ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Tuesday, Oct 22nd

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Sinema Sinema Yönetmenleri Michelangelo Antonioni


Michelangelo Antonioni

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Michelangelo AntonioniGörüntünün Mimarı: Michelangelo Antonioni   

 

Seyirciden, kendisini filmin akışına bırakmasını isteyen, olay örgüsü yerine filmde gösterilenlere kapılmasını bekleyen Antonioni’nin, mekanı kullanma tarzından filmlerindeki ‘duran’ diline, karakterlerinin boşluk hissiyatından insan ruhunun keşfedilmesine uzanan yönetmenlik serüvenini Baki Kart anlatıyor. 

 

İlk Dönemi

 

Michelangelo Antonioni 29 Ekim 1912 tarihinde doğmuştur. Ekonomi ve iş idaresi eğitimialdıktan sonra sinema alanına yönelen Antonioni, İtalya’da Yeni Gerçekçilik’in etkilerininsürdüğü bir dönemde film yapmaya başlar. Enteresan bir şekilde bu toptancı hareketinseline kapılmadan, onları kenardan izleyebilmiş bir yönetmendir. Çığlık (The Cry, Il Grido,1957) adlı filminin son sekansında Aldo (Steve Cochran), ayaklanan halkın arasında bir yabancı gibidir. İntihardan sonraki planda kamera önce kızgın kalabalığı gösterir. Ancakasıl hedefinin bu olmadığını ufak bir hareketle, seyirciye asıl ilgilendiğini, yani Aldo ile Irma’yıgösterir. İlk uzun metrajı olan Bir Aşkın Güncesi (Story of a Love Affair, Cronoca di un Amore, 1950) filmiyle doğrudan doğruya bireyin dünyasına eğildi. Filmin genel teması aşkın imkansızlığıdır.Antonioni’nin erkek ve kadın figürlerini kullanmasının ilk örneğidir bu film. Erkek, kadının iç dünyasının kapılarını aralamak ve sorgulamak için bir araçtır.Bu filmi, endüstri toplumunun yeni nesil üzerinde etkilerini yarı-belgesel bir dille anlattığı Yenikler (The Vanquisted, I Vinti, 1953) ve sinema endüstrisine bir yapımcı erkek ve oyuncu kadın çiftinin gözünden baktığı Kamelyasız Kadın (Camille Without Camelias, La Signora Senza Camelie, 1953) filmleri takip eder. Dost’da (The Girlfriends, Le Amiche, 1955) Antonioni, temalarında daha da olgunlaşarak güvensizlik duygusu, yalanın boşunalığı, karakterler arası uzaklık ve yitirilenlerin bıraktığı boşluk üzerine eğilir. Ayrıca teknik açıdan da yönetmenin uzun lanlarıyla dört kadının hayatlarından kesitler veren filmde karamsarlık baskın duygudur. Zira Dost, mutluluğa ulaşmak için bir saplantı olan aşkın boşuna bir çaba olarak bir çıkış sağlayamayacağını anlatır.

 

 Serüven ve Yabancılaşma Üçlemesi (Dörtlemesi) 

 

Antonioni filmleri bitmez. Filmler, son sahnede Antonioni’nin ‘FINE’ yazısını seyircinin gözüne sokmasıyla sonlanır. Çünkü Antonioni’de bir olay kurgusuna rastlanmaz... Bu tekniği en saf haliyle kullandığı ilk filmidir Serüven (The Adventure, L’Avventura, 1960). Bu filmle eleştirmenlerin dikkatini çekmeyi başaran Antonioni artık anlaşılamayan sanatçı olarak bir köşede kalmaktan kurtulur. Gece (The Night, La Notte, 1961) ve Güneş Tutulması (The Eclipse, L’Eclisse, 1962) filmlerinde boşluk içindeki modern bireyi ikili ilişkilerinde anlatmaya devam eder. Yabancılaşma Üçlemesi olarak adlandırılan bu üç filmi Kızıl Çöl (The Red Desert, Il Deserto Rosso, 1964) ile tamamlar. Modern hayat içindeki birey giderekbir psikolojik bunalım içinde tükenmeye başlar. İlk renkli filmi olan Kızıl Çöl’de Antonionirenkleri de anlatımında başarılı bir şekilde kullanır. Giuliana (Monica Vitti) kırmızı dekordangeçerek filmin sonunda dümensiz kaptansız bir gemide, Türkçe konuşan bir tayfayla kuramadığı iletişim yüzünden bir kez daha çıkışsızlığa ulaşmıştır. 

 

Cinayeti Gördüm Efsanesi 

 

Cinayeti Gördüm (Blow-Up, 1966), ünlü Arjantinli yazar Julio Cortazar’ın İngilizce’ye aynı adla çevrilmiş hikayesini temel alır. Hikayedeki gerçeklik sorgusunun daha derinini yaparkenaslında konuyu biraz da yüzeyselleştirerek tekrarlarla ele alır. Filmin asıl önemli noktası birgerçeklik sorgulaması olması değil, kendi özüne yani sinema üzerine düşündürdükleridir. Bu yönden Cinayeti Gördüm, büyük bir karmaşayı basit bir dille anlatmasıyla da sinema tarihindeefsane olmuş bir film niteliğini kazanır. Zabriskie Noktası’nda (Zabriskie Point,1970) Antonioni, Amerikan hayatının kendinde bıraktığı izlenimi seyircisiyle paylaşır. Bufilmdeki çift, Mark ve Daria; Amerikan hayat tarzının bireyler üzerinde yarattığı yalnızlığı veiletişimsizliği, uçsuz bucaksız çölü, bütün kalıplaşmış değerlerden soyutlanmış ve bütün kısıtlamaları bir yana itmiş olarak doldurur. Filmin özgünlüğü zamanının dışına taşan bir duyarlılık ve ileri görüşlülük taşımasıdır. Zira film, Amerikan tüketim toplumuna ve onun sosyal öğretilerine bir uyarı mesajı niteliğindedir. Yolcu (The Passenger, Professione: Reporter,1975), Jack Nicholson’ın başrolünü üstlendiği olgun bir Antonioni filmidir. Bu filmde önetmen,diğer filmlerinden farklı olarak trajik bir geçmişi olan insanın kimliğini değiştirmekyoluyla bu yazgısından kurtulma imkanının olup olmadığını sorgulamaya çalışmıştır. Finaldekiyedi dakikalık sekansın, sinemasal zamanın gerçek zamana eşlendiği bu çekiminsonunda, insan kendi geçmişinin çizdiği gerçeği aşabilirse de yeni kimliğinin dünyasınauyum sağlayamaz. 

 

Öncü Sinema Dili 

 

Son olarak Antonioni’nin öncü sinema dilinden bahsedersek, saf dramatik ve saf epikbir yapıdan yoksun yani konuşmayan ve anlatmayan bir sinema dili kullandığını görürüz.Duran, durmasıyla seyirciyi bir duygulanıma zorlayan bir dil. Belki de bu yüzden, bu atmosferikurmanın zor olması nedeniyle Antonioni’nin seyirciyle uzun zaman geçirmesi gerekir,filmlerinin süresi çoğu kez iki saati aşar. Bu süre içerisinde Antonioni’nin seyircidenbeklediği şey kendilerini filmin akışına bırakmaları ve filmin olay örgüsünü çözmeye çalışmadan—zira bir nedensellik bağı olmadan kurulmuş olaylarla karşılaşırız çoğu kez— filmin gösterdiği ile bir duygulanıma ulaşmaktır. Ayrıca Antonioni’nin karakterlerini karelere yerleştirirken mekanı kullanma tarzı da ayrı bir sanattır. Uçsuz bucaksız keşfedilmemiş mekanlar çoğu kez karakterin boşluk hissiyatını ve insan ruhunun keşfedilmesi güç noktalarının varlığını ihsas eder. Modern Avrupa sinemasını anlamak için atılacak ilk adımlardan biri Antonioni filmlerini izlemektir. (filmcenter)  

 

Filmografi 

 

. Eros……………………..   2004

. Bulutların Ötesinde……   1995

. Yolcu……………………   1975

. Cinayeti Gördüm…........   1966

. Batan Güneş……………   1962

. Gece……………………..  1962

. Macera………………….  1960  

 


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy