ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Thursday, Jun 04th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Sinema Inglourious Basterds


Inglourious Basterds

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Inglourious Basterds“Inglorious Basterds”ın konusu, Alman işgali altındaki Fransa’da başlar. Çok sevdiği ailesinin, Nazi Albay Hans Landa’nın (Christoph Waltz) tarafından katledilmesine tanıklık eden Shosanna Dreyfus (Melanie Laurent) adlı kadın, katliamdan kılpayı kurtularak Paris’e kaçar. Orada sinema salonu sahibi ve işletmecisi olarak yeni bir kimlik edinir.

Aynı günlerda Avrupa’nın başka bir köşesinde Teğmen Aldo Raine (Brad Pitt), Yahudi askerler tarafından kurulan bir grubu düşmana karşı misilleme yapma amacıyla organize etmektedir. Düşmanları tarafından “Piçler” yakıştırmasıyla bilinen Raine’ın grubu, Nazi Almanyasının önde gidenlerine zarar verme misyonunu üstlenmiştir.

Bu amaçla, Alman sinema oyuncusu ve gizli ajan Bridget Von Hammersmark (Diane Kruger) ile işbirliği yaparlar. Shasoanna’nın kendi intikamını alma planlarını yaptığı bir sinema salonunun çatısı altında hepsinin kaderleri kesişecektir.

Aldığı Yorumlar:

1.

Inglourious Basterds, hiç tereddütsüz izlediğim en iyi Tarantino filmleri arasındaydı diyebilirim. Zaten 18-20 dakika süren açılış sahnesi izleyicinin resmen farkında olmadan nefesini tutmasına neden olacak kadar iyiydi. Öyle böyle değil.

Film 8 dalda oscar adayı oldu ve geçtiğimiz günlerde düzenlenen 82. Oscar Ödülleri Töreninde Christoph Waltz'a haklı olarak oscar'ı getirdi.

Tarantino'nun fetişlerine gelince, evet bu adam fetişisttir, bunu açıkça vurgular ve yaptığı işlerde ön plana çıkarır. Beni de hiç rahatsız etmemiştir. Üstüne üstlük bu detayları hep başarılı bulumuşumdur. Bu fetişist detaylardan rahatsız olanlar Tarantino filmlerini izlemeyebilirler. Bu bir tercih meselesidir ancak bu adam fetişisttir diye, kurgu, görüntü, anlatım, ses gibi diğer detaylar hakkında fikir sahibi olmadan hele hele 8 dolda oscar aday olmuş bir filmi yermek çok sığ bir davranış olacaktır.

Kısaca Tarantino abimiz sinema dünyasının sayılı isimlerinden biridir, diğer filmleri gibi zevkle izledim. Henüz izlememiş olanlara şiddetle tavsiye ederim.

2.

Yine Tarantino'nun sinefil'liğini konuşturduğu, onlarca göndermenin içine atılmış seyirci konumundayız. Oradan oraya atlayıp zıplayıp duruyor. E bundan da memnunuz. Zaten bu yüzden sevilen bir yönetmen değil mi..

E oyunculuklarda enfes. Bir Christoph Waltz gerçeği doğuruyor bu film. Birçok sahnede Brad Pitt'i geri plana sürükleyen bir oyunculuk. Sarsıyor, eğlendiriyor vs vs..

Görselliğe de birşey söyleyemeyiz. Herşey ayarında, herşey tıkırında.

Görüntü müzik eşlemesinin de tadından yenmiyor. Çok başarılı müzikler ve parçalar kullanılmış. Bu kısımda da hiçbir sorun yok.

E peki bu filmde göze batan sorunlar ne ?

Bence;

1) Filmin süresi uzun. Bazı sahneleri kısaltsa ya da tümden yok etse bile göze çarpan birşey olmayacaktır. Diyaloglar zaman zaman sıkıcı bir hale geliyor.. Tamam, seyirciyi aksiyona hazırlamak ya da şaşırtmak için bu tip bir kurgu anlayışındasın, bunun farkındayız ama sende seyircinin bazı anlarda "farkındalık" yaşayabileceğini bilmelisin. Ki bence gayet iyi biliyorsun ama egon bunu kabullenmek istemiyor...

2) Bir aksan meselesidir almış başını gidiyor. Tamam amaca hizmet için kullanıyorsun da, e biraz ayarında kalsa olamaz mıydı ?

3) Filmde küçük detaylarla şaşırtmak istiyorsun, başarıyorsun da.. Peki finale doğru bu düzenek neden bozuluyor ? Finalde seyirciye rahat bir nefes aldırmak ve boşalım sağlatmaksa, makul bir nedenin var ama senden beklenebilecek bir tutum değil bu...


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy