ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Thursday, Aug 22nd

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Sizin Yazılarınız tutulmuş nefes


tutulmuş nefes

e-Posta Yazdır

Reklamlar

<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:\"\"; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:\"Times New Roman\"; mso-fareast-font-family:\"Times New Roman\";} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

Bir dönemdi o gün bugünlerden ayrı, -ki ayrı olan gözler değil bakışlardı. Bakışların mevsime yansıması bir sonbahardı ve bu mevsim gibi de değildi. Bir bakan gülüyor şimdilerde, oysaki bir çığlık var Sinemlerde semalara yükselen.

 

Bir gece kondu evi şuan ki gibi, bir yanda ekmek ve yumurta almak için 5 lira bulamayan insanlar bir yanda da havyara surat çeviren rahipler sarmıştı yaşadığımız tüm kasabaları.

 

Bir insan ağlarken açlığından, bir insan kahkahalarıyla her gördüğü dilenciye bir tekme atmaya çalışır. Bazıları alın teri ile bir kilo un almaya çalışırken bazıları da sırtına geçirecek basit bir hırka almaya çalışır ayaz geceleri geçirebilmek için.

 

Soyutlanmış anlamsız gecelerde hem zengini hem fakiri çokca düşünür bir cevap bulamaz.

Ne

Nedir

Ne zaman

Diyedir belki de,

 

Bilemezler artık gözleri, sonbahar hüzünlerinde umutsuz bulutlara dalmak için bir bahane bulur, o bahane de rüzgara kapılıp bir yaz kıyısında şezlongta uzanmayı ister yağmur damlasında.

 

Savrulup duran bir sevdadır bu, rüzgarlarda bulut kanatlarına takılıp bir hayale, bir umuda kanat çırpabilmek üzere uçurtma gibi bulutlarda süzülen bir sevda. Öyle bir umutlu sevda bakan bir gözde ışığı da görebilir ve bazen aynı gözde çığlığı da duyabilirsiniz. Her gidişte, her kayboluşta, her ölümde, her umutta, her bir umutsuzlukta başka bir renk görülür. Görülen aslında beklide gökkuşağına ulaşmak isteyen küçük bir taka içindeki elleri küçük ama yüreği büyük bir çocuğun gördüklerinden ibarettir.

 

Var olmasını diledikçe, her sevdaya her umuda kürek çektikçe, yok olan yarınını bir mezara gömüp yarına daha hızlı kürek çeken bir küçük çocuk, asla yok olmayacak bir sevda veya bu sevda önünde kalbi kırık dizleri üstüne çökecek bir çocuk…

 

Dizleri kan, dizleri kir, dizleri kan ve toprak arasında kanayan bir çocuk kalbi sevdaya tutuşan bir düşkün, yok olamayacak düşlerine kendini parçalara ayıran bir sevcan.

Koştukça ağlayan, ağladıkça koşan bir kanat bulut bulutlara kavuşan, o bulutta düşlerini bir sağa bir sola savuran, gülerken içi kan ağlayan, geçmişine küfür eden, bir geçmişe el sallarken yüzü gülen yarına gülümseyerek koşan bir çocuk.

 

Oysaki bir çığlık bir haykırıştı bu sitem, bu sitem ise bir düştü, düşü düşlerinden gözlerine süzülüp gözlerinden dudaklarına dökülen bir yağmur damlasından ibaret oldu.

 

Kah güldü kah ağladı, ama kanayan dizlerindeki kan hiç durmadı.

<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:\"\"; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:\"Times New Roman\"; mso-fareast-font-family:\"Times New Roman\";} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

Bir dönemdi o gün bugünlerden ayrı, -ki ayrı olan gözler değil bakışlardı. Bakışların mevsime yansıması bir sonbahardı ve bu mevsim gibi de değildi. Bir bakan gülüyor şimdilerde, oysaki bir çığlık var Sinemlerde semalara yükselen.

 

Bir gece kondu evi şuan ki gibi, bir yanda ekmek ve yumurta almak için 5 lira bulamayan insanlar bir yanda da havyara surat çeviren rahipler sarmıştı yaşadığımız tüm kasabaları.

 

Bir insan ağlarken açlığından, bir insan kahkahalarıyla her gördüğü dilenciye bir tekme atmaya çalışır. Bazıları alın teri ile bir kilo un almaya çalışırken bazıları da sırtına geçirecek basit bir hırka almaya çalışır ayaz geceleri geçirebilmek için.

 

Soyutlanmış anlamsız gecelerde hem zengini hem fakiri çokca düşünür bir cevap bulamaz.

Ne

Nedir

Ne zaman

Diyedir belki de,

 

Bilemezler artık gözleri, sonbahar hüzünlerinde umutsuz bulutlara dalmak için bir bahane bulur, o bahane de rüzgara kapılıp bir yaz kıyısında şezlongta uzanmayı ister yağmur damlasında.

 

Savrulup duran bir sevdadır bu, rüzgarlarda bulut kanatlarına takılıp bir hayale, bir umuda kanat çırpabilmek üzere uçurtma gibi bulutlarda süzülen bir sevda. Öyle bir umutlu sevda bakan bir gözde ışığı da görebilir ve bazen aynı gözde çığlığı da duyabilirsiniz. Her gidişte, her kayboluşta, her ölümde, her umutta, her bir umutsuzlukta başka bir renk görülür. Görülen aslında beklide gökkuşağına ulaşmak isteyen küçük bir taka içindeki elleri küçük ama yüreği büyük bir çocuğun gördüklerinden ibarettir.

 

Var olmasını diledikçe, her sevdaya her umuda kürek çektikçe, yok olan yarınını bir mezara gömüp yarına daha hızlı kürek çeken bir küçük çocuk, asla yok olmayacak bir sevda veya bu sevda önünde kalbi kırık dizleri üstüne çökecek bir çocuk…

 

Dizleri kan, dizleri kir, dizleri kan ve toprak arasında kanayan bir çocuk kalbi sevdaya tutuşan bir düşkün, yok olamayacak düşlerine kendini parçalara ayıran bir sevcan.

Koştukça ağlayan, ağladıkça koşan bir kanat bulut bulutlara kavuşan, o bulutta düşlerini bir sağa bir sola savuran, gülerken içi kan ağlayan, geçmişine küfür eden, bir geçmişe el sallarken yüzü gülen yarına gülümseyerek koşan bir çocuk.

 

Oysaki bir çığlık bir haykırıştı bu sitem, bu sitem ise bir düştü, düşü düşlerinden gözlerine süzülüp gözlerinden dudaklarına dökülen bir yağmur damlasından ibaret oldu.

 

Kah güldü kah ağladı, ama kanayan dizlerindeki kan hiç durmadı.


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy