ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Saturday, Sep 21st

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Sosyal Ağ Gruplar Zeitgeist
Zeitgeist

Grup Seçenekleri


Zeitgeist
Grup Bilgileri
Kategori:
İsim:
Zeitgeist
Oluşturuldu:
Salı, 27 Nisan 2010
Oluşturan:

Açıklama

Zamanın Ruhu -
Dünya'yı sarsan belgeseller..
Zeitgeist benzeri belgesel ve kısa videoların paylaşıldığı grup.

Duyurular

Henüz bildiri eklenmedi

Tartışmalar

Henüz hiç tartışma eklenmedi.

Fotoğraf Albümü

Henüz albüm oluşturulmadı.

Duvar

quietus*, Cuma, 25 Haziran 2010 14:37
quietus*

zeitgeist'ın yönetmeni peter joseph ile röportaj

Sunucu: Çağın ruhu veya ruh hali anlamına gelen Zeitgeist, asrımızın filmi. Bir kişinin yaratıcı bir eseri olarak üretilen bu film, internete konduktan sonra google videonun sayaçlarının limitlerini zorladı ve çok kısa süre içerisinde küresel bir fenomen haline geldi. Film din, 11 Eylül ve finans sisteminin arkasındaki gerçeklere dair. 2008 yılının ekim ayında serinin ikinci filmi Zeitgeist Addendum yayınlandı. Bu film de banka sistemi ve onun insanlık üzerindeki olumsuz etkileri, alternatif bir bakış açısından bilim ve gelecek üstüne. Zeitgeist ve Zeitgeist Addendum'un rejisörü Peter Joseph bu filmleri yapma nedenlerini ve onu harekete geçiren ilham kaynaklarını bizimle paylaştı.
Peter Joseph: küçükken hep dine ilgi duydum. Çok katı bir dine ortamda yetiştirilmedim, ama etrafımızda böyle insanlar vardı. Ben çok dini bir ortamın içinde değildim, ama ailemin ailesi hayli katolikti...

Sunucu: Şahsen ben de katolik bir ortamda yetiştirildim…
PJ: Evet işte kendimi garip bir durumun içinde buldum. Bir yanda bilimsel derslere katılıyor, öte yanda kilise ortamının içine giriyordum. Çok küçük olmama rağmen benim için tuhaf bir deneyimdi, bunlar birbirine uymuyordu ve bu bana anlamsız geliyordu. Bütün dinlerin değersiz olduğunu söylemiyorum, tam tersine hepsi değerli, tarihsel açıdan. Filmi gören insanlar yanlış bir izlenim edindiler. Bense din hakkında başka bir şey söylemek istiyordum, ilk filmde, dinin resmi kurumsallaşmasından dolayı kimsenin bahsetmediği tarihten bahsettim…

Sunucu: itiraf etmeliyim ki ilk izlediğimde ben de mesihin dini eli birçok diğer dineni benzer şeylerden bahsettiğini görünce tam anlamıyla afalladım. Afalladım çünkü bu konuda hiçbir bilgim yoktu.
PJ: Dirilen tanrı-insan binlerce yıldır devam eden bir fenomendi. O pagan mitolojide sembolik bir yeniden doğumdu. Asırlarca eski bir şey bu. Bu durumu anlattığımız terim astro-teoloji. Takımyıldızları ve güneş “tarihsel dine” dönüştürüldü. Oysa baktığınızda bu tarihsel olayların bir mecaza dayandığını görüyorsunuz. Belki de Mesih rolünü üstelen bir tarihsel karakter oldu, ama İncil zamanına gelindiğinde tarihten yaşaması olası bu karakter artık tümüyle efsaneleşmişti

Sunucu: Sanırım kabul edersiniz ki siz bunları ekrana koyduğunuzda, dünyada yaşayan milyonlarca Hıristiyan
PJ: Benim inanışım şudur. O gerçekten de var olmadıysa bile bu bir mesele oluşturmaz. Önemli olan mesajdır

Sunucu: Evet mesaj
PJ: Din maddecilikle ilişkili olmamalıdır. Ama bir şeye sımsıkı sarılıyorlar ve onu bırakamıyorlar. Bana göre bu materyalizmdir. Mesele bu karakterin gerçekten yaşayıp yaşamadığı değildir. Ama her şey batıl inançlara bağlıysa, evet, o zaman bu önemli olur. Bence felsefe çok daha önemlidir. ... Bütün bunlar günahlarınız için ölen insan düşüncesine gelip dayanıyor… bunların yanlış kurulduğu düşüncesindeyim. Bunun inançla alakası yok. Bu bir kontrol mekanizmasının bir parçası olmuştur, yani sen doğduğun anda suçlusun, binlerce yıl önce o senin günahların için öldü vs. Bu insanlık halini anlatan bir hikayeyle birleşmiş durumda

Sunucu: Yani çok farklı iki şey birbirine karışmış
PJ: Karışmış. Bunun hakkında biraz daha konuşmak gerekirse… Mesih karakteri epey bir sentetiktir. Onun söylediklerine baktığın zaman bir sürü ikilik görürsün. Bir yerde ben barış getirmedim, kılıç getirdim, komşu komşuya karşı diyor. Öte yanda komşunu sev, düşmanlarını sev diyor

Sunucu: biraz karışık bir mesaj değil mi
PJ: Evet. Çünkü sonradan bir araya getirilmiş bir metin. Bu ikiliği metnin her yerinde görebilirsiniz… Bana göre en üzücü şey, dinlerin burnu büyüklüğüdür, dinler birbirleriyle iç içe olduklarını göremiyorlar. Eğer birbirlerine bağlı olduklarını görseler, bu kadar tartışma olmaz. Kitabın lafzi olarak yorumlanması yüzünden Hıristiyanlık 34 bin farklı alt gruba bölünmüştür. Bunların hepsinin birbiriyle ayrılığı var. Benim temel savunum, dinin insanlık için aldatıcı olduğuydu. İlerlemeci değiller. Dinin içinde bir doğruluk var, ama artık bu dogmaların, inançların ötesine geçme vakti gelmiştir. Din sadece insanları ayırıyor ve bundan iyi bir şey çıkmaz

Sanırım zaman içinde insanlar bu iç kavganın, bu kavga biraz da dillerimizin sınırlamalarından kaynaklanıyor. Size bir şey anlatabilmek için eşyayı kelimelerle ayırmam gerekiyor. Bu masadır, bu bardaktır falan gibi. Böylece iletişim algımızı belirliyor. Henüz ulaşmamış olduğumuz ruhani bir bakış açısından bu bardak bardak olmaya devam etse de, masadan çok farklı bir şeyden yapılmış olduğu gerçeği kuşkuludur. Biz beş duyu gerçekliğimiz yüzünden ayrı görünüyorlar. Olaya kuantum mekaniği veya yüksek düzey bilim açısından baktığımız zaman bunlar (masa ve bardak) daha ziyade bir molekül denizi gibidir. Zaman içinde olan farklı olaylar vardır. Uzay zaman öyle devasadır ki onu bilmemizi bile engelliyor. Elim şu masanın üstüne koysam, çıkan kimyasallar yoluyla bunlar birbirine karışacaktır, anlıyoruz ki ayrılık diye bir şey yok, bu bir yanılsamadı

Sunucu: Siz böyle hissediyor musunuz bilmiyorum, ama bazen hepimizin belli bir frekansa ayarlandığımızı, söylediğimiz her şeyin bu frekansın bir parçası olduğunu hissediyoru
. PJ: Evet, böyle söyleyebilirsiniz. Kitle iletişim araçları bunu her gün yapıyorlar. Mesela terörizm yanılsamasını yarattılar. Oysa istatistik olarak terörizm bahsedilmeye değer bir şey bile değil. Ölüm oranlarına baktığınız zaman terörizm nedeniyle ölenlerin oranı neredeyse sıfır. Ama televizyonu açtığınız zaman bunun sürekli gündemde olan bir konu olduğunu görüyorsunuz. Böylece dili değiştiriyorlar ve diyelim ki Irak'taki savaş artık ülkeler arası bir savaş olmuyor, terörizme karşı savaş oluyor. Sonra sürekli üzerine bir şeyler inşa edilen şu saçmalık var. Komünizm. Tüm ihtiyaç duyulan şey bir düşman. Fakat medya bize ne düşünmemiz gerektiğini söylüyor ve biz onun söylediklerini sindiriyor, kendimizi onunla özdeşleştiriyor ve dış dünyaya yansıtıyoru

… Yeni filmden bahsedecek olursak, konuşmak istediğim şeylerden biri de piyasa sistemi. Ona Monetarizm diyebiliriz. Bütün sosyal sistemlerde, komünizm, sosyalizm, faşizm, kapitalizm, hepsinde, tabiatları gereği bir rekabetçi yapı var. Hepsi darlık ekonomisi üzerine kurulu. Burada doğal olarak oluşan bir alma mekanizması var

… Örneğin San Francisco'da yaşayan, işsiz, uyuşturucu kullanan, bağımlı olduğu için, stresli bir ortamda yaşadığı için uyuşturucu kullanan, zor bir ortamda yaşayan bir insanın hayatta kalmak için yapması gerekeni yapmasıyla, bu tür bir suçlu davranışla, kaynakları yüzünden başka bir ülkeyi işgal eden ve kişisel kazancın zorunlu kıldığı her şeyi yapan büyük bir şirketin davranışı arasında bir fark yoktur. İkisi de aynı mekanizmadır. Bugüne kadar fark edilmeyen şu ki buna neden olan şey içinde yaşadığımız ortam. Hepimiz hayatta kalmaya çalışıyoruz, ama hayatta kalmak için neler yapabileceğimiz, bize öğretilenlere dayanıyor. Bilinçsel uyanış esas anahtarın almak değil vermek olduğunu fark etmekte yatıyor. Yeni filmimde savunusunu yaptığım yeni toplumda, insanların bilincindeki değişme, kendi bütünselliklerinin etraflarındaki her şeyin bütünselliğine bağlı olduğunu anlamalarında yatıyor. Mesela sokakta yürürken evsiz bir insan gördüğümde, evsiz insanın suça itildiğini, hayatta kalmak zorunda olduğunu biliyorum. Bir insanı bir hayvan gibi köşeye sıkıştırırsanız, o hayatta kalmak için ne yapması gerekiyorsa onu yapacaktı
. ~~~