ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Thursday, Nov 14th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT



Guguk Kuşu

e-Posta Yazdır

Reklamlar
{mosimage}

Dünya çapında büyük beğeni gören filmin ünlü yönetmeni Milos Forman'ın oyuncu seçimi hikayeyle mükemmel bir uyum sağlıyor. Şu sıralar aklaşmış saçları ve yün hırkasıyla, genellikle komedi filmlerinde görmeye başladığımız efsane oyuncu Jack Nicholson'ın filmdeki oyunculuğu 5 yıl sonra çekilecek olan The Shining için hazırlık yapılıyormuş hissi uyandırıyor. Dudaklarındaki kötü adam gülümsemesi bir yana, bu dünyaya ait değilmiş gibi bakan suratı da oyunculuğuna eklenince ortaya şaheser denebilecek bir film çıkıyor. Sahnelerin birçoğunun fotoğraf karesi tadında olması ise filme ayrı bir güzellik katıyor.

Jack Nicholson'un mükemmel performansının yanında, kendi alanında efsaneleşmiş diğer dev oyuncuları saymamak büyük bir haksızlık olur. Martini rolündeki Emmy ödüllü oyuncu Danny De Vito, Guguk Kuşu'ndaki oyunculuğu ve sevimliliğiyle adeta canlı bir Süper Mario imgesi yaratıyor. Oyunculuğa yeni başladığı dönemlerde çekilen filmin her karesinde görünmese bile, söylediği birkaç cümle, oynadığı karakterle seyirci arasındaki bağı kurmaya yeterli oluyor.

Bir diğer dev isim ise Taber rolündeki Christopher Lloyd. Addams Ailesi ve Postacı Kapıyı İki Kere Çalar gibi çok tanınan filmlerde de oynayan Lloyd'u seyircilerin zihnine kazıyan film tabii ki Geleceğe Dönüş (Back To The Future).

Büyük bir yönetmen ve bol yıldızlı bir oyuncu kadrosundan oluşan film, reşit olmayan bir kızla beraber olmaktan hapse giren Randle Patrick Mcmurphy'nin (Jack Nicholson) hapishanedeki uyumsuz davranışlarından dolayı akıl hastanesine gönderilmesiyle başlar. Kaldığı hastanedeki hastalarla tanışan Mcmurphy onlarla iletişim kurmaya girişir. Akıl hastası numarası yaparak tahliyesinin süresini azaltmayı planlayan Mcmurphy, "Hapishaneden çıkıp akıl hastanesine gidersem özgür olurum," fikrinden yavaş yavaş uzaklaşır. Hastane sakinleriyle kurduğu iletişim sayesinde hastalar tarafından kahraman ilan edilen Mcmurphy, hastanede çalışan Hemşire Ratched (Lousie Fletcher) ile sorunlar yaşamaya başlar. Hastanede edindiği Kızılderili arkadaşıyla anlaşıp kaçmaya karar verirler ama işler Mcmurphy'nin istediği şekilde gitmeyecektir.

Film boyunca mekan değişiklikleri oldukça az olsa da filmin anlatılışındaki akıcılık ve yalınlık sayesinde klostrofobik bir ortam hissi uyanmıyor. Her bir karakterin akıl hastası olduğu bir yerde anlatılacak hikayenin bolluğu filmin albenisini arttırıyor. Dünya sinema tarihine damgasını vurmuş çehrelerden biri olan Jack Nicholson'un, doktorlarla yaptığı ilginç diyalog, filmin en unutulmaz sahnelerinden biri olarak hafızalara kazınır nitelikte. Kimin akıllı, kimin deli olduğunu anlamanın zor olduğu bir filmdir.

Film Hakkında ;

  • 1976 yılında 9 dalda Oskar'a aday gösterilen film: En iyi erkek oyuncu Jack Nicholson; en iyi kadın oyuncu Louise Fletcher; en iyi yönetmen Milos Forman; en iyi film ve en iyi uyarlama dallarında oscara layık görülmüş en iyi müzik; en iyi yardımcı erkek oyuncu Brad Dourif; en iyi görüntü; en iyi kurgu dallarında ise sadece aday olmuştur.
  • Filmin yapımcısı olan Michael Douglas babası Kirk Douglas'ın sinemaya hep uyarlamak istediği bu filmde babasına rol vermediği için babası ile araları açılmış.
  • Film, Metallica'nın ünlü şarkılarından Welcome Home (Sanitarium) için esin kaynağı olmuştur.
  • Film, İsveç'te tam 12 sene sinemalarda gösterilerek, Dünya'daki gösterim rekorunu elinde bulunduruyor.

  • Cevaplar (0)Add Comment

    Cevap yaz
    daha küçük | daha büyük

    security code
    Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


    busy