ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Wednesday, Jul 08th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Yorgo Wiestmich
Tartışma Angelica tarafından, 05 Nisan 10:09 ÖS tarihinde başlatıldı.
Öyle gerekiyor, diye değil, içinden geldiği gibi yaşa!..
Sevdiğim:
Bazen insanlar düşünürler. Hayatın anlamı nedir diye.. Bunu zaman zaman ben de düşünüyorum. Hayatın anlamı nedir diye.. En azından seni tanıyıncaya kadar düşünüyordum..
Gerçeklerin acı olduğunu ve bu yüzden biberin gerçek olduğunu anlatan bir espriyi hatırladım. Halbuki biliyor musun, bütün biberler tatlıdır. Zira hayat sanıldığı kadar acımasız ve acı değil.
Sadece hayattaki tadı alabilmeli, kendi istediğin gibi yaşayabilmelisin.
Çevrenin ne diyeceğini umursamadan.. Zira sen yaşayamadıklarınla ölüp gittiğinde çevrenin sana bir yardımı olmayacak. Kendini özgür bırak, ne hissediyorsan onu yap. Çoğu insan, mesela benim gibi ne yapman gerekiyorsa onu yapma, bırak duygularını perdelemeyi, bırak nehirler gibi coşsun onlar.
Bir sevdiğinin elini tutarken yaşadıklarının yanlış olduğunu düşünüp hayıflanma, bırak o sevgi tüm benliğini sarsın. Eğer onun gerçekten aradığın olduğuna inanıyorsan, ona sımsıkı sarıl, onu yaşa, onu bırakma.
Günün birinde belki anlarsın ne kadar sevdiğini, ne kadar sevebileceğini, ne kadar sevildiğini, ne kadar sevilebileceğini ama iş işten geçmiş, sevgilin, seni seven gitmiş, yitmiş olabilir.
İşte o zaman üzülme vaktidir. Yerli yersiz ağlama vaktidir. İşte o zaman çevrene dönüp, şimdi ne yapacağım diye sorma vaktidi

Alacağın cevabı sana söyleyeyim güzelim. Bilmiyorum diyecekler, senin dediğin gibi. Ben biliyorum oysa, sen de biliyordun. Hep bildin zaten, ama öyle olmadın. Ama artık sen de biliyorsun, biliyorsun ki, en azından bir kez gerçekten sevildin.Ve yine biliyorsun ki bu sevgi bitmeyecek. En azından ben bitene kada

Yaşa... Doğru bildiğin insanı bul ve onunla yaşa, ama bu dostunu sakın unutma... Bil ki unutulmayı hiç sevmem. Ve bil ki kurallarım vardır, herkes buna uymak zorundadı

Dostlarım benden önce ölemezler. Dostlarım benden çok üzülemezler. Dostlarım benden çok sevemezler. Ve dostlarımı benden çok kimse seveme

Artık Wiestmich'in dostusu

Yaşa bu hayatı sevdiğim, limon gibi sömürerek, tüm ekşiliğine rağmen tadını alarak yaşa!.
Cevaplar
Cevap yazabilmeniz için ilk olarak bu grubun aktif üyesi olmanız gerekmektedir.
Angelica, Pazartesi, 26 Temmuz 2010 10:31
Angelica
İnsanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır" der Dostoyevski..
Veda acısı, kabuğunu soyar insanın; yaldızını kazıyıp çırılçıplak ortaya serer
Birlikteliğin örttüğü tüm kusurları, ayrılık sergiler
Sanırım troyka ile Derviş için de öyle oldu
Bir ayrılık arifesinde helalleştiler ve o an hakiki tabiatlarıyla yüzleştiler
O mağrur "Birimiz hepimiz için" kan kardeşliğinin çatlaklarından, mahrem yaralar, saklı kuşkular, gemlenmez hırslar köpürdü

* *

Bu siyasal boşanmada, bir ayrılık sürecinin bütün heyelanı, hüsranı, hicranı gizliydi
Gündelik hayatta da öyle değil midir
"Ölene kadar" diye söz verilmiştir, ama "ölüm yolunda" başka tercihler belirmiştir
Kararsız prensesin vicdanı azap çekerken 7 cücelerin somurtkanı "Aklını başına al" diye fısıldar kulağına; haytası ise "Kalbinin sesini dinle" diye çekiştirir eteğinden..
Hep hayran bakan gözlere, hatalar takılmaya başlar
"Ama"yla biter alelade iltifat cümleleri
"Sen iyi bir insansın, ama arkadaşların kötü", "Seni seviyorum, ama bu ilişkide mutlu değilim", "Ben başka türlü bir beraberlik düşlemiştim" vs.. vs..
Sonra gelsin uykusuz geceler..
bir türlü karar verememeler..
ruhen gidip gelmeler..
"Hele biraz daha zaman geçsin" diye nikah ertelemeler..
Birlikteymiş gibi yaparken, sevecek başka yüzler, yüzecek başka denizler kollamalar..
"Aslında bütün bunlar bizim iyiliğimiz için"e kendini inandırmalar..

* *

Sonrası hep aynı
Bekleyenin "Hani sonbaharda buluşacaktık. Hazan geldi geçti, sen gelmez oldun" sızlanmaları..
Bekletenin "Geliyorum az kaldı" oyalamaları..
Bittiğini bile bile işi uzatmalar; söyleyemedikçe hepten batağa saplanmalar..
Terke makul bir gerekçe ararken hepten çarşafa dolanmalar..
Veda konuşmasında süslü iltifat cümlelerinin arasına, o cümleleri hiçleştiren mayınlar serpiştirmeler..
Üzgün görünmeler... bağış dilenmeler... "...ama kaçınılmazdı" demeler..
"Sözünden caydın" yakınmalarını "Sen de eski sen değilsin. Değişmişsin" diye göğüslemeler..
... asıl kendinin değiştiğini bilmezden gelmeler..
Ve son sahne
Terk edenin o mahcup "Gönlüm başkasında" itirafına karşılık terk edilenin kırık çalımı
"Uğurlar olsun! Ben yoluma devam ediyorum"

* *

Ecevit’ten de aynı şekilde ayrılmamış mıydı Derviş
İhanetler böyledi
: ilki, bir yenisine gebedir; ikincisi daha az acı veri
. Ondan sonra dur durak yoktu
: Güvenilmez aşık, sevdikçe kıran, gezdikçe ardında bir kırık kalpler mezarlığı bırakan biçare dervişe döne
. Artık acılara hapsolmuştu
: Buluşmak istedikçe ayrılacak, birleşmeye çalıştıkça parçalanacak, sonunda terk ettiklerinin "ah"ı tutup terk edildiğinde mukadder yalnızlığına kapanacaktı

Can Dündar
 
adım, Cuma, 16 Temmuz 2010 12:23
adım
İçine Atan
Niye bazıları ağzına geleni söyleyip rahat uyku uyurken, "içine atan", sessizliğe gömülüp kendi dehlizlerinin karanlığında yapayalnız kabuslar görmeyi seçmiştir
Anlatmazlar ki bilesiniz..
Kimi nasıl diyeceğini bilmediğinden, kimi bildiğini de diyemediğinden, kimi dediği halde kıymeti bilinmediğinden, kimi bir kez deyip yanlış bildiğinden suskunluğun o huzurlu kuytusuna sığınmıştır

Can Dündar
 
Angelica, Cuma, 16 Temmuz 2010 11:04
Angelica
Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin...
Sokağa fırlayacaksın...
Sokaklar da dar gelecek...
Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldigi gibi...
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü...
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin...
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan...

"Önemli olan sağlık."
"Yaşamak güzel."
"Boş ver, her şey unutulur."

Sen hiçbirini duymayacaksın... Göz yaşlarından etrafı göremez hale geleceksin...
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin...
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin...
"Ölüme çare bulundu" ya da "Yarın kıyamet kopacakmış" deseler başını kaldırıp Ne dedin?" diye sormayacaksın...
Yalnız kalmak isteyeceksin... Hem de kalabaliklarin arasında kaybolmak...
İkisi de yetmeyecek...
Geçmişi düşüneceksin..
Neredeyse dakika dakika..
Ama kötüleri atlayarak..

Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin..
Gittiğin yerlere gitmek..
Bu sana hiç iyi gelmeyecek..
Ama bile bile yapacaksın..
Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın..
Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin..
Hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin...
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin..
Herkesi ona benzetip kimseyi onun yerine koyamayacaksin..
Hiçbir şey oyalamayacak seni..
İlaçlara sığınacaksın; birkaç saat kafani bulandiran ama asla onu unutturmaya
. Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren.
. Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek.
. Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin.

Uyumak zor, uyanmak kolay olacak.
. Sabahı iple çekeceksin.
. Bazen de "Hiç güneş doğmasa" diyeceksin.
. Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler.
. Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin.
. Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceks

Nafile.
. Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek.
. Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin.
. Her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin.
. Telefonun çalmasını bekleyeceksin.
. Aramayacağını bile bile.
. Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek.
. Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla.
. Yüreğin burkulacak.
. Canın yanacak.
. Bir daha sevmemeye yemin edeceksin.
. Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden.
. Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın.
. Defalarca aradığı günlerin kiymetini bilmediğin için kendinden nefr
t edeceksin.
. Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin.
. Onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek.
. Ama bir umut.
. Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu.
. Bu umut seni gitmekten alıkoyacak.
. Gel gitler içinde yasayacaksın.
. Buna yaşamak denirse.

Razı mısın bütün bunlara..
? Hazir mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye..
? O halde aşık olabilirs

CAN DÜNDAR
 
Angelica, Salı, 06 Temmuz 2010 10:56
Angelica
Her Seçim Bir Vazgeçiştir

Her tercih başka bir şeyden bir vazgeçişmiş. Enstrüman seçmek için bir karar almam gerekiyordu. Ya keman çalacaktım ya piyano; ya flüt çalacaktım ya da akordeon...
Olmadı, hepsini istedim, hiçbirinden vazgeçemedim. Yıllar geçtikten sonra her enstrümanı iyi çalabiliyorum; ama hiçbirinde virtüöz değilim. Bir enstrümanla isim yapamadım. Ne kemanla tanınan bir eserim var, ne de piyanoyla.. Bütün enstrümanları iyi çalıyorum, ama kimse tanımıyor beni. Başarılı olmak için her şey değil, bir şey lazımmış. Başarı bir verişmiş; bir şeyi alabilmek için birşeyi vermek, diğerlerinden vazgeçmek gerekiyormuş. Keşke kemanı seçseydim ve diğerlerinden vazgeçseydim. Karıma da hayatı zindan ettim, sevgililerime de... Hiçbirinden vazgeçmedim.
Yani... Evlilik sadece birisi için karar almak ya, diğerlerinden vazgeçmek... İşte evlenirken ben bunu anlamadan evlenmişim. Evlendikten sonra başka kadınların da olduğu bir hayatı yaşamaya devam
ettim. İçlerinden bazılarını daha çok sevdim; ama ne onlardan birinde, ne de karımda karar kılabildim
Yıllar sonra şimdi yapayalnızım... Ne karım kaldı, ne de diğerleri... Keşke birini gerçekten seçebilseymişim, ama, yapamadım. Tıpkı enstrüman seçimi gibi hepsini istedim ve sonuçta elim boş kaldı. Almak için bırakmak gerekiyormuş. Dolu dolu boş yaşamak. Hayatım boyunca yapacak çok işim oldu; hepsini yapmayı istedim. Hangisinde 'en iyi' yim? şimdi bakıyorum, kazananlar
başarılı olanlar hep bir tek şey yapmışlar. En iyi olmak için önce seçmek ve diğerlerini bırakmak gerekiyor. İşte de böyle, özel yaşamda da... Bu seçimi yapmamız gerekiyor; çünkü mutlaka bazıları daha uygun... Bir ara ekonomik sıkıntıya düştüm. Tasarruf gerek. Başladım her şeyden  kesmeye, ne anlamsız bir uğraşmış bu.  daha az peynir yemek, çay içmek. Bu tasarruf çok acı verdi bana, her an hissettim. Her şeyden  kesmek tabiatıma uygundu tabii. Çok sonradan anladım; sadece taksiyle dolaşmayı bıraksam yetermiş! Her kalemden  değil, etkili kalemi bulmak gerekiyormu
. Yani, orada da seçim yapmak gerekiyormuş... 'Her seçim bir kaybediştir' Her tercih bir vazgeçiştir çünkü... Sabah işe gitmekle, yatakta nefis bir miskinlik fırsatından vazgeçmiş olursunu
. Kalkar kalkmaz hayat bin seçeneği dayar burnunuzun ucuna... 'Ne giysem' telaşından, öğle yemeğin
e 'Ne alırdınız?' diye başucunuzda biten garsona, hangi kanaldaki filmi izlesem' kararsızlığından 'bize oy verin' diye bağırışan partilere kadar her şey, herkes, her an sizi ısrarla bir tercihe zorlar. Yastığınıza teslim olmuşsanız, belki dışarda ışıl ışıl bir günden vazgeçmiş olursunuz. Bahar esintileri taşıyan bir elbise belki o gün yaşamınızı ışıldatabilecekken ağırbaşlı bir sadeliğe karar vermekle muhtemel b
r tanışıklığı tepersiniz. Belki yemediğiniz musakka, ısmarladığınız İzmir köfteden daha lezzetlid
r. Ya da öbür kanaldaki film, o anki ruh halinize daha uygundur. Ama yaşam, vazgeçtiğiniz şeye ilişkin ipucu vermez. Geri dönüp, o günü gökkuşağı desenli bir elbiseyle yeniden yaşama şansınız yokt
r. Bu seçim oyununda vazgeçtiğiniz şey, seçtiğinizden daha değerliyse pişmanlık kaçınılmazd
r. Ama neyin değerli olduğunun kararı da yine size aittir. Ve vazgeçtiğiniz şey bazen bir saray, bazen şöhret sahnesinin parıltılı neonları da olsa, çoğu zaman gözünüz hiç arkada kalmaz. Çünkü duvarlarına sevdiğinizin kokusu sinmiş bir ev ya da sevdiğiniz kadınla paylaşamadığınız bir saray sizin borsada kolay feda edilebilir değerlerdendir. Hayata bir başka gözle bakmayı öğrendiyseniz, bu seçimde kazandıklarını sananlara yalnızca acıyarak gülümsersiniz. Her şeyin sıradanlaştığı bir düny
da bazen kaybetmek en doğru seçimdir. Ve o dünyada en yerinde tercih; vazgeçişt

. Can Dündar
 
adım, Cumartesi, 26 Haziran 2010 09:23
adım
Eğer bir gün...

. Eğer bir gün çevrendekiler paniğe kapılıp ta birer birer suçları sana yüklediklerinde,sen yine soğukkanlı kalabilirsen...

. Eğer herkes senden şüphe ederken sen kendine güvenebilir ve öfkeni sabırla yenebilirsen...

. Eğer bekleyebilir ve beklemekten yorulmazsan...

. Yalancılığın geçerli olduğu yerde sen yalana sarılmazsan...

. Ve senden nefret edildiği zaman sen nefrete kapılmazsan...

. Fakat aynı zamanda çok iyi görünmeye ve bilgelik havasına bürünmeye gayret etmezsen eğer...

. Eğer hayallerine tutsak olmadan hayal kurabilirsen...

. Eğer düşünebilir fakat düşüncelerinin prangalarını kırabilirsen...

. Felaket ve zafer; bu iki hilekara da eğer aynı tebessümle bakabilirsen...

. Ve senin söylediğin hakikati,sahtekarların elinde ahmakları avlamak için bir tuzak halinde kullandığını görür de susabilirsen...

. Eğer durup seyrederken bir ömre bedel varlığını,onun birden bire yıkıldığını gördüğün zaman ,sen yıkılmaz isen...

. Ve baştan başlayarak yorgun argın ellerinle onu tekrar ve yeniden kurabilirsen...

. Eğer bir ömür boyunca kazandığın her şeyi yığın yığın koyarak ortaya,üstüne hayatının büyük kumarına girebilirsen ...

. Ve de kaybettiğin zaman bir kelime bile konuşmadan yeniden, yeni baştan kendini işine verebilirsen...

. Ve bir gün dermanı tükenmiş kalbine ve sinirlerine hükmederek onları yeniden emirlerine tabi kılabilirsen...

. Eğer bütün bunlardan sonra dayan diye seslenen iradenden başka şeyin kalmamışken ona dayanabilirsen...

. Eğer sefillerle gezerken kişiliğini,krallarla dolaşırken halkla ilişiğini koruyabilirsen...

. Eğer dostlarına hatta düşmanlarına karşı yücelterek barış ,hiç kimseye kırılmazsan...

. Ve herkese ayrı ayrı değer verir de hiçbirini diğer kişilerden daha fazla önemsemezsen eğer...

. İhmali affedilmeyecek bir hayatın;bir dakikasının altmış saniyesinin altmışını da iyi kullanabilirsen eğer..

. Mutluluğu hep yanında bulursun her şeyiyle birlikte dünyalar senin olur..

HATTA ADAM OLURSUN OĞLUM.ADAM OLURSUN.ADAM
(RUDGARD KİPLİN
)
 
adım, Perşembe, 17 Haziran 2010 08:03
adım
Kadınlar gittiklerinde,

Kadınlar gittiklerinde,
arkalarında daha büyük boşluklar bırakırlar.

Onlar bir gün çekip gittiklerinde,
peşlerinde "yetim-öksüz" kalan çok olur.

Mutfaktaki dolap, perdeler,
kavanozun içindeki eski düğmeler,
özenle saklanmış küçülmüş giysiler,
dolap diplerindeki kurdeleler...

Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar,
yetim kalmıştır tabaklar.
Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.
Sık sık boynunu büker "sarıkız".

O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz,
değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.

Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz.
Bir kadın gittiğinde...

Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında;
Bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı,
bir bahçıvan, bir muhasebeci...
Bir anne gider...
Bir dost...
Bir arkadaş...
Bir sevgili...

Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde.

Övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır.

Kapı eşiğindeki "Dikkat et..." duyulmaz,
annesi gitmiştir "geç kalma"nın.

Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.

Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında.

Ve bir kadın gittiğinde,

pek çok "yetim" bırakmıştır aslında arkasında...

Bekir Coşkun

 
adım, Pazartesi, 31 Mayıs 2010 08:05
adım
Engelli bir çocuğa sahip olmak nasıl bir duygudur?
Bu konuya ilişkin Emily Perl Kingsley isimli bir anne aşağıda eklediğim yazısında bir benzetme yaparak, anne ve babaların duygularını ne güzel yansıtmış.Okuyalım ve anlayalım.

"Bana genellikle özürlü bir çocuk büyütmemin nasıl bir şey olduğunu sorarlar. İşte anlatıyorum
Bir bebek sahibi olacağınızı anladığınızda yaşadığınız duygu, İtalya' ya güzel bir seyahat planı yapmaya benze
. İtalya hakkında bir sürü kitap ve broşür alırsınız ve harika planlar yapmaya başlarsın
z. Coliseum. Mikalanjelo'nun Davut'u. Venedik teki gondoll
r. İtalyanca birkaç sözcük bile öğrenirsiniz. Her şey çok heyecan verici
ir. Aylar süren beklemeden sonra, o gün gelir çatar. Bavullarınızı toplar. Yola çıkarsınız. Birkaç saat süren yolculuktan sonra, uçağınız havaalanına i
er. Hostes mikrofonu eline alır ve "Hollanda'ya hoş geldiniz"
er. Hollanda mı? Dersiniz. "Ne demek istiyorsunuz? Ne Hollanda'sı? Ben İtalya'ya bilet almıştım. Benim İtalya' ya gitmem
erek. Tüm yaşamım boyunca İtalya' ya gitmenin düşünü kurd
m ben" Fakat uçuş rotasında bir değişiklik yapmışl
rdır. Hollanda' ya inmişsinizdir ve orada kalmanız g
rekir. Önemli olan sizi korkunç, iğrenç ve pis bir yere, açlığın ve hastalıkların ortasına bırakmamışlardır. Sadece farklı bir yerdesi
izdir. Bu yüzden çıkıp yeni broşürler ve kitaplar almanız ve yepyeni bir dil öğrenmeniz gerekmektedir. Ve daha önce hakkında hiçbir şey bilmediğiniz insanlar tanımak zorundasın
zdır. Gittiğiniz yer sadece farklı bir yerdir. Oradaki yaşam, İtalya da kinden daha yavaştır. İtalya kadar etkileyici değildir. Fakat, bir süre orada kaldıktan sonra nefesinizi tutar ve çevrenize bir bakarsınız... ve Hollanda'nın değirmenlerini fark edersiniz... ve la
elerini. Hollanda'nın Rembrandları bile
vardır. Fakat tanıdığınız herkes İtalya'ya gidip gelmektedir... sürekli orada geçirdikleri güzel günleri anlatmaktadır. Ve yaşamınız boyunca "Evet benim de gitmem gereken yer o
asıydı. Ben de aynı planı yapmıştım."
Dersiniz. Bu nedenle duyduğunuz acı asla, asla dinmez... çünkü yitirdiğiniz düş çok önemli bir
üştür. Ancak... tüm yaşamınızı İtalya' ya gidemediğiniz için üzülerek geçirirseniz, Hollanda'nın güzelliklerinin hiçbirinin tadını çıkaram
zsınız." Yazar:Emily Pe

Kingsley Devamı: http://engelsizdunyam.blogspot.com
 
adım, Pazartesi, 24 Mayıs 2010 08:59
adım
Yıllar sonra öğrendim ki...
Öğrendim ki...
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
Gerisini karşi tarafa bırakırsınız.

Öğrendim ki...
Güveni geliştirmek yıllar alıyor,
Yıkmak bir dakika.

Öğrendim ki...
Hayatında nelere sahip olduğun değil
Kiminle olduğun önemli.

Öğrendim ki...
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
Ama sonrasi için bir şeyler bilmek gerek.

Öğrendim ki...
Kendini en iyilerle kıyaslamak değil
Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.

Öğrendim ki...
Insanların başına ne geldiği değil
O durumda ne yaptıkları önemli.

Öğrendim ki...
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle
Her işin iki yüzü var.

Öğrendim ki...
Olmak istediğim insan olabilmem
Çok vakit alıyor.

Öğrendim ki...
Karşılık vermek
Düşünmekten çok daha basit.

Öğrendim ki...
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

Öğrendim ki...
'Bittim' dediğin andan itibaren
Pilinin bitmesine daha cok var.

Öğrendim ki...
Sen tepkilerini kontrol edemezsen
Tepkilerin hayatını kontrol eder.

Öğrendim ki...
Kahraman dediğimiz insanlar
Bir şey yapılması gerektiğinde
Yapılması gerekeni
Şartlar ne olursa olsun yapanlar.

Öğrendim ki...
Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.

Öğrendim ki...
Bazı insanlar sizi çok seviyor
Ama bunu nasıl gösterecegini bilemiyor.

Öğrendim ki...
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz
Bazıları hiç karşılık vermiyor.

Öğrendim ki...
Para ucuz bir başarı.

Öğrendim ki...
En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.

Öğrendim ki...
Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
Kaldırmak için elini uzatır.

Öğrendim ki...
Iki insan aynı şeye bakıp
Tamamen farklı şeyler görebilir.

Öğrendim ki...
Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.

Öğrendim ki...
He şartta kendisiyle dürüst kalanlar
Daha uzun yol yürüyor.'

Öğrendim ki...
Hiç tanımadığın insanlar,
iki saat içinde,
senin hayatını değiştirir.

Öğrendim ki...
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.

Öğrendim ki...
Duvarda asılı diplomalar
Insanı insan yapmaya yetmez.

Öğrendim ki...
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.

Öğrendim ki...
Karşındakını kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin
nereden geçtiğini bulmak zor.

Öğrendim ki...
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
Gerçek aşkların da!

Öğrendim ki...
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.

Öğrendim ki...
Aile hep insanın yanında olmuyor.
Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik değil.

Öğrendim ki...
Ne kadar yakın olursa olsunlar
En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
Onları affetmek gerekir.

Öğrendim ki...
Bazen baskalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Öğrendim ki...
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

Öğrendim ki...
Şartlar ve olaylar,
Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

Öğrendim ki...
Iki kişi münakaşa ediyorsa,
Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

Öğrendim ki...
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

Öğrendim ki...
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor
 
adım, Cumartesi, 15 Mayıs 2010 10:26
adım
YASAM IÇIN ONÜÇ SATIR

1. Seni sen oldugun için degil, seninle birlikte oldugumda ben oldugum için
seviyorum.

2. Hiç kimse gözyaslarini hak etmez, onlara layik olan kisi ise seni
aglatmaz.

3. Sen istediginde sana âsik olmamasi, sana âsik olmadigi anlamina gelmez.

4. Gerçek arkadas, elini tutan, kalbine dokunandir.

5. Birisine yabancilasmanin en kötü biçimi yaninda oturuyor olup ona hiçbir
zaman ulasamayacagini bilmektir.

6. Hiçbir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün oldugunda bile! Gülümsemene
kimin, ne zaman asik olacagini bilemezsin...

7. Tüm dünya için sadece bir kisi olabilirsin, fakat bazilari için sen bir
dünyasini.

8. Zamani onu seninle birlikte geçirmeye hazir olmayan biriyle geçirme.

9. Belki de Tanri uygun kisiyi tanimandan önce yanlis kisilerle tanismani,
onu tanidigida minnettar olman için istedi.

10. "Bitti" diye üzülme, "yasandi" diye sevin.

11. Her zaman seni üzecek birileri olacaktir, yapman gereken insanlara
güvenmeye devam etmek, kime iki defa güvenecegine daha fazla dikkat
etmektir.

12. Birini daha iyi tanimadan ve bu kisinin senin kim oldugunu bilmesinden
önce kendini daha iyi bir kisiye dönüstür ve kim oldugunu bilerek kendine
güven.

13. Kendini çok zorlama, en güzel seyler onlari en az beklediginde olur.

"Yasanan her seyin bir sebebi vardir"

Gabriel Garcia Marquez
 
Angelica, Salı, 04 Mayıs 2010 15:52
Angelica
ve bunlar, azar azar beni senin parçan haline getirdiler...

Paulo Coelho