ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Thursday, Apr 15th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT



Carlos Saura

e-Posta Yazdır

Reklamlar

{mosimage}1932’de Aragonya’nın Huesca şehrinde doğan Carlos Saura, lise eğitimi için Madrid’e gitti. Sanat yaşamına fotoğrafçı olarak başlayan sanatçı, mühendislik eğitimini yarım bırakarak sinemaya yöneldi.
      
İlk fotoğraflarını 8-9 yaşlarındayken çeken yönetmen sinemayı tercih etmesine rağmen fotoğraf çekmeyi sürdürüyor. “Fotoğrafı sanat olarak algılamaktan çok fotoğrafın hafıza oluşturma yanıyla ilgileniyorum” diyen Saura, diğer taraftan fotoğrafın algılayışı açık tutma işlevine inandığını da belirtiyor.
       Sinema ve foto
ğraf arasında zor bir tercih yapan Saura, 1957’de yönetmenlik diploması aldıktan sonra, üniversitede dersler vermeye başladı ve bu işini 1963 yılında Franco’nun siyasi baskıları sonucu görevinden uzaklaştırılana kadar sürdürdü. 

      
FRANCO’NUN KARA GÖLGES
İ   

 

    “Kovulmasaydım bugün hâlâ hocalık yapıyor olacaktım” diyen Saura, 1959’da tamamladığı ‘Los Golfos / Sokak Serserileri’nde Madrid’in kenar mahallelerindeki yoksulların yaşamına toplumcu bir gözle yaklaşarak bir tür İspanyol Yeni Gerçekçiliği yaratmaya çalıştı. Film, çeşitli sansürlere uğradı. Filmi çekmeden önce gerekli idari kuruluşlara 120 sayfalık senaryo gönderen Saura, senaryonun ancak 60 sayfasını kullanabildi. Saura, bu o dönem için “Bu çok olağan bir uygulamaydı. Baskının, sansürün İspanya kadar dünyanın başka ülkelerinde de yoğun olduğu dönemlerdi” diyor.
       “Sansürün varlı
ğı zaman zaman her filmimi çektiğimde sanki son filmimi çekiyormuşum hissine kapılmama neden olmuştur” diyen yönetmen, “Los Golfos’un başına gelenlerden sonra bir daha hiç sinema yapmamayı düşündüm. Zaman zaman İspanya’yı terk etmeyi düşündüğüm de oldu. Fransa’dan teklif almıştım, Kübalı sinemacı arkadaşlarım vardı. Fakat ülkemi terk etmenin ihanet olacağı duygusu ağır bastı. Ve İspanya’da kalıp daha çok çalışarak ve film yaparak bu süreci geçirmeye, mücadele etmeye karar verdim” diyor.
Bu nedenle Saura, bundan sonraki filmlerinde de fa
şizmi ve ırkçılığı, yeniden işledi.       Ardından Avrupa’da pek çok ödüle değer görülen ve altmetninde Franco eleştirisinin olduğu bir psikolojik drama filmi ‘La caza / Av’ (1965) ile Berlin ve Cannes film festivallerinde çeşitli ödüller kazandığı ‘La prima Angélica / Kuzin Angelica’ (1973) ve ‘Cría cuervos / Besle Kargayı’ (1975) gibi filmlere imza attı.
       Yönetmenin 1979 tarihli filmi ‘Mamá cumple cien años / Annemiz 100 Ya
şında’ (1979) ise aynı yıl Oscar’a aday gösterildi. Saura, 1981 yılında da ‘Deprisa, Deprisa / Çabuk, Çabuk’la yine Berlin’den Altın Ayı Ödülü’yle döndü. Birkaç sezon önce sinemalarda gösterilen ve ünlü ressamı konu alan 1999 yapımı ‘Goya’ adlı filmi ise, Montreal Film Festivali’nde Sanatsal Başarı ödülünün sahibi oldu. 

 

 

 

SAURA VE DANS

       Piyanist bir annenin çocu
ğu olarak müzikle dolu bir ortamda büyüyen yönetmen, yapıtlarında müziğe ağırlık verdi. Aktif fotoğraf sanatçısı olarak çalışğı dönemlerde uluslararası dans festivallerinde fotoğrafçı olarak çalışan Saura, bu festivallerde fotoğrafın yanı sıra dansçıları da yakından izleme ve tanıma olanağı bulmuş. Üstelik bir adım ileri giderek Flamenko dansçısı olam hayaliyle yaşlı, çingene bir dans öğretmenine bile gitmiş. Ancak yaptığı dansın sonucunda “Başka bir şeyle uğraşsan daha iyi olacak” yanıtını almış. Dansçı olamasa da Saura’ya dünya çapında şöhret getiren filmler, flamenko dansçısı ve koreograf Antonio Gades’le birlikte yaptığı, tam anlamıyla İspanyol dans biçimlerine adadığı filmler oldu. Her zaman çok fazla İspanyol olan yapıtlara karşı belli bir ihtiyatla yaklaşan Saura, Gades’in performansını izledikten sonra ‘Bodas de sangre / Kanlı Düğün’ (1981)’nü çekmeye karar verdi ve filmin kazandığı büyük başarı, yönetmenin müzikal filmlere bakış açısını yeniledi.       Nitekim filmin devamı olarak 1983’te ‘Carmen’, 1985’te ise ‘El amor brujo / Büyülü Aşk’ filmlerini çekti. Daha sonraki iki dans filmi, olan 1992 yapımı ‘Sevillanas’ ile onun devamı olan 1995 yapımı ‘Flamenco’da, öyküyü tamamen bir yana bırakarak yalnızca koreografi üzerinde yoğunlaşan yönetmen, ortaya Endülüs’ün zengin çingene mirasından derlenmiş göz kamaştırıcı bir dans ve müzik resmi geçidi çıkardı. 1998 yılında ise ‘Tango’ adlı filmiyle müzikallerine bir yenisini dha ekledi.


      
BUÑUEL’E ARMAĞAN



     Saura, film yapımcısı olan arkada
şı ve hemşehrisi Luis Buñuel’e bir yönetmenin verebileceği en güzel hediyeyi verdi. Agustin Sanchez Vidal ile birlikte gelişi güzel bir senaryo yazan Saura, senaryoda Bunuel ile arkadaşları Lorca ve Dali’yi fantastik bir maceranın göbeğine yerleştirdi. Filmde üç yakın arkadaş, yüzyıllardır Yahudileri, Hıristiyanları ve Müslümanları karşı karşıya getiren Efsane Kral Solomon’un Masasını bulmak için Toledo’nun yeraltına iniyor. Seyirci ise iki Aragonya’lı yapımcının birbirlerine karışş hayallerinde bitmek bilmeyen hayallerin, mucizelerin, gizemlerin ve Çin kutularının dünyasını buluyor.


      
FİLMOGRAFİ

 Salomé (2002)
 Buñuel y la mesa del rey Salomón (2001)
 Goya (1999)
 Esa luz! (1998)
 Tango (1998)
 Pajarico (1997)
 Taxi (1996)
 Flamenco (1995)
 ¡Dispara! (1993)
 Marathon (1992)
 Sevillanas (1992)
 ¡Ay, Carmela! (1990)
 La Noche oscura (1989)
 El Dorado (1988)
 El Amor brujo (1985)
 Los Zancos (1984)
 Carmen (1983)
 Antonieta (1982)
 Dulces horas (1982)
 Bodas de sangre (1981)
 Deprisa, deprisa (1981)
 Mamá cumple cien años (1979)
 Los Ojos vendados (1978)
 Elisa, vida mía (1977)
 Cría cuervos (1975)
 La Prima Angélica (1973)
 Ana y los lobos (1973)
 El Jardín de las delicias (1970)
 La Madriguera (1969)
 Stress-es tres-tres (1968)
 Peppermint Frappé (1967)
 La Caza (1965)
 Llanto por un bandido (1964)
 Los Golfos (1959)
 Cuenca (1958)
 Tarde del domingo, La (1957)
 Pequeño río Manzanares, El (1956)
  

 

 

 


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy