ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Monday, Jul 13th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Tarih Genel Az Gelişmiş Ülkeler ve Sosyalizm


Az Gelişmiş Ülkeler ve Sosyalizm

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Az Gelişmiş Ülkeler ve Sosyalizm

Sovyetler Birliğinin, katı baskı yöntemleri ve büyük kayıplarla da olsa, 1920’li yıllardan başlayarak göstermiş olduğu büyük ekonomik ve toplumsal gelişme, daha 2. Dünya Savaşı öncesinde dünyada Sovyet tipi bir sosyalizmi, özellikle geri kalmış ülkelerde, cazip bir model haline getirmiştir. Sovyetler Birliğinin faşizmin saldırganlığına karşı yürütülen 2. Dünya Savaşından galip çıkan ittifakın içinde en önemli rolü üstlenmiş olmasının ve faşizme karşı doğmuş olan büyük nefretin sosyalist düşüncenin -ve Sovyet modelinin- olumlu bir izlenim kazanmasında büyük rol olmuştu.

Azgelişmiş ülkelerde sosyalizmin benimsenmesinin nedenleri nelerdir?

Savaş sonrası Asya ve Afrika sömürgelerinde başlayan ulusal bağımsızlık hareketlerinin sosyalist ülkelerce desteklenmesi de, emperyalist Batı ülkelerine karşıtlığı besleyen ve sosyalizme duyulan sempatiyi arttıran temel nedenlerden biridir. Bağımsızlık mücadelelerinde başıçeken aydınlar, anlamlıbir ulusal bağımsızlığın ancak devletçi bir ekonomiyle gerçekleşebileceğini, hızlıbir kalkınmanın kaynakların sanayi yatırımlarına aktarılmasıyla sağlanabileceği görüşünü temel aldılar. Bu da merkezi planlamacı Sovyet modelinin hızlı kalkınmanın ideal biçimi sayılmasına yol açtı. Böylece genellikle tek parti rejimleri ya da askeri diktatörlükler altında uygulanan iddialı ekonomik kallkınma ve toplumsal gelişme programları, “Afrika Sosyalizmi”, “Arap Sosyalizmi”, “İslam Sosyalizmi” gibi kavramlaştırmalar çerçevesinde, Sosyalist bloğun desteğiyle, ama marksist sosyalist anlayıştan farklı olarak, geri kalmış ülkelerin köylü toplumlarında uygulama alanı buldu. Cezayir, Tunus, Libya, Gana, Gine, Mısır, Suriye, İrak, Birmanya, Tanzanya bu tür rejimlerin, artık büyük ölçüde geçmişte kalmış, örnekleri arasında sayılabilir.

Bazı sosyalist uygulamaların baskıcı bir niteliğe bürünmesinin sonuçları ne olmuştur?

Sosyalist düşünce ve uygulamalara yönelen inanç, 1956 Macaristan ve 1968 Çekoslovakya müdahaleleriyle sarsılmasına karşın, Küba devrimi, Vietnam halkının süper güç ABD’ye karşıyürüttüğü mücadele, 1968 öğrenci hareketleri ve Yugoslav özyönetim modelinin arayışları çerçevesinde, yalnız işçi sınıfıyla sınırlı olmayan bir

biçimde, 1980’li yıllara kadar sürdü. Ne var ki Sovyetler Birliğindeki bürokratikbaskıcı uygulamalar, Polonya’da ortaya çıkan işçi hareketine (Dayanışma Sendikası) yönelen baskılar ve SSCB’nin 1979’da Afganistan’a askeri müdahalede bulunması gibi olgular ve refah devletinin gelişmesi Batı ülkelerinde bu sempatinin aşınmasına yol açtı. Buna karşılık Sovyetler Birliği’nin bir süper güç olarak sahip olduğu nüfus ve olanaklar, Asya ve Afrika’daki bazısıradan diktatörlük yönetimleri kendilerini, uluslararası güçler dengesinden yararlanmak amacıyla, sosyalist, dahası Marksist-Leninist (Kongo, Etiyopyd) olarak nitelemeye devam ettiler. Sovyetler

Birliğinin yıkılmasından sonra hızla bu sıfatlarından sıyrılan bu ülkelerin bazıları günümüzde istikrarsızlıklar ve iç savaşlarla sarsılıyorlar.

Özet

Karl Marx ve Engels, 19. yüzyılın ortalarından itibaren sosyalizmi, ütopyacıolmak-

tan kurtararak dünyanın değiştirilmesini öngören bir ideoloji haline dönüştürmüş-

lerdir. Bu tarihten itibaren kapitalizmin ağır koşullarıaltında ezilen işçi sınıfı, iktida-

rı ele geçirmek için siyasal mücadeleye girişmiştir. Ancak, sosyalizm süreç içinde

düşünsel ve eylemsel olarak farklıbiçimlere bürünmüştür. Buna rağmen, Rusya'da,

Lenin'in önderliğinde Marksizmi esas alan bir Bolşevik Devrimi gerçekleştirilmiş-

tir.

II. Dünya Savaşı'ndan sonra Sovyet ordularının yardımıyla Doğu Avrupa ülkeleri-

nin birçoğu sosyalizme yönelmişlerdir. Ancak, Doğu Avrupa'da benimsenen sosya-

lizm, düşünce ve uygulama açısından Sovyet sisteminden farklılıklar göstermiştir.

Bununla birlikte, dünyanın değişik bölgelerinde kurulan sosyalist rejimler de, dü-

şünce ve uygulama olarak birbirinden farklıbiçimde gelişmiştir. Hatta, bu sosyalist

rejimler birbiriyle ideolojik çatışmaların içine girmişlerdir.

Dünya'da kapitalizme karşısosyalist bir dünya sistemi oluşturulmaya çalışılmıştır.

Ancak, başarılı olunamamıştır. Başta Sovyetler Birliği olmak üzere bir çok sosyalist

ülke ekonomi, siyaset ve kültür alanlarında liberalleşmeye gitmiştir. Buna rağmen

Sovyetler Birliği'nde ve Doğu Avrupa ülkelerinde sosyalist rejimler yıkılmıştır. Var-

lıklarınıdevam ettiren sosyalist devletler ise, dünyanın ekonomik düzeninin gerek-

lerine uymaya çalışmaktadırlar


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy