ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Thursday, Nov 21st

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Şair ve Yazar Biyografileri Avram Noam Chomsky


Avram Noam Chomsky

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Avram Noam Chomsky

7 Aralık 1928'de Philadelphia/Pennslyvania'da doğdu. Rus göçmeni William Chomsky'nin oğludur. Babası İbranice öğretmeniydi, ve ortaçağ İbranice grameri üzerine hazırlanan bilimsel bir dergiyi çıkarmaktaydı. İlk eğitimini Philadephia'daki Oak Lane Country Day Okulu'nda ve Central Lisesi'nde aldı. 1940 ile 1945 yılları arasında New York Şehri'nin anarşist-sosyalist Yahudi entelektüel cemaatinin çalışmalarıyla haşır neşir oldu; ve Arap-Yahudi işbirliği için çalışmak üzere İsrail'e göç etmeyi planladı.
Eğitimine dil bilim, matematik ve felsefe çalışacağı Pennslyvania Üniversitesi'nde devam etti. 1945-50 yılları arasında Pennslyvania Üniversitesi öğrencisiydi ve dil bilimi öğrenimine başladı. Bu süre zarfında, Zellig Harris'in "Yapısal Dil Biliminin Yöntemi" adlı kitabının düzeltmeleri üzerine çalıştı, ve Harris'in siyaset üzerine görüşlerine karşı sempati duymaya başladı. Radikal-empirist bir felsefeci olan Nelson Goodman'ın öğrenciliğini de yaptı. 1951 yılında Goodman'ın Genç Araştırmacı Bursu önerisini kabul ederek Harvard Üniversitesi'ne gitti.
1953 yılında, Chomsky Avrupa'ya seyahat etti. Bu gezi sırasında, yapısal dil bilimini şekillendirme girişiminin işe yaramayacağına karar verdi, çünkü dil oldukça soyut doğuştan [edinilen] [ing. generative] bir olguydu. Bundan sonraki çalışmalarının bu olgunun modellenmesi ile ilgili olması gerektiğine karar vermişti. 1955 yılında Pennslyvania Üniversitesi'nden doktora derecesini aldı, ancak bu dereceyi elde etmesini sağlayan araştırmaların çoğunu 1951-55 yılları arasında Harvard Üniversitesi'nde gerçekleştirdi. Doktora derecesini almasından bu yana Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde çalışmaktadır; şu anda Modern Diller ve Dil bilimi bölümündeki Ferrari P. Ward Başkanlığı görevinde bulunmaktadır. Noam, 24 Aralık 1949'da [şu anda Harvard Üniversitesi'nde profesör olan] Carol Schatz ile evlendi, ve iki çocukları vardır.
Noam ününü dil bilimi alanında kazandı. Dil bilimin bazı tarihsel ilkelerini İbranice uzmanı olan babası William'dan edinmiştir. Aslında, Yüksek Lisans derecesi için gerçekleştirdiği ilk araştırmaları konuşulmakta olan modern İbranice hakkındaydı. Pekçok başarısının arasında en ünlü olanı, modern mantığa ve matematiksel temellere olan ilgisinden kaynaklanan üretici dil bilgisi [ing. generative grammar] üzerine olan çalışmalarıdır. Bunun sonucunda, bunu [üretici dil bilgisi'ni] doğal dillerin tanımlamasına uygulamıştır. Öğrenci olarak, Noam Pennslyvania Üniversitesi Dil bilimi profesörü olan Zellig Harris'den oldukça etkilenmiştir. Zellis'in siyasi görüşlerine olan sempatisi, onu dil bilimi alanında yüksek lisans eğitimi görmeye yönlendirmiştir.

Noam her zaman siyaset ile ilgilenmiştir, ve onu dil bilimi alanına çeken şeyin siyaset olduğu söylenir. Sosyalizm ve anarşizme doğru olan siyasi eğilimi, kendi deyişiyle "radikal New York Yahudi cemaati"nden kaynaklanmaktadır. 1965'den beri ABD dış politikasının önde gelen eleştirmenlerinden birisi olmuştur. Amerika'nın Vietnam'a karışmasına karşı öne sürülen en önemli argümanlardan kabul edilen Amerikan Gücü ve Yeni Mandarinler makalelerinden oluşan kitabını yayınlamıştır.
Chomsky, akademik alanda saygı görmüş ve pekçok defa onurlandırılmıştır. Londra Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi tarafından Onursal Doktorluk ile ödüllendirilen Chomsky, aynı zamanda dünyanın birçok yerinde konferanslara davet edilmiştir. 1967'de Berkeley'deki California Üniversitesi'nde Beckman Konferansını vermiştir. 1969'da ise Oxford Üniversitesi'nde John Locke Konferansını ve Londra Üniversitesi'nde de Sherman Anma Konferasını vermiştir.

 

Avram Noam Chomsky Hayatı

Avram Noam Chomsky, (d. 7 Aralık 1928), 7 Aralık 1928'de Philadelphia/Pennslyvania'da doğdu.

Rus göçmeni William Chomsky'nin oğludur. Babası İbranice öğretmeniydi, ve ortaçağ İbranice grameri üzerine hazırlanan bilimsel bir dergiyi çıkarmaktaydı. İlk eğitimini Philadephia'daki Oak Lane Country Day Okulu'nda ve Central Lisesi'nde aldı. 1940 ile 1945 yılları arasında New York Şehri'nin anarşist-sosyalist Yahudi entelektüel cemaatinin çalışmalarıyla haşır neşir oldu; ve Arap-Yahudi işbirliği için çalışmak üzere İsrail'e göç etmeyi planladı.
Eğitimine dil bilim, matematik ve felsefe çalışacağı Pennslyvania Üniversitesi'nde devam etti. 1945-50 yılları arasında Pennslyvania Üniversitesi öğrencisiydi ve dil bilimi öğrenimine başladı. Bu süre zarfında, Zellig Harris'in "Yapısal Dil Biliminin Yöntemi" adlı kitabının düzeltmeleri üzerine çalıştı, ve Harris'in siyaset üzerine görüşlerine karşı sempati duymaya başladı. Radikal-empirist bir felsefeci olan Nelson Goodman'ın öğrenciliğini de yaptı. 1951 yılında Goodman'ın Genç Araştırmacı Bursu önerisini kabul ederek Harvard Üniversitesi'ne gitti.
1953 yılında, Chomsky Avrupa'ya seyahat etti. Bu gezi sırasında, yapısal dil bilimini şekillendirme girişiminin işe yaramayacağına karar verdi, çünkü dil oldukça soyut doğuştan [edinilen] [ing. generative] bir olguydu. Bundan sonraki çalışmalarının bu olgunun modellenmesi ile ilgili olması gerektiğine karar vermişti. 1955 yılında Pennslyvania Üniversitesi'nden doktora derecesini aldı, ancak bu dereceyi elde etmesini sağlayan araştırmaların çoğunu 1951-55 yılları arasında Harvard Üniversitesi'nde gerçekleştirdi. Doktora derecesini almasından bu yana Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde çalışmaktadır; şu anda Modern Diller ve Dil bilimi bölümündeki Ferrari P. Ward Başkanlığı görevinde bulunmaktadır. Noam, 24 Aralık 1949'da [şu anda Harvard Üniversitesi'nde profesör olan] Carol Schatz ile evlendi, ve iki çocukları vardır.
Noam ününü dil bilimi alanında kazandı. Dil bilimin bazı tarihsel ilkelerini İbranice uzmanı olan babası William'dan edinmiştir. Aslında, Yüksek Lisans derecesi için gerçekleştirdiği ilk araştırmaları konuşulmakta olan modern İbranice hakkındaydı. Pekçok başarısının arasında en ünlü olanı, modern mantığa ve matematiksel temellere olan ilgisinden kaynaklanan üretici dil bilgisi [ing. generative grammar] üzerine olan çalışmalarıdır. Bunun sonucunda, bunu [üretici dil bilgisi'ni] doğal dillerin tanımlamasına uygulamıştır. Öğrenci olarak, Noam Pennslyvania Üniversitesi Dil bilimi profesörü olan Zellig Harris'den oldukça etkilenmiştir. Zellis'in siyasi görüşlerine olan sempatisi, onu dil bilimi alanında yüksek lisans eğitimi görmeye yönlendirmiştir.

Noam her zaman siyaset ile ilgilenmiştir, ve onu dil bilimi alanına çeken şeyin siyaset olduğu söylenir. Sosyalizm ve anarşizme doğru olan siyasi eğilimi, kendi deyişiyle "radikal New York Yahudi cemaati"nden kaynaklanmaktadır. 1965'den beri ABD dış politikasının önde gelen eleştirmenlerinden birisi olmuştur. Amerika'nın Vietnam'a karışmasına karşı öne sürülen en önemli argümanlardan kabul edilen Amerikan Gücü ve Yeni Mandarinler makalelerinden oluşan kitabını yayınlamıştır.
Chomsky, akademik alanda saygı görmüş ve pekçok defa onurlandırılmıştır. Londra Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi tarafından Onursal Doktorluk ile ödüllendirilen Chomsky, aynı zamanda dünyanın birçok yerinde konferanslara davet edilmiştir. 1967'de Berkeley'deki California Üniversitesi'nde Beckman Konferansını vermiştir. 1969'da ise Oxford Üniversitesi'nde John Locke Konferansını ve Londra Üniversitesi'nde de Sherman Anma Konferasını vermiştir.

Türkçeye Çevrilmiş Eserleri

• Dil ve Zihin (2001), Ankara, Ayraç Yayınevi. (Language and Mind kitabının çevirisi)
• Dil ve Sorumluluk (2002) , Ekin Yayınları. (Language and Responsibility kitabının çevirisi)
• 11 Eylül (2002), Om Yayınevi.
• 11 Eylül ve Sonrası Dünya Nereye Gidiyor? (2002), Aram Yayınları.
• Amerikan Müdahaleciliği (2001), Aram Yayınları.
• Batı'nın Yeni Standartları Kosova, Doğu Timor ve Dünyaya Hükmeden Yeni Kuşak (2002), Everest Yayınları
• Demokrasi Gerçek ve Hayal (2001), Pınar Yayınları.
• Demokratik İdeallerin Çöküşü (1997), Pınar Yayınları.
• Dünya Düzeni: Eskisi Yenisi (2000), Metis Yayınları.
• Düşük Yoğunluklu Demokrasi Yeni Dünya Düzeni ve Yeni Politik Güçler (1995), (Samir Amin, Andre Gunder Frank ile birlikte), Alan Yayıncılık
• Halkın Sırtından Kazanç (2000), Om Yayınevi.
• Kader Üçgeni (1993), İletişim Yayınevi.
• Korsanlar ve İmparatorlar Gerçek Dünyada Uluslararası Terörizm (1991), Akademi Yayınları.
• Medya Denetimi Immediast Bildirgesi (1995), Tümzamanlar Yayınları.
• Medya Gerçeği (1999), Tümzamanlar Yayınları.
• Medya Gerçeği (2002), Everest Yayınları.
• Modern Çağda Entellektüellerin Rolü (1994), Pınar Yayınları.
• Noam Chomsky Bir Muhalifin Yaşamı (2001), (Robert F. Barsky), Doğan Kitapçılık.
• Noam Chomsky ile İki Saat (2003), (Denis Robert, Weronika Zarachowicz ), Plan B Yayınları
• Sam Amca Ne İstiyor İkinci Dünya Savaşı'ndan Günümüze Amerikan Politikaları (2000), Minerva Yayınları.
• Sömürgecilikten Küreselleşmeye Ütopya Yayınevi
• Terörizm Efsanesi (1999),(Edward S. Herman, Gerry O'Sullivan, Alexander George ile birlikte) Ayraç Yayınevi.
• Terörizm Kültürü (2002), Pınar Yayınları
• Yeni Dünya Düzeninde Yalanlar ve Gerçekler (2000), Mavi Ada.
• Yeni Dünya Düzeninde Yalanlar ve Gerçekler Sarmal Yayınevi.
{mospagebreak title=Türkiye Röportajı}
Avram Noam Chomsky, Ntv/Türkiye Röportajı
Soru: Hoşgeldiniz Sayın Naom Chomsky. 11 Eylül saldırılarının nedenlerine gelecek olursak, sizce nedenleri neydi bu saldırıların nedeni? Bu İsrail - Filistin sorunu muydu bütün bunların sebebi? Amerika’nın Ortadoğu’daki konumu muydu? Yoksa küreselleşme miydi?

Avram Noam Chomsky: Bence bunlardan hiçbirisi değildi. 11 Eylül saldırılarının El Kaide tarafından ya da benzer bir terörist örgüt tarafından gerçekleştirildiğini varsayıyorum. Yani radikal İslamcı bir örgüt tarafından, bir organizasyon tarafından gerçekleştirildiğini ve CIA ve İngilizler, Suudi Arabistan ve Mısır tarafından eğitilen, onlara silah sağlanan özellikle Rusya’ya karşı bir cihat için yardım edilen ve terörist bir örgüt tarafından gerçekleştirildiğini düşünüyorum. Bundan 20 yıl önce de Mısır Kralını öldürenler de onlardı. Ve 1980’li yıllarda da terörist faaliyetlerini Rusya içinde sürdürdüler. Ve öylesine bir saldırıya girdiler ki, sonuçta bazı savaşlar yaşandı. Ve sürekli olarak ne yapmak istediklerini söylediler. 20 yıldır da tutarlılık gösterdiler ve söyledikleriyle faaliyetlerinde zaman zaman tutarlı oldular.

Onlar kötülükleri topraklarından atmak istiyorlar. Yani kafirleri Müslüman topraklarından atmak istiyorlar. Ve Ruslar Afanistan’dan ayrıldıktan sonra radikal İslamcı gruplar, terörist faaliyetlerine bir son verdiler. Rusya’ya karşı Afganistan’dan gelen terör sona erdi. Ardından Çeçenistan’dan devam ettiler. Ancak burada da amaç yine kafirleri topraklarından çıkarmaktı. Sonra ABD’ye döndüler. Onların bakış açıları açısından ABD, Suudi Arabistan’ı işgal ediyor. Onların bakış açısını kabul edemeyiz derken, anlayış göstermemiz gerekiyor. Onlar sürekli olarak bunu söylüyorlar ve yaptıkları da zaten bu. Dünya Ticaret Merkezini 1993 yılında da ortadan kaldırmaya çalışmışlardı. Bu küreselleşmeden kaynaklanmıyordu. Yani söyledikleri şeyi yapmaya çalışıyorlar. Şu anda hedeflerine baktığımız zaman, onların hedeflerini açıkça dile getiriyorlar. Aşırı bir şeriat düzeni kurmaya çalışıyorlar, İslam dünyasına bir şeriat düzeni kurmaya çılışıyorlar. Hatta öylesine aşırı ki Suudi Arabistan onların hedeflerine ulaşamıyor. Yani şu ana kadar İslam dünyasında böylesi bir destek görmediler, İslam dünyası tarafından desteklenmiyorlar. Ancak destek elde etmeye çalışıyorlar. İsrail ve Filistin sorununa gelecek olursak da, tabiki sivil halka zarar veriliyor, Irak halkının ya da Saddam Hüseyin’e zarar verilmesi, ABD yıllardır bütün bunları gözardı ediyor. Hiçbir şekilde demokratik bir düzen getirilemiyor bölgeye. Bütün bunlar ortak görüşler. Wall Street Journal mesela son derece radikal bir gazete ve 11 Eylül saldırılarının ardından ilk defa özellikle de zengin Müslümanların bakış açılarını değerlendirmeye çalıştılar, onları araştırmaya başladılar, uluslararası kuruluşlarda çalışan ABD’nin küresel düzeni içinde çalışan herkesi araştırmaya başladılar ve onlar da aynı şeyi söylüyorlar. Evet, onlar Avrupa düzeni içerisinde bulunuyorlar ve otomobillerinden nefret ediyorlar ama buna rağmen de ABD’nin özellikle de askeri rejimlere destek verdiklerini, şiddetli destek verdiğini mesela İsrail işgaline destek verdiğini, onlar da bunu kabul ediyorlar. Bölgedeki görüş şu anda bu, ve bunlar yeni görüşler değil.

Soru: Bu eleştiriler daha önce de yapılıyordu ve şimdi 11 Eylül saldırılarının ardından baktığımız zaman çok daha fazla ABD için eleştiriler geldiğini görüyoruz. Geçmişte, uzun zamandır en azından bu kadar şiddetli eleştiriler görülmüyordu. Sizce bütün bunlar yeni bir dönemin başlangıcı olabilir mi? Yeni bir dönemin başladığını söyleyebilir miyiz? Yoksa yine aynı şeyler mi, özellikle de Amerikan yönetiminde yeni bir dönemin başlatıldığını ve nasıl değerlendiriyorsunuz..?

Avram Noam Chomsky: İnsanlar farklı şekillerde tepki gösteriyorlar. Amerikan yönetimine de dünyadaki her hükümet gibi tepki gösterdiler. Çok daha şiddet ve baskıcı olmak için bunu bir fırsat olarak değerlendirdiler. Türkiye de 11 Eylül saldırılarının ardından politikalarını aynı şekilde değiştirecektir. Yani kendi gündemlerini daha şiddetle takip etmeye başlayacaklardır. Bütün hükümetler bunu yapacaktır. Ancak söz konusu olan toplum olduğu zaman bu çok daha karmaşıktır. Şimdi artık toplumlar daha açık hale geldi, daha fazla sorular sorulmaya başladı. Daha önce hiç gündeme gelmeyen konular gündeme gelmeye başladı. Mesela Wall Street Journel Gazetesinden bahsettim, onlar da eleştirilerde bulunmaya başladılar. Binlerce insan tartışmaya başladı.

Soru: Dış politikadan bahsetmek istiyorum. Özellikle de akademisyenlere bakıyoruz, mesela Cumhuriyetçiler eleştirilerde bulunmaya başladılar. Özellikle de Amerika’nın dış politikasını eleştirmeye başladılar. Gerçekten son derece önemli tartışmalar devam etti. Gördüğümüz kadarıyla Irak konusunda önemli tartışmalar devam ediyor. Terörizm, savaş mücadelesi sizce etki elemanları da içinde barındırıyor mu?

Avram Noam Chomsky: Evet, entellektüeller arasındaki tartışmalar belirli taktiklere dayanan ve ortak çerçevelerde ilerleyen tartışmalardır. Onlar adaletin, asaletin Amerikan dış politikasını değerlendirirken yeni bir dünya ihtiyacından bahsediyorlar. ABD’nin çıkarlarına göre yönlendirilecek bir dünyadan bahsediyorlar. Bu tartışmalar her zaman devam edegelmiştir. Ve bu ortak herkesin bildiği bir şeydir. Bunu yargılamaya gerek yok. Ancak bunun toplum içinde geçerli olmadığını söyleyebilirim. Ama elitler arasında bu tartışmalar her zaman devam etmiştir. Ancak tabiki “Irak’a saldırmak iyi bir fikir değil mi? Bu bize zarar verir mi?” gibisinden sorular sorulmaya başlandı entellektüeller arasında da, Türkiye’de bu tarz sorular sorulduğunu biliyorum. Ancak bütün bunlar taktiklere dayanan tartışmalar. Ve her türlü güç düzeninde görüleceğini düşünüyorum bu tarz tartışmaların. Ancak belirli eleştiriler getirilmeye başladığını görüyoruz. Özellikle de gücün kullanımına belirli eleştiriler getirilmeye başladı. Genel olarak da bunun için de eleştiriler geliştirilmeye başlandı. Elitlere ve diğer üst şeylere kıyasla toplum çok daha farklıdır. Mesela küreselleşmeden bahsedelim isterseniz. Entellektüeller küreselleşmeyi kullanmıyorlar. Ancak küreselleşmeye baktığımız zaman gerçekten bütün elitlerin buna destek verdiklerini görüyoruz. Ancak bir bölümü buna karşı çıkıyor. Öylesine büyük hareketler olduğunu görüyoruz ki bunlar.. Bazı müzakereler kapalı kapılar ardında devam ediyor. Ancak hala eleştiriler devam ediyor. Bush yönetimi, son derece hızlı bir şekilde mevzuatlar ve yasaları çıkarmaya başladılar ve bunun ilk fırsatını kullandılar. Buna geçmişte karşı çıkacağını bilmiyorlardı. Evet, bütün bunları kullanıyorlar. Yeni mevzuatları, yasaları kabul ettirmeye çalışıyorlar gelecekteki amaçlarına ulaşmak için. Yani Bush yönetiminin müzakereler, uluslararası araştırmalarımız vardı. Ve halkın katılımı ya da kongrenin katılımı olmadan bunları yapma şansı verildi.

Soru: Geçmişte böyle şeyler olmuş muydu?

Avram Noam Chomsky: Tabi ki bütün bunlara geçmişte izin verilemezdi ancak artık bu şekilde yapılması gerekiyor. Ve halk desteği de sağlanabiliyor.

Soru: Evet, NATO konusuna gelmek istiyorum. Sizin değerlendirmeleriniz ne olacak? 11 Eylül olaylarından önce ve sonra nasıl?

Avram Noam Chomsky: Her zaman aynı bence. Son derece büyük kurumlardan oluşuyor. Medya kuruluşlarından bahsediyoruz. Kendi işleri var. Onlar seyircilerini başka işlere yani reklamcılara satıyorlar. Bu nedenle de gazeteciler de aynı şekilde, medyada da aynı şeyi görüyoruz. Mesela internette de aynı şeyler görülüyor. Ve bazı şeyler sunuluyor. Televizyon düğmesini açtıkları zaman genel olarak kendi işlerini yapmak istiyorlar. Seyircilerine reklamcılara ön plana çıkarmaya çalışıyorlar. Reklamcılar da başka iş alanları... Böylesine kurumsal bir yapı derken, başka kurumları seyirciler, reklamlar aracılığıyla sunulurken nasıl değişim yaratılmasını bekleyebilirz ki? Tabi belirli açıların satıcıların ve alıcıların çıkarlarının arasındaki dengeler de gözönünde bulunduruluyor. Ve siyasi sınır, mesela nüfusun yüzde 20’si New York Times örneğnde olduğu gibi bu medyadan etkileniyor.

Soru: Gerçekten son derece ilginç bir olgu. Amerikan toplumunu incelediğiniz zaman bütün kesimlere baktığınız zaman yeni bir olgu ortaya çıktı. Mesela Arap kanalı ortaya çıktı. Çatışmanın artık kavramı ortaya çıkmaya başladı. Medeniyetlerin çatışması bu noktada bazı algılamaların çatışmaları ortaya çıktı. Bu konudaki görüşleriniz ne olacak?

Avram Noam Chomsky: Evet son derece demokratik tartışmalar olduğunu söylüyorum. Bence olan biten son derece ilginç. Bu Arap kanalı konusunda yorumda bulunman. İzlemiyorum ve yorum yapamam. Televizyon izlemiyorum. Ancak gösterilen tepki son derece ilginç. Televizyon, aslında Arap dünyasının dünyaya açılan ilk kanalıydı. Ve dünyanın her yerinden farklı görüşleri de yayınlanıyordu. ABD, ancak Katar Emiri Washington’a geldiği zaman son derece sinirlendi. Kendisi uyarıldı, Colin Powell tarafından uyarıldı. Özellikle Arap kanalının ABD’nin istemediği şeyleri yayınlamasını engellemesi istendi. Ve ABD’nin basın konferansında şunu söylediler. Kendisinin Katar olarak biz düşünce özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü savunacağız. Özgür ve açık yürekli olan televizyon kanalını kapatmayacağını söylediler. Gerçekten bu inanılmaz bir şeydi. Wall Street Journal gazetesi bu haberi veren ilk gazete oldu. Şu anda ABD, açık ve özgür medyayı istemiyor ve ilk defa da gerçekleşen bir şeydi. 1970’li yıllara geri dönelim. O zamana baktığımız zaman UNESCO’nun çabalarını görüyoruz. Yeni bilgi düzeni adı verilen bir program başlatmaya çalışmıştı. Yani, ikinci dünya ülkeleri, güneydeki ülkelerin de katılımı sağlanacaktı. Uluslararası medyaya onlar da katılacaktı. Sadece tüketiciler, zenginler, zengin sınıf katılmayacak. Bu da ABD’nin hoşuna gitmedi. Ve ABD, UNESCO’ya karşı niye böylesi bir tutum içerisine girdiğini, UNESCO’nun nasıl basın özgürlüğünü gözardı ettiği yönünde bir sürü yalanlar söyledi. Bunların hepsi yalan ama bunlar ortaya çıktı. Yalanlar devam etti. Bence, ABD’nde yayınlanan araştırmalar da bunu ortaya çıkardı. Ve güçlüler şunun çok iyi farkındalar. Düşüncenin de mutlaka kontrol altında tutulması gerekiyor. Kimsenin özgür bırakılmaması gerekiyor bu açıdan.


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy