ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Wednesday, Jul 15th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Shakespeare Lady Macbeth'in İç Dünyası


Lady Macbeth'in İç Dünyası

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Lady MacbethLADY MACBETH’İN İÇ DÜNYASI

 

Shakespeare, dört büyük tragedyasından biri olan ve İskoçya söylencelerine dayanan “Macbeth”i 1605 ve 1606 yılları arasında yazdı.Onun temel kaynağı Raphael Holinshed’di. Yazarın en kısa tragedyası olan bu oyun,klasik tragedya anlayışına da en uygun olan oyunudur.Yalnızca psikolojik derinliği ile değil,aynı zamanda iktidar temasını da evrensel bir yaklaşımla işlemesiyle de ilginçtir.Güç ve çıkar hırsıyla yanıp tutuşanların,kendi yollarında her türlü dalavereyi ve acımasız planları nasıl uyguladıklarını ve katlandıkları sonuçları işler.

İktidar temasını Shakespeare, Macbeth kişiliği ile verirken,onun bu yanını yükselme hırsıyla körükleyen ve içinde yatan bu tutkuyu ateşleyen Lady Macbeth kişiliğiyle daha da zenginleştirmiştir.Bertrand Russel iktidarı “düşlenen ve sonuçların elde edilmesi” olarak tanımlamıştır.Macbeth cadılar yoluyla düşlenen sonucu yaşarken,Lady Macbeth düşlenen sonucun hazırlayıcısı olarak zaten bu ihtirasla donanmıştır.

Erich Fromm,insanın tutku ve arzularını harekete geçiren gücün onun toplumsal yaşamından ve varoluş nedenini kavrama çabasından kaynaklandığını açıklamıştır.Tragedyaların bireyleri öncelikle şiddetli istek ve arzuyla tutkularının esiri olur ama sonuçta düşkünlükleri yani zaaflarının da kurbanı olurlar.Psikolojik derinliği iyi işlenmiş bu özgün karakterler tutkularına bir türlü gem vuramazlar.Freud’a göre,insanın tutkularının kaynağı,toplumsal yaşama bağlı olarak değil,kendi ruhsal yapısından kaynaklanmaktadır.Bunun tersine,Adler ise insan yaşamının gelişimini güdülere,amaçlara ulaşma isteği ile açıklamış,insan zekasının yadsınmaması gerektiğini vurgulamış ve toplumsal nedenlere değinmiştir.

Beauvoire’a göre ruh biliminin babası sayılan Freud,kadını ve onun iktidar tutkusunu açıklarken kadının cinselliğinin erkek kadar gelişmiş olduğunu ancak yaşam enerjisinin (libido) kadında ve erkekte gelişen ayrı bir olay olarak değil de bunun tamamen erkeksi bir özellik olduğunu vurgular.Böylece kadındaki yaşam enerjisinin ayrı bir biçimde ele alınmayıp erkeğe bağlı olarak geliştiğini belirtir.Özcan Köknel’e göre,Tutku (İhtiras/Passion) duygusal yaşamdan düşünce,davranış ve eyleme yansıyan belirli bir sınır ve ölçü içinde kişiliği geliştiren-olgunlaştıran  ve yücelten önemli bir güçtür.Rasim Adasal ise,tutkulu insanın her ne pahasına olursa olsun servet,soyluluk,iktidar ve ün gibi değerlere ulaşmak sevda ve çabasında olduğunu vurgular.Sonuçta kadında gelişen iktidar duygusunun kaynağını iki farklı noktaya dayandırarak açıklamışlardır.Biri kadının psikolojik yapısıyla gelişen iktidar tutkusu ki ruhbilimciler kadının iktidar tutkusunu onun psikolojik ve cinsel yaşamına bağlarken,tarihsel maddeci görüş,kadının iktidar tutkusunu toplumsal değerlere dayandırmaktadır.

Shakespeare’in tek bir konuyu ve iktidar tutkusu temasını işleyen oyununda konuyu dağıtmadan derinleştiği içinde olaylar baş döndürücü bir hızla gelişir.Konu birliğini bozmayan bu oyun iki insanın zaaflarını ve düştükleri sonucu tempolu bir gelişimle verir.Shakespeare,bu tempolu gelişim içerisinde eşsiz bir Lady Macbeth karakteri yaratır.Dayandığı kaynaklardan konunun anahtarını alan yazar,karakter yaratmadaki ustalığını gösterir.Macbeth’e göre oyundaki cadılar suçlu isteklerin simgesidir,oysa Lady Macbeth’in bilinçaltını gün ışığına çıkaran cadılar karşısında onun irkilmesini Moulton,daha önce karısıyla Kral Duncan’ı ortadan kaldırma kararının getirdiği,sırrın açığa vurulmasının bu ürküntü ve irkilmeye neden olduğu şeklinde açıklar.

Kral olma umudunu kadere bırakmak istemeyen Macbeth karşısında Lady Macbeth kesin ve kararlıdır.Belki de ürktüğü tek şey,kocasının huyudur.O insan doğasını sınırlayan kuralları aşma cesaretine sahip değildir.Oysa Lady Macbeth,üstelik Duncan’ın konukları olacağını öğrendikten sonra daha büyük bir istekle kadınlığından kurtulmayı,tepeden tırnağa zulümle dolmayı ve sütünün zehre dönmesini ister.Annelik duygusunun simgesi olan bu süt,zehre dönüştüğünde vicdan azabıyla kendisini zehirleyecek ve yok edecektir.

Lady Macbeth,oyuna egemen olacak bir koyu karanlığın dünyayı sarmasını ister ve bu eyleme hiçbir Tanrı’nın engel olmaması arzusunu dile getirir.Yine de kararsızlıklar içinde bocalayan Macbeth’i tıpkı cadılar gibi yeni unvanıyla selamlar.Ertesi gün gitmek niyetinde olan kralın bu şatodan canlı çıkmayacağını kesinlikle belirtir.Sonuçta Macbeth karısının iradesine boyun eğecektir.İlginçtir ki,Kral Duncan,şatonun hanımına karşı içtenlikle yönelirken şatonun hanımı Lady Macbeth,konuşmalarında ikiyüzlüdür.Macbeth,kararında cayacağı sırada da kocasını pısırık,korkak ve dönek olmakla suçlar.Daha da öteye giderek onun erkekçe davranması gerektiğini,kararsız ve güçsüz bir adamın sevgisine de inanılmayacağını söyler.Ona bir bebeği sevmenin güzelliğini anlatır ama Macbeth gibi dönek olmaktansa o bebeği göğsünden kopararak öldürülebileceğini de söyler.Macbeth’in öldürme kararı üzerine bir yemini yoktur,böyle bir yemini olmasa da, “ ya başaramazsak” diye kekeler.Oysa Lady Macbeth amansız bir plan hazırlamıştır.Artık kadınlığından sıyrılmış,zalimliğin simgesi olmuştur.

Şatonun uşaklarına bol bol bahşiş dağıtan Kral Duncan,ona da bir yüzük hediye etmiştir.Zorbalığın karşısında bu incelik,tragedyanın acı alaylarından yalnızca biridir.Düşlerin adamı Macbeth,oyun boyunca karabasanlar yaşar,”uykuyu öldürür”…Artık Lady Macbeth,planını uygulayacak,kocası hesabına da cesaret göstermek için içki içki içer ve bu içkinin kralın adamlarını sızdırırken kendisini tam tersine coşturduğunu söyler.Bu kararlılık psikolojisi içindeyken bir yandan da duyduğu her sesten irkilen bir yapı içindedir.Baykuşu bile “uğursuz zangoç” diye nitelemesi bundandır.

Shakespeare,oyunda cinayeti perde arkasında verir.Amaç cinayetten çok,vicdan azabı,öldürülen kraldan çok katilin perişanlığını göstermektir.Kralı babasına benzettiği için öldüremeyen Lady Macbeth biliçaltına zorla ittiği bu duygularının ağır bastığı finalde intihar edecektir.Kanlı hançerlerle aşağıya inen Macbeth’in şaşkınlığına karşılık Lady Macbeth ileride kendisinin gelişimini ortaya çıkaracak olan şu sözleri söyler:”Böylesine düşünmeye gelmez bu işler/Aklını kaçırır insan.”. Aslında Lady Macbeth kocasının hayal gücünden yoksun olduğu için onu anlamakta güçlük çeker.Üstelik planını sürdürme çabasındadır.Kanı bulaştıracağını söyleyen Lady Macbeth,o kan lekesinden ömür boyunca istese de kurtulamayacaktır.Soğukkanlı bu kadın kapının vuruluşunda da kararlıdır,oysa Macbeth bu gürültünün ölen krala can vermesini diler.Bu ikili ilişkileri insanlardan uzak,karanlık bir cehenneme sürükler onları…Gerçeğe dönüş kapının vurulmasıyla başlar.Macbeth için korkunç olan bu gecede Lady Macbeth hiçbir şey olmamış gibi davranır ve cinayet karşısında yalnız sahte bir çığlık atar.Suç kralın odasında yatanlara yüklenir.Bu da Lady Macbeth’in önceden hesapladığı suçun göstergesidir.Kralı kanlar içinde görmeye dayanamadığını anlatan kocasını kadınca bir hileyle kurtarmak isteyen Lady Macbeth,bayılma numarası yapar.Bunun gerginlik sonucunda olduğunu vurgulayan eleştirmenler de var.Ancak sonuçta,o kocasını kurtarır.İskoçya’ya kaçan varisler ise,hain durumuna düşer.

Tragedyanın üzerine çöken bu koyu karanlığın egemen tek rengi kan kırmızısıdır.Oyun kan sözcüğü ile bezenmiştir.İmgelere kan motifi yerleşmişken bu kez iktidarı elinde tutan Macbeth’in acımasızlığa giden tutumu oyuna hakim olmaya başlar.İlkin,Banquo’yu öldürme kararı alır.Oyunun başında güçlü planlar hazırlayan Lady Macbeth’in bundan haberi bile yoktur.Kendi iradesini elinden kaçıran Lady Macbeth,pasif bir seyirci konumuna düşer.Ona göre ölüp gitmek cinayetler işlemekten,kuşkular içinde yaşamaktan hayırlıdır.İşte bu ölüm isteği,onu intihara itecektir.Kocasını çağırtır ve onu tatlı tatlı azarlarken,çaresizliklerin unutmakla çözülebileceğini söyler.Macbeth acı ve bezginliğini ortaya koyarken,Lady Macbeth bunu gizler ve bilinçaltına iter.O artık cinayetlerin önüne geçemeyen,kocasına salt öğüt veren bir kadındır.Macbeth’in kafası akreplerle doludur.Banquo’nun öldürüldüğünü ama Fleance’ın kaçtığını öğrenir.Hayalet görmeye başlayan Macbeth’in hezeyanları karşısında Lady Macbeth,hala soğukkanlıdır.Bunun gençliğine dayanan bir rahatsızlık olduğunu,ilgilenilmemesini ister ve bir ananın oğlunu azarlaması gibi azarlar onu…İkiyüzlülükle Banquo’nun şerefine kadeh kaldırır.Giderek artan hayalet korkusunu önleyemeyen Lady Macbeth,kocasının fenalaştığını söyleyerek herkesi gönderir.Macbeth sayıklar : Çok kan akacaktır,cinayetler er geç meydana çıkacaktır.Acı bir ironi taşıyan Lady Macbeth’in kocasına söylediği,her şeyden çok uykunun gerektirdiği sözleri,onun da dayanma gücünün sonudur.Ellerindeki kan lekelerinin çıkması için acı içinde kıvranacaktır artık.Ardı ardına hayaletler görür,öldürtmediği Macduff’ın yerine,karısını ve suçsuz çocuklarını öldürtür.

Lady Macbeth,kocasına uyumasını salık verdiği sahneden bu yana ilk kez karşımıza çıkışında,kendisi uyuyamamaktadır ve uykusunda gezmektedir.Onun hizmetindeki bir kadın durumu hekime anlatır.Üstelik suçu açığa vuran tehlikeli sözler söylemektedir.Sahnede görülen artık mum gibi erimiş bir kişiliktir.Oyun boyunca karanlığı isteyen bu kadın,uykuda yürüdüğü sürece başucunda hep bulunmasını istediği mumu taşımaktadır.Sürekli ellerini ovuşturur.Olay ve zaman kavramını yitirmenin yanı sıra,haberi olmadığı cinayetlerin de vicdan azabını çeker duruma gelmiştir.Cinayetleri karıştırır,Macbeth’i azarlar,kapının vurulduğunu duyar.Ruhen ölmüş olan bu kadının durumuna tıp çare bulmayacaktır; ancak bir rahip gereklidir.Bu onu,sahnede son görüşümüzdür.Çelik iradeli Lady Macbeth,kocasının tahta oturması için acımasızken,kocasının yararına davrandığını sansa da,kendisini örnek bir eş olarak gösterse de kendi yararına haris olmayan bir karakterdir ve acı sonu yaşar.

Kötülüğü uyandıran Lady Macbeth’tir,imgelem genişliği içinde bunu uygulayan ise Macbeth’tir.Onun suça itişi sonucunda birbirlerinin suç ortağı bu iki kişinin ilk cinayetini planlayan yine Lady Macbeth’tir.

Tüm bu nedenlerle bükülmez bir iradeye sahip olduğu sanılan Lady Macbeth’in trajik düşüşü,imgelem gücü yerine planlama gücüyle bilinçaltına itilen duyguların Lady Macbeth karakterindeki ani çöküşün nedenleri olmuştur.Lady Macbeth’in ölüm haberi,karanlıklarda ruhunu arayan,yürüyen bir gölgenin yok oluşudur.Oysa başlangıçta belki de kocasının güçsüzlüğünü kapatmak için kadınlığından sıyrılıp iktidar tutkusunu yaşamıştır.

 

Macbeth,onun ölümü karşısında ancak şu sözleri söyleyebilmiştir: “Er geç ölecekti Kraliçe / Er geç bir gün söylenecektir bu söz.”

Öte yandan Shakespeare’in yarattığı bu eşsiz karakterler tiyatroda,operada ve sinemada kendisine ölümsüz bir yer edinmiştir.

 

 

Hülya Nutku


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy