ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Monday, Sep 23rd

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Tarih Genel Tek Kutuplu Dünya


Tek Kutuplu Dünya

e-Posta Yazdır

Reklamlar

"Tek Kutuplu dünya"nın ortaya çıkmasına yol açan olaylar nelerdir?

1980'lerin ortalarından itibaren yeniden güçlenen Yumuşama Dönemi 1989'da şaşırtıcı bir aşamaya ulaştı: O tarihten yalnızca 10 yıl kadar önce Batı'da birçok kişi Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku'nun Dünya'ya gitgide egemen olduğunu düşünürken, 1989'da uluslararası yapı hızla ters yönde değişmeye başladı. SSCB ve Doğu Bloku'nda görülen hızlı çözülme birkaç yıl içinde SSCB'nin dağılmasına, Doğu Bloku'nun yıkılmasına yol açacaktır.

Böylece, uluslararası alanda ABD'nin "tek-kutuplu" egemenliği ortaya çıkmış olmaktaydı. "Yeni Dünya Düzeni", "Globalleşme" gibi kavramların aslında ABD'nin egemenliği anlamına geldiğini savunanları haklı gösterebilecek bir döneme mi girilmekteydi? ABD, 1975 Helsinki Nihai Sened'nin insan hakları boyutunu kullanmak suretiyle son çeyrek yüzyıl içinde, böyle bir sonucu ustalıkla elde mi etmişti?

Hatta, 1945'ten beri mi adım adım bu amacına ulaşmıştı?

Öte yandan, Sovyet-Amerikan nükleer dengesine (dehşet dengesi'ne) dayalı iki-kutupluluk yıllarından sonra şimdi Dünya "dengesizliğin dehşeti" içine mi girmekteydi.

Tarihin daha önceki dönemlerinde de bir güçlü ülkenin Avrupa (veya Dünya) egemenliği iddiasıyla ortaya çıktığıgörülmüştü. Örn. XIX. yüzyılda N.Bonaparte Fransa'sı, XX. yüzyılda A.Hitler Almanya'sı. Diğer ülkeler bu egemenlik girişimlerine karşı bir süre sonra denge oluşturmuşlardı. Egemen olmak iddiasında bulunanlar ise bu durum karşısında yıkıma uğramışlar, hatta dağılma tehlikesiyle karşıkarşıya kalmışlardı.

Amerika Birleşik Devletleri'nin "tek-kutuplu" egemenliği iç politikasını nasıl etkilemiştir?

ABD'nin "egemenliği" ise, bu yönde bir "iddia"nın sonucu olmaktan çok kendi kendisini içinde bulunduğu bir fiili durum özelliği göstermek suretiyle önceki örneklerden önemli ölçüde ayrılmaktadır. Öte yandan, ABD'nde "kendi iç sorunlarına dönme" yönündeki "yalnızcılık" (infiratçılık) eğilimleri de 1990'larda yeniden canlanacaktır. 1992 Başkanlık seçimlerini Demokrat Parti'nin adayı Clinton'un kazanmasında bu etkenin rolü olacaktır. Yani, ABD'nin "kendi kendinin freni olması" da başka ülkelerin "denge" ihtiyacınıazaltan bir olgudur. Ancak, yine de ABD'nin "en güçlü devlet" konumunda bulunması, diğer ülkeleri "denge arayışları"ndan alıkoyamayacak bir olgudur


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy