ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Tuesday, Apr 20th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Sinema Sinema Yönetmenleri Federiko Fellini


Federiko Fellini

e-Posta Yazdır

Reklamlar

İtalyan sinemasının dahi yönetmeni Federico Fellini, 1920 yılında dünyaya gözlerini açtı. İlk eğitimini rahibelerden aldı, daha sonra sirkte görev almak üzere okulu bıraktı. Fellini’nin renkli kişiliği o yıllarda yaşamına yön vermeye başlamıştı. Daha sonraki yıllarda karikatür ve radyo oyunları yazarak hayat mücadelesini sürdürdü.

Senaryo yazma çalışmalarıyla sinemayla flört etmeye başlayan Fellini, 27 filme imza atarak sinema tarihinde sağlam bir yer elde etti. Filmleri yeni gerçekçilik akımında konumlandırılan ünlü yönetmen, yılların ilerlemesiyle imgeler ve fantezilerle örülü bir dili benimsedi. Bu dili benimsemesinde Fellini’nin rüya defteri tutması da bir etken olarak gösterilebilir. Rüya defterinde filmlerini eskizleyen, planlarını yapan yönetmenin bu özelliği kuşkusuz filmlerinin benzersiz düş kurgusunu beslemiştir.

Onu tanıyanlar, çektiği filmleri bir kez olsun izlemeyen Fellini’nin bu alışkanlığını mükemelliyetçi yapısına dayandırır. Fellini’nin sete gelene kadar o gün ne çekeceğini tam olarak bilmemesi de Fellini efsanelerinden biridir. Akdeniz insanlarının yaşamından bölümleri, onların umutlarını, hayallerini, kadın-erkek imgelerini beyaz perdeye yansıtan yönetmenin filmlerinin karakteristik özelliklerinden biri de oldukça kilolu, iri göğüs ve kalçalara sahip birbirinden hoş bayanlara filmlerinde yer vermesidir. Sinemasının bu karakteristik özellikleri günlük yaşama “Fellini Kadınları” kavramını da katmıştır.

Federiko FelliniFellini filmlerinde abartı da baskın özelliklerden bir diğeridir. Filmlerinde bütünlük konusuna hassas yaklaşmış, yaptığı her filmin bütünün parçalarını oluşturduğunu dile getirmiş ve bunları bir araya getirince kendi yaşantısının oluştuğunu ifade etmiştir. Semboller kullanarak söylemek istediklerini farklı şekillerde ifade etmiştir.

Tam 27 filme hayat veren ünlü İtalyan yönetmenin başyapıt niteliği taşıyan dört filmi olarak “8 ½”, “Tatlı Hayat”, “Ayaklar” ve “Ruhların Julyeti” gösterilebilir. Özellikle “8 ½”, 108 farklı ülke yönetmenince sinema tarihinin en önemli 10 filminden biri olarak seçilmiştir. Bu filmde yaratma sıkıntısı ile ilgili kaygı taşıyan, ilham perisini kaybetmiş bir yönetmenin iç sıkıntılarını anlatan Fellini, bir anlamda bu filme başlamadan önce kendi başından geçen olayları beyaz perdeye yansıtır. Ortaya çıkan filmde Fellini’nin içinde bulunduğu ruhsal durumun resmi, “bir dâhinin iç dünyasının çözümlenmesi” yer alır. "Tatlı Hayat" (La Dolce Vita)’nın İtalya’da gösterime girmesi (1963) büyük skandal ve polemiklere yol açmış, Vatikan filmi yasaklamaya çalışmış fakat İtalyan halkı filme sahip çıkmıştır. Bu filmle Federico Fellini, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi, en iyi kostüm dalında da Oscar ödülünü kucaklamıştır. Birçok ödüle layık bulunan Fellini’nin 4 adet de Oscar ödülü bulunmaktadır.

“Ben gerçeği herkesin kendisinin bulması gerektiğine inanırım” diyen Fellini, filmleriyle kendi gerçek dünyasını ortaya koymuş ve sinemaseverleri de bu dünyaya ortak etmiştir. Rüyaları ve hayalleriyle şekillendirdiği sinema dünyasında bazen yerleşik değerleri eleştirmiş, bazen bir sanat eserinin oluşum sürecinde yaşanan derin bunalımı konu edinmiş, bazen de çocukluğunun geçtiği döneme giderek baskıyla bunalan bünyeleri yansıtmış ama tüm bunlara otobiyografik tınılarını serpiştirmiş, sirk havası katmış, kendi içindeki renkleri (çoğu siyah-beyaz olsa da) yansıtmıştır.

Fellini Kadını - Anita1993 yılında hayata gözlerini yuman Fellini, geride bıraktığı filmleriyle varlığını ileriye taşıyan, adını “kült” statüsüne taşımayı başarmış, dahi-deli tanımlamasına uygun, her daim yaratıcı ve ilham verici, kendi ülkesi için de gurur kaynağı olan bir yönetmen. Eğer Fellini dünyasıyla henüz tanışmadıysanız işe bir yerden başlayın ve onun dünyasının davetkâr havasına kapılmaktan kendinizi alıkoymayın.

 

Filmografi 

Oyuncu

Fellini Anlatıyor-Bulunmuş Bir Otoportre · Fellini Racconta-Un Autoritratto Ritrovato (2000) Federico Fellini Intervista (1987) Kendisi Roma (1972) 

Diğer

Intervista (1987) Yönetmen Ginger ve Fred · Ginger e Fred (1986) Yönetmen Kazanova · Casanova (1976) Yönetmen Roma (1972) Yönetmen Satyricon (1969) Yönetmen Ruhların Jülyeti · Giulietta degli spiriti (1965) Yönetmen Sekizbuçuk · 8 1/2 (1963) Yönetmen Sonsuz Sokaklar · La Strada The Road (1954) Yönetmen Aylaklar · The Young and the Passionate (1953) Yönetmen Beyaz Şeyh · Lo Sceicco bianco (1952) Yönetmen Kanun Namına · In nome della legge (1949) Senaryo Tatlı Hayat. · La Dolce Vita (1949) Yönetmen Tanrının Soytarısı Francesco · Francesco, giullare di Dio (1949) Senaryo 

 

Amarcord        

35mm / 127' 00" / Renkli
1973 / İtalya, Fransa

Yönetmen: Federico Fellini
Senaryo: Federico Fellini, Tonino Guerra
Kurgu: Ruggero Mastroianni
Görüntü: Guiseppe Rotunno
Müzik: Nino Rota
Oyuncular: Pupella Maggio, Magali Noël, Bruno Zanin, Armando Brancia
Yapım: Franco Cristaldi Produzioni (Roma), P.E.C.F (Paris)
Önemli Ödülleri: En İyi Yabancı Film Oscar - En İyi Avrupa Filmi Bodil - En İyi Film, En İyi Yönetmen David Di Donatello - En İyi Yabancı Film Fransa Film Eleştirmenleri Sendikası - En İyi Yabancı Film Amerika Ulusal Film Eleştirmenleri Birliği - En İyi Yönetmen, En İyi Film New York Film Eleştirmenleri

Roma, Fellini'nin yetişkinliğini geçirdiği kenti çıkış noktası olarak alırken, Amarcord, Fellini'nin gençliğinin taşrasına, 20 yıl önce Aylaklar'da gördüğümüze benzeyen bir kasabaya geri döner. Amarcord, ön planda anlatılan Faşizmle, Roma'nın finalinde ortaya atılan soruya verilmiş nihai bir yanıt gibidir. Amarcord'da, Fellini'nin önceki FILMLERinde hissedilen iyimserliğin kaybolduğunun belirtileri vardır.

Birçok Fellini filmi gibi Amarcord da hem geçmişe hem de geleceğe yönelik biçimsel ve tematik göndermelerle doludur. Film, Roma öncesi FILMLERde var olan tematik ve anlatısal bütünlüğe sahiptir. Yaratıcı olanaklardan vazgeçiş, Amarcord'u bir "olgunluk dönemi" filmi yapar.

Öte yandan Fellini'nin son dönem FILMLERinde belirgin olarak gözlenen ironi ve teslimiyet yerine hüzün ve nostalji bu eğilime eşlik eder. Amarcord'daki hüzün, Miranda'nın ölümü ve cenazesi ve hatta Gradisca'nın evlilik töreni gibi final sahnelerinde daha belirginleşir. Bir nostalji veya yitiklik duygusu anlatı sürecine dahil edilir. Bu durum, özellikle filmin ilk kalabalık sahnesi olan kış cadısının yakılması ve son kalabalık sahne olan düğün töreninde açıkça görülür. Birinci olay, kasabanın merkezinde gerçekleşir ve bilinen farklılıklara karşın topluluğun enerjisini bir araya toplayan birleştirici bir eylemdir. Kışın bitişi ve baharın başlangıcı ile simgelenen güçlü bir birlik duygusu ve umut, doğayla törensel bir işbirliği gözlenir. Bütün bunlara bir de uyanık, enerjik, başına buyruk gizli kahraman yeniyetme Titta'yı eklemek gerekir.

Roma, kültürel kodlar üzerindeki vurgusuyla gerçeklik ile fanteziyi birbirine yaklaştırırken Amarcord, Fellini'nin erken dönem FILMLERine geri dönüş niteliğindedir.

 

Ginger ve Fred 

İtalya, Fransa, Almanya 1986, 35mm, 125', renkli

Yönetmen Federico Fellini
Senaryo Federico Fellini, Tonino Guerra, Tullio Pinelli
Görüntü Tonino Delli Colli, Ennio Guarnieri
Kurgu Nino Baragli, Ugo de Rossi, Ruggerro Mastroianni
Müzik Nicola Piovani
Oyuncular Giulietta Masina, Marcello Mastroianni, Franco Fabrizi, Frederick Ledebur
Yapım

Produzioni Europee Associati, Radiotelevisione Italiana RAI, France 3 Cinema, Les Films Ariane, Revcom Films, Stella Films 

Ginger ve Fred Federico Fellini'nin yirmi birinci filmidir. Başrolleri, zamanında step dansı yapmış ve otuz yıl sonra tekrar bir araya gelen bir çifti canlandıran Giulietta Masina ve Marcello Mastroianni'nin paylaşmasına karşın bu dramın gerçek başrol oyuncusu televizyondur. Yönetmene göre televizyon gerçek olmayan olaylar ve görüntüleri durmaksızın kusarak insanların hayatını sürekli baskı altına almaktadır. Televizyon yaşamın büyük resminin bir parçası olabilmek için onu izleyen sıradan insanların “özel kulübü”dür. Ve onu izleyen herkes birkaç dakikalığına da olsa bir televizyon yıldızı olmayı hayal eder.

Ginger ve Fred, İtalya'nın en çok izlenen eğlence programı “Gururla Sunarız”a katılmak üzere seçilirler. Yıllar önce Ginger Rogers ve Fred Astaire'in danslarını taklit ederek ünlenmişlerdir. Dul bir büyükanne olan Ginger, sinir krizi geçirdiği için bir süre hastanede yatan anarşist Fred'le tekrar bir araya gelmekten endişelidir. Zaman onları fiziksel olarak yaşlandırmış olsa da ruhları genç kalmıştır. (…)

 Fellini, insanın tuhaflıklara olan saçma merakı ve yalancılığıyla alay eden bu eğlence programının ön hazırlıkları sırasında sahne arkasında olanları ve programın yayınını bize gösterir. Yönetmenin televizyon eleştirisi Paddy Chayefsky'nin Şebeke'sinde olduğu kadar ağır değildir. Ancak tuhaf şeylerin Fellini'nin kalbinde daima özel bir yeri vardır. Giulietta Masina'nın dokunaklı performansının ardından Ginger ve Fred acı-tatlı bir sona doğru ilerlerler. Ann Landers'ın bir sözü son sahneye eklenebilirdi: “Televizyon, insanların birbirlerine bakmamak için karşılarına ne çıksa izleyeceklerini kanıtlamıştır”. 

 

Tatlı Hayat (La Dolce Vita)

Tatlı Hayat (La Dolce Vita)35mm / 180' 00" / S&B
1960 / İtalya

Yönetmen: Federico Fellini
Senaryo: Federico Fellini, Tullio Pinelli, Brunello Rondi, Ennio Flaiano
Kurgu: Leo Vattozzo
Görüntü: Otello Martelli
Müzik: Nino Rota
Oyuncular: Marcello Mastroianni, Walter Santesso, anouk Aimee, Adriana Moneta, Anita Ekberg, Lex Barker, Yvonne Furneaux, alan Dijon
Yapım: Riama Film, Pathe Consortium Cinema
Ödüller: Altın Palmiye, Cannes 1960; Film Eleştirmenleri Ödülü New York 1961

Fellini, İtalyan "ekonomik mucizesi"nin doruk noktasında yitirilen değerler üzerine yaptığı bu epik çalışmada, sansasyonel bir gazetede çalışmak zorunda olan bir yazarın günlük yaşamından kesitler vermektedir. Yazar Marcello Rubin çevresindeki yozlaşmayla oldukça uyum içindedir ve bu yozlaşmanın içinde yazmak onu etkilemez. Açılış ve kapanış sahnelerinde, ahlaki çöküşün İtalya'ya getirdiği sonuçların altını çizen Dante'ye zekice dokundurmalar vardır, ki o sıralarda İtalya'da faşizmin yeniden doğuşu siyasi dengede bir farklılık oluşturuyordu. "Tatlı Hayat"taki ahlaki ortam Fellini'nin her filminde yansıtılır, fakat görkemli ölçeği, merhametli veya sevimli bir kahraman kullanmaması ve karikatürlerinin isabetliliği açısından en etkileyici çalışmasıdır. İlk başarısının cinsel temaları gözü pek ve sansasyonel bir tarzda ele almasında yattığı söylenir. Aslında, 1950'lerin sonunda İtalya'da, ulusal sinemada bir yenilenmenin habercisi olarak ortaya çıkan üç filmden biridir. Diğerleri Michelangelo Antonioni'nin L'avventura ve Luchino Visconti'nin Rocco e i suoi fratelli adlı filmleridir.
 


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy