ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Saturday, Dec 14th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Tarih Genel "Soğuk Savaş"ın Çözülmesi Dönemi (1955-1969)


"Soğuk Savaş"ın Çözülmesi Dönemi (1955-1969)

e-Posta Yazdır

Reklamlar

"Soğuk Savaş"ın Çözülmesi Dönemi (1955-1969)

 

1. Küresel Gelişmeler

1.1. Genel Olarak (Doğu-Batı Bloklarındaki Çözülmeler)

Elbette Soğuk Savaş'ın çözülmesi kolay olmayacaktır. Zaman zaman bunalımlar da yaşanacaktır. Ancak bunalımların ardından diyalog daha da gelişecek ve somut sonuçlar elde edilebilecektir. Örn.: 27 Kasım 1958'de Sovyetler Birliği Batı'lı ülkelerin BatıBerlin'den çekilmelerini isteyince İkinci Berlin Bunalımıçıkmış, ancak konu daha ileri boyutlara varmak yerine yeniden diyalog yolunu açmıştır. Bu çerçevede, yeni Sovyet lideri Kruşçef de 15-27 Eylül 1959'da ABD'ni ziyaret etmiştir.
Bu tür gelişmeler (1960'daki bu iki olayı, 1961'de Berlin Duvarı'nın yapımı, 1962'deki Küba Bunalımı, 1968'de Çekoslovakya'nın işgali vb.) daha sonraki yıllarda da görülmüş, fakat her biri bir Zirve'nin ya da antlaşmanın zeminini de oluşturmuştur.
Elbette bu gelişmeler yaşanırken ABD ve Sovyetler Birliği kendi blokları içindeki dayanışmanın tümüyle yok almamasıiçin de çaba göstermeyi ihmal etmediler. 1967 yılında NATO tarafından kabul edilen Harmel Planı ve 1968 yılında Sovyet lideri Brejnev tarafından ortaya atılan Brejnev Doktrini bu amaca yönelikti.

Soğuk Savaşın çözülmesine yol açan olaylar nelerdir?

Soğuk Savaş'ın çözülmesi yolundaki ilk gelişmeler Doğu Bloku'nda görüldü. Daha Mayıs 1953'te Stalin'in ölümü, gerek Sovyetler Birliği içindeki, gerek genel olarak Doğu Bloku'ndaki katılığı sarsıcı bir gelişmeydi. Gerçekten de, bir yandan SSCB içindeki iktidar mücadelesi, öte yandan da Doğu Bloku'nda Doğu Almanya ve Polonya'da görüldüğü gibi ortaya çıkan olaylar bir değişimin yaşandığını göstermekteydi.
Ayrıca, Moskova ile Pekin arasında doğmaya başlayan ideolojik görüş ayrılığı da Doğu Bloku'ndaki çözülmede başlıbaşına bir gelişme oldu.

Batı Bloku içinde de çözülme yaşandı.

Batı Avrupa ülkeleri 1948 yılında "Batı Avrupa Birliği" adını alan ittifakı kurduklarında, Atlantik Okyanusu'nun öteki yakasını (ABD ve Kanada'yı) dahil etmedikçe güvenlikte olamayacaklarını görmüşlerdi. O nedenle de ertesi yıl bu ülkelerin biraraya gelen Atlantik'in iki tarafındaki Batı'lı ülkeler şimdi Doğu Bloku'nda görülen
çözülmeden etkilendiler. Amerika ile Avrupa arasındaki bağlarda da kaçınılmaz bir çözülme ortaya çıktı.
Bu gelişmenin ilk önemli sonucu İkinci Dünya Savaşı ertesinde yeniden canlanan bir fikrin (Avrupa'nın birleşmesi idealinin) dönüm noktası olarak 1957 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun (Avrupa Birliği'nin) temelini atan Roma Anlaşması'nın imzalanmasıydı.
1958 yılında Fransa'da de Gaulle'in devlet başkanlığına gelmesi Batı Bloku'ndaki çözülme süreci açısından yeni bir dönüm noktası oldu. Fransa'nın ABD'ne kafa tutan tutumu, 1966'da NATO'nun askeri kanadından çekildiğini açıklamasına kadar varacaktır. Fransa, o tarihe kadar Paris'de yerleşmişbulunan teşkilat merkezinin de başka bir ülkeye naklini isteyecek, bunun üzerine NATO Brüksel'e taşınmak zorunda kalacaktır.
Soğuk Savaş'ın çözülmesine paralel olarak Doğu-Batı blokları arasında diyalog da başladı.

Soğuk Savaşın çözülmesi sonucunda yaşanan bunalımlar nelerdir?

 

1.2. "Üçüncü Dünya"nın Ortaya Çıkması

Soğuk Savaş'ın çözülmesiyle ilgili gelişmeleri hem etkileyen hem de etkilenen temel bir olgu da "Üçüncü Dünya"nın ortaya çıkmasıdır.
Sömürgeciliğin tasfiyesi sürecinin 1945'ten sonra hızlanmasının sonucu olarak sayılarıartışhalinde bulunan yeni bağımsız ülkeler 1950'lerin ortalarından itibaren Birleşmiş Milletler'de ağırlık kazanmaya başladılar.
1950'lerin ortalarına gelindiğinde, bir yandan bu ülkelerin sayılarının artmış olması, öte yandan Nasır, Nehru ve Tito'nun yönetimindeki Mısır, Hindistan ve Yugoslavya'nın önderlik konumuna ulaşmasıiki blok dışında tarafsızlığısavunan üçüncü bir blokun (Üçüncü Dünya) doğmasını sağladı. 1955'te Bandung'da yapılan AsyaAfrika ülkeleri konferansı bu yöndeki ilk büyük adım oldu.
1960'tan sonra bu süreç daha da hızlanacaktır. 1963'te Afrika Birliği Teşkilatı'nın kurulması yeni bir gelişme olacaktır.

2. Bölgesel Gelişmeler

2.1. Uzak Doğu Gelişmeleri

2.3. Güney Asya Gelişmeleri

Güney Asya'da da çatışma yaşandı. 1965 yılında Hindistan ile Pakistan arasında savaş çıktı.
Pakistan genel olarak ABD'ne, Hindistan da daha çok SSCB'ne yakın olduğundan, bu savaşbir bakıma ABD ile SSCB'ni de karşıkarşıya getirebilirdi. Ancak, kesin çizgileriyle böyle bir durum olmadı. Çünkü Çin'in de Pakistan'ın yanında yer alması ve Hindistan üzerinde baskı uygulaması ABD'ni belirli bir ölçüde Hindistan'a da ya kınlık göstermeye itti. SSCB de çeşitli nedenlerle tarafsız bir tutum izlemek zorunda kaldı.

Vietnam Savaşı niçin ortaya çıkmıştır?

Soğuk Savaşdöneminde Avrupa'da görülmeyen sıcak çatışmanın öteki başlıca bölgelerde görülebilmesine benzer bir durum şimdi de yaşanmaktaydı. Şöyle ki, yine öncelikli olarak Avrupa'da Soğuk Savaşçözülürken, dünyanın diğer başlıca alanlarında yine çatışmalar görülmekteydi.
Uzak Doğu'da bu durum Vietnam'da ortaya çıktı.
ABD, küresel planda frenlediği Sovyetler Birliği'nin dünyanın başka bölgelerindeki etkisine son vermenin şimdi daha kolaylaştığını düşünmekteydi. Oysa, SSCB bu bölgelerde etkisini sürdürmekten vazgeçmediği gibi, Soğuk Savaş'ın çözülmesinden yararlanarak buralardaki durumunu daha da güçlendirmek niyetindeydi.
Üstelik, SSCB'ni Batı'yla yakınlaşmaktan dolayı suçlamakta olan Çin, Uzak Doğu'daki komünist rejimlerin savunuculuğunu üstlenmeye çalışıyordu. Çin-Sovyet çekişmesi nedeniyle Moskova, meydanıPekin'e bırakmak istemediği için Uzak Doğu'da ABD'ne karşı tavrını sert tutmak durumundaydı.
Böyle bir tablo içinde ABD, Güney Vietnam hükümetine verdiği destek nedeniyle burada özellikle 1965'ten sonra gittikçe yoğunlaşan bir savaşla karşıkarşıya kaldı.

2.2. Orta Doğu Gelişmeleri

Soğuk Savaşın çözülmesi Ortadoğu'yu nasıl etkilemiştir?

Uzak Doğu'ya benzer biçimde, Orta Doğu'da da Avrupa'dakinin tersine gittikçe yoğunlaşan bir gerginlik dönemine girildi. Küresel planda diyalog içinde bulunan ABD ve SSCB Orta Doğu'da sıkça karşı karşıya geldiler.
Mısır lideri Nasır Süveyş Kanalı'nı millileştirme kararını alınca çıkan bunalımın ardından 1956 yılında İngiltere ve Fransa ile İsrail'in bu ülkeye saldırması üzerine SSCB'nin Orta Doğu'ya girişi daha da hızlandı.
ABD ise ertesi yıl "Eisenhower Doktrini" ile Orta Doğu'daki varlığına daha kapsamlıbir nitelik kazandırmıştır. Aynıyıl Türkiye ile Suriye arasında ortaya çıkan bunalımın ardında aslında bir tarafta ABD, diğer tarafta ise SSCB yer alıyordu.
1967 yılında çıkan Arap-İsrail Savaşı yeni bir bunalımı oluşturdu. Ancak, bu savaş İsrail'in üstünlüğüyle sona erip yeni bazı Arap topraklarını ele geçirmesiyle sonuçlanınca ilgi çekici bir durum ortaya çıktı. Böyle bir durumda Batıaleyhtarlığının şiddetlenmesi, bunun sonucu olarak da Orta Doğu'daki Sovyet varlığının daha da güçlenmesi gerekirdi. Oysa, kendisiyle yıllar içinde geliştirdikleri yakınlığa güvenerek SSCB'nin yardıma koşacağını uman -fakat Soğuk Savaş'ın çözüldüğünü göremeyen- Arap ülkeleri böyle bir destek bulamayınca hayal kırıklığına uğradılar. Başta Nasır'ın liderliğindeki Mısır olmak üzere birçok Arap ülkesi ABD'yle ilişkilerini düzeltmek gerektiğini gördüler.

 


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy