ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Monday, Jul 13th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Tarih Genel İkinci Demokratlaşma Dalgası


İkinci Demokratlaşma Dalgası

e-Posta Yazdır

Reklamlar

"İkinci" Demokratlaşma Dalgası

1939 öncesinin dünyası, demokrasilerin savunma konumunda olduğu, Avrupa dahil olmak üzere, ulusların her türden diktatörlüklerin baskıcı yönetimleri altında yaşadıkları ülkelerin çoğunlukta olduğu bir dünya idi. Ondokuzuncu yüzyıl boyunca çürümüşolan demokratikleşme olgusu ve 1. Dünya Savaşısonunda, Sovyetler Birliği ve sömürgeler dışında, yaygınlaştığı gözlemlenen demokratik yönetimler, 1920'lerden başlayarak yerlerini totaliter/otoriter yönetimlere bıraktı.
1922'de İtalya, 1933'de Almanya, 1934'de Almanya'ya katılan Avusturya totaliter faşist yönetimler altına girmişlerdi. Portekiz (1926), Yunanistan (1936) ve İspanya'da (1939) diktatörlük rejimleri kurulmuş, Japonya, Brezilya, Arjantin, Uruguay 1930'larda askeri diktatörlüklere teslim olmuşlardı. Finlandiya, Polonya, Baltık
Cumhuriyetleri ve öteki Doğu Avrupa ülkelerinde de 1939 yılıgeldiğinde sivil ya da askeri baskı rejimleri hüküm sürmekteydi. Bir değerlendirmeye göre 1. Dünya Savaşısonunda sayısı33'e yükselen demokratik yönetimlerin sayısı, 1942 yılında 12'ye kadar düşmüştü.
Müttefiklerin 2. Dünya Savaşında zafere ulaşmaları, bir yandan sosyalist bir dalgaya yol açarken, öte yandan da, yeni bir demokratikleşme dalgası yaratmıştır. 19. yüzyıl boyunca gözlemlenen demokratikleşme göz önünde tutularak "ikinci demokratlaşma dalgası" olarak da nitelenen bu süreçte, faşizmin pençesinden kurtulmuşolan Almanya, İtalya, Avusturya ve Japonya'da demokratik rejimler kurulmuş ve yerleşmiştir. Bu dalga içinde Güney Amerika ülkelerinin bir kısmı ile Türkiye ve Yunanistan da demokrasiye yönelmişlerdir.
Türkiye'nin çok partili hayata geçmesini "Tarık Zafer Tunaya'nın Türkiye'de Siyasi Partiler" adlı kitabından okuyunuz.
Öte yandan, 2. Dünya Savaşından sonra, 1960'lara kadar uzanan bir süreç içinde Asya ve Afrika'daki Batısömürge yönetimlerinin, bazen silahlımücadele, bazen de uzlaşmalar sonucu son bulması, çok sayıda yeni devleti de dünya sahnesine çıkartmıştır. "Az gelişmiş" ya da daha az yaralayıcıbir ifadeyle "gelişmekte olan" ülkeler olarak ülkelerin önemli bir kısmında başlangıçta, Batı demokrasisini örnek alan yönetim biçimlerine yönelinmiştir. Ne var ki, Batıdemokrasilerine özgü yapıların hiç bir zaman tam anlamıyla oluşturulamadığı bu ülkelerin demokrasilerinde görülen istikrarsızlıklar ve ortaya çıkan kaos, "sağ" ya da "sol" etiketli otoriter yönetimlerin birbirini izlemesine yol açmıştır.


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy