelik planlarını ortaya koymaktadır. Görüşlerin çoğu bir önceki kongrede söylenenlerin benzeri olsa da, Peter anarşistlerin siyasi bir parti olmaması (haline gelmemesi)gerektiğini söyler. Bu fikirler kongrede genelde olumlu karşılanır. Bu yılın içinde, Peter sessizce evlenir. Peter artık Federasyon kongresinde önde gelen bir güçtür. Herhangi bir yeni duruş geliştirmese de, Jura federasyonunun sahip olduğu görüşleri geliştirmek için çaba harcar. İşte bu noktada, Federasyon artık Bakunin tarafından geliştirilen geleneksel görüşlerinden ayrılarak, Peter'ın ifade ettiği görüşlere doğru yanaşır. Temel farklılıklar ücret sorunundan kaynaklanmaktadır. Bakunin, ücretlerin harcanan emeğin biçimi ve miktarına dayandığı bir sistemi savunmuştu. Peter ise üretim ve geçimlilik araçlarının toplumdaki herkes arasında eşit dağıtılabileceği fikrini savunuyordu. Bu dönemde yaptığı konuşmalar sosyalist hareket için önemli bir temel teşkil ediyordu. Temmuz ayında, Peter Londra'da toplanan Uluslararası Anarşist Kongresi'ne katıldı. Kongrenin kayıtları Peter'in kongre'de önemli bir role sahip olduğunu gösteriyor. Bu önemlidir, çünkü Peter'in Jura Federasyonu dışında da devrimci çevrelerde kabul görmeye başladığına işaret etmektedir. Kongre'de, Peter şiddet kullanımını devrimi ateşlemekte bir araç olarak kullanma fikirlerini açıklar. Tüm şiddet biçimlerini (-n kullanımını) gerekçelendirmekte zorlansa da, bir patlamanın bomba ile olan bir oy'dan çok daha etkili olduğunu söyler. Ama, bu bireylerin değil, halkın terörist eylemi olacaktır. Bu yıllar boyunca, Peter dergicilikte de faaldir. Jura Bülteni'nde yazmanının yanısıra, Arbeiter Zeitung, L'Avant-Garde, La Justice için de çalışmalar yapar, ve kendi dergisi La Revolte'i çıkarmaya başlar. Bu makalelerin içerikleri ekonomi üzerine siyasi saptamalardan, şiddet kullanımı üzerine tartışmalara kadar uzanır. Bu yılın Mart ayında Çar Alexander II'nin suikastle öldürülmesinin ardından, şiddet yollu propaganda konusunda bir çok makale yazar. Peter bu olayı toplumsal devrimin yakınlaşmasının bir işareti olarak görür. Suikasti Rusya'da sayısız idam izler. Peter bunlara karşı kitlesel protestolar yapılması için çağrıda bulunur. Peter'ın Çar'ın infazını desteklemesinin yanısıra [yaptığı]bu protesto çağrıları, Ağustos'ta İsviçre'den sınırdışı edilmesine yol açar. Hemen hemen aynı dönemde, yeni Rus Çarı Alexander III Kutsal Kardeşliği (Holy Brotherhood) kurar. Bu devrimcilere karşı saldırılara başlamak üzere oluşturulmuş gizli bir örgüttür. Kardeşliğin ilk eylemlerinden birisi iki kişi için infaz emri çıkarmaktı. Birisi Narodnaia Volia üyesi Lev Gartman için, öbürü ise Peter Kropotkin için. Şans eseri Peter bu gizli plandan haberdar olur ve bunu gazetesinde, LondraTimes'ında ve Newcastle'ın Chronicle'ında açıklar. Suçunun açığa çıkması karşısında güç durumda kalan Rus hükümeti tüm ajanlarını geri çağırır. Bu olay, Peter'ın Rusya'ya geri dönmeme kararını almasına yol açar. Böylece, İngiltere'de dolaşarak dersler verir, ve bir çok yayın için makaleler yazar. Bu yılın büyük bir kısmını, Peter Newcastle'ın Chronicle'ı için makaleler yazmakla geçirir. Bu makalelerin büyük bir kısmının konusu, Rusya'daki işçi sınıfına karşı gösterilen tutum ve hükümetin yolsuzlukları oluşturmaktadır. Etkileyici bir şöhret kazansa da, Peter İngiltere'de mutlu değildir. İngiltere'de ne işçi sınıfı hareketinin, ne de katılabileceği dikkate değer herhangi bir toplumsal örgütlenmenin olmadığını düşünmektedir. Ekim'de Fransız şehri Thonon'a gider. Ne yazıkki, anarşist olarak ünü onun önünde gitmektedir. İki ay sonra tutuklanarak, (artık varolmayan) Enternasyonal'le olan ilişkileri nedeni ile beş yıl hapse mahkum edilir. Onu kurtarmak için gösterilen etkili uluslararası çabalara rağmen, Peter üç yılını Fransız hapishanesinde geçirir. Fransız hapishanesindeki koşullar iyi olmamakla beraber, Rusya'daki hapishanelerden çok daha iyidir. Peter'in karısını görmesine, siyasi olmayan eserleri okumasına ve kısıtlı da olsa yazmasına izin verilir. Peter'in bu dönemdeki en önemli destekleyicilerinden birisi Elisée Reclus'tur. Reclus Peter'a bilimsel eserleri ulaştırırken, Peter'ın yaşam koşullarını da iyileştirmek için uğraşmıştır. Nihayet Ocak 1886'da, Fransız hükümeti Peter'ın ülke dışında olmasının daha az tehlikeli olacağına karar verir. En kısa zamanda ülkeyi terk etmek koşulu ile serbest bırakılır. Hapisten serbest bırakılmasından bayağı bir sonra, Peter İngiltere'ye döndü. Hapishanede geçirdiği zamanın düşünceleri üzerinde açıkça bir rolü olmuştu. Devrimci eylemlere kalkışacak enerjisi kalmamıştı. Yılın sonlarına doğru Peter kişisel nedenli iki sorunla karşılaştı. İlk olarak, karısı Tifüs nedeni ile oldukça ağır şekilde hastalanmıştı. Ama sonunda iyileşti. İkinci olarak ise, siyasi suçlamalarla Sibirya'ya sürgün edilen kardeşi Alexander intihar etti. Bu özellikle Peter için yıkıcı olmuştu, çünkü birbirlerine çok yakındılar. Alexander'ın eşi bu trajediden kendini toparlayana kadar birlikte kalmak için Peter'ın yanına geldi. Bunu izleyen birkaç yıl boyunca, Peter gücünün ve zamanının el verdiği ölçüde, İngiltere'de pekçok yerde dersler verdi, ve anarşist bir gazete çıkarmanın hazırlıkları ile uğraştı. Bu on yıl içinde Peter'ın İngiltere'deki popülaritesi zirveye ulaştı. O zamanın İngilteresindeki dikkate değer bir çok entelektüel ile arkadaşlığı vardı. Ama hastalığı yüzünden dersler vermeyi nerede ise tamamı ile bıraktı. 1896 güzünde, La Revolt'u tekrar çıkarmak amacı ile çalışmak üzere Fransa'ya davet edildi. Fransız yetkilileri İngiltere'yi terk etmeden hemen önce onu ziyaret ederek, onu engellediler. 1897'de Britanya Bilim İlerlemesi Cemiyeti adına Kanada'ya davet edildi. Kanada'yı ziyaretinden sonra Peter dersler vererek ABD'yi dolaştı. Boston ve New York gibi yerlerde derslerine katılımın düşük olması onu hayal kırıklığına uğratmıştı. Ama anılarının basılması konusunda Atlantic Monthly ile anlaşması onu memnun etti. Peter'ın zamanının büyük bir kısmı yazmakla geçiyordu. Bir çok devrimci yayın için devamlı yazmasının yanısıra, üç ayrı kitap üzerinde de çalışmaları devam ediyordu: Tarlalar, Fabrikalar ve Atölyeler; Karşılıklı Yardımlaşma ve Ahlak. Bu kitap ve makalelerinde Peter topluma anarşist-komünist bakışı geliştirmeye çalıştı. Peter bir kere daha Amerika'yı ziyaret eder. Bu yolculuk onun için oldukça zorlu geçer, ve Guillaume'ye fazla ömrünün kalmadığını söyler. Belki de toplumsal devrimin yaklaştığını hissederek, Peter Rus siyaseti ile yeniden ilgilenmeye başlar. 1903'de Rus anarşist dergi Khleb i volia'nın çıkmasına yardım eder. Bu anarşist dergi Peter'in daha önce yazdığı dergilereden farklıdır. Önceleri, dergilerin içerikleri üzerinde büyük ölçüde kontrol sahibi olmaktan memnunluk duyardı. Şimdi ise, bu dergideki konumu nedeni ile, ancak kendi etkinliği yolu ile içeriği kontrol etmeyi umabilirdi. 1904 yılında, terörizme yaklaşım konusunda dergi ile anlaşmazlığa düşmesi sorun yarattı. Rusya'daki şiddeti böyle dışardan cesaretlendirmenin sorumsuzluk olduğuna ve devrimci hareketi destekleyici potansiyeli soğutacağına inanıyordu. 1905 yılında dergi yayımını durdurdu. Rusya'da 1905 yılında, Peter'a yeni toplumsal düzenin yakın olduğu umudunu aşılayan bir toplumsal ayaklanma yaşandı. 1905 ve 1907 yılları arasında, anarşistlerin Rus devriminde nasıl bir tutum izleyeceğine dair bir dizi toplantılar düzenlendi. Peter anarşist davaya yardımcı olmak için Rusya'ya gitmeyi bile düşünüyordu. Ama en sonunda Rus Devleti devrimi bastırmayı başardı. Bu Peter'da derin bir ümitsizliğe yol açtı. Devrimci faaliyetteki olası zayıflıkları görmeye başladı. Bu ise radikal dergicilikten geri çekilerek, tamamen kendisini kitap yazmaya adamasına yol açtı. Rus ayaklanmasını takip eden dönemde, polis ve hükümet ajanlarının aralarına sızma çabaları nedeni ile radikal gruplar sorunlar yaşadılar. 1908 yılında, Peter bir adamın iki taraflı casus olmakla suçlandığı bir mahkemede hakim rolünü üstlendi. Hakim rolünde olmaktan rahatsızlık hisseden Peter, tüm duruşmanın pek az faydalı bir sonucu olduğunu düşünüyordu. Bu zaman zarfında, Peter bir alim olarak enginliğini ortaya koyan, Rus edebiyatı ve Fransız Devrimi üstüne kitaplarını yayınladı. Bu dönemde sağlık durumu kötüleşiyordu. Londra'dan daha sıcak bir iklime sahip Brighton'a gitmeyi denedi. 1908 yılında, nemli İngiliz kışından kurtulmak için kışlarını İtalya ve İsviçre'de geçirmeye başladı. 1913 yılında, İsviçre yetkililerini devamlı olarak İsviçre'de ikamet etmesine izin vermelerine ikna etti. Ona bu izni tüm anarşist faaliyetlerden uzak kalması koşulu ile verdiler. 1912 Şubat'ında, Lena altın madeni işçileri (Peter'ın daha önce ziyaret ettiği) daha iyi çalışma koşulları talebi ile grev başlattılar. Grevi kırmak için, askerler insan kalabalığının üzerine ateş açtılar, 270'i öldürüldü ve 240'ı ise yaralandı. İşçi ayaklanmalarını canlandıracağını uman Peter derhal bu olayı gündeme getirmek için çalışmaya başladı. Bu olayı protesto etmek için diğer altın madenleri de greve gittiler. Ama, devrim başlamadan I. Dünya Savaşı'nın başlaması herşeyi kesintiye uğrattı. Peter'ın I. Dünya Savaşına karşı aldığı tavır oldukça açıktı. Tüm ülkelerin Almanya'ya karşı birleşmesini savunuyordu. Herkese Fransa'nın Almanya'dan korunması gerektiğini söylüyordu. Bunun sebebi ise, Fransa'nın toplumsal eşitlik ve özgürlük konularında dünyaya esin kaynağı olacak bir ülke olduğuna inanmasıydı. Almanya'yı ise insanlığın kurallarına saygısı olmayan, "Hun orduları" olarak nitelendiriyordu. Sağlığı ne zaman izin verirse, Almanya'ya karşı düzenlenen mitinglerde konuşmalar yapıyordu. Peter'ın heyecanı Almanya yenilebilirse ortaya çıkacak ihtimallerden kaynaklanıyordu. Bu tür bir savaşı takip edecek yeniden yapılanma sürecinin toplumsal değişim için ideal koşulları ortaya çıkaracağına inanıyordu. Peter için, Almanya'ya karşı savaş devlete karşı savaş demekti. Şubat 1917 olayları hemen hemen herkes için bir sürpriz oldu. Rus Devrimi, Peter ve diğerlerinin yıllardır yazdıkları gibi oluşan, kendiliğinden olan bir devrimdi. Devriminin başarılı olduğu belli olduğunda, Peter Rusya'ya dönmek için hazırlıklara başladı. Almanya'ya karşı savaşın hala önemli olduğu konusunda insanları uyarıyordu. Ancak savaş bittikten sonra, yeni Rus toplumu güvenlik içinde olabilirdi. 30 Mayıs 1917'de Peter Petrograd'a varır. Bu sıralarda bir çok devrimci geri dönüyor olsa da, Peter'ın ünü büyük bir kalabalığın onu karşılamak üzere toplanmasına neden oldu. Hatta yeni hükümet onu karşılamak üzere temsilciler gönderdi. Bu fırsatı kullanarak, devrimcileri yücelten ve Rusya'nın Almanya'ya karşı savunulmasını destekleyen uzun bir konuşma yaptı. Rusya'nın tüm yurttaşlarına ve uluslarına eşitliği garanti eden tarihteki ilk ülkesi olmasından dolayı aşırı mutluydu. Bu yılın geri kalan kısmında, Peter hükümet politikalarının oluşturulmasına katıldı. Yerel yetkinin desteklendiği, ABD'ye benzer bir sistemin uyarlanmasını savunuyordu. Savaş içinde olmaları nedeni ile, fikirlerine karşı çıkıldı. Ama Bolşeviklerin iktidara gelmeleri ile, Peter hükümet içindeki faaliyetlerini büyük ölçüde durdurdu. 1918'de Peter'in Bolşevikler tarafından hapsedildiğine dair söylentiler vardı, ama o serbestti. Hem iç savaşın neden olduğu dayanılmaz yaşam koşulları, hem de Bolşeviklerin iktidara gelmesini devrimin başarısız olması demek olduğunu görmesi nedeni ile, Peter aşırı bir mutsuzluk içindeydi. Hayatının geri kalan kısmını, aralarında Ahlak adlı kitabının da bulunduğu, yarım kalmış eserlerini tamamlamakla geçirdi. Bir çok üniversiteden teklifler alsa da, bozulan sağlığı nedeni ile hepsini geri çevirmek zorunda kaldı. Avrupa'da yayınlanan bir çok dergi için yazılar yazmaya devam etti. 1920 yılında, sağlığı o derece bozulmuştu ki, artık arkadaşları ile konuşmakta bile güçlük çekiyordu. Bir çok kimse daha sağlıklı bir iklime sahip yerlere gitmesi için Rusya'dan ayrılmasını öneriyordu. Ama Peter olduğu yerden oldukça memnundu. 8 Şubat 1921'de Peter Kropotkin öldü. Lenin'in kişisel izni ile, anarşistler tarafından büyük bir cenaze töreni düzenlendi. Bu anarşistlerin kitlesel olarak Rusya'daki son bir araya gelişi oldu. 

 

Kaynak:Chronology of Peter Kropotkin's Life  

 

SAVAŞ! - Peter Kropotkin (1916)



{mosimage}Şu anda Avrupa tarafından sergilenen dehşetli manzara fazlasıyla acıklı, ancak bununla beraber de özellikle eğitici. Bir yanda diplomatlar ve saray mensupları, yaşlı kıtamızın havası barut kokmaya başladığında artış gösteren bir canlılıkla oraya buraya koşuşturuyorlar. Anlaşmanın fiyatını belirleyecek olan insan sığırlarının miktarı üstündeki pazarlıklarla ittifaklar yapılıyor, bozuluyor. "Meclisinizin bizi desteklemesi koşuluyla şu kadar milyon baş; onları beslemek için şu kadar hektar, yünlerinin ihraç edilmesi için şu limanlar." Her biri rakiplerini pazarlarda aldatmak için dolap çeviriyor. Politik jargonda diplomasi denilen şey işte bu.

(NOT: Bu satırların yazıldığı zamandan beri Avrupa'daki politik durumun değişmiş olduğu iyi anlaşılsa da, aynı yargılar bugün de tamamen uygulanabilirdir.)

Diğer yanda ise, silahlı kuvvetlerin bitip tükenmeyen gelişimi. Her gün hemcinslerimizin daha etkili yok edilmesi için yapılan buluşları, yeni harcamaları, yeni kredileri, yeni vergileri işitiyoruz. Yaygaracı bir vatanseverlik, pervasız bir şövenizm; uluslararası kıskançlığı teşvik edilmesinin poltika ve gazetecilikte en karlı çizgi haline gelmesi. Çocukluk dönemi bundan müstesna değil: okul çağı çocukları saflara sokuluyorlar; Prusyalılardan, İngilizlerden veya Slavlardan nefret etmek üzere eğitiliyorlar; fişeklerle, erzaklarla ve diğer şeylerle dolu olan yük atlarına benzer bir şekilde yüklü bir halde erkeklik çağına geldiklerinde, bayrağının rengi ne olursa olsun, o anki hükümete körlemesine itaat etmeleri kafalarına kazınmıştır; ellerine tutuşturulmuş tüfeği alarak, borazan sesiyle hücuma geçmeleri, neden ve hangi amaç için (olduğunu) kendi kendilerine sormaksızın vahşi yamyamlar gibi sağda solda birbirini boğazlamaları öğretilir. İster önlerine açlık çeken Alman veya İtalyan çocukları çıksın, isterse kendi kardeşleri açlık yüzünden ayaklanmış olsun, borazanların sesiyle cinayetler başlamalıdır.

İdarecilerimizin ve öğretmenlerimizin tüm bilgeliklerinin sonucu işte budur! Bize ideal olarak sunabildikleri yegane şey işte bu; tam da bütün ülkelerde perişan halde bulunanlar sınırlar boyunca el ele vermeye başladıkları bir zamanda.

"Sosyalizmi istemiyor musunuz? Peki o zaman alın size Savaş otuz, kırk yıl sürecek bir savaş." Böyle diyordu Herzen 1848'in ardından. Ve işte bize düşen savaş. Topların gümbürtüsü dünyanın her yerinde bir anlığına sessizse eğer, (savaşın ne için, hangi müttefiklerle veya hangi düşmana karşı, hangi ilkeler adına veya kimin çıkarına olacağını tek bir kişi bilmese dahi, batılı ulusların genel bir kavgası olan bir Avrupa savaşı yıllardır tehditkar olurken) bu (sessizlik) bir dinlenme arası, savaşın başka bir yerde çok şiddetli olarak yeniden başlaması için.

Geçmiş zamanlarda, savaş olduğu zaman insanlar en azından hangi nedenle birbirlerini öldürdüklerini bilirlerdi.

Şu veya bu kral bizimkilere hakaret etti gelin, onları boğazlayalım." "Şu veya bu imparator bölgelerimizi bizden koparmak istiyor yaşamlarımız pahasına, O En Ulu Hristiyan Majesteleri adına gelin bunları koruyalım." İnsanlar kralları arasındaki kavgalarda dövüştüler. Bu aptalcaydı, ancak bu krallar sadece birkaç bin kişiyi gönüllü olarak askere alabiliyordu. Ama neden bugünlerde birbirlerinin boğazına sarılan binlerce kişiye sahibiz.

Kralların bugün savaş meselesinde hiçbir rolü yok. Victoria Rochefort'un boş laflarına karşı herhangi bir protesto göndermedi; İngilizler onun için intikam almayacaklar, ancak yine de iki yıl içinde Fransa ile İngiltere'nin Mısır'a egemen olmak için savaşa girmeyeceklerini tahmin edebilir misiniz? Doğu'da da durum benzer. Otokrat ve çirkin bir despot olan, kendisini büyük bir güç olarak gören Rusların Çarı, Petesburglu stokçular ve Moskovalı imalatçılar (bugünlerde kendilerini "vatanseverler" olarak isimlendiren çeteler) ona ordularını harekete geçirmesini söylemediği müddetçe, Andrassy ve Salisbury'nin tüm hakaretlerini parmağı bile kıpırdamadan sineye çekecektir.

İngiltere'de olduğu gibi Rusya'da da, Fransa'da olduğu gibi Almanya'da da, insanlar artık kralların keyfi için savaşmıyorlar; Finansal Ekselanslarının, Bay Rothschild'lerin, Scheneider ve Ortaklarının gelirlerini güvence altına almak ve (onların) servetlerini artırmak için, para piyasası ve fabrika lordlarını şişmanlatmak için dövüşüyorlar. Kralların çekişmesinin yerini burjuva kliklerinin çekişmesi aldı.

Hala "Güç Dengesi'nin bozulması" laflarını işiteceğimize şüphe yok. Ancak bu metafiziksel kavramı maddi gerçeklere tercüme edin; örneğin Almanya'nın "aşırı politik üstünlüğü" şu anda kendisini nasıl ortaya koyuyor, meselenin özünün basitçe uluslararası pazarlardaki ekonomik "üstünlük" olduğunu göreceksiniz. Almanya, Fransa, Rusya, İngiltere ve Avusturya'nın şu anda uğruna mücadele ettikleri şey askeri üstünlük değildir, ekonomik üstünlüktür; komşularına kendi mamüllerini, kendi gümrük tarifelerini dayatma hakkıdır; sanayide geri olan halkların kaynaklarını geliştirme hakkıdır; onların pazarlarındaki talebi karşılama bahanesiyle hiç demiryolu olmayan ülkelerdeki demiryollarının yapılması imtiyazını (ele geçirme), ticaretlerini canlandıracak bir limanın veya üretim fazlalarını emecek bölgelerin komşulardan zaman zaman çalınması hakkıdır.

Bugünlerde dövüştüğümüzde, bu Fabrika Krallarımızın yüzde otuz primini güvence altına almak, finans "Baronları"nın para piyasasındaki kontrollerini kuvvetlendirmek, maden ve demiryollarında hisseleri olanlar için fazi oranlarını yüksek tutunmak içindir. Eğer tutarlı olacaksak, bayrağımızdaki aslanı altından bir boğayla, diğer amblemleri para çantalarıyla, ve krallıktan ödünç alınmış olan alay isimlerimizi Sanayi ve Finans Krallarının adlarıyla "Üçüncü Rothschild", "Onuncu Baring" gibi değiştirmemiz gerekirdi. En azından kimin için öldürdüğümüzü bilirdik.

Yeni pazarların açılması, ürünlerin iyi, kötü yabancılara dayatılması bütün kıtamızda günümüz politikasının altını çizen ilkedir; ve ondokuzuncu yüzyıldaki savaşların gerçek sebebidir.

Onsekizinci yüzyılda ihracata yönelik olan yaygın bir üretim sistemini ilk başlatan ulus İngiltere idi. Proletarya şehirlere kümelendirildi, geliştirilmiş makinalara koşuldu, ve ambarlar pamuklu ve yünlü mal dağlarıyla doldurulmaya başlandı. Ancak bu mallar onları dokuyan yıpranmış zanaatkar için değildi. Ancak kendilerini ve ailelerini hayatta tutacak kadar kazanan, pamuk ve elbiseyi dokuyan bu zanaatkarlar ne satın alabilirlerdi ki? Böylece İngiltere'nin ticaret filoları (ortada hiçbir rakip olmadığı kesinken) Avrupa, Asya, Amerika kıtasında tüketici bulmak için okyanuslara harmanlamaya başladı. İmalatçı bölgelerde sefalet en karanlık sefalet yaygındı, ancak imallatçılar ve tüccarlar hızla zenginleştiler; kıta iktisatçıları ve onların teşvikçilerinin ülke insanlarının gidip aynı şeyi yapmalarına alkış tutmasının ortasında, yabancılardan sağlanan zenginlik az sayıda kişinin elinde birikti.

Ancak onsekizinci yüzyılın sonu gibi erken bir tarihte, Fransa da aynı gelişme aşamasına gelmekteydi. Orada da üretim ihracat amacıyla büyük ölçekte kendisini örgütlemekteydi. Devrim, iİktidar odağını başkasına devrederek, şehirleri kırsal halkla doldurarak, orta-sınıfı zenginleştirerek, bu ekonomik gelişmeye taze bir itki sağladı. Ardından İngiliz orta-sınıfı bu gelişmeden (Cumhuriyetin ilanına ve Paris'te dökülen kana göre çok daha fazla) korkuya kapıldı; aristokrasi ile birleşerek Avrupa pazarlarını İngiliz ürünlerine kapatmak tehdidini öne süren Fransız burjuvazisine karşı ölümüne savaş ilan etti.

Herkes savaşın nasıl sona erdiğini biliyor. Fransa yenildi, ancak pazarlardaki yerini kazandı. İki burjuvazi, Fransız ve İngiliz burjuvazileri bir anlığına dokunaklı bir ittifak bile kurdular; birbirlerini kızkardeşler olarak tanıdılar.

Ancak çok geçmeden Fransa hızla yol almaya başladı. İhracat amacıyla üretimin bir sonucu olarak Batı'dan Doğu'ya yayılmakta olan sanayinin gelişimini ve diğer ulusların da hızlanmasını dikkate almaksızın, (Fransa) kendisini nasıl olursa olsun yeni pazarlar bulmak zorunluluğu ile yü yüze buldu. Fransız orta-sınıfı faydalandığı çevreyi (halkayı) genişletmek istiyordu. Fransız orta-sınıfı, Gaspçı'nın [III. Napolyon'un Avrupa'yı ekonomik politikalarıyla uyumlu olmaya zorlayacak araçları bulacağı umuduyla üçüncü Napolyon tarafından güdülmeye onsekiz yıl boyunca boyun eğdi, ve ancak onun bu amaca hizmet edemeyeceğini anladığında terk etti onu.

Yeni bir ulus olan Almanya aynı ekonomik sistemi benimsemiştir. Kendi yerleşiklerini yerinden eden, şehirlerin açlıktan ölümle karşı karşıya kalanlarla tıka basa dolduğu, birkaç yıl içinde şehir nüfusunun ikiye katlandığı bir ülke var karşımızda yine. Mükemmel makinalarla donatılmış, teknik ve bilimsel eğitimin serbestçe yayılması ile desteklenen devasa bir sınai örgütlenme burada da (üreticilerin kullanımı için değil, ihraç edilmeleri için, efendilerinin zenginleşmesi için ayrılmış olan) ürünlerini yığınlaştırıyor. Sermaye birikir ve Asya'da, Afrika'da, Türkiye'de, Rusya'da karlı yatırımlar arar; Berlin'deki Borsa Paris'teki Borsa ile rekabet içinde yükselir onu devre dışı bırakmayı amaçlar.

Ardından Alman burjuvazisinin tam kalbinden bir çığlık işitilir. Birlik, hangi bayrak altında olursa olsun (ve hatta Prusya bayrağı altında dahi); ortaya çıkan güç, bu sınıfın komşu devletlere ürünlerini ve gümrük tarifelerini dayatmasını, Baltık'ta (ve mümkünse Adriyatik'te) iyi limanların ele geçirmesini; yirmi yıldır tüm Avrupa'yı ticari yasaları saptamakla ve ticari anlaşmalar dayatmakla tehdit eden Fransa'nın askeri gücünün kırmasını sağlayacak olduktan sonra [birlik!].

1870 savaşı bir sonuçtu. Fransa artık pazarların müdiresi değildi; burada üstünlük kurmaya çalışan Almanya idi. O da, kazanmaya olan açlığıyla, sömürü alanını genişletme yönünde (sınai krizleri, finansal çöküntüleri, ekonomik yapısının temellerini kemiren belirsizlik ve sefaleti hepten önemsemeyerek) bitip tükenmez bir çabaya girişti. Afrika sahilleri, Korsika'nın hasadı, Polanya ovaları, Rusya'nın kıraç stepleri, Macaristan'ın "puszta"ları, Bulgaristan'ın güllerle kaplı vadileri, İspanya'nın ihmal edilmiş mirası olan buğulu ormanları, bunların hepsi Alman burjuvazisinin iştahını kabartıyordu. Öyle ki, sık sık kötü ekilen ovalardan, "büyük sanayi" şanına erişmemiş bu şehirlerden, fabrika artıklarıyla henüz kirlenmemiş bu nehirlerden geçerken, bu manzara karşısında Alman tüccarının kalbi kan ağlar. Onun düş gücü, bu nadasa bırakılmış ovalardan nasıl zengin altın hasadı yapmanın yollarını bulacağını, Başkent'in fabrikalarındaki karsız yerleri nasıl sıkı sıkıya çalıştıracağını resmeder. Kendi kendine bir gün "uygarlık" adına, yani "sömürü" adına, Doğu'da yeni bir evi olacağına yemin eder. Bu arada mallarını ve demiryollarını İtalya, Avusturya ve Rusya'ya dayatmak için elinden gelenin en iyisini yapacaktır.

Ancak bunlar da sırasıyla kendilerini komşularının vekaletinden kurtarıyorlar. Bunlar da yavaş yavaş "sınai" ülkelerin çevresine sokuluyorlar; ve bu küçük burjuvaziler kendi sıraları geldiğinde ihracat yoluyla zenginleşmeyi talep ediyorlar. Son birkaç yıl içinde Rusya ve İtalya sanayilerini geliştirmekte büyük adımlar attılar, ve köylüler hiçbir şey satın alamadıkları en kara sefalete (mahkum oldukları)için, burada da yine imalatçıların üretmeye çalıştıkları şeyler ihracat içindir.

Sonuç olarak, Rusya, İtalya ve Avusturya da pazarlar bulmak zorundadır; ve Avrupa'dakiler halihazırda zaten doldurulmuşken, (bir gün seçilen parsalar üstünde savaşa gidilmesi kesinken) Asya veya Afrika'ya dayanmak zorundadırlar.

Bu gibi durumda, onun yönelimini belirleyenlerce sanayiye dayatılan niteliğin gereksinimiyle oluşan hangi ittifaklar bağlayıcı olabilir ki? Almanya ile Rusya arasındaki ittifak tamamen geçici bir durumdur. Alexander ve William istedikleri kadar sıkça birbirlerini öpebilirler (Rusya'da gelişen burjuvazi, aynen karşılık veren Alman burjuvazisinden samimi olarak nefret edecektir. Rus Hükümeti ithalat vergilerini üçte bir artırdığında, Alman basınında yükselen kızgın haykırışları herkes hatırlayacaktır. "Rusya'ya karşı Savaş" Alman orta-sınıfının ve ona bağımlı olan işçilerin bu haykırışı, "1870'e göre bile daha popüler olacaktır."

Şüphesiz, sosyalizm değil, savaşla karşılaşacaksınız. Eğer devrim bu akıl almaz ve aşağılık durumu sonlandıracak yolda olmasaydı, otuz ya da daha fazla yıl sürecek savaşlarla karşılaşacaktınız. Ancak gelin vaziyetin açıkça farkına varalım. Arabuluculuk, "güç dengesi", mevcut orduların azaltılması, silahsızlanma; bunların hepsi iyi fikirlerdir, ancak pratikteki etkileri bir hiçtir. Yalnızca bir devrim (üretimdeki makina ve hammaddeleri, Toplum'un refahını üreticilerinin eline geri verdiğinde; üretimin dayandığı (halkın) gereksinimlerini sağlayacak şekilde üretim örgütlendiğinde) pazarlar için yaşanan bu çatışmalara bir son verebilir.

Birimiz hepimiz için ve hepimizin birimiz için emek harcadığında. İçten bir yakarışla barış için yalvaran, ancak dünyanın refahı üstüne üşüşen akbabaların aceliciliği yüzünden bunu elde edemeyen bir ulusun kalbine barışı getirecek tek tılsım işte budur.


Kaynak: "War!", 1916

 

 

 

KROPOTKİN'İN LENİN'E MEKTUBU


  
Dmitrov, 4 Mayıs 1920Saygıdeğer Vladimir İlyiç, Birçok posta-telegraf bölümü çalışanı bana gelerek, içinde bulundukları gerçekten de çaresiz durum hakkındaki bilgileri sizin dikkatinize sunmamı istedi. Bu sorun yalnızca posta ve telegraf komiserliğini değil, dahası Rusya'daki günlük yaşamı ilgilendirdiği için, onların bu isteklerini yerine getirmekte hiç zaman kaybetmedim. Biliyorsunuzdur, tabii ki, bu çalışanların aldığı maaşla Dimitrov ilçesinde yaşamak tamamen imkansızdır. Bu (maaşla) bir kile (bush, 36 litrelik ölçü birimi) patates almak bile imkansızdır; kişisel deneyimlerimden bunu biliyorum. Karşılığında sabun ve tuz almak istiyorlar, ki bunların esamesi bile okunmuyor. Unun (fiyatı) yükseldiği için tabii ki onu da bulabilirseniz, sekiz libre (pound, 454 gramlık ölçü birimi)arpa ve beş libre buğday almak imkansızdır. Kısacası, erzak yardımı olmaksızın çalışanlar gerçek bir kıtlığa mahkumdurlar. Bu arada, böylesi yüksek fiyatların yanısıra, posta ve telegraf çalışanlarının Moskova Posta ve Telegraf Tedarik Merkezi'nden aldıkları yetersiz erzak yardımları (15 Ağustos 1918 tarihli kararnameye göre: bir çalışana verilmek üzere sekiz libre tutarında buğday, ve ailenin iş yapamaz durumdaki üyelerine beş libre tutarında buğday) iki aydır zaten verilmemektedir. Yerel tedarik merkezleri ellerindeki erzakları dağıtamamaktadır, ve çalışanların (Dmitrov ilçesinde 125 kişi) Moskova'ya yaptıkları başvuruya bir yanıt gelmemiştir. Bir ay önce çalışanlardan birisi kişisel olarak size yazmış, ancak şu ana kadar hiçbir yanıt almamıştır. Bu çalışanların gerçekten de umutsuz olan durumlarının tanıklığını yapmayı bir görev olarak addediyorum. Çoğunluk gerçek anlamda açlık çekiyor. Bu yüzlerinden açıkça anlaşılıyor. Çoğu nereye gideceklerini bilmeden evlerinden ayrılmaya hazırlanıyor. Ve bu arada, işlerini özenle yerine getirdiklerini samimiyetle söyleyebilirim; işlerini kavradılar ve bu işçileri kaybetmek yerel hayatın hiçbir şekilde çıkarına olmayacaktır. Diğer bölümlerde çalışan Sovyet çalışanlarının hepsinin aynı çaresiz durum içinde olduğunu eklemek istiyorum. Sonuçta, genel duruma dair bir şeyler söylemekten kaçınamayacağım. Büyük bir merkezde Moskova'da yaşarken, ülkenin gerçek koşullarını bilmek imkansızdır. Bir kimsenin mevcut deneyimler hakkındaki gerçeği bilmesi için, güncel yaşamla, gereksinimler ve talihsizliklerle, yetişkinlerin ve çocukların çektiği açlıkla, ucuz bir kerosen lamba edinmek için bürolar arasında gidilip gelinmesiyle, vb. ile yakın ilişki içinde olacağı illerde yaşaması gerekir. Bu sınavlardan başarıyla çıkmamız için bir yol vardır. Daha normal günlük yaşam koşullarına geçişte aceleci olunmalıdır. Uzun süre böyle gidemeyiz, ve kanlı bir felakete doğru gidiyoruz. Bizim için zaruri olan müttefiklerin lokomotifleri, Rus arpasının, kendirinin, keteninin, hayvan derisinin ve diğer şeylerin ihracatı, halka yardımcı olmayacaktır. Bir şey su götürmezdir. Parti diktatörlüğü kapitalist sisteme darbe indirmek için uygun bir araç olsa bile (ki bundan fazlasıyla şüpheliyim), bu yeni bir sosyalist sistemin yaratılması için zararlıdır. Gerekli olan şey yerel kurumlar, yerel kuvvetlerdir; ancak bunlar yoktur, hiçbir yerde. Bunun yerine, insan ne yana dönerse dönsün, gerçek yaşam hakkında hiçbir şey bilmeyen, kendisini binlerce hayata ve ilçelerin tahrip olmasına mal olan en ağır hataların (tekrar tekrar) işlenmesine adamış kişilerle karşılaşıyor. Yakacak odun arzını ele alınız, veya aynı amaçla baharlık tohumluklara bakınız... Yerel kuvvetlerin katılımı olmaksızın, köylü ve işçilerin kendilerini tabandan örgütlemeleri olmaksızın, yeni bir yaşam kurmak imkansızdır. Sovyetlerin tam da bu tabandan yükselen örgütlenmeler oluşturma işlevini yerine getirmiş olması beklenirdi. Ancak Rusya halihazırda yalnızca ismen var olan bir Sovyetler Cumhuriyeti haline gelmiştir. "Parti", yani genellikle yeni gelenlerin doluşması (ideolojik komünistler daha çok şehir merkezlerindedir) ve halkın idaresini ele geçirmesi, bu umut verici kurumun sovyetlerin etkisini ve yapıcı enerjisini halihazırda tahrip etmiştir. Şu durumda, Rusya'da yönetimde olanlar sovyetler değil parti komiteleridir. Ve onların örgütlenmesi bürokratik örgütlenmenin kusurlarından muzdariptir. Bugünkü düzensizlikten kurtulmak için, Rusya, görüşümce yeni bir yaşamın yaratılmasında bir etken olabilecek, yerel güçlerin yaratıcı niteliklerine geri dönmelidir. Ve bu yolun gerekli olduğu ne kadar erken erken fark edilirse, o kadar iyi olacaktır. İnsanların o zaman (yeni) toplumsal yaşam biçimlerini kabullenmesi çok daha olası olacaktır. Eğer bugünkü durum sürerse, "sosyalizm" kelimesinin bizzat kendisi bir küfre dönüşecektir. Jakobenlerin kırk yıllık yönetiminin ardından Fransa'da "eşitlik" kavramının başına gelen şey buydu. Yoldaşça selamlarımla, P. Kropotkin

 

Kaynak: "Letter To Lenin", 4 Mart 1920, Anarchy Archives.

 

Martin A. Miller'in editörlüğünü ve çevirmenliğini yaptığı P. A. Kropotkin'in Selected Writings on Anarchism and Revolution adlı kitabından alınmıştır.   

 


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy