ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Saturday, Sep 21st

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Sinema Kült Sinema Eserleri V For Vendetta


V For Vendetta

e-Posta Yazdır

Reklamlar

V For VendettaYönetmenliğini James McTeigue’ın yaptığı (kendisi Matrix üçlemesi, Dark City ve Star Wars: Episode II - Attack of the Clones filmlerinin yönetmen asistanlıklarını yapmış) senaryosunu Wachowski kardeşlerin yazdığı film bir çizgi roman uyarlaması.

80’li yıllarda Thatcher’ın iktidar olduğu zamanlarda Alan Moore’un yazdığı ve David Lloyd’un çizdiği V fro Vendetta çizgi romanı o döneme ilişkin pek çok eleştiri içerse de aslında evrensel bir hikayeyi anlatıyor . Tiranlığa karşı direnişi.. Hikaye birçok kişiye hemen ünlü 1984 Goerge Orwell romanın hatırlatıyor ama bana Yevgeni Zamyatin ‘ın Biz adlı romanını hatırlattı. Ultrafaşist bir gelecekteki İngiltere’de geçen distopik hikayede anarşist etkiler oldukça fazla, fakat filmde bunların değiştirildiğine dair pek çok iddia var. En başta V ‘nin yok etmek için değil bir amaç uğruna savaştığını anarşizmin yapıcı öğelerinin filmde bulunmadığı gibi eleştiriler var. Karakterlerde değişikliklerin olduğunu mesela Evey kitapta çaresiz, korkutulmuş birisiyken devrimci mücadelede yerini alıyor, fakat filmde bu es geçilmiş. Sonra iyi polisin olmadığı bir Hollywood filmi mümkün değil zaten, polis müdürü de hafiften değiştirilmiş. Ayrıca faşist rejim çizgi romanda çok iyi tanımlanmışken (sermaye ve iktidar ilişkisi anlamında) filmde sadece zalim bir dikta var.

Gelelim hikayeye, kahramanımız V kendisine tarihten bir idol seçmiştir: Guy Fawkes.
Eski bir asker olan Guy Fawkes patlayıcılar konusunda uzmandır. Arkadaşlarıyla beraber Kral I. James'o devirmek için Westminister Sarayı’ndaki İngiliz Parlamento Binasını, aristokrasi zirvesinde havaya uçurmaya karar verip bir plan yaptılar. Komploculardan birinin saray çevresinden bir tanıdığına,Lord Monteagle’a , 5 Kasım 1605 günü saraydan uzak durmasını tavsiye eden bir mektup göndermesi sonucu komplo ortaya çıkınca yakalandı. İşkenceye ilk 3-4 gün dayanıp hiçbir şey söylemediği rivayet ediliyor. Sonra Sarayın karşında idam edildi. 5 kasım günü Gay Fawkes gecesi olarak halen şenliklerle kutlanmaktadır. Filmde V onun maskesini giyiyor , Gay Fawkes film boyunca gülümsüyor, espri anlayışı da sağlam aslında . Filmde V binaları patlatırken Çaykofski’nin 1812 Overtürünü dinliyor. En sevdiği film Monte Kristo Kontu, dans etmeyi seviyor hatta bir bir yerde “Dans etmeden yapılan devrim yapmaya değer değildir” diyor . Söz Amerikalı anarşist feminist Emma Goldman’a ait. Ve V harfi ile ilgili bir çok ayrıntı filmin içine serpiştirilmiş. Mesela Creedy ‘nin evinde Beethoven’ın V. senfonisi çalıyor ve bu parçanın girişinde çalan ritmik kalıp mors kodunda V harfini oluşturuyor, işkence kampında V ‘nin oda numarası yine V, jukebox da V. parçayı seçiyor ama diğer tüm parçaların numarası da V , “Vi Veri Vniversum Vivus Vici" 5 adet V ‘den oluşuyor ve buna benzer bir çok ayrıntıyı sizde bulabilirsiniz.

“People should not be afraid of their governments. Governments should be afraid of their people.”
Filmin senaryosunu yazan Wachowski kardeşler filmi günümüz şartlarına 11 eylül sonrası şartlarına uyarlamışlar. Filmde dünyanın büyük güçlerinin terörizmi aslında sadece politik bir araç olarak kullandığına dair güzel göndermeler var. Kendisine en büyük düşman olarak eşcinseller, yabancılar ve müslümanları gören bir dikta rejimi bize hangi ülkeleri hatırlatıyor acaba. Kuran bulundurmanın yasak olması gibi ilginç detaylar mevcut filmde. Fakat filmde eşcinselliğe önemli bir vurgu var diğer sistem dışı öğeler fon olarak kullanılıyor. Aslında bu filmin rotasını önemli oranda değiştiren bir vurgu. Çünkü verilen mücadele bu vurguyla anarşist felsefeden arınmış oluyor. Bir özgürlük mücadelesine dönüşüyor film. Bu eşcinsel vurguda Lary Wachowski’nin katkısı olabileceğini düşünüyorum. Lary Wachowski ‘nin cinsiyet değiştireceğine dair söylenti var ve açıkça kadın elbiseleri giyip dişilik hormonları aldığı söyleniyor.

Filmi oluşturan çizgi roman, senaryodan sonra gelelim filmin kendisine. V for Vendetta aslında eğlendirici ama eğlendirirken de bir yandan dünyada da neler olup bittiğiyle ilgili düşündüren bir film. Asıl çelişki de burada zaten. Diskoda dans ederken duvardaki görüntülerde Afrika’da açlık çeken insanları görüyorsunuz. Koştuğu kulvara önemli yenilikler getiren Wachowksi kardeşlerden sonra şiddeti felsefe ve şiirle harmanlayan,bir yandan popüler kültüre bir yandan alternatif kültürlere de göz kırpan yönetmen Hollywood sinemasına hizmet ettiğini unutmuyor. İyi dövüşen kahramanımız bu kez Sheakspear’dan alıntı yapıyor bu hoşumuza gidiyor, düşünce kurşun geçirmez diyor ama düşüncenin kendisi ortada yok . Hollywood ne kadar anarşist olabilirse işte V de o kadar anarşist ve kapitalizme karşı. Fight club gibi bizim kendisini solcu, anarşist, underground zanneden ne kadar gencimiz varsa onların gönüllerini fetheden bir filmleri daha oldu. Filmde yanlış bir referans verilmiş Latince “Vi Veri Vniversum Vivus Vici “ (Hakikatin gücüyle ben yaşarken evreni fethettim ) Goethe nin Faust’unda veya başka bir faust’ta geçmiyor. Söz 20. yüzyılda yaşamış olan okkültist Aleister Crowley’e ait. Film hakkında son bir ayrıntı : filmin yapım tarihi aslında 2005 ama bir yıl gecikmeyle gösterime girmesinin sebebi Londra’ya yapılan terör saldırıları. Anlaşılan filmin ancak bir yıl sonra gösterime girmesinin daha güvenli olduğunu düşünmüşler sayın yetkililer.

V’yi canlandıran matrixin ajan smith’i Hugo Weaving’in performansı yüzünde maskesini çıkarmadan sadece sesi ve beden diliyle ve “V” harfine verdiği o eşsiz tınıyla muhteşem. John Hurt diktatör tiplemesinde oldukça başarılı. Natalie Portman burada filmin light kalmasını sağlamış ki herkesin midesine oturmasın. Stephen Rea dedektif rölünde kafası karışık çünkü yönetmen kötü polis istemiyor. Deitrich rolünde Stephen Fry çok başarılı. İkinci adam Creedy rolünde Tim Pigott-Smith performansı iyi.

 İnceleme: Rahmi Uyar


Cevaplar (6)Add Comment
Angelica

...


yazar Angelica, Mayıs 23, 2010
V: İyi akşamlar, Londra. Öncelikle yayını kestiğim için özür dilerim. Ben de sizin gibi günlük rutinin rahatlığına tanıdık olanın güvencesine, tekrarlanan döngünün huzuruna müteşekkirim. Ben de her insan gibi bunun keyfini sürüyorum. Geçmişte yaşanan ve birinin ölümü veya önemli bir kanlı mücadelenin bitmesiyle ilişkilendirilen önemli olayların genellikle bir tatil olarak kutlandığı anma havasına girmişken ne yazık ki artık hatırlanmayan bu 5 Kasım’ı zaman ayırıp konuşarak geçiririz diye düşündüm. Hiç kuşkusuz konuşmamızı istemeyenler de var. Eminim şu anda telefona emirler yağdırıyorlardır ve birazdan silahlı adamlar buraya doğru yola çıkar. Neden? Çünkü konuşmak yerine cop kullanılsa da kelimeler hiçbir zaman gücünü kaybetmez. Kelimeler, anlamanın yoludur ve kelimelere kulak verenler için gerçeğin ifade edilmesidir. Ve gerçek şu ki, bu ülkeyle ilgili korkunç bir durum söz konusudur, öyle değil mi? Kötülük ve adaletsizlik, tahammülsüzlük ve baskı. Ve bir zamanlar uygun gördüğünüz yerde, karşı çıkma, düşünme ve konuşma özgürlüğünüz varken şimdiyse karşınızda topluma uyum sağlamanızı ve boyun eğmenizi zorunlu kılan sansür ve güvenlik sistemleri var. Bu nasıl oldu? Suçlu kim? Elbette başkalarına oranla daha suçlu olanlar var ve bundan sorumlu tutulacaklar ama yine de doğruyu söylemek gerekirse gerçek suçluyu arıyorsanız aynaya bakmanızı öneririm. Bunu neden yaptığınızı biliyorum. Korkmuş olduğunuzu biliyorum. Kim korkmazdı ki? Savaş, terör, salgın hastalık. Sizi mantıktan yoksun bırakacak ve sağduyunuzu yok edecek çeşitli sorunlar vardı. Korku galip geldi ve panik haldeyken kendinizi şu anki Başbakan Adam Suttler’ın eline bıraktınız. Size düzen sözü verdi. Barış sözü verdi. Ve verdiklerinin karşılığında tek beklediği susmanız ve toplu olarak boyun eğmenizdi. Dün gece bu sessizliği bozmaya karar verdim. Dün gece Eski Bailey’yi bu ülkeye neyi kaybettiğini göstermek için yok ettim. 400 yıldan daha uzun bir süre önce, yüce bir vatandaş 5 Kasım’ı sonsuza dek belleğimize kazımak istedi. Adil olmanın, adaletin ve özgürlüğün yalnızca sözden ibaret olmadığını bir bakış açısı olduğunu göstermeyi umdu. Bu yüzden henüz bir şey görmediyseniz, bu hükümetin işlediği suçları bilmiyorsanız, o zaman 5 Kasım’ı anmadan geçip gitmesine izin vermenizi öneririm. Ama eğer benim gördüklerimi görüyorsanız, hissettiklerimi hissediyor ve aradığımı bulmak istiyorsanız o zaman bundan tam bir yıl sonra parlamento kapısında benim arkamda durmanızı istiyorum ve hep beraber onlara hiçbir zaman unutamayacakları bir 5 Kasım yaşatmayı öneriyorum.

aias

...


yazar aias, Ağustos 05, 2010
"sana hiç dokunmasam, öpmesem, bilmesem hatta tanımasam bile seni seviyorum.."
aias

...


yazar aias, Ağustos 05, 2010
hatta bir maskeye aşık olunabilir,içinde sonsuz fikir kaynağı varsa özgürlüğe uzanan..
ares

...


yazar ares, Ağustos 18, 2010
--Şimdi beni öldüreceksin değil mi?
V : Seni 10 dakika önce öldürdüm, sen uyurken.
ares

...


yazar ares, Ağustos 18, 2010
güç aracılığıyla saflık, saflık aracılığıyla inanç!!

hiçbir devrim dans olmadan doğru olmaz..

artık korkun kalmadı, özgürsün..
foetus

...


yazar foetus, Ağustos 25, 2010
YOK EDEREK DİRİLMENİN VE DİRİLTMENİN İYİ ÖRNEĞİ !
UNUTMA ... 5 KASIM'I UNUTMA VE KENDİ DEVRİMİNİ ÖNCE KENDİ İÇLİĞİNDE BAŞLAT!
SONRA YAY !
TÜM KAİNATA !

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy